<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu Resmi Web Sitesi - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/</link>
		<description><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu Resmi Web Sitesi - https://www.beytullahimzaoglu.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 04:32:18 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Kendini Tanıyan Rabbini Tanır - Beytullah İmzaoğlu - Ukde Dergisi Mülakat]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-kendini-taniyan-rabbini-tanir-beytullah-imzaoglu-ukde-dergisi-mulakat.html</link>
			<pubDate>Fri, 16 May 2025 15:03:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-kendini-taniyan-rabbini-tanir-beytullah-imzaoglu-ukde-dergisi-mulakat.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">BEYTULLAH İMZAOĞLU İLE MÜLAKAT</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ukde Dergis</span>i, Yıl 1, Sayı 2, İlkbahar 2024<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=319" target="_blank" title="">20240829_104533.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.18 MB / İndirme Sayısı: 124)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 1. Sual- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hocam kısaca kendinizden ve tahsil-terbiye vetirenizden bahseder misiniz?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Eskiler kendilerinden bahsetmeyi ayıp addederlerdi. Biz onların yanında hiç de mühim insanlar değiliz lakin yine de bu mülakatı okuyacak okuyucularımızın biraz bilgilenmesi için birkaç teknik bilgiyi paylaşabilirim. İstanbul doğumluyum ve artık 30 yaşımı devirdim. Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü mezunuyum ve aynı üniversitede Yakınçağ Tarihi sahasında tezli yüksek lisans yaptım. Halihazırda yakın-tarih merkezli çalışmalar yapan bir araştırma vakfı için çalışıyor ve doktora hazırlıklarına devam ediyorum.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 2. Sual- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peki hocam talebelik yıllarınızda hem fikri hem de ilmi dönüm noktanız ne oldu?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Her insanın hayatı kendine mahsus ve ayrı bir âlemdir. Kendini tanıyan Rabbini tanır. Allah, her insana kendini bulması namına hayatının belli döneminde işaretler bırakır. Allah’ın bu ülke insanına ihsan ettiği en büyük nimetlerden birisi hiç şüphesiz Müslüman ve Osmanlı bakiyyesi bir milletin veya ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmektir. Hayatımda birçok dönüm noktası veya köşe taşları vardır. Mesela henüz ilkmektep ikinci sınıfta babam bana bir tarih atlası almıştı, bu, benim tarihe olan merakımın temellerini atmıştır. Yine henüz ilkmektep dört ve beşinci sınıflarda hemen hemen bütün Türk-İslam destanlarını okuma fırsatı bulmam da din, tarih ve coğrafya şuuru kazanmama vesile olmuştur. Lakin açıkçası asıl olarak benim için liseli yıllarım buna vesile oldu. Çünkü liseyi bir kolejde okudum ve kolej ortamında hem insanları hem kendimi hem de hayatı tanıma ve sorgulama imkânı buldum. Karşılaştığım hayat tarzları, bana miras olarak geçen inanç ve fikir dünyasını derinleştirme ve tahkikli hale getirme azmi verdi. Bu arayış içindeyken merhum üstad Kadir Mısıroğlu’nu da tanıdım bu da benim hayatımın en mühim anlarından birisidir. Kader onu karşıma çıkardı ve bizzat giderek onunla daha 17 yaşımda tanışma şerefine nâil oldum. Bu gerçekten hayatımda çok kıymetli bir andı. O günden sonra okuma, araştırma, inceleme, tedkik ve tahkik gayretim arttı ve adeta bir hayat tarzı haline geldi. Zaten ilmi, bir hayat tarzı haline getirirsek ancak gerçekten samimi ve faydalı işler yapabiliriz.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 3. Sual-<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Hocam talebeler öğrenme ve kendini inkişaf ettirme hususunda nasıl bir yol izlemeli? Neyi hedef ve gaye olarak görmeli?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Kâinat bir düzen üzere işler. Bizler de düzenli bir surette çalışırsak bu düzenin içinde bir yer bulma imkânı bulabiliriz. Talebeler, öğrenme ve kendini inkişaf ettirme hususunda en mühim adım olarak şahsi bir kütüphane kurmaya çalışmalıdırlar. Kütüphanesiz münevver olmaz. Bir ilim yolcusunun en mühim kalesi ve karargâhı evindeki kütüphanesidir. Mesela naçizane talebelik yıllarımda yol ve yemek param dışındaki bütün gelirimi kitaba yatırdım ve damlaya damlaya göl olur darbımeselinde olduğu üzere bizler için seneler içinde araştırma ve kaynak eserlerden müteşekkil binlerce kitaplık bir kütüphane oluştu, bu gayret, tek başına bile bir talebenin büyük bir merhale almasına vesile olabilir. Bu misalden sonra hemen söylemeliyim ki insan-evladı evvela kendini ve yaşadığı devrin şartlarını ve imkanlarını tanımalı ve ona göre hareket etmelidir. Evvela dürüst ve iyi niyetli olmalıyız, kendimize, ailemize, muhitimize ve derece derece bütün insanlığa faydalı olmak azminde olmalıyız. Kısaca mütebessim, temiz ve cömert olmalıyız, iyi bir insan - Müslüman olmalıyız. Hayatı zorlaştırmamalıyız, olmayacak işlerin peşinde ömrümüzü heba etmemeliyiz. Kendimize, ben ne yapıyorum ve ne yapabilirim diye sorarak mümkün olanı kovalamalıyız. Elimizden geleni yapmalı ve gerisini Allah’a bırakmalıyız. Biz tanrı değiliz, yaratamayız ancak Rabbimiz insanların akıl ve kalplerine dokunmayı nasip ederse bizler hayırlı amellere vesile olabiliriz. Allah, her şeyi biliyor ve görüyor, kendimizi onun yerine koyup sahte kahramanlıklara soyunmamalıyız. Yapabileceğimize odaklanıp, yolumuza devam etmeliyiz. Allah’ın tabiata koyduğu kanunlar vardır. Bu kanunlara uyan herkes oluşacak neticeden hissemend olabilir. İyi niyet, ciddiyet, samimiyet, gayret, çalışkanlık… Düzenli ve planlı bir surette bu temel mefhumlara muvafık hareket edersek hem kalbimiz mutmain olur hem de insanlara faydalı olma imkânımız oluşabilir. Hiçbir şey olmasa bile “Ben yapmam gerekeni yaptım” da insan-evladı için gerçekten kendi başına yeterli bir cümledir, gerçekçi olmalıyız. Aslında yol ve gaye belli, yapılması gereken belli. İlk insandan beri belli. Peki biz o yola revan olmayı gerçekten istiyor muyuz, belki de vicdanımıza en başta bunu sormalıyız. Bu noktada pratik birkaç hususa da işaret etmek istiyorum. Muhakkak bir kelime defterimiz olmalı, karşılaştığımız ve manasını bilmediğimiz kelimeleri hemen o deftere yazmalıyız ve o defteri haftada bir tekrarlamalıyız. İyi bir Türkçe olmadan, ilim olmaz. Bunun yanında Osmanlı Türkçesi öğrenmeliyiz ve mümkünse Osmanlıca okur-yazar olmalıyız. Her gün bir kısa metin veya bir arşiv vesikası okuyarak kendimizi en iyi seviyeye kadar geliştirebiliriz. İmkân varken Arapça öğrenmek de ilim kapılarını çok daha fazla açabilir. Bir de en az bir Batı lisanı bilmeliyiz, mesela İngilizce. Onu da kelime öğrenerek ve her gün kısa bir metin okuyarak rahatlıkla halledebiliriz. Kültürümüzün yapıtaşlarından olan musikiye de yönelmeliyiz. Belki de en azından bir ney meşk etmeyi öğrenmeliyiz. Liseli yıllarımda İstanbul’da bulunan bütün padişah ve hanedan mensubu kimselerin ve mühim simaların kabirlerini ziyaret ederdim, kültürel bağları muhafaza gayretiyle muhakkak bu gibi faydalı ameliyeler de yapılmalıdır. Hediyeleşmek de lazım hem de sünnet-i seniyye. Bütün bunlar bizleri kemâle doğru inkişaf için destekler. Ve yazmak da lazım. Belki bir günlük (veya haftalık) tutarak başlanabilir. Yazma kabiliyetimizi geliştirmenin başka bir yolu yok, her meselede olduğu gibi bu meselede de tecrübe ve antrenman bizlere yardım eder.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 4. Sual- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hocam biliyorsunuz talebelerin her daldan, her sahadan kitap okuyup, bir anda sağlam bir donanıma sahip olma merakı var. Bu konu için metod ve usul açısından neler tavsiye edersiniz?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Hepimiz hayatımızın belli dönemlerinde bunları yaşadık. İlmi merakımızı ve geleceğe dair umudumuzu asla kaybetmemeliyiz. Vakıa her şeyi bir anda öğrenemeyiz. Evvela bilmediğimizi kabul etmeliyiz. Sonra her şeyi bilemeyeceğimizi kabul etmeliyiz. Kısaca haddimizi ve yerimizi bilmeliyiz. İlim yolculuğu bir ömür sürer. Öğrenmek, amelle ve paylaşmakla takviye edilirse çok daha kalıcı olur. Bir Müslüman evvela akaid, kelam, hadis, tefsir, fıkıh ve tasavvuf gibi temel ilimleri, usul ve tarihleriyle de beraber ilmihal seviyesinde, ana hatlarıyla öğrenmelidir. Bunun üstüne kendine uygun bir saha belirlemeli ve o sahaya dair mümkün olan bütün okumaları ve incelemeleri yapmalıdır. Bir sonraki mertebede yan sahalara ve saha-dışı okuma ve incelemelere yönelmelidir, böylece meselelere şeş cihetten bakabilen, idraki ve fehmi kuvvetli kimseler olabiliriz. Nasıl ki bilmediğimiz bir iş olduğunda bilen birinden soruyorsak ilim yolculuğu sahasında da bizden evvel bu işe başlayanların rehberliğine başvurmalıyız. Onlar bizim yolumuzu kolaylaştırabilirler lakin mahlukatın, hepsinin ayrı bir kaderi vardır, kısaca yol bizim yolumuz, başkaları bizimle bir yere kadar yürüyebilirler fakat kimse bizim yolumuzda bizim yerimize yürüyemez, yani bir yerden sonra kendi yolumuzda, kendi kendimize devam etmeye mecbur kalırız. Bununla birlikte istişare ve rehberlik almak her daim ehemmiyetini muhafaza edecektir. Farzımuhal, akaid-kelam sahasında İmam-ı Azam’ın Beş Eseri isimli kitabı, giriş kitabı olarak okuyan birisi hem kendi mezhep imamının kitabını okumakla hem de sahanın en temel kitabını okumakla sağlam bir temel atabilir, üstüne İmam Ebü’l-Muin en-Nesefi’nin Tevhidin Esasları kitabını ve bir sonraki mertebede de İmam Matüridi’nin Kitabü’t-Tevhid’ini okuyan bir talebe bu sahada Hanefi-Matüridi akaid-kelam sahasının ne ifade ettiğini büyük nispette ikmal eder. Bunun gibi her ilim şubesinin böyle baş eserleri vardır. İslam’ın siyasi nizamı olan Hilafet’e dair, Hasan Gümüşoğlu’nun İslam’da İmamet ve Hilafet isimli doktora tezini okuyan birisi bu sahaya en doğru adımı atmış ve meselenin nazariyesini halletmiş olur. Halbuki rehber olmasa kim bilir kaç kitaptan sonra bu kitabı bulabilecek veya fark edebilecektir. Rehber bize ciddi bir vakit kazancı da sağlar.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 5. Sual- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hocam buraya kadar almakla alakalı konuştuk peki bu yapacağımız birikimlerle insanlara nasıl faydalı olabiliriz?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Biraz evvel konuştuklarımızı hayatına tatbik eden bir insan istese de istemese de bir yerden sonra derece derece etrafına kendiliğinden faydalı olmaya başlar. Bir çınarın gölgesi gibi istese de istemese de insanlar onun altında gölgelenir yani ondan istifade etmeye başlar. Burada şu temel nüansa işaret etmek isterim. Dünya bir bataklık ve bizler de birer süper kahraman değiliz, insanlar bizi bekliyor değil. Kısaca şunu söyleyebilirim asla tartışmamalıyız ve vaaz vermemeliyiz. Gerçekçi olmalıyız. İlim çok az bir zümrenin imtiyazıdır. İlim ehli de dahil umum insanlara ilmihal ve adap ve ahlak yeterlidir. Bizler samimi, içten, dürüst ve iyi niyetli olursak insanlar zaten bizlerden istifade edeceklerdir. İnsanların yüküne omuz vermeli ve onları kendimizden bir parça gibi görmeliyiz, muhataplarımıza hürmet ve muhabbetle yaklaşmaz ve onları gerçekten sevmezsek onlara faydalı olamayız. İnsanlara daha fazla yük yüklememeliyiz, onlara moral vermeliyiz, onlara umut olmalıyız. İnsanların bugün en çok aradığı şeyler belki de bunlar. Bunun dışında bir yazı yazmak, bir tez yazmak veya vakti geldiğinde bir seyahatname veya hatırat yazmak gibi gelecek nesillere de faydalı olabilecek işler yapabiliriz lakin bereketi yine Allah verir.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 6. Sual- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hocam günümüzde yakın tarih okumaya büyük bir rağbet var, rağbetin çokluğu bilgi kirliliğini de beraberinde getiriyor. Bu bilgi kirliliğinden sıyrılıp, doğru bilgi ve kaynaklara nasıl ulaşabiliriz?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Türkiye, Osmanlı sonrası büyük bir kültür-medeniyet buhranı yaşadı ve insanlarımız bu buhrandan ciddi manada mustarip ve müteessir oldular. Osmanlı sonrası yeni iktidar, kendini meşru göstermek ve yerleştirmek için maziyi karaladı ve sahte bir tarih inşa etti. Bu da nesilleri birbirinden kopardı ve bilgi kirliliğinin oluşmasındaki en temel âmillerden birisi oldu. Yeni nesiller umumen yeni iktidarın görüşlerine göre yetişirken, eski nesiller de umumen geleneğe bağlı kaldılar. Böylece resmi tarih – gerçek tarih ikilemi oluştu. Gerçek şu ki tarih, bir milletin hafızasıdır. O hafıza nasıl inşa edilirse bir millet de o istikamette teşekkül eder, yani tarih bu manasıyla emperyalizmin veya sömürünün anahtarıdır. Mamafih tarih, -birçokları tarafından- hakikat için değil ideolojilere veya politikaya bir malzeme olarak kullanılıyor. Bilgi kirliliğinin bir diğer temel sebebi de budur. Peki bu vakıa - gerçeklik ekseninde ne yapabiliriz? Aklıselim sahibi her insan tarih inşalarındaki tezatları görebilir, mesela, Millî Mücadele senelerinde Maraş’ta düşman tarafından çarşaf ve peçelere yapılan saldırılar nedeniyle halkın Fransızları kovmasını anlatan ders kitapları, sonraki sayfalarda kılık-kıyafet inkılabını övgülerle anlatır. Buradaki tezadı görebilmek temiz zihinler için oldukça kolaydır. Lakin modern eğitim-öğretim de başlı başına bir sömürü düzeni olduğu için insanlar düşünemez hale getirilmektedir. Gerçekten gelenekten; aileden ve çevreden müspet tesir almayan herhangi bir talebe bu sahte eğitim düzeninde kendini toparlayamadan bir ömür geçirebilir. Bu bahis uzar gider. Bugün artık internetin de yaygınlaşmasıyla gerçeğe ulaşma imkânları artmış haldedir. Arşivler açıktır ve kitaplara ulaşmak daha kolaydır. Burada sadece tarih için değil sair ilim şubeleri için de beşerî veya resmi her görüş için de şu temel suallerin sorulması gerekir; “Bu bilgi nasıl, neden, niçin ve kimin için gerçek olsun”, “Bu bilginin kaynağı nedir?” Sormazsak, sorgulamazsak kaybederiz. Yakın-tarih hususunda giriş kitabı olarak Celalettin Vatandaş’ın Cumhuriyetin Tarihi kitabını tavsiye edebilirim. Bunun dışında M. Kemal’in el yazılarını, Kazım Karabekir’in Paşaların Kavgası gibi hatıratlarını söyleyebilirim. Temel kitapların dipnotlarında veya kaynakçalarında kullanılan araştırma ve kaynak eserlerden çok daha fazlasına da ulaşılabilir. Burada kendimize bir usul belirlememiz gerekir. O da şudur; gerçekçi veya hakşinas olmak, araştırmalarımızda kararı başta değil sonda vermek. Beşerî bilgi – İlahi bilgi ayrımı yapmak ve beşerî bilginin değişebilir olduğunu bilmek. Bu bize kolaylık sağlayacaktır. Tarih noktainazarından meseleye devam edecek olursak; tarihten evvel tarihçiyi bir muhakemeye tâbi tutmak gerekir. Tarih-yazan kimse hangi şartlarda yetişti, kimdir, nedir, inancı veya ideolojisi nedir, makamı-mevkii nedir – hangi yerlerde vazife almıştır, hangi hassasiyetlere sahiptir, bağımsız mı yoksa birilerinin mi adamıdır gibi sorgulamalarla bu muhakemeyi yapabiliriz. Sonrası kendiliğinden gelir. Şahsen ilk vakitler okuduğum her bilgiye mim koyar ve referanslardan kontrol ederdim. Böylelikle bir araştırma melekesi kesp etmiş olurdum. Kaynakların kaynaklığı meselesidir bu. Bir bilgi neden kaynak olsun? Böyle düşündüğümüzde tarih ve tarihçilik gerçekten hayati bir meslektir. Çünkü bir milletin hafızasını teşekkül ettirdiği gibi bir kültür-medeniyetin temadiyetine veya izmihlaline vesile olabilir.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Sual- Hocam son olarak Üstad Kadir Mısıroğlu’na dair unutamadığınız birkaç hatıranızdan bahseder misiniz?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Hayatta bazı şeyler hususi kalmalıdır belki en azından bir hatırat yazacak kemalata erene kadar bizlerde kalmalıdır. Merhum Kadir Hocayla gerçekten büyük bir yakınlık nasip oldu ve o vefat edene kadar da bu devam etti. Şükründen âcizim. Burada kendi bahsimden inhiraf ederek ve affınıza sığınarak biraz merhum hocadan ve davasından bahsetmek istiyorum. Üstad, Türklük/Müslümanlık/Osmanlılık şuurunu aşılardı. Misak-ı Milli mefkuresini yeniden ihya etmişti. Milletimize itimad-ı nefs sahibi olmaları gerektiğini bilfiil göstermişti, Dünya’ya Anadolu-Rumeli asgari vatanında ve İstanbul merkezli bakmayı öğretmiş ve Avrupa-merkezli bakışlardan, Osmanlı gerilemesi gibi masallardan kurtulmamıza vesile olmuştu. Üstad bir dava adamıydı, tâvizsiz bir kimseydi, bâtıla tâviz verdiği asla görülmemişti. Doğru Din (ehl-i Sünnet) Doğru Tarih ve Doğru Dil (Sağdan-sola yazı ve uydurukça kelimeleri olmayan bir Doğru Türkçe) esas davalarıydı. Sağdan-sola okur-yazar olmayan kimse onun nazarında münevver olamazdı. Peçevi tarihini okuyup anlayamayan kimse de tarihçi olamazdı. O, Cumhuriyet nesillerinin karşılaşabileceği her mes'eleyi çok evvelden yazmış ve anlatmıştı. Gerçekten de dediği gibiydi “Ben sizin neslinize söylemem gerekeni söyledim.” Üstad’ın külliyatını okuyan birisi bu vakıayı rahatlıkla idrak edebilir. Ortada PKK yokken "Doğu Anadolu Türklüğü, Musul Türklüğü ile takviye edilmeli" diyen oydu. Komünizm, Rusya'da hâkim-i mutlak iken 1970 senesinde esbab-ı mucibesini de beyan ederek Rusya yıkılacak diyen oydu. FETÖ ortada yokken Fetullah'ın hâin olduğunu müdellel bir surette ortaya koyan oydu. Irak’ın, Suriye’nin üçe-beşe parçalanacağını on yıllarca evvel yazan ve hazırlık yapmamızı isteyen de oydu. Üstad, bir ömür boyu uğrunda yaşadığı mukaddes davası yolunda defaatle hapsedilen, defaatle sürgün edilen, tecrid edilen, suikastlar tertip edilen kimseydi buna rağmen davasından bir an bile kopmayan bir kimseydi. Türkiye'de Üstad'ın tesiri altında kalmamış hiçbir ciddi şahıs gösterilemez, asla umulmayacak nice kimsenin bile üzerinde emeği vardır. Üstad’ın kalp gözü açıktı, (Manevi terbiyesi olan birisiydi ve ehl-i Sünnet tasavvufunun İslam tefekkürünün zirvesi olduğunu ifade ederdi), O, olduğu gibi biriydi, olanı da olduğu gibi kabullenirdi, kadere teslimiyeti vardı. Üstad oldukça gerçekçi biriydi ve imanı gereği de iyimserdi. Üstad’ın en fârik ilmi vasıfları ise; ilk sırada Hanefi/Matüridi akaidine/fıkhına derin bir vukufiyet, ehl-i Sünnet tasavvufuna derin bir kesbiyettir. İkinci olarak; Türk-İslam-İnsanlık tarihinin umumi kısmına ana hatlarıyla kesbiyet, yakın ve asr-ı Saadet kısmına ise derin bir vukufiyet ve son olarak Kader Perspektifi; müstakil bir tarih usulü/felsefesinin olmasıydı ki bu usulle İslam alimleri İbn Haldun, Kafiyeci, Sehevi gibi üstün bir görüşe sahipti. Bize göre ise o “II. İbn Haldun” hatta ondan da daha üstün cihetleri olan bir tarih usulü ve perspektif sahibiydi. O gerçekten babacan ve iyi kalpli bir insandı.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Allah rahmet eylesin.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=320" target="_blank" title="">20240829_104554.jpg</a> (Dosya Boyutu: 964.11 KB / İndirme Sayısı: 122)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">BEYTULLAH İMZAOĞLU İLE MÜLAKAT</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ukde Dergis</span>i, Yıl 1, Sayı 2, İlkbahar 2024<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=319" target="_blank" title="">20240829_104533.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.18 MB / İndirme Sayısı: 124)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 1. Sual- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hocam kısaca kendinizden ve tahsil-terbiye vetirenizden bahseder misiniz?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Eskiler kendilerinden bahsetmeyi ayıp addederlerdi. Biz onların yanında hiç de mühim insanlar değiliz lakin yine de bu mülakatı okuyacak okuyucularımızın biraz bilgilenmesi için birkaç teknik bilgiyi paylaşabilirim. İstanbul doğumluyum ve artık 30 yaşımı devirdim. Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü mezunuyum ve aynı üniversitede Yakınçağ Tarihi sahasında tezli yüksek lisans yaptım. Halihazırda yakın-tarih merkezli çalışmalar yapan bir araştırma vakfı için çalışıyor ve doktora hazırlıklarına devam ediyorum.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 2. Sual- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peki hocam talebelik yıllarınızda hem fikri hem de ilmi dönüm noktanız ne oldu?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Her insanın hayatı kendine mahsus ve ayrı bir âlemdir. Kendini tanıyan Rabbini tanır. Allah, her insana kendini bulması namına hayatının belli döneminde işaretler bırakır. Allah’ın bu ülke insanına ihsan ettiği en büyük nimetlerden birisi hiç şüphesiz Müslüman ve Osmanlı bakiyyesi bir milletin veya ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmektir. Hayatımda birçok dönüm noktası veya köşe taşları vardır. Mesela henüz ilkmektep ikinci sınıfta babam bana bir tarih atlası almıştı, bu, benim tarihe olan merakımın temellerini atmıştır. Yine henüz ilkmektep dört ve beşinci sınıflarda hemen hemen bütün Türk-İslam destanlarını okuma fırsatı bulmam da din, tarih ve coğrafya şuuru kazanmama vesile olmuştur. Lakin açıkçası asıl olarak benim için liseli yıllarım buna vesile oldu. Çünkü liseyi bir kolejde okudum ve kolej ortamında hem insanları hem kendimi hem de hayatı tanıma ve sorgulama imkânı buldum. Karşılaştığım hayat tarzları, bana miras olarak geçen inanç ve fikir dünyasını derinleştirme ve tahkikli hale getirme azmi verdi. Bu arayış içindeyken merhum üstad Kadir Mısıroğlu’nu da tanıdım bu da benim hayatımın en mühim anlarından birisidir. Kader onu karşıma çıkardı ve bizzat giderek onunla daha 17 yaşımda tanışma şerefine nâil oldum. Bu gerçekten hayatımda çok kıymetli bir andı. O günden sonra okuma, araştırma, inceleme, tedkik ve tahkik gayretim arttı ve adeta bir hayat tarzı haline geldi. Zaten ilmi, bir hayat tarzı haline getirirsek ancak gerçekten samimi ve faydalı işler yapabiliriz.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 3. Sual-<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Hocam talebeler öğrenme ve kendini inkişaf ettirme hususunda nasıl bir yol izlemeli? Neyi hedef ve gaye olarak görmeli?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Kâinat bir düzen üzere işler. Bizler de düzenli bir surette çalışırsak bu düzenin içinde bir yer bulma imkânı bulabiliriz. Talebeler, öğrenme ve kendini inkişaf ettirme hususunda en mühim adım olarak şahsi bir kütüphane kurmaya çalışmalıdırlar. Kütüphanesiz münevver olmaz. Bir ilim yolcusunun en mühim kalesi ve karargâhı evindeki kütüphanesidir. Mesela naçizane talebelik yıllarımda yol ve yemek param dışındaki bütün gelirimi kitaba yatırdım ve damlaya damlaya göl olur darbımeselinde olduğu üzere bizler için seneler içinde araştırma ve kaynak eserlerden müteşekkil binlerce kitaplık bir kütüphane oluştu, bu gayret, tek başına bile bir talebenin büyük bir merhale almasına vesile olabilir. Bu misalden sonra hemen söylemeliyim ki insan-evladı evvela kendini ve yaşadığı devrin şartlarını ve imkanlarını tanımalı ve ona göre hareket etmelidir. Evvela dürüst ve iyi niyetli olmalıyız, kendimize, ailemize, muhitimize ve derece derece bütün insanlığa faydalı olmak azminde olmalıyız. Kısaca mütebessim, temiz ve cömert olmalıyız, iyi bir insan - Müslüman olmalıyız. Hayatı zorlaştırmamalıyız, olmayacak işlerin peşinde ömrümüzü heba etmemeliyiz. Kendimize, ben ne yapıyorum ve ne yapabilirim diye sorarak mümkün olanı kovalamalıyız. Elimizden geleni yapmalı ve gerisini Allah’a bırakmalıyız. Biz tanrı değiliz, yaratamayız ancak Rabbimiz insanların akıl ve kalplerine dokunmayı nasip ederse bizler hayırlı amellere vesile olabiliriz. Allah, her şeyi biliyor ve görüyor, kendimizi onun yerine koyup sahte kahramanlıklara soyunmamalıyız. Yapabileceğimize odaklanıp, yolumuza devam etmeliyiz. Allah’ın tabiata koyduğu kanunlar vardır. Bu kanunlara uyan herkes oluşacak neticeden hissemend olabilir. İyi niyet, ciddiyet, samimiyet, gayret, çalışkanlık… Düzenli ve planlı bir surette bu temel mefhumlara muvafık hareket edersek hem kalbimiz mutmain olur hem de insanlara faydalı olma imkânımız oluşabilir. Hiçbir şey olmasa bile “Ben yapmam gerekeni yaptım” da insan-evladı için gerçekten kendi başına yeterli bir cümledir, gerçekçi olmalıyız. Aslında yol ve gaye belli, yapılması gereken belli. İlk insandan beri belli. Peki biz o yola revan olmayı gerçekten istiyor muyuz, belki de vicdanımıza en başta bunu sormalıyız. Bu noktada pratik birkaç hususa da işaret etmek istiyorum. Muhakkak bir kelime defterimiz olmalı, karşılaştığımız ve manasını bilmediğimiz kelimeleri hemen o deftere yazmalıyız ve o defteri haftada bir tekrarlamalıyız. İyi bir Türkçe olmadan, ilim olmaz. Bunun yanında Osmanlı Türkçesi öğrenmeliyiz ve mümkünse Osmanlıca okur-yazar olmalıyız. Her gün bir kısa metin veya bir arşiv vesikası okuyarak kendimizi en iyi seviyeye kadar geliştirebiliriz. İmkân varken Arapça öğrenmek de ilim kapılarını çok daha fazla açabilir. Bir de en az bir Batı lisanı bilmeliyiz, mesela İngilizce. Onu da kelime öğrenerek ve her gün kısa bir metin okuyarak rahatlıkla halledebiliriz. Kültürümüzün yapıtaşlarından olan musikiye de yönelmeliyiz. Belki de en azından bir ney meşk etmeyi öğrenmeliyiz. Liseli yıllarımda İstanbul’da bulunan bütün padişah ve hanedan mensubu kimselerin ve mühim simaların kabirlerini ziyaret ederdim, kültürel bağları muhafaza gayretiyle muhakkak bu gibi faydalı ameliyeler de yapılmalıdır. Hediyeleşmek de lazım hem de sünnet-i seniyye. Bütün bunlar bizleri kemâle doğru inkişaf için destekler. Ve yazmak da lazım. Belki bir günlük (veya haftalık) tutarak başlanabilir. Yazma kabiliyetimizi geliştirmenin başka bir yolu yok, her meselede olduğu gibi bu meselede de tecrübe ve antrenman bizlere yardım eder.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 4. Sual- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hocam biliyorsunuz talebelerin her daldan, her sahadan kitap okuyup, bir anda sağlam bir donanıma sahip olma merakı var. Bu konu için metod ve usul açısından neler tavsiye edersiniz?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Hepimiz hayatımızın belli dönemlerinde bunları yaşadık. İlmi merakımızı ve geleceğe dair umudumuzu asla kaybetmemeliyiz. Vakıa her şeyi bir anda öğrenemeyiz. Evvela bilmediğimizi kabul etmeliyiz. Sonra her şeyi bilemeyeceğimizi kabul etmeliyiz. Kısaca haddimizi ve yerimizi bilmeliyiz. İlim yolculuğu bir ömür sürer. Öğrenmek, amelle ve paylaşmakla takviye edilirse çok daha kalıcı olur. Bir Müslüman evvela akaid, kelam, hadis, tefsir, fıkıh ve tasavvuf gibi temel ilimleri, usul ve tarihleriyle de beraber ilmihal seviyesinde, ana hatlarıyla öğrenmelidir. Bunun üstüne kendine uygun bir saha belirlemeli ve o sahaya dair mümkün olan bütün okumaları ve incelemeleri yapmalıdır. Bir sonraki mertebede yan sahalara ve saha-dışı okuma ve incelemelere yönelmelidir, böylece meselelere şeş cihetten bakabilen, idraki ve fehmi kuvvetli kimseler olabiliriz. Nasıl ki bilmediğimiz bir iş olduğunda bilen birinden soruyorsak ilim yolculuğu sahasında da bizden evvel bu işe başlayanların rehberliğine başvurmalıyız. Onlar bizim yolumuzu kolaylaştırabilirler lakin mahlukatın, hepsinin ayrı bir kaderi vardır, kısaca yol bizim yolumuz, başkaları bizimle bir yere kadar yürüyebilirler fakat kimse bizim yolumuzda bizim yerimize yürüyemez, yani bir yerden sonra kendi yolumuzda, kendi kendimize devam etmeye mecbur kalırız. Bununla birlikte istişare ve rehberlik almak her daim ehemmiyetini muhafaza edecektir. Farzımuhal, akaid-kelam sahasında İmam-ı Azam’ın Beş Eseri isimli kitabı, giriş kitabı olarak okuyan birisi hem kendi mezhep imamının kitabını okumakla hem de sahanın en temel kitabını okumakla sağlam bir temel atabilir, üstüne İmam Ebü’l-Muin en-Nesefi’nin Tevhidin Esasları kitabını ve bir sonraki mertebede de İmam Matüridi’nin Kitabü’t-Tevhid’ini okuyan bir talebe bu sahada Hanefi-Matüridi akaid-kelam sahasının ne ifade ettiğini büyük nispette ikmal eder. Bunun gibi her ilim şubesinin böyle baş eserleri vardır. İslam’ın siyasi nizamı olan Hilafet’e dair, Hasan Gümüşoğlu’nun İslam’da İmamet ve Hilafet isimli doktora tezini okuyan birisi bu sahaya en doğru adımı atmış ve meselenin nazariyesini halletmiş olur. Halbuki rehber olmasa kim bilir kaç kitaptan sonra bu kitabı bulabilecek veya fark edebilecektir. Rehber bize ciddi bir vakit kazancı da sağlar.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 5. Sual- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hocam buraya kadar almakla alakalı konuştuk peki bu yapacağımız birikimlerle insanlara nasıl faydalı olabiliriz?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Biraz evvel konuştuklarımızı hayatına tatbik eden bir insan istese de istemese de bir yerden sonra derece derece etrafına kendiliğinden faydalı olmaya başlar. Bir çınarın gölgesi gibi istese de istemese de insanlar onun altında gölgelenir yani ondan istifade etmeye başlar. Burada şu temel nüansa işaret etmek isterim. Dünya bir bataklık ve bizler de birer süper kahraman değiliz, insanlar bizi bekliyor değil. Kısaca şunu söyleyebilirim asla tartışmamalıyız ve vaaz vermemeliyiz. Gerçekçi olmalıyız. İlim çok az bir zümrenin imtiyazıdır. İlim ehli de dahil umum insanlara ilmihal ve adap ve ahlak yeterlidir. Bizler samimi, içten, dürüst ve iyi niyetli olursak insanlar zaten bizlerden istifade edeceklerdir. İnsanların yüküne omuz vermeli ve onları kendimizden bir parça gibi görmeliyiz, muhataplarımıza hürmet ve muhabbetle yaklaşmaz ve onları gerçekten sevmezsek onlara faydalı olamayız. İnsanlara daha fazla yük yüklememeliyiz, onlara moral vermeliyiz, onlara umut olmalıyız. İnsanların bugün en çok aradığı şeyler belki de bunlar. Bunun dışında bir yazı yazmak, bir tez yazmak veya vakti geldiğinde bir seyahatname veya hatırat yazmak gibi gelecek nesillere de faydalı olabilecek işler yapabiliriz lakin bereketi yine Allah verir.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: 6. Sual- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hocam günümüzde yakın tarih okumaya büyük bir rağbet var, rağbetin çokluğu bilgi kirliliğini de beraberinde getiriyor. Bu bilgi kirliliğinden sıyrılıp, doğru bilgi ve kaynaklara nasıl ulaşabiliriz?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Türkiye, Osmanlı sonrası büyük bir kültür-medeniyet buhranı yaşadı ve insanlarımız bu buhrandan ciddi manada mustarip ve müteessir oldular. Osmanlı sonrası yeni iktidar, kendini meşru göstermek ve yerleştirmek için maziyi karaladı ve sahte bir tarih inşa etti. Bu da nesilleri birbirinden kopardı ve bilgi kirliliğinin oluşmasındaki en temel âmillerden birisi oldu. Yeni nesiller umumen yeni iktidarın görüşlerine göre yetişirken, eski nesiller de umumen geleneğe bağlı kaldılar. Böylece resmi tarih – gerçek tarih ikilemi oluştu. Gerçek şu ki tarih, bir milletin hafızasıdır. O hafıza nasıl inşa edilirse bir millet de o istikamette teşekkül eder, yani tarih bu manasıyla emperyalizmin veya sömürünün anahtarıdır. Mamafih tarih, -birçokları tarafından- hakikat için değil ideolojilere veya politikaya bir malzeme olarak kullanılıyor. Bilgi kirliliğinin bir diğer temel sebebi de budur. Peki bu vakıa - gerçeklik ekseninde ne yapabiliriz? Aklıselim sahibi her insan tarih inşalarındaki tezatları görebilir, mesela, Millî Mücadele senelerinde Maraş’ta düşman tarafından çarşaf ve peçelere yapılan saldırılar nedeniyle halkın Fransızları kovmasını anlatan ders kitapları, sonraki sayfalarda kılık-kıyafet inkılabını övgülerle anlatır. Buradaki tezadı görebilmek temiz zihinler için oldukça kolaydır. Lakin modern eğitim-öğretim de başlı başına bir sömürü düzeni olduğu için insanlar düşünemez hale getirilmektedir. Gerçekten gelenekten; aileden ve çevreden müspet tesir almayan herhangi bir talebe bu sahte eğitim düzeninde kendini toparlayamadan bir ömür geçirebilir. Bu bahis uzar gider. Bugün artık internetin de yaygınlaşmasıyla gerçeğe ulaşma imkânları artmış haldedir. Arşivler açıktır ve kitaplara ulaşmak daha kolaydır. Burada sadece tarih için değil sair ilim şubeleri için de beşerî veya resmi her görüş için de şu temel suallerin sorulması gerekir; “Bu bilgi nasıl, neden, niçin ve kimin için gerçek olsun”, “Bu bilginin kaynağı nedir?” Sormazsak, sorgulamazsak kaybederiz. Yakın-tarih hususunda giriş kitabı olarak Celalettin Vatandaş’ın Cumhuriyetin Tarihi kitabını tavsiye edebilirim. Bunun dışında M. Kemal’in el yazılarını, Kazım Karabekir’in Paşaların Kavgası gibi hatıratlarını söyleyebilirim. Temel kitapların dipnotlarında veya kaynakçalarında kullanılan araştırma ve kaynak eserlerden çok daha fazlasına da ulaşılabilir. Burada kendimize bir usul belirlememiz gerekir. O da şudur; gerçekçi veya hakşinas olmak, araştırmalarımızda kararı başta değil sonda vermek. Beşerî bilgi – İlahi bilgi ayrımı yapmak ve beşerî bilginin değişebilir olduğunu bilmek. Bu bize kolaylık sağlayacaktır. Tarih noktainazarından meseleye devam edecek olursak; tarihten evvel tarihçiyi bir muhakemeye tâbi tutmak gerekir. Tarih-yazan kimse hangi şartlarda yetişti, kimdir, nedir, inancı veya ideolojisi nedir, makamı-mevkii nedir – hangi yerlerde vazife almıştır, hangi hassasiyetlere sahiptir, bağımsız mı yoksa birilerinin mi adamıdır gibi sorgulamalarla bu muhakemeyi yapabiliriz. Sonrası kendiliğinden gelir. Şahsen ilk vakitler okuduğum her bilgiye mim koyar ve referanslardan kontrol ederdim. Böylelikle bir araştırma melekesi kesp etmiş olurdum. Kaynakların kaynaklığı meselesidir bu. Bir bilgi neden kaynak olsun? Böyle düşündüğümüzde tarih ve tarihçilik gerçekten hayati bir meslektir. Çünkü bir milletin hafızasını teşekkül ettirdiği gibi bir kültür-medeniyetin temadiyetine veya izmihlaline vesile olabilir.<br />
</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Salih Gürbüz</span>: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Sual- Hocam son olarak Üstad Kadir Mısıroğlu’na dair unutamadığınız birkaç hatıranızdan bahseder misiniz?</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Beytullah İmzaoğlu</span>: Hayatta bazı şeyler hususi kalmalıdır belki en azından bir hatırat yazacak kemalata erene kadar bizlerde kalmalıdır. Merhum Kadir Hocayla gerçekten büyük bir yakınlık nasip oldu ve o vefat edene kadar da bu devam etti. Şükründen âcizim. Burada kendi bahsimden inhiraf ederek ve affınıza sığınarak biraz merhum hocadan ve davasından bahsetmek istiyorum. Üstad, Türklük/Müslümanlık/Osmanlılık şuurunu aşılardı. Misak-ı Milli mefkuresini yeniden ihya etmişti. Milletimize itimad-ı nefs sahibi olmaları gerektiğini bilfiil göstermişti, Dünya’ya Anadolu-Rumeli asgari vatanında ve İstanbul merkezli bakmayı öğretmiş ve Avrupa-merkezli bakışlardan, Osmanlı gerilemesi gibi masallardan kurtulmamıza vesile olmuştu. Üstad bir dava adamıydı, tâvizsiz bir kimseydi, bâtıla tâviz verdiği asla görülmemişti. Doğru Din (ehl-i Sünnet) Doğru Tarih ve Doğru Dil (Sağdan-sola yazı ve uydurukça kelimeleri olmayan bir Doğru Türkçe) esas davalarıydı. Sağdan-sola okur-yazar olmayan kimse onun nazarında münevver olamazdı. Peçevi tarihini okuyup anlayamayan kimse de tarihçi olamazdı. O, Cumhuriyet nesillerinin karşılaşabileceği her mes'eleyi çok evvelden yazmış ve anlatmıştı. Gerçekten de dediği gibiydi “Ben sizin neslinize söylemem gerekeni söyledim.” Üstad’ın külliyatını okuyan birisi bu vakıayı rahatlıkla idrak edebilir. Ortada PKK yokken "Doğu Anadolu Türklüğü, Musul Türklüğü ile takviye edilmeli" diyen oydu. Komünizm, Rusya'da hâkim-i mutlak iken 1970 senesinde esbab-ı mucibesini de beyan ederek Rusya yıkılacak diyen oydu. FETÖ ortada yokken Fetullah'ın hâin olduğunu müdellel bir surette ortaya koyan oydu. Irak’ın, Suriye’nin üçe-beşe parçalanacağını on yıllarca evvel yazan ve hazırlık yapmamızı isteyen de oydu. Üstad, bir ömür boyu uğrunda yaşadığı mukaddes davası yolunda defaatle hapsedilen, defaatle sürgün edilen, tecrid edilen, suikastlar tertip edilen kimseydi buna rağmen davasından bir an bile kopmayan bir kimseydi. Türkiye'de Üstad'ın tesiri altında kalmamış hiçbir ciddi şahıs gösterilemez, asla umulmayacak nice kimsenin bile üzerinde emeği vardır. Üstad’ın kalp gözü açıktı, (Manevi terbiyesi olan birisiydi ve ehl-i Sünnet tasavvufunun İslam tefekkürünün zirvesi olduğunu ifade ederdi), O, olduğu gibi biriydi, olanı da olduğu gibi kabullenirdi, kadere teslimiyeti vardı. Üstad oldukça gerçekçi biriydi ve imanı gereği de iyimserdi. Üstad’ın en fârik ilmi vasıfları ise; ilk sırada Hanefi/Matüridi akaidine/fıkhına derin bir vukufiyet, ehl-i Sünnet tasavvufuna derin bir kesbiyettir. İkinci olarak; Türk-İslam-İnsanlık tarihinin umumi kısmına ana hatlarıyla kesbiyet, yakın ve asr-ı Saadet kısmına ise derin bir vukufiyet ve son olarak Kader Perspektifi; müstakil bir tarih usulü/felsefesinin olmasıydı ki bu usulle İslam alimleri İbn Haldun, Kafiyeci, Sehevi gibi üstün bir görüşe sahipti. Bize göre ise o “II. İbn Haldun” hatta ondan da daha üstün cihetleri olan bir tarih usulü ve perspektif sahibiydi. O gerçekten babacan ve iyi kalpli bir insandı.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Allah rahmet eylesin.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=320" target="_blank" title="">20240829_104554.jpg</a> (Dosya Boyutu: 964.11 KB / İndirme Sayısı: 122)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Büyük Yunus Emre - M. Ertuğrul Düzdağ]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-buyuk-yunus-emre-m-ertugrul-duzdag.html</link>
			<pubDate>Wed, 27 Apr 2022 01:05:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-buyuk-yunus-emre-m-ertugrul-duzdag.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">M. Ertuğrul Düzdağ'ın kaleme aldığı "Büyük Yunus" başlıklı makaleyi buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makale, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tohum Dergisi</span>'nde Nisan 1971'de neşredilmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makaleyi okumak için veya kaydetmek için resimlerin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalenin ilk sahifesi:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=308" target="_blank" title="">buyuk-yunus-1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 776.42 KB / İndirme Sayısı: 270)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalenin ikinci sahifesi:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=309" target="_blank" title="">buyuk-yunus-2.jpg</a> (Dosya Boyutu: 808.31 KB / İndirme Sayısı: 282)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalenin son sahifesi:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=310" target="_blank" title="">buyuk-yunus-3.jpg</a> (Dosya Boyutu: 911.5 KB / İndirme Sayısı: 260)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">M. Ertuğrul Düzdağ'ın kaleme aldığı "Büyük Yunus" başlıklı makaleyi buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makale, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tohum Dergisi</span>'nde Nisan 1971'de neşredilmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makaleyi okumak için veya kaydetmek için resimlerin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalenin ilk sahifesi:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=308" target="_blank" title="">buyuk-yunus-1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 776.42 KB / İndirme Sayısı: 270)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalenin ikinci sahifesi:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=309" target="_blank" title="">buyuk-yunus-2.jpg</a> (Dosya Boyutu: 808.31 KB / İndirme Sayısı: 282)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalenin son sahifesi:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=310" target="_blank" title="">buyuk-yunus-3.jpg</a> (Dosya Boyutu: 911.5 KB / İndirme Sayısı: 260)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[2020/3 - İttihadçılardan Kemalistlere Balkan Harbi'nden Suriye'ye Propaganda]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-2020-3-ittihadcilardan-kemalistlere-balkan-harbi-nden-suriye-ye-propaganda.html</link>
			<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 21:33:42 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-2020-3-ittihadcilardan-kemalistlere-balkan-harbi-nden-suriye-ye-propaganda.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İTTİHADÇILARDAN KEMALİSTLERE… BALKAN HARBİ’NDEN SURİYE’YE…</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“PROPAGANDA”</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Beytullah İmzaoğlu – iletisim@beytullahimzaoglu.com)</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=303" target="_blank" title="">derin-tarih-mart-2020.jpg</a> (Dosya Boyutu: 37.36 KB / İndirme Sayısı: 252)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAKDİM</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kemalist rejimin kurucuları İttihadçı B kadrolardan müteşekkildi. Ancak her ne kadar ana kadro tasfiye edilse de aynı refleksler B kadrosunda da görülmekteydi. İşte propaganda söyleminde birleşen iki mütemmim cüz…</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GİRİŞ </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İttihadçılar ve Kemalistler arasında pek çok benzerlikler vardır hatta bu sebeple Kemalistleri, neo-İttihadçı olarak tavsif etmek bile mümkündür. Bu benzerlikleri komitacılık/particilik, komita-parti menfaatini devlet-millet menfaatine üstün tutmak, kolay adam harcamak, iktidarı ele almak için her türlü icraatı irtikap etmek, propagandayla akılları zehirlemek gibi birçok noktada ana başlıklar hâlinde sıralayabiliriz. Bu makalemizde “Propaganda” hususunda İttihadçıların Balkan Harbi, Kemalistlerin de bugünkü Suriye meselesinde göstermiş oldukları benzer aksülamele dikkat çekeceğiz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BALKAN HARBİ VE İTTİHADÇI PROPAGANDA</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İttihadçılar, Said Paşa’nın Temmuz 1912 senesinde sadaretten çekilmesiyle iktidardan düşmüşler ve kendilerini birdenbire muhalefette bulmuşlardı. Ekim 1912 senesinde ise Balkan Harbi patlak vermişti. Balkan Harbi sırasında İttihadçıların -belki de muhtemel bir mağlubiyetle yeniden iktidar oluruz düşüncesiyle- cephedeki askerlerin moralini bozarak onları gayretsizliğe itmek hususunda propaganda yaptıklarına dair o devrin mühim simalarının hatıralarında birkaç kayıt bulunmaktadır. Bu kayıtlar dikkatle incelendiğinde görülmektedir ki bugünün neo-İttihadçıları Kemalistler tarafından da Suriye meselesinde benzer bir propaganda yapılmaktadır. O halde İttihadçıların propagandasına dair birkaç misal vermek yerinde olacaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Edirne Müdafii olarak meşhur olan Şükrü Paşa’yla bir röportaj yapan ve yaptığı bu mülakatı iki ayrı eserinde tarihe ve umumi efkâra havale eden İsmail Hami Danişmend’in naklettiğine göre Balkan Harbi sırasında İttihadçı önde gelenler askerin moralini bozmak için propaganda yapmışlardır. Buna göre; Şükrü Paşa: “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İttihatçıların eski Dahiliye Nazırı Talat Bey gönüllü nefer yazılıp Edirne’ye gelmişti; maksadı askerlik etmek değil, askeri ifsad etmekti … Askeri harbetmemeye teşvik ediyor ve bilhassa Anadolu efradına Rumeli’nin kendi vatanları olmadığından bahsediyordu! … Doktor Bahaüddin Şakir … Talat’ın propagandasına devam</span>” ediyor demiş ve ikisini idam etmemek için kendini zor tuttuğunu ve Bahaddin Şakir’in ayrıca Selimiye Camii’ni düşman eline geçmemesi için berhava edilmesini teklif ettiğini ifade etmiştir.</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=305" target="_blank" title="">izahli-ot-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 539.08 KB / İndirme Sayısı: 297)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Bkz: İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi Cild IV, İstanbul, 2011, sh. 541-542)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=304" target="_blank" title="">tarihi-hakikatler-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 682.76 KB / İndirme Sayısı: 286)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Bkz. İsmail Hami Danişmend, Tarihi Hakikatler, İstanbul, 2016, sh. 360)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Harp sahasında hekim olarak vazife alan Dr. Rıza Nur da benzer bir hususu hatıralarında şu ifadelerle anlatmaktadır; “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bence mağlubiyetin sebepleri başkadır: Biri terhis, diğeri kumandanların dirayetsizliğidir. Daha mühimi orduda zabitlerin hatta neferlerin o esnada İttihatçı ve muhalif olarak birbirine zıt olması ve daha feci Talat ve emsali İttihatçıların ordu içine girip ‘-Askerler! Bir bunak Kâmil Paşa için kanınızı döküyorsunuz. Gâvur burada değil, İstanbul’dadır. Asıl gâvur Kâmil Paşa’dır. Sizi gâvura sattı. Gidin önce o gâvuru gebertin!’ diye propaganda yapmalarıdır. Bu yalan değildir. Bu hususta müşahede ve delillerim vardır. … Siyasi hırs fena şey… Gözü boyuyor</span>”</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=306" target="_blank" title="">hayat-ve-hatiratim-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 420.72 KB / İndirme Sayısı: 277)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Bkz: Dr. Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, Cild I, Almanya, 1982, sh. 321)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Balkan Harbi sırasında şeyhülislamlık makamında bulunan Cemaleddin Efendi de hatıralarında harbin kaybedilme sebeplerinden birisi olarak ordu içine gönüllü asker olarak giren birtakım kimselerin yaptığı menfi propaganda olduğunu ifade etmektedir.</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=307" target="_blank" title="">siyasi-hatiralarim-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 863.27 KB / İndirme Sayısı: 267)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Bkz. Şeyhülislam Cemaleddin Efendi, Siyasi Hatıralarım, İstanbul, 1978, sh. 132-133)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AKTÜEL SURİYE MESELESİ VE KEMALİST PROPAGANDA</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Gerçekten de üç ayrı görgü şahidinden veya o devirde hadiselerin içinde bizzat yaşayan kimselerden nakledilen bu ifadeler bugünün Kemalistlerinin kullandığı jargonla ne kadar benzer değil mi? Onlar da bugün ordumuz harp sahasındayken “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Biz Arap değiliz ne işimiz var Arap topraklarında</span>” diyebiliyorlar veya “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İçeride Suriyelileri besleyip dışarıda Suriye ile savaşan tek ülkeyiz</span>” manşetini atabiliyorlar. (Bkz: Sözcü Gazetesi 12 Şubat 2019) Halbuki harpte muhalefet olmaz. Harp bittikten sonra ancak harbin muhasebesi yapılabilir ve bir kusur bulunursa ancak o takdirde kusurlulardan hesap sorulabilir. Zira harp devam ederken ordunun moralini bozmak hem de ordu harp sahasındayken bunu yapmak ne demektir, bunun takdirini siz değerli okuyuculara bırakmak en doğrusu olacaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sözcü Gazetesi</span> 12 Şubat 2019</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beytullah İmzaoğlu, Şeyhülislam Cemaleddin Efendi (1848-1919), Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları, Enstitüsü, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Yüksek Lisans tezi</span>, İstanbul, 2019</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Dr. Rıza Nur, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hayat ve Hatıratım</span>, Cild I, Almanya, 1982</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İsmail Hami Danişmend, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi</span> Cild IV, İstanbul, 2011</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İsmail Hami Danişmend, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tarihi Hakikatler</span>, İstanbul, 2016</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Şeyhülislam Cemaleddin Efendi,<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> Siyasi Hatıralarım</span>, İstanbul, 1978</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİPNOTLAR</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Metin dahilinde parantez içinde gösterilmiştir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Bu makale <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Derin Tarih Dergisi</span> Mart 2020 sayısında neşredilmiştir.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İTTİHADÇILARDAN KEMALİSTLERE… BALKAN HARBİ’NDEN SURİYE’YE…</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“PROPAGANDA”</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Beytullah İmzaoğlu – iletisim@beytullahimzaoglu.com)</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=303" target="_blank" title="">derin-tarih-mart-2020.jpg</a> (Dosya Boyutu: 37.36 KB / İndirme Sayısı: 252)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TAKDİM</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kemalist rejimin kurucuları İttihadçı B kadrolardan müteşekkildi. Ancak her ne kadar ana kadro tasfiye edilse de aynı refleksler B kadrosunda da görülmekteydi. İşte propaganda söyleminde birleşen iki mütemmim cüz…</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GİRİŞ </span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İttihadçılar ve Kemalistler arasında pek çok benzerlikler vardır hatta bu sebeple Kemalistleri, neo-İttihadçı olarak tavsif etmek bile mümkündür. Bu benzerlikleri komitacılık/particilik, komita-parti menfaatini devlet-millet menfaatine üstün tutmak, kolay adam harcamak, iktidarı ele almak için her türlü icraatı irtikap etmek, propagandayla akılları zehirlemek gibi birçok noktada ana başlıklar hâlinde sıralayabiliriz. Bu makalemizde “Propaganda” hususunda İttihadçıların Balkan Harbi, Kemalistlerin de bugünkü Suriye meselesinde göstermiş oldukları benzer aksülamele dikkat çekeceğiz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BALKAN HARBİ VE İTTİHADÇI PROPAGANDA</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İttihadçılar, Said Paşa’nın Temmuz 1912 senesinde sadaretten çekilmesiyle iktidardan düşmüşler ve kendilerini birdenbire muhalefette bulmuşlardı. Ekim 1912 senesinde ise Balkan Harbi patlak vermişti. Balkan Harbi sırasında İttihadçıların -belki de muhtemel bir mağlubiyetle yeniden iktidar oluruz düşüncesiyle- cephedeki askerlerin moralini bozarak onları gayretsizliğe itmek hususunda propaganda yaptıklarına dair o devrin mühim simalarının hatıralarında birkaç kayıt bulunmaktadır. Bu kayıtlar dikkatle incelendiğinde görülmektedir ki bugünün neo-İttihadçıları Kemalistler tarafından da Suriye meselesinde benzer bir propaganda yapılmaktadır. O halde İttihadçıların propagandasına dair birkaç misal vermek yerinde olacaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Edirne Müdafii olarak meşhur olan Şükrü Paşa’yla bir röportaj yapan ve yaptığı bu mülakatı iki ayrı eserinde tarihe ve umumi efkâra havale eden İsmail Hami Danişmend’in naklettiğine göre Balkan Harbi sırasında İttihadçı önde gelenler askerin moralini bozmak için propaganda yapmışlardır. Buna göre; Şükrü Paşa: “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İttihatçıların eski Dahiliye Nazırı Talat Bey gönüllü nefer yazılıp Edirne’ye gelmişti; maksadı askerlik etmek değil, askeri ifsad etmekti … Askeri harbetmemeye teşvik ediyor ve bilhassa Anadolu efradına Rumeli’nin kendi vatanları olmadığından bahsediyordu! … Doktor Bahaüddin Şakir … Talat’ın propagandasına devam</span>” ediyor demiş ve ikisini idam etmemek için kendini zor tuttuğunu ve Bahaddin Şakir’in ayrıca Selimiye Camii’ni düşman eline geçmemesi için berhava edilmesini teklif ettiğini ifade etmiştir.</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=305" target="_blank" title="">izahli-ot-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 539.08 KB / İndirme Sayısı: 297)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Bkz: İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi Cild IV, İstanbul, 2011, sh. 541-542)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=304" target="_blank" title="">tarihi-hakikatler-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 682.76 KB / İndirme Sayısı: 286)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Bkz. İsmail Hami Danişmend, Tarihi Hakikatler, İstanbul, 2016, sh. 360)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Harp sahasında hekim olarak vazife alan Dr. Rıza Nur da benzer bir hususu hatıralarında şu ifadelerle anlatmaktadır; “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bence mağlubiyetin sebepleri başkadır: Biri terhis, diğeri kumandanların dirayetsizliğidir. Daha mühimi orduda zabitlerin hatta neferlerin o esnada İttihatçı ve muhalif olarak birbirine zıt olması ve daha feci Talat ve emsali İttihatçıların ordu içine girip ‘-Askerler! Bir bunak Kâmil Paşa için kanınızı döküyorsunuz. Gâvur burada değil, İstanbul’dadır. Asıl gâvur Kâmil Paşa’dır. Sizi gâvura sattı. Gidin önce o gâvuru gebertin!’ diye propaganda yapmalarıdır. Bu yalan değildir. Bu hususta müşahede ve delillerim vardır. … Siyasi hırs fena şey… Gözü boyuyor</span>”</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=306" target="_blank" title="">hayat-ve-hatiratim-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 420.72 KB / İndirme Sayısı: 277)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Bkz: Dr. Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, Cild I, Almanya, 1982, sh. 321)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Balkan Harbi sırasında şeyhülislamlık makamında bulunan Cemaleddin Efendi de hatıralarında harbin kaybedilme sebeplerinden birisi olarak ordu içine gönüllü asker olarak giren birtakım kimselerin yaptığı menfi propaganda olduğunu ifade etmektedir.</span></span><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=307" target="_blank" title="">siyasi-hatiralarim-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 863.27 KB / İndirme Sayısı: 267)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Bkz. Şeyhülislam Cemaleddin Efendi, Siyasi Hatıralarım, İstanbul, 1978, sh. 132-133)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AKTÜEL SURİYE MESELESİ VE KEMALİST PROPAGANDA</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Gerçekten de üç ayrı görgü şahidinden veya o devirde hadiselerin içinde bizzat yaşayan kimselerden nakledilen bu ifadeler bugünün Kemalistlerinin kullandığı jargonla ne kadar benzer değil mi? Onlar da bugün ordumuz harp sahasındayken “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Biz Arap değiliz ne işimiz var Arap topraklarında</span>” diyebiliyorlar veya “<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İçeride Suriyelileri besleyip dışarıda Suriye ile savaşan tek ülkeyiz</span>” manşetini atabiliyorlar. (Bkz: Sözcü Gazetesi 12 Şubat 2019) Halbuki harpte muhalefet olmaz. Harp bittikten sonra ancak harbin muhasebesi yapılabilir ve bir kusur bulunursa ancak o takdirde kusurlulardan hesap sorulabilir. Zira harp devam ederken ordunun moralini bozmak hem de ordu harp sahasındayken bunu yapmak ne demektir, bunun takdirini siz değerli okuyuculara bırakmak en doğrusu olacaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sözcü Gazetesi</span> 12 Şubat 2019</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beytullah İmzaoğlu, Şeyhülislam Cemaleddin Efendi (1848-1919), Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları, Enstitüsü, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Yüksek Lisans tezi</span>, İstanbul, 2019</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Dr. Rıza Nur, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hayat ve Hatıratım</span>, Cild I, Almanya, 1982</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İsmail Hami Danişmend, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi</span> Cild IV, İstanbul, 2011</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İsmail Hami Danişmend, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tarihi Hakikatler</span>, İstanbul, 2016</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Şeyhülislam Cemaleddin Efendi,<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"> Siyasi Hatıralarım</span>, İstanbul, 1978</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİPNOTLAR</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Metin dahilinde parantez içinde gösterilmiştir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Bu makale <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Derin Tarih Dergisi</span> Mart 2020 sayısında neşredilmiştir.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Vuhuş ve Tuyur'a Adanan İstanbul Vakıfları - Mehmed Fatih Can]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-vuhus-ve-tuyur-a-adanan-istanbul-vakiflari-mehmed-fatih-can.html</link>
			<pubDate>Sat, 29 May 2021 22:17:07 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-vuhus-ve-tuyur-a-adanan-istanbul-vakiflari-mehmed-fatih-can.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“VUHUŞ VE TUYUR”A ADANAN İSTANBUL VAKIFLARI</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Türkiye’de her şey insanileşmiş, her katı yumuşamıştır, hayvanlar bile…”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">G. de Busbecg</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Medeniyetimizin şefkat ve merhamet boyutunun müşahhas ve mücessem abideleri olarak vakıf-hayrat müesseselerimiz, nev’i şahsına münhasır ve hâlâ aşılamamış; hem İslam hukukunun hem tarih hem sanat tarihimizin ilgi alanına giren yönleri ve derinlikli süreç ve katmanları ile son derece zevkli ve mühim bir mevzudur. Ecdadın hayvan sevgisi ve bu muhabbetin neşet ettiği ilahi kaynağın onu sevk ettiği pratiğin serencamını bu yazıda vakıf müessesesi çerçevesinde ele alıyoruz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyiliğin Tadı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Yunus Emre’nin; “Yaradılmışları severiz/Yaradandan ötürü” dizesiyle dört kelimede noktasını koyduğu “Allah rızası mefhumu mucibince cemadat, nebatat, hayvanat ve insanata karşı derin mesuliyet duygusu ve saf fıtrarın merkezi olan vicdanın tahriki neticesi oluşan “infak” duygusu her türlü su-i zandan beridir. Fi’l hakika; Ademoğlu, egosunun hapishanesinde hayvani tarafıyla bir varlıkken; daimi olarak nefsini şart koştuğu “menfaat vakfiyesi”ne, tamamen Yaradan hürmetine ve hür iradesiyle ötekini de kaydettiği an insanlık dairesine dâhil olabilir. Bu meyanda sarf edilen “Annelik hayvani bir duygudur (içgüdüyle ilgili). İnsani olan ötekine yapılan anneliktir” aforizmasına katılmamak mümkün değildir. Öteki dediğimiz ki içine tüm varlık âleminin sakinleri olan mahlûkatı alır; işte bunların maddi manevi kurtuluşunu, huzurunu, afiyetini hedefleyen merhamet, şefkat ve diğergâmlık hassalarının ete kemiğe bürünmüş, kurumsallaşmış tezahüründen ibaret bir müessese ve onun etrafında teşekkül eden derin bir kültürden bahsediyoruz. Öyle bir kültür ki; asırlarca sosyal dokumuzu yara almadan devam ettirmiş, bütün canlılar için güvenli bir atmosfer oluşturmuştur. Böylelikle iyiliğin tadı herkese, her şey tattırılmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vakıf Cenneti</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlılar elinde bu medeniyet, maddesiyle manasıyla zirveye çıkmıştır. O kadar ki; padişahlardan tutun; onların anneleri, eşleri, kızları, erkek çocukları, gelinleri; sadrazamlardan tutun; vezirler, paşalar, şeyhülislamlar, müderrisler ve diğer devlet memurları; zenginlerden tutun, mütevazı gelire sahip sıradan insanlara kadar, kadını erkeği bu hayırda yarışmışlar; akla hayale gelmedik hizmet çeşitliliğine sahip birbirinden ilginç vakıflar kurmuşlardır. Ali Himmet Berki’nin ifadesiyle; “Bu müessesenin İslam toplumlarında ve özellikle tarihimizde kazandığı şahsiyeti, yaygınlığı ayniyle başka hiçbir toplumda görmek bulmak mümkün değildir.”1 Ve yine; “Osmanlı döneminde vakıfların çok daha büyük gelişme gösterdiği; toplumun eğitim, sağlık, bayındırlık, şehircilik ve beledi, askeri, dini; hayvanların korunması, sosyal güvenlik gibi temel ihtiyaçların ötesinde son derece ayrıntılara dönük olanlara bile yönelinmiş; 16. asır Osmanlı toplumunu Batılılar ‘Vakıf cenneti’ tabirini kullanarak tavsif etmişlerdir.”2</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her Yaş Ciğeri Olana</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Türklerin ferdi ve içtimai hayatlarında hiçbir düşünce ve davranış kalıbı yoktur ki müessir olarak arkasında bir ayet, bir hadis ya da “kelam-ı kibar” denilen veli, alim sözü bulunmasın. Tabiatımızı, şahsiyetimizi büyük ölçüde bu ana kaynaklar mayalamıştır. Türk İslam tarihi, arka plan okumaları yapılarak yeniden değerlendirildiğinde tarihi ve medeni kimliğimizin alameti farikaları olan kurumlar, refleksler, tarzlar, yönelişler, düşünce mekaniği; hasılı Türkün kendiyle; eşya ile ve tabiatla kurduğu ilişkiler bütünü farkında ya da bilincinde olunsun olunmasın yukarıda zikrettiğim üç temel kaynakla doğrudan ilişkilidir. Bu ana paradigmanın kendine has bir alt başlığı da “hayvanat” ile “hayrat” ruhu üzerinden kurduğumuz sıkı ve sıcak bağlarla ilgilidir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Alman seyyah Hans Dernschwam’ın 1542’de (Kanuni devri) İstanbul’da şahit olduğu şu hadise hassasiyetin boyutlarını göstermesi açısından calib-i dikkattir. “Sadâret Kaymakamı Koca Mehmed Paşa, aşhanenin önünden geçerken odun yüklü güzel bir atın beklediğini görmüş ve atın sahibinin de aynı aşhanede karnını doyurmakla meşgul olduğunu öğrenmişti. Paşa bu vaziyete oldukça sinirlenerek, odunları atın sırtından indirmekle kalmayıp sahibini de cezalandırarak odunları onun üzerine yükletmişti. Odunları, at için aldırdığı bir akçelik kuru otu at yiyene kadar sahibinin üzerinde bekletmişti.”3</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Konstantinopolis’de Köpeklere Yer Yoktu…</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Alman seyyahın aktardığı anekdot, elbette masum hayvanların haklarını tespit, taknin ve tatbik etmede ulaşılan seviye ve anlayışa iyi bir örnektir. Filhakika bu hassasiyet nass ve nebevi buyruklardan neşet etmekle birlikte sadece müeyyide korkusundan kaynaklanmamaktadır. Asıl olan ecdadın hayvanlara karşı olan sevgisi; şefkat ve merhametidir. Bu görüşümüzün sayısız delilleri arasından birkaçını; bize ait kaynaklardan ziyade şu fart-ı muhabbete bir türlü anlam veremeyen, kendi dünyalarında yabancısı oldukları bir duygu ve durumu hayretle müşahede edip hararetle kaydeden ecnebi kalemlerden nakledelim.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Mesela, 1835-1839 yılları arasında Osmanlı’da askeri muallim olarak vazife yapan Prusyalı Feldmareşal Kont Moltke’nin gözlemleri hayli ilginçtir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “Türkler hayırseverliklerini hayvanlara karşı bile gösterirler. Üsküdar’da bir kedi hastanesi, Bayezid camiinin avlusunda da güvercinler için bir bakım yeri vardır. Bunlar herhangi bir vakada bilmem hangi haberi Peygamber’in kulağına fısıldamış olan belli bir güvercinin torunlarıdır… Kanatlarını çırpmaları, keyifli keyifli gurultuları ve alacalı kargaşalıkları dille anlatılamaz. Şahsi emniyetlerine güvenleri yüzünden, bu beleşçiler insanın yolundan bile çekilmiyorlar. Bunlar gibi limandaki martılar da insanın kürekle vurup öldürebileceği kadar tasasız ve yüzsüz… Evlerde asla köpek bulunmuyor; fakat sokaklarda bu sahipsiz hayvanlardan binlercesi fırıncıların, kasapların sadakalarıyla ve aynı zamanda kendi emekleriyle yaşıyorlar… Benim çok dikkatimi çeken bir şey de İstanbul sokaklarından atla geçtiğimde, köpekleri daima sokağın ortasında uyur görmem olmuştur. Burada bir köpek bir insanın ya da atın önünden asla çekilmiyor, bunu bilen insanlar ve atlar mümkün olabildiğince köpeğin önünden çekiliyorlar… En sık kalabalıklar içinde bile onların taş kaldırımlar üzerinde kıpırdamadan uyudukları görülüyor…”4</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tanzimat sonrası “amiran” takımında oluşan Batı hayranlığı ve aşağılık kompleksi, sokaklardaki başıboş köpek manzaralarının Batılılar karşısında Türkiye’yi sakil duruma düşüreceği zehabına kapılmalarına yol açmış; neticesi de yukarıda özetlenen felaketleri tevlid etmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sultan III. Mustafa zamanında İstanbul’da bulunan Fransız Baron de Tott’un anıları da renkli satırlarla doludur: “Başkentte tüketilen buğday üzerine korkunç bir tekel uygulayan, fırıncılara buğdayı halktan daha ucuza veren hükümet, buğdayların belirli bir miktarını kumruların beslenmesi için ayırır. Kumru sürüleri Boğaz’ın iki yakasında üstü açık teknelerde taşınan buğdaya hücum ederler. Gemicilerin hiçbiri onların açgözlülüğünü önlemeye kalkışmaz. Hayvanlara sağlanan bu kolaylık, onların çok sayıda, korkusuzca, hatta gemicilerle haşır neşir olacak tarzda kursaklarını doldurmalarını sağlar… Türklerin kedileri koyun ciğeriyle beslemelerini de gezginler benim gibi hayranlıkla kutlamışlardır. Kendilerini bu işe adamış dindar kimseler temin ettikleri ciğeri kedilere dağıtırlar…”5</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Geçtiğimiz Şubat ayında sadece İstanbul’u değil tüm ülkeyi on gün boyunca ekranlara kilitleyen “kuyu” adlı yavru köpeğin, düştüğü derin ve dar kuyudan kurtarılma macerası ve insanımızın bu necatı; “son zamanların en mutluluk verici olayı” olarak tanımlaması, efsaneleşmiş hayvan sevgimizin galiba genetik olduğunu doğruluyor gibidir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İtalyan seyyah Edmondo de Amicis’in anlattıkları, özellikle, İstanbul’un sokak köpekleriyle tanışmasının fetihten sonra Sultan Fatih sayesinde gerçekleştiğini vurgulaması bu tezimizin en sağlam teyidlerinden olsa gerektir: “İstanbul, köpeği pek bol olan bir yerdir. Herkes gelir gelmez farkına varır bunun. Köpekler şehrin daha az kalabalık ama birincisinden daha az garip olmayan ikinci halkını meydana getirir. Türklerin köpekleri ne kadar sevip koruduğunu bütün dünya bilir. Bunu; Kuran’ın hayvanlara karşı olmasını da emrettiği merhamet hissiyle mi, yoksa köpeklerin de bazı kuşlar gibi uğurlu olduğunu sandıkları için mi yaptıklarını anlayamadım; belki Peygamber köpekleri sevdiği, belki de Fatih Sultan Mehmed’in Topkapı’da açılan gedikten arkasında bir sürü erkan-ı harp köpekle beraber, şehre muzaffer girmesi yüzündendir. Şu bir vakıadır ki bu hayvanları içten severler. Birçok Türk beslenmeleri için kabarık meblağlar vasiyet eder. Sultan Abdülmecid bunların hepsini Marmara’da bir adaya sürdüğü vakit halk sızlanıp mırıldanmış, köpekler geri dönünce de bayram etmiştir. hükümet hoşnutsuzluk oluşturmamak için bu hayvanları hep rahat bırakmıştır… İstanbul’daki bir sürü köpeğin hiçbirinin sahibi yoktur. Köpeklerin hepsi birden tasması, vazifesi, ismi, meskeni, kanunu olamayan büyük bir serseriler cumhuriyeti teşkil ederler…”6</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köpeklerin Âhı…</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Amicis’in sözünü ettiği Abdülmecid7 devrindeki köpek sürgünü başlı başına bir fenomen hadisedir. İstanbul tarihinde emsali görülmemiş bir vak’a olarak bahse konu sürgün ve akabindeki gelişmelerle ilgili Osmanlı arşivlerinde müstakil eser olacak çapta vesika mevcuttur. Bu sürgünün doğurduğu infial İstanbulluları nümayiş (miting) dahil her türlü sivil tepkiyi göstermeye sevk etmiş ve netice de alınmıştır. Köpeklerin sürgünden dönüşü bir şehrayine dönüştürülmüş, İstanbullular bu vuslatı günlerce kutlamışlardır. Bu olayın akabinde cereyan eden büyük Kırım harbi masum köpeklere reva görülen kötü muameleye bağlanmış, harp boyunca “zavallı köpeklerin ahı tuttu” sözü dillerden düşmemiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Buna benzer lakin hem daha acımasız hem geri dönüşsüz bir sürgün de İttihat ve Terakki döneminde gerçekleşmiştir. 1910 yılında yaşanan “Hayırsız Ada” vakası tam bir felaket ve İttihatçılar için yüz karası olmuştur. Yaklaşık 80 binden8 fazla sokak köpeği, üç ay boyunca sağdan soldan toplanarak vapurlarla Hayırsız Ada’ya taşınmış; mezkur idarenin estirdiği tedhiş havası sebebiyle halk, Abdülmecid devrindeki gibi ciddi bir tepki de gösterememiş; köpekler açlığa, susuzluğa ve sıcağa yani ölüme terk edilmiştir. Ulumalarının, iniltilerinin, şehrin sahil mahallerinden duyulduğu ve bir müddet sonra sıcaktan, açlıktan ve birbirlerini parçalayarak yemekten telef olan hayvanların acı ulumalarının kesildiği anlatılanlar arasındadır… Bu feci hadiseden iki yıl sonra patlayan meşum Balkan harbi ve felaketi de, ahali tarafından bu katliamın uğursuzluğu ve bedeli olarak kabul edilmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Tanzimat sonrası “amiran” takımında oluşan Batı hayranlığı ve aşağılık kompleksi, sokaklardaki başıboş köpek manzaralarının Batılılar karşısında Türkiye’yi sakil duruma düşüreceği zehabına kapılmalarına yol açmış; neticesi de yukarıda özetlenen felaketleri tevlid etmiştir. Fakat ahali henüz bu bozulmanın tesirlerinden beridir. Aslında her alanda kendini gösteren bürokrasi-halk çatışmasına şu köpek sürgünü hadisesi içinden çarpıcı bir örnek, bir anekdot daha nakletmek istiyorum.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “İttihad ve Terakki devrinde Aksaray Valide camii imamı Kamil efendi bir sabah namazından sonra mihrabda ‘mihrabiye’ okumaktadır. Tam da İttihad Terakki’nin belediye marifetiyle köpekleri itlaf ettiği günlerdir. Camiden içeriye bir köpek girer. İtlaftan kaçmaktadır. Doğruca imamın arkasına saklanır. Kamil efendi köpeği korur, zira ‘camiye giren emniyettedir.’ Ayetine riayet eder. Sonraları köpek hocadan ayrılmaz. Hocanın ömrünün sonlarına doğru gözleri görmez olur. Köpek onun gözü kulağı olur…” (Bu olayı; “bunu da şahidinden na bu kulaklarımla duydum” diyerek tevsik edip nakleden Ekrem Işın beye teşekkür borçluyuz).</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Avusturya İmparatoru II. Rudolf’un elçilik heyeti içinde İstanbul’a gelen Baron Wenceslaw Wratislaw da hayvanlara merhamet ve şefkat bahşetmede ecdadımızın cins, tür ayırmadığına dikkat çekmektedir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “…Türkler bu ayak satıcılarından aldıkları yiyecekleri köpekler arasında elden geldiğince eşitlikle dağıtırlar ve bu arada duvarlar üstünde bekleşen kedilerin de paylarını vermeyi unutmazlar. Çünkü dinsel buyrukların dışında kalan bazı boş şeylere tanrı buyruğu gibi değer veren bu insanlar böyle yapmakla; yani kedi köpek, balık, kuş ve tanrının başka canlı ve konuşamayan yarattıklarına yiyecek sadakası vermekle yüce tanrının gözüne gireceklerine inanırlar. Bu inançlarının sonucu olsa gerek yakalanmış kuşları öldürmeyi büyük günah sayarlar ve bunları çeşitli kurtuluş akçesi verir gibi satın alıp azad etmekle yüce tanrının hoşnutluğunu kazanmış olurlar. Balıklar için de sulara ekmek parçası atarlar…” “…Kent sokaklarında şişlere takılı et parçalarının da satıldığı ve bunların bazıları tarafından satım alınarak kümeler halinde uçuşan çaylaklara atıldığı da görülür. Biz de bu et parçalarını kapışmak üzere birbirlerinin üstlerinden uçup yuvarlanmalarını seyredip eğlenirdik.”9 Polonyalı seyyah Simon ise Türkiye seyahatine dair seyahat notlarında; kurtlar vs. gibi vahşi hayvanların kışın açlıktan telef olmamaları için dağlara yiyecek bırakma şartını havi vakıflar bulunduğunu belirtir.10</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuş Sarayları</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Umum mahlukatı evcil, vahşi ayırt etmeden merhamet dairesine alan bu devr-i kadim beyefendi ve hanımefendileri; sokak hayvanlarını sokaklarda, vahşi hayvanları kendi tabii ortamlarında, ev hayvanlarını da evlerinde koruma ve kollama altına almışlardır. Tab’an özgür fıtrata sahip hayvanları ev, barınak ya da kafes hapishanesine mahkum etmek akıllarına bile gelmemiştir. Kuşlar için özgürce ve emniyet içerisinde yavrulayıp barınabilmeleri için “kuş sarayı” denilen nadide, zarif yuvalar yapmışlardır. Genellikle cami ve külliye duvarlarının yüksek yerlerine kondurulan bu vakıf kuş evleri, mimari üsluplarıyla da birer şaheserdir. Ruh asaletinin de pratiğe akseden veçhesini de son derece ciddiye alan ve “kuş köşkü” tabirini hak edecek sanat formunu yakalayan estetik incelik bu babda son noktadır ve medeniyetimizin yüz akıdır (Esefle kaydedelim ki modern İstanbul’un nesebi gayrı sahih mimari aparatları; ‘site, avm, rezidans, tower(!), otel’ vs. gibi külliyelerinde (!) ise “kuş tuzakları” diyebileceğimiz çivili düzenekler sırıtmaktadır!). Minareleri, yüksek kenarlı kubbeleri, hilal biçimindeki alemleriyle birer selatin camiini andıran ve olağanüstü işçilikleriyle dikkat çeken bu yapıları büyük bir hayranlıkla gözlemleyen, Kanuni devrinde İstanbul’da bir müddet bulunmuş Avusturya Sefiri Busbecq’in, mektuplarında yer alan şu tespit her şeyi özetlemektedir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> “Türkiye’de her şey insanileşmiş, her katı yumuşamıştır; hayvanlar bile…”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ecdad mezarlarında da bu haslet mücessemdir; çünkü Müslüman kabri, vuhuş ve tuyurun rahatça su içebilmeleri için taşında minik havuzu bulunan mezardır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlılar Doğu’dan göç edip gelmeleri hasebiyle, leyleklere “hacı baba, hacı leylek” gibi isimler vermişlerdir. Göç yolları üzerindeki vilayetlerde bu hayvanların ihtiyaçlarını görmek üzere vakıflar kurmuşlardır. Bu sevimli göçmenlerin yuvaları, nasılsa yine gelip aynı yere konacaklar denilerek muhafaza edilmiş adeta dokunulmazlık kazanmıştır. Eyüb Sultan Camii külliyesinde, hastalık ya da sakatlık sebebiyle katarına katılamayan sakat leyleklere tedavi ve bakım hizmeti veren vakıf asırlarca bu hizmeti yürütmüştür. “…Kışın karda aç kalan kuşlara yem, yollarına devam edemeyen leyleklere ciğer ikram eden hayır sahipleri vardır.”11</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ahmet Haşim’in, Gurebahane-i Laklakan’ında bahsettiği, Bursa’daki Haffaflar (ayakkabıcılar) çarşısı meydanı da sayısız emsallerinden bir diğeridir: “Bursa’dai Haffafkar Çarşısı’nın ortasında bir meydan var. Bu meydan, malül bazı hayvanların darülacezesidir. Kanadı veya bacağı kırık leylekler, bunamış kargalar, kör veya sağır baykuşlar burada halkın sadakasıyla geçindirilirler. Haffaf esnafının aylıkla tuttuğu belki yüz yaşında; baktığı sakat leylekler kadar amelimanda (aciz) bir ihtiyar, toplanan sadaka parasıyla her gün işkembeler alır, temizler, parçalar ve insan merhametine sığınan bu zavallı kuşlara dağıtır.”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayrat’tan Hayvanata Bir Hayat</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İslam tarihinde sırf hayvanlar için vakıf tahsis eden ilk zatın Musul Atabeyi Nureddin Zengi olduğ bilinmektedir. Zengi; yaşlanmış, güçten düşmüş hayvanların zahmetsizce yayılmaları için; daimi olarak otlak kalmak üzere Şam’da geniş bir arazi vakfetmiştir.12</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ömer Nasuhi Bilmen; muhalled eseri Kamus’unda; “…Ehl-i İslam’ın kalplerindeki lütuf ve keremin, dikkat ve merhametin birer güzide timsali olmak üzere kervansaraylar, hastahaneler, Müslümanların defnedilmesi için hazireler, makbereler; zayıf hayvanların otlayıp beslenmeleri için meralar, çayırlar vakfettikleri”nden mufassal olarak bahsedir.13</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İ. Hakkı Konyalı merhum Üsküdar Tarihi isimli eserinin birinci cildinde; Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultan’ın Üsküdar Meydanı’nda Mimar Sinan’a yaptırdığı imaretindeki konaklayanların atları için de “her at başına bir yem sadakası” şart ettiğini bildirmektedir. Mihrimah Sultan Külliyesi’ni inşa eden büyük usta Sinan da, memleketi Ağırnas’da kurduğu vakfiyesine; “…Ve dahi Kayseriyye sancağında Ağırnas nam karyede rızaen-lillahi teala bina eylediği çeşmeyi vakfetti ve mezbur çeşmenin kurbünde tulen 260 zira ve arzan 160 zira arz-ı memlukesini vafketti. Ta ki çeşme-i mezbureye gelen hayvanat orada istirahat ideler…”14 şartını koymuştur.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ödemiş’in Nurselli köyünde bir hayırsever olan İbrahim A’nın leylekler için kurduğu vakıf da kurduğu hayrat teşebbüsünün sadece zengin şehir aristokrasisine mahsus bir ayrıcalık olmadığının bir delilidir. 1889 yılında Ödemiş’te kurulmuş olan “Mürselli Hacı İbrahim Ağa Vakfı” çevredeki leyleklerin beslenmesi için vakıf bütçesinden senede 100 kuruş tahsis edilmesini şart koşmuştur: “…ve yine Yeni Câmi-i Şerif-i mezkurda mücavir kalan leyleklerin eklleri (yemeleri) içün senevi 100 guruş virile…”15</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hirreye Fart-ı Mahabbet</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Prof. İsmet Sungur bey “Yedikule surlarında kimsesiz hayvanlara yiyecek verdiğimiz sırada yoldan geçen bir ihtiyar, çocukluğunda Hacı Evhad’ın Yedikule’de vakfettiği Mimar Sinan eseri camide, vakfiyesi uyarınca kedilere her gün kırk takım ciğer dağıtıldığını bize anlatmıştı. Muhammet Vamık Şükrü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi kütüphanesinde mahfuz bulunan yazıyla sekiz ciltlik el yazması ‘Evkaf-ı Ümem Tarihi’ adlı eserinde şu bilgiyi vermektedir: ‘Hayrat-ı vakfiyenin enva-ı garibesi de vardır. Mesela İstanbul’da Koca Mustafa Paşa’da Şeyh Evhad Tekkesi’ne; şuradan buradan atılmış, bırakılmış kediler için Hureyre-perver (kedi sever) bir sahib-i merhamet günde iki sırık ciğer vakfetmiştir.’…”16 bilgisini vermektedir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İstanbul’un çocuk ve hayvan dostu büyük hayırsever hanımlarından Mısırlı Prenses Zeyneb Hanımefendi (Sadrazam Yusuf Kamil Paşa’nın eş, Üsküdar’da adıyla anılan büyük çocuk hastanesinin baniyesi Zeynep Kamil); “…Bir gün Aksaray civarında sokaktan geçerken bir evin önünde bir sürü kedi görür, bunun ne olduğunu sorar; mahalleli:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “Efendim, bu evde Emine hanım diye fakir bir kadın oturur, kedi sevdiği için ‘kedici Emine hanım’ derler. Bu hayvanlara bakar. Onlar da evinden etrafından ayrılmazlar.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  ‘Bari kadıncağızın kedileri doyuracak parası var mı?’</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  ‘Yoktur. Kendisi kıt kanaat geçinir. Fakat kasaplara, salhaneye gider, öteberi toplar, hayvanlara bakar…’</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Zeyneb Hanım kahyasına emreder. Kadına ayda 15 altın tahsis ettirir ve vakıfnamesine de koydurur. Bugün ‘Kedici Emine hanım’ verasesi hala Mısır’ın Zeyneb Hanım vakfından bu parayı alırlar.”17</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sokullu Mehmed Paşa’nın 1574 yılında kurduğu vakfı, özellikle gaziler için at yetiştirilmesini şart koşmasıyla ünlüdür. İstanbul, Anadolu ve Rumeli’de, vakfına ait akar mahiyetindeki çiftliklerde iyi cins savaş atları yetiştirilmesi ve Paşa’nın bu konuyu vakıf hizmeti şeklinde ebedileştirmesi hayranlık uyandırıcıdır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İstanbul merhamet, zarafet şehridir. Eskiler “Şerefü’l mekan bi’l mekin” (Mekanın şerefi orada oturandan kaynaklanır) demişler… Elbette İstanbul’a bu vasıfları kazandıran sakinleridir, İstanbullularıdır. İstanbul efendisi denilen ve artık nesli neredeyse tükenmiş bulunan bu insanların hayvanlarla kurdukları bağ görülmeye, bilinmeye değer şeylerdendir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Bayezid Kütüphane-i Umumisi’nin Osmanlı bakiyyesi son müdür İsmail Saib Sencer merhum da bu neslin numune-i imtisallerindendir. Büyük ve şahsiyetli bir alim kişi olmanın yanı sıra tek başına bir “kedi vakfı” olmakla da maruftur. Şapka inkılabı üzerine vefatı üzerine vefatına kadar hayatını kütüphaneye hapseden ve kendini kitaplara ve kedilere adayan bu son Osmanlı efendisinin vefatı üzerine İbnü’l Emin merhumun kaleme aldığı yazı bir şaheserdir: “…Kedilere gösterdiği merhamet ve şefkat şayan-ı hayret idi. Hukuk-ı kadime münasebetiyle yemeğe davet ettiğim zamanlar müşkil mevkide kalırdı. Benim davetimi reddetmekten sakınırdı. Davetime icabet ederse, kedilere bakmazlar, yemeklerini zamanında vermezler de rahatlarını bozarlar diye endişeye düşerdi. Birkaç defa ramazanda iftar vakti evin kapısına kadar geldiği halde o endişeyle geri döndüğünü muahhıran kendi söylerdi… ‘Sizin meslekiniz kedilere mahsus darü’l acezedir’ derdim… Hizmetinde bulunanlar, maaşının yarısını bu kedilerin boğazına sarfettiğini söylerlerdi…</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Aşıka ta’n etmek olmaz, müpteladır neylesün</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ademe mihr ü mahabbet bir beladır neylesün” beytini</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Saib’e söylenmek olmaz müpteladır neylesün</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hirreye fart-ı mahabbet bir beladır neylesün”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">şekline koyarak okurdum, gülerdi; bir yandan da kemal-i mahabbetle kedileri okşardı. Kedilere bu kadar merhametli olan bir ademin, insanlara ne kadar rahim olacağını düşünmeli…”18</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vuhuş ve Tuyur</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sultan Ahmed Camii’nin banii; Peygamber aşığıİ şair Sultan I. Ahmed’in, birçok vasfına ilaveten sahipsiz hayvanlara karşı merhameti de meşhurdur. Zavallı “vuhuş ve tuyurun” karda kışta aç kalma ihtimalinin huzurunu kaçırdığı bilinen bu gönlü geniş lakin ömrü dar padişah; 1603 yılında, on dört yaşında tahta çıkar çıkmaz, hizmet alanı çok geniş bir vakıf kurmuştur. Vakfiyesindeki hizmet şartlarından biri de çöpe atılan sofra artıklarının, bu iş için istihdam edilecek elemanlar tarafından toplanıp, evcil olmayan hayvanlara ve kuşlara mahallerinde ikram edilmesidir. Böylece, ziyan olup gidecek nimet hayırda değerlendirilmiş olacaktır. Genç Padişah hem israfı önlemeyi hem müsrifleri vebalden kurtarmayı hem de masum hayvanların açlıktan telef olmamalarını yani üç hayrı bir arada düşünmüş olmalıdır. Vakfiyesindeki ilgili kısmın orijinali şöyledir: “…Taamdan baki kalanı yabana atmaya. Vuhuşa (her türlü sokak ve yaban hayvanı) ve tuyura (kuşlara) vermek için kimseler tayin oluna, anlara yevmi… akçe verile…”19</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köpeklere Her Gün Taze Ekmek</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “El Hac” lakabıyla da anılan Mustafa oğlu Hacı Mustafa Peygamber Efendimizin soyundan gelen bir Seyyid’dir. 1778 yılında kurduğu vakıf, özellikle sokak köpeklerine her gün ekmek dağıtılmasını şart koşmaktadır. Ayrıca Rumeli hisarında Kur’an-ı Kerim talim edilen Taş Mektep adıyla maruf medresenin senelik kömür ihtiyacı da vakfın hizmetleri arasındadır: “…ve yine hisar-ı mezkurda külle yevmin otuzar akçalık nan-i aziz (ekmek) iştira olunup (satın alınıp) kullaba (köpeklere) eklettirile ve Rumeli hisarında deryaya karşı vaki Taş Mektep’de teallüm-ü Kur’an eden sıbyanan (çocuklar) için beher sene üç bin akçe kömür bahası verile…”20</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bahadır Gaziler İçin Savaş Atı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlı İmparatorluğu’nun zirve döneminin büyük sadrazamı Boşnak asıllı Sokullu Mehmed Paşa, üç padişaha vezir-i azamlık yapmış ve uzun hizmet yıllarında Osmanlı memalikine birçok abide eser kazandırmıştır. Bugünkü sınırlarımız dahilinden bir misal vermek gerekirse Edirne’den Hatay’a kadar uzanan bir hat boyunca beş büyük külliyesi mevcuttur. İstanbul’un Kadırga semtinde bulunan külliyesi Mimar Sinan’ın en ünlü eserleri arasında sayılmaktadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sokullu Mehmed Paşa’nın 1574 yılında kurduğu vakfı, özellikle gaziler için at yetiştirilmesini şart koşmasıyla ünlüdür. İstanbul, Anadolu ve Rumeli’de, vakfına ait akar mahiyetindeki çiftliklerde iyi cins savaş atları yetiştirilmesi ve Paşa’nın bu konuyu vakıf hizmeti şeklinde ebedileştirmesi hayranlık uyandırıcıdır: “…ve vâkıf-ı müşarünileyh hazretleri şart ettiler ki sabıkan zikrolub fi-sebilillah vakf olunan yundlardan (at sürüleri) hasıl olan atları gurat-ı merih-i guzat-ı müslimin ve kühat-ı ala simat-ı mücahidinden her hangi gazinin atı olmayub küffar-ı bed-tebara gaza etmek için at isteye; re’y-i hakim ve mütevelli ile ol gaziye bir yarar at verile…”21</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güvercinhane</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Hayvan dostu vakıflarımızdan biri de 1707’de kurulmuş olan “Mehmed Bey Vakfı”dır. Mehmed bey; vakfının hizmet şartlarından olarak, vakıf akarı çiftlikte bir güvercinhane yapılmasını ve burada güvercinlerin tüm ihtiyaçlarının karşılanmasını şart koşmuştur: “…Mülkü mevrusum olan çiftliğin dahilinde vaki fevkani iki bab odayı ve sair buyut-i müteferrikayı ve iki yan sofalarını ve bir çardağı ve bir kayyım kıt’a anbarları ve iki fürun ve bir güğercinhane (güvercinhane) ve bi’r-i ma’ ve eşcar-ı müsmire ve gayr-ı müsmireyi şart koştum…”22</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öküzler İçin Tahıl, İpek Böcekleri İçin Dut Yaprağı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Hüseyin oğlu Ali Paşa tarafından 1565 yılında kurulan “Ali Paşa Vakfı” özellikle tarımda kullanılan hayvanlar için “yulaf ve burçak” gibi tahıl tahsisi ve ipek böceği üretimi ve bunlar için dut yaprağı teminine matuf şartıyla hayli ilginç görünmektedir. Vakfın, Çatalca’ya bağlı bazı köylerde akarat mahiyetindeki çiftliklerinden elde edilen gelirin üçte ikisi vakfa kalacak, üçte biri de çiftliğin işletilmesi mukabilinde 1/3 oranında hissedar kılınan ortaklar arasında paylaştırılacaktır. Bu yönüyle de enteresan olan vakfın vakfiyesinde mündemiç şartlardan anladığımız kadarıyla Ali Paşa Vakfı’nın asıl amacı, üretim ve istihdama yani ekonomiye fi-sebilillah destek olmaktır. Başat istihsal kalemi olarak ipek böcekçiliği seçilmiştir ve vakıf bu alanda uzmanlaşmıştır. İlgili şart vakfiyede şöyle geçer: “Mumaileyh vâkıf; Çatalca kazasının Semen, Tatarlar ve Dündarlar ve Makrihor karyelerindeki mezralarda ekilmek üzre vakfın anbarından ortakların kifayet miktarı mütenevvi hububat almalarını şart eyledi. Şol şart ile ki mezbur mezralarda kain sığırlarla hububatı ekecekler… Hasad zemani geldiği vakit orakcılar tutulacak ve ücretlerinin üçte ikisi vakıf canibinden üçte biri de ortaklar tarafından verilecek; ortaklar biçilen ekinleri harman yerine getirüb temizledikten sonra ve mutad olan resim (vergi) çıkarıldıktan sonra üçte ikisi vakfa ve üçte biri ortaklara aid olmak üzre ortaklarla vakıf arasında taksim olunacak. Alefden ve burçak namile maruf şeyden şeriklere bir habbe verilmeyecek; belki sığırlar içün vakıf canibinde hıfz olunacaktır… ve ipek böceği zemanı geldiği vakit vakfın parası ile böcek tohumu alınarak ipek olasıya kadar böcekler içün gılmanın her gün dut yaprağı getirmelerini… şart kıldı.”23</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyiliğin Rol Modelleri</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlı Devleti’nde klasik devirde kadıların, Tanzimat sonrası ise Şer’iyye ve Evkaf Nezareti’nin kontrolünde olan vakıf müesseseleri Cumhuriyet’in ilanından sonra, 5 Haziran 1935’te çıkan bir kanunla kurulan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğuna bağlanmıştır ve bu kurum el’an tarihten devraldığı 26.798 vakfiyenin muazzam maddi manevi zenginliği ve mesuliyetini bünyesinde barındırmaktadır. Hayranlıkla ve zevkle okuyup künhüne vakıf olmaya çalıştığımız vakıflarımızın her birinin, bizim burada çok cüzi örneklemelerle başlıklandırdığımız “hayvanlara dair hizmetleri”, onların hizmet çeşitliliğinin sadece bir tarafını hikâye etmektedir. Yoksa sadece bir vakfın muhtevası ve hizmet çeşitliliği müstakil bir kitap hacmindedir. Bu itibarla İstanbul’da kurulmuş, İstanbul Şer’iyye mahkemelerinde tescil edilmiş 9748 vakfiyenin büyük kısmı “vuhuş-tuyur; böcü-börtü” tabit olunan hayvanatı, ilgi alanının haricinde tutmamıştır. Ecdadtan mevrus takribi otuz bin vakfa dair hem fiziki hem ilmi çalışmalar şükür ki hızla devam etmektedir. Yani bizleri hayrette bırakacak yeni eserler yeni bilgiler yolda demektedir…</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ez cümle; atalarımız, sevgi ve şefkat halesi içinde; kendinden başkasını yok saymayışın, yüce bir amaca adanmışlığın olgunlaştırdığı bir dünya kurarak “var olmuşlar; el’hak varlık âlemine de bir anlam ve değer katmışlardır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Mutluluğun, kırık bir kalbi tamir etmek, kırık bir kanadı sarmak olduğunu bize öğreten “üsve-i hasene” varisi bu insanlar bizim için tek kelimeyle “iyiliğin rol modelleri”dirler.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">________________________________________</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Fatih Can, "VUHUŞ VE TUYUR"A ADANAN İSTANBUL VAKIFLARI, (2017), 1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi, S. 27, s.62-72</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[1] Ali Himmet Berki; “Vakıfların Hukuk ve Tarih Bakımından Kıymeti”; Vakıflar Dergisi; s.VI; 1965</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[2] Turan Yazgan; Görüşler; İstanbul 1977</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[3] Hans Dernschwam; İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü, ç.; Yaşar Önen; 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[4] Helmuth von Moltke; Türkiye’deki Durum ve Olaylar Üzerine Mektuplar; ç. Hayrullah Örs; İş Bankası Kültür y.; İstanbul 1960</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[5] Baron de Tott; Memoires sur les Turcs et LesTartares; ç. Mehmet R. Uzmen; Türkler ve Tatarlara Ait Hatıralar; Tercüman 1001 Temel Eser; İstanbul.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[6] Edmondo de Amicis; Constantinopoli; İstanbul; ç. Beynun Akyavaş; Ankara</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[7] Amicis 1874’te İstanbul’a geldi. Bahsettiği sürgünün bizatihi şahidi değil. Muhtemelen halk arasında dolaşan rivayete göre yazmış. Daha güçlü rivayet, II. Mahmud devrine ait fakat basında yer alan haber ve bilgilerin halkı galeyana getirmesi üzerine sürgün gerçekleşmedi diyen sağlam kaynaklar var. 1870’de Sultan Abdülaziz devrinde de buna benzer gelişmeler var lakin yine itlaf ve sürgün tam yapılamamış.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[8] 1910 sürgünü için 80 bin köpek rakamı kaynaklarda var ki bu güçlü ihtimal. Fakat itlaf ve sürgünü yapan devrin belediye başkanı Cemil Topuzlu, hatıratında 30 bin rakamını zikrediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[9] Baron Wratislaw’ın Anıları; XVI. Yüzyıl Osmanlı İmparatorluğundan Çizgiler; AD y. 1996</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[10] Veysel Akpınar; Batı ve Biz; İstanbul 1977</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[11] İ. Hakkı Konyalı; Üsküdar Tarihi; c.1</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[12] Abdurrahman Azzam; Ebed, Risalet; ç. H.H. Erdem; İstanbul 1962</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[13] Ömer Nasuhi Bilmen; Hukuk-ı İslamiyye ve Istalahat-ı Fıkhiyye Kamusu; c.4</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[14] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[15] Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[16] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[17] Hilmi Yücebaş; Ulunay, Hayatı-Hatıraları-Eserleri; İstanbul 1970</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[18] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[19] Sultan I. Ahmed Vakfı Vakfiyesi’nden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[20] El hac, es Seyyid Hacı Mustafa Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[21] Mehmed Paşa bin Sinan Bey, Sadrazam, Sokullu, Şehid, Tavil, İbrahim Hanzade Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[22] Mehmed Bey bin İbrahim Bey Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[23] Ali Paşa bin Hüseyin, Cedid, Semiz, Gedik Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“VUHUŞ VE TUYUR”A ADANAN İSTANBUL VAKIFLARI</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Türkiye’de her şey insanileşmiş, her katı yumuşamıştır, hayvanlar bile…”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">G. de Busbecg</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Medeniyetimizin şefkat ve merhamet boyutunun müşahhas ve mücessem abideleri olarak vakıf-hayrat müesseselerimiz, nev’i şahsına münhasır ve hâlâ aşılamamış; hem İslam hukukunun hem tarih hem sanat tarihimizin ilgi alanına giren yönleri ve derinlikli süreç ve katmanları ile son derece zevkli ve mühim bir mevzudur. Ecdadın hayvan sevgisi ve bu muhabbetin neşet ettiği ilahi kaynağın onu sevk ettiği pratiğin serencamını bu yazıda vakıf müessesesi çerçevesinde ele alıyoruz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyiliğin Tadı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Yunus Emre’nin; “Yaradılmışları severiz/Yaradandan ötürü” dizesiyle dört kelimede noktasını koyduğu “Allah rızası mefhumu mucibince cemadat, nebatat, hayvanat ve insanata karşı derin mesuliyet duygusu ve saf fıtrarın merkezi olan vicdanın tahriki neticesi oluşan “infak” duygusu her türlü su-i zandan beridir. Fi’l hakika; Ademoğlu, egosunun hapishanesinde hayvani tarafıyla bir varlıkken; daimi olarak nefsini şart koştuğu “menfaat vakfiyesi”ne, tamamen Yaradan hürmetine ve hür iradesiyle ötekini de kaydettiği an insanlık dairesine dâhil olabilir. Bu meyanda sarf edilen “Annelik hayvani bir duygudur (içgüdüyle ilgili). İnsani olan ötekine yapılan anneliktir” aforizmasına katılmamak mümkün değildir. Öteki dediğimiz ki içine tüm varlık âleminin sakinleri olan mahlûkatı alır; işte bunların maddi manevi kurtuluşunu, huzurunu, afiyetini hedefleyen merhamet, şefkat ve diğergâmlık hassalarının ete kemiğe bürünmüş, kurumsallaşmış tezahüründen ibaret bir müessese ve onun etrafında teşekkül eden derin bir kültürden bahsediyoruz. Öyle bir kültür ki; asırlarca sosyal dokumuzu yara almadan devam ettirmiş, bütün canlılar için güvenli bir atmosfer oluşturmuştur. Böylelikle iyiliğin tadı herkese, her şey tattırılmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vakıf Cenneti</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlılar elinde bu medeniyet, maddesiyle manasıyla zirveye çıkmıştır. O kadar ki; padişahlardan tutun; onların anneleri, eşleri, kızları, erkek çocukları, gelinleri; sadrazamlardan tutun; vezirler, paşalar, şeyhülislamlar, müderrisler ve diğer devlet memurları; zenginlerden tutun, mütevazı gelire sahip sıradan insanlara kadar, kadını erkeği bu hayırda yarışmışlar; akla hayale gelmedik hizmet çeşitliliğine sahip birbirinden ilginç vakıflar kurmuşlardır. Ali Himmet Berki’nin ifadesiyle; “Bu müessesenin İslam toplumlarında ve özellikle tarihimizde kazandığı şahsiyeti, yaygınlığı ayniyle başka hiçbir toplumda görmek bulmak mümkün değildir.”1 Ve yine; “Osmanlı döneminde vakıfların çok daha büyük gelişme gösterdiği; toplumun eğitim, sağlık, bayındırlık, şehircilik ve beledi, askeri, dini; hayvanların korunması, sosyal güvenlik gibi temel ihtiyaçların ötesinde son derece ayrıntılara dönük olanlara bile yönelinmiş; 16. asır Osmanlı toplumunu Batılılar ‘Vakıf cenneti’ tabirini kullanarak tavsif etmişlerdir.”2</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her Yaş Ciğeri Olana</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Türklerin ferdi ve içtimai hayatlarında hiçbir düşünce ve davranış kalıbı yoktur ki müessir olarak arkasında bir ayet, bir hadis ya da “kelam-ı kibar” denilen veli, alim sözü bulunmasın. Tabiatımızı, şahsiyetimizi büyük ölçüde bu ana kaynaklar mayalamıştır. Türk İslam tarihi, arka plan okumaları yapılarak yeniden değerlendirildiğinde tarihi ve medeni kimliğimizin alameti farikaları olan kurumlar, refleksler, tarzlar, yönelişler, düşünce mekaniği; hasılı Türkün kendiyle; eşya ile ve tabiatla kurduğu ilişkiler bütünü farkında ya da bilincinde olunsun olunmasın yukarıda zikrettiğim üç temel kaynakla doğrudan ilişkilidir. Bu ana paradigmanın kendine has bir alt başlığı da “hayvanat” ile “hayrat” ruhu üzerinden kurduğumuz sıkı ve sıcak bağlarla ilgilidir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Alman seyyah Hans Dernschwam’ın 1542’de (Kanuni devri) İstanbul’da şahit olduğu şu hadise hassasiyetin boyutlarını göstermesi açısından calib-i dikkattir. “Sadâret Kaymakamı Koca Mehmed Paşa, aşhanenin önünden geçerken odun yüklü güzel bir atın beklediğini görmüş ve atın sahibinin de aynı aşhanede karnını doyurmakla meşgul olduğunu öğrenmişti. Paşa bu vaziyete oldukça sinirlenerek, odunları atın sırtından indirmekle kalmayıp sahibini de cezalandırarak odunları onun üzerine yükletmişti. Odunları, at için aldırdığı bir akçelik kuru otu at yiyene kadar sahibinin üzerinde bekletmişti.”3</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Konstantinopolis’de Köpeklere Yer Yoktu…</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Alman seyyahın aktardığı anekdot, elbette masum hayvanların haklarını tespit, taknin ve tatbik etmede ulaşılan seviye ve anlayışa iyi bir örnektir. Filhakika bu hassasiyet nass ve nebevi buyruklardan neşet etmekle birlikte sadece müeyyide korkusundan kaynaklanmamaktadır. Asıl olan ecdadın hayvanlara karşı olan sevgisi; şefkat ve merhametidir. Bu görüşümüzün sayısız delilleri arasından birkaçını; bize ait kaynaklardan ziyade şu fart-ı muhabbete bir türlü anlam veremeyen, kendi dünyalarında yabancısı oldukları bir duygu ve durumu hayretle müşahede edip hararetle kaydeden ecnebi kalemlerden nakledelim.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Mesela, 1835-1839 yılları arasında Osmanlı’da askeri muallim olarak vazife yapan Prusyalı Feldmareşal Kont Moltke’nin gözlemleri hayli ilginçtir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “Türkler hayırseverliklerini hayvanlara karşı bile gösterirler. Üsküdar’da bir kedi hastanesi, Bayezid camiinin avlusunda da güvercinler için bir bakım yeri vardır. Bunlar herhangi bir vakada bilmem hangi haberi Peygamber’in kulağına fısıldamış olan belli bir güvercinin torunlarıdır… Kanatlarını çırpmaları, keyifli keyifli gurultuları ve alacalı kargaşalıkları dille anlatılamaz. Şahsi emniyetlerine güvenleri yüzünden, bu beleşçiler insanın yolundan bile çekilmiyorlar. Bunlar gibi limandaki martılar da insanın kürekle vurup öldürebileceği kadar tasasız ve yüzsüz… Evlerde asla köpek bulunmuyor; fakat sokaklarda bu sahipsiz hayvanlardan binlercesi fırıncıların, kasapların sadakalarıyla ve aynı zamanda kendi emekleriyle yaşıyorlar… Benim çok dikkatimi çeken bir şey de İstanbul sokaklarından atla geçtiğimde, köpekleri daima sokağın ortasında uyur görmem olmuştur. Burada bir köpek bir insanın ya da atın önünden asla çekilmiyor, bunu bilen insanlar ve atlar mümkün olabildiğince köpeğin önünden çekiliyorlar… En sık kalabalıklar içinde bile onların taş kaldırımlar üzerinde kıpırdamadan uyudukları görülüyor…”4</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tanzimat sonrası “amiran” takımında oluşan Batı hayranlığı ve aşağılık kompleksi, sokaklardaki başıboş köpek manzaralarının Batılılar karşısında Türkiye’yi sakil duruma düşüreceği zehabına kapılmalarına yol açmış; neticesi de yukarıda özetlenen felaketleri tevlid etmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sultan III. Mustafa zamanında İstanbul’da bulunan Fransız Baron de Tott’un anıları da renkli satırlarla doludur: “Başkentte tüketilen buğday üzerine korkunç bir tekel uygulayan, fırıncılara buğdayı halktan daha ucuza veren hükümet, buğdayların belirli bir miktarını kumruların beslenmesi için ayırır. Kumru sürüleri Boğaz’ın iki yakasında üstü açık teknelerde taşınan buğdaya hücum ederler. Gemicilerin hiçbiri onların açgözlülüğünü önlemeye kalkışmaz. Hayvanlara sağlanan bu kolaylık, onların çok sayıda, korkusuzca, hatta gemicilerle haşır neşir olacak tarzda kursaklarını doldurmalarını sağlar… Türklerin kedileri koyun ciğeriyle beslemelerini de gezginler benim gibi hayranlıkla kutlamışlardır. Kendilerini bu işe adamış dindar kimseler temin ettikleri ciğeri kedilere dağıtırlar…”5</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Geçtiğimiz Şubat ayında sadece İstanbul’u değil tüm ülkeyi on gün boyunca ekranlara kilitleyen “kuyu” adlı yavru köpeğin, düştüğü derin ve dar kuyudan kurtarılma macerası ve insanımızın bu necatı; “son zamanların en mutluluk verici olayı” olarak tanımlaması, efsaneleşmiş hayvan sevgimizin galiba genetik olduğunu doğruluyor gibidir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İtalyan seyyah Edmondo de Amicis’in anlattıkları, özellikle, İstanbul’un sokak köpekleriyle tanışmasının fetihten sonra Sultan Fatih sayesinde gerçekleştiğini vurgulaması bu tezimizin en sağlam teyidlerinden olsa gerektir: “İstanbul, köpeği pek bol olan bir yerdir. Herkes gelir gelmez farkına varır bunun. Köpekler şehrin daha az kalabalık ama birincisinden daha az garip olmayan ikinci halkını meydana getirir. Türklerin köpekleri ne kadar sevip koruduğunu bütün dünya bilir. Bunu; Kuran’ın hayvanlara karşı olmasını da emrettiği merhamet hissiyle mi, yoksa köpeklerin de bazı kuşlar gibi uğurlu olduğunu sandıkları için mi yaptıklarını anlayamadım; belki Peygamber köpekleri sevdiği, belki de Fatih Sultan Mehmed’in Topkapı’da açılan gedikten arkasında bir sürü erkan-ı harp köpekle beraber, şehre muzaffer girmesi yüzündendir. Şu bir vakıadır ki bu hayvanları içten severler. Birçok Türk beslenmeleri için kabarık meblağlar vasiyet eder. Sultan Abdülmecid bunların hepsini Marmara’da bir adaya sürdüğü vakit halk sızlanıp mırıldanmış, köpekler geri dönünce de bayram etmiştir. hükümet hoşnutsuzluk oluşturmamak için bu hayvanları hep rahat bırakmıştır… İstanbul’daki bir sürü köpeğin hiçbirinin sahibi yoktur. Köpeklerin hepsi birden tasması, vazifesi, ismi, meskeni, kanunu olamayan büyük bir serseriler cumhuriyeti teşkil ederler…”6</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köpeklerin Âhı…</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Amicis’in sözünü ettiği Abdülmecid7 devrindeki köpek sürgünü başlı başına bir fenomen hadisedir. İstanbul tarihinde emsali görülmemiş bir vak’a olarak bahse konu sürgün ve akabindeki gelişmelerle ilgili Osmanlı arşivlerinde müstakil eser olacak çapta vesika mevcuttur. Bu sürgünün doğurduğu infial İstanbulluları nümayiş (miting) dahil her türlü sivil tepkiyi göstermeye sevk etmiş ve netice de alınmıştır. Köpeklerin sürgünden dönüşü bir şehrayine dönüştürülmüş, İstanbullular bu vuslatı günlerce kutlamışlardır. Bu olayın akabinde cereyan eden büyük Kırım harbi masum köpeklere reva görülen kötü muameleye bağlanmış, harp boyunca “zavallı köpeklerin ahı tuttu” sözü dillerden düşmemiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Buna benzer lakin hem daha acımasız hem geri dönüşsüz bir sürgün de İttihat ve Terakki döneminde gerçekleşmiştir. 1910 yılında yaşanan “Hayırsız Ada” vakası tam bir felaket ve İttihatçılar için yüz karası olmuştur. Yaklaşık 80 binden8 fazla sokak köpeği, üç ay boyunca sağdan soldan toplanarak vapurlarla Hayırsız Ada’ya taşınmış; mezkur idarenin estirdiği tedhiş havası sebebiyle halk, Abdülmecid devrindeki gibi ciddi bir tepki de gösterememiş; köpekler açlığa, susuzluğa ve sıcağa yani ölüme terk edilmiştir. Ulumalarının, iniltilerinin, şehrin sahil mahallerinden duyulduğu ve bir müddet sonra sıcaktan, açlıktan ve birbirlerini parçalayarak yemekten telef olan hayvanların acı ulumalarının kesildiği anlatılanlar arasındadır… Bu feci hadiseden iki yıl sonra patlayan meşum Balkan harbi ve felaketi de, ahali tarafından bu katliamın uğursuzluğu ve bedeli olarak kabul edilmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Tanzimat sonrası “amiran” takımında oluşan Batı hayranlığı ve aşağılık kompleksi, sokaklardaki başıboş köpek manzaralarının Batılılar karşısında Türkiye’yi sakil duruma düşüreceği zehabına kapılmalarına yol açmış; neticesi de yukarıda özetlenen felaketleri tevlid etmiştir. Fakat ahali henüz bu bozulmanın tesirlerinden beridir. Aslında her alanda kendini gösteren bürokrasi-halk çatışmasına şu köpek sürgünü hadisesi içinden çarpıcı bir örnek, bir anekdot daha nakletmek istiyorum.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “İttihad ve Terakki devrinde Aksaray Valide camii imamı Kamil efendi bir sabah namazından sonra mihrabda ‘mihrabiye’ okumaktadır. Tam da İttihad Terakki’nin belediye marifetiyle köpekleri itlaf ettiği günlerdir. Camiden içeriye bir köpek girer. İtlaftan kaçmaktadır. Doğruca imamın arkasına saklanır. Kamil efendi köpeği korur, zira ‘camiye giren emniyettedir.’ Ayetine riayet eder. Sonraları köpek hocadan ayrılmaz. Hocanın ömrünün sonlarına doğru gözleri görmez olur. Köpek onun gözü kulağı olur…” (Bu olayı; “bunu da şahidinden na bu kulaklarımla duydum” diyerek tevsik edip nakleden Ekrem Işın beye teşekkür borçluyuz).</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Avusturya İmparatoru II. Rudolf’un elçilik heyeti içinde İstanbul’a gelen Baron Wenceslaw Wratislaw da hayvanlara merhamet ve şefkat bahşetmede ecdadımızın cins, tür ayırmadığına dikkat çekmektedir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “…Türkler bu ayak satıcılarından aldıkları yiyecekleri köpekler arasında elden geldiğince eşitlikle dağıtırlar ve bu arada duvarlar üstünde bekleşen kedilerin de paylarını vermeyi unutmazlar. Çünkü dinsel buyrukların dışında kalan bazı boş şeylere tanrı buyruğu gibi değer veren bu insanlar böyle yapmakla; yani kedi köpek, balık, kuş ve tanrının başka canlı ve konuşamayan yarattıklarına yiyecek sadakası vermekle yüce tanrının gözüne gireceklerine inanırlar. Bu inançlarının sonucu olsa gerek yakalanmış kuşları öldürmeyi büyük günah sayarlar ve bunları çeşitli kurtuluş akçesi verir gibi satın alıp azad etmekle yüce tanrının hoşnutluğunu kazanmış olurlar. Balıklar için de sulara ekmek parçası atarlar…” “…Kent sokaklarında şişlere takılı et parçalarının da satıldığı ve bunların bazıları tarafından satım alınarak kümeler halinde uçuşan çaylaklara atıldığı da görülür. Biz de bu et parçalarını kapışmak üzere birbirlerinin üstlerinden uçup yuvarlanmalarını seyredip eğlenirdik.”9 Polonyalı seyyah Simon ise Türkiye seyahatine dair seyahat notlarında; kurtlar vs. gibi vahşi hayvanların kışın açlıktan telef olmamaları için dağlara yiyecek bırakma şartını havi vakıflar bulunduğunu belirtir.10</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuş Sarayları</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Umum mahlukatı evcil, vahşi ayırt etmeden merhamet dairesine alan bu devr-i kadim beyefendi ve hanımefendileri; sokak hayvanlarını sokaklarda, vahşi hayvanları kendi tabii ortamlarında, ev hayvanlarını da evlerinde koruma ve kollama altına almışlardır. Tab’an özgür fıtrata sahip hayvanları ev, barınak ya da kafes hapishanesine mahkum etmek akıllarına bile gelmemiştir. Kuşlar için özgürce ve emniyet içerisinde yavrulayıp barınabilmeleri için “kuş sarayı” denilen nadide, zarif yuvalar yapmışlardır. Genellikle cami ve külliye duvarlarının yüksek yerlerine kondurulan bu vakıf kuş evleri, mimari üsluplarıyla da birer şaheserdir. Ruh asaletinin de pratiğe akseden veçhesini de son derece ciddiye alan ve “kuş köşkü” tabirini hak edecek sanat formunu yakalayan estetik incelik bu babda son noktadır ve medeniyetimizin yüz akıdır (Esefle kaydedelim ki modern İstanbul’un nesebi gayrı sahih mimari aparatları; ‘site, avm, rezidans, tower(!), otel’ vs. gibi külliyelerinde (!) ise “kuş tuzakları” diyebileceğimiz çivili düzenekler sırıtmaktadır!). Minareleri, yüksek kenarlı kubbeleri, hilal biçimindeki alemleriyle birer selatin camiini andıran ve olağanüstü işçilikleriyle dikkat çeken bu yapıları büyük bir hayranlıkla gözlemleyen, Kanuni devrinde İstanbul’da bir müddet bulunmuş Avusturya Sefiri Busbecq’in, mektuplarında yer alan şu tespit her şeyi özetlemektedir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> “Türkiye’de her şey insanileşmiş, her katı yumuşamıştır; hayvanlar bile…”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ecdad mezarlarında da bu haslet mücessemdir; çünkü Müslüman kabri, vuhuş ve tuyurun rahatça su içebilmeleri için taşında minik havuzu bulunan mezardır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlılar Doğu’dan göç edip gelmeleri hasebiyle, leyleklere “hacı baba, hacı leylek” gibi isimler vermişlerdir. Göç yolları üzerindeki vilayetlerde bu hayvanların ihtiyaçlarını görmek üzere vakıflar kurmuşlardır. Bu sevimli göçmenlerin yuvaları, nasılsa yine gelip aynı yere konacaklar denilerek muhafaza edilmiş adeta dokunulmazlık kazanmıştır. Eyüb Sultan Camii külliyesinde, hastalık ya da sakatlık sebebiyle katarına katılamayan sakat leyleklere tedavi ve bakım hizmeti veren vakıf asırlarca bu hizmeti yürütmüştür. “…Kışın karda aç kalan kuşlara yem, yollarına devam edemeyen leyleklere ciğer ikram eden hayır sahipleri vardır.”11</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ahmet Haşim’in, Gurebahane-i Laklakan’ında bahsettiği, Bursa’daki Haffaflar (ayakkabıcılar) çarşısı meydanı da sayısız emsallerinden bir diğeridir: “Bursa’dai Haffafkar Çarşısı’nın ortasında bir meydan var. Bu meydan, malül bazı hayvanların darülacezesidir. Kanadı veya bacağı kırık leylekler, bunamış kargalar, kör veya sağır baykuşlar burada halkın sadakasıyla geçindirilirler. Haffaf esnafının aylıkla tuttuğu belki yüz yaşında; baktığı sakat leylekler kadar amelimanda (aciz) bir ihtiyar, toplanan sadaka parasıyla her gün işkembeler alır, temizler, parçalar ve insan merhametine sığınan bu zavallı kuşlara dağıtır.”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayrat’tan Hayvanata Bir Hayat</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İslam tarihinde sırf hayvanlar için vakıf tahsis eden ilk zatın Musul Atabeyi Nureddin Zengi olduğ bilinmektedir. Zengi; yaşlanmış, güçten düşmüş hayvanların zahmetsizce yayılmaları için; daimi olarak otlak kalmak üzere Şam’da geniş bir arazi vakfetmiştir.12</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ömer Nasuhi Bilmen; muhalled eseri Kamus’unda; “…Ehl-i İslam’ın kalplerindeki lütuf ve keremin, dikkat ve merhametin birer güzide timsali olmak üzere kervansaraylar, hastahaneler, Müslümanların defnedilmesi için hazireler, makbereler; zayıf hayvanların otlayıp beslenmeleri için meralar, çayırlar vakfettikleri”nden mufassal olarak bahsedir.13</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İ. Hakkı Konyalı merhum Üsküdar Tarihi isimli eserinin birinci cildinde; Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultan’ın Üsküdar Meydanı’nda Mimar Sinan’a yaptırdığı imaretindeki konaklayanların atları için de “her at başına bir yem sadakası” şart ettiğini bildirmektedir. Mihrimah Sultan Külliyesi’ni inşa eden büyük usta Sinan da, memleketi Ağırnas’da kurduğu vakfiyesine; “…Ve dahi Kayseriyye sancağında Ağırnas nam karyede rızaen-lillahi teala bina eylediği çeşmeyi vakfetti ve mezbur çeşmenin kurbünde tulen 260 zira ve arzan 160 zira arz-ı memlukesini vafketti. Ta ki çeşme-i mezbureye gelen hayvanat orada istirahat ideler…”14 şartını koymuştur.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ödemiş’in Nurselli köyünde bir hayırsever olan İbrahim A’nın leylekler için kurduğu vakıf da kurduğu hayrat teşebbüsünün sadece zengin şehir aristokrasisine mahsus bir ayrıcalık olmadığının bir delilidir. 1889 yılında Ödemiş’te kurulmuş olan “Mürselli Hacı İbrahim Ağa Vakfı” çevredeki leyleklerin beslenmesi için vakıf bütçesinden senede 100 kuruş tahsis edilmesini şart koşmuştur: “…ve yine Yeni Câmi-i Şerif-i mezkurda mücavir kalan leyleklerin eklleri (yemeleri) içün senevi 100 guruş virile…”15</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hirreye Fart-ı Mahabbet</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Prof. İsmet Sungur bey “Yedikule surlarında kimsesiz hayvanlara yiyecek verdiğimiz sırada yoldan geçen bir ihtiyar, çocukluğunda Hacı Evhad’ın Yedikule’de vakfettiği Mimar Sinan eseri camide, vakfiyesi uyarınca kedilere her gün kırk takım ciğer dağıtıldığını bize anlatmıştı. Muhammet Vamık Şükrü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi kütüphanesinde mahfuz bulunan yazıyla sekiz ciltlik el yazması ‘Evkaf-ı Ümem Tarihi’ adlı eserinde şu bilgiyi vermektedir: ‘Hayrat-ı vakfiyenin enva-ı garibesi de vardır. Mesela İstanbul’da Koca Mustafa Paşa’da Şeyh Evhad Tekkesi’ne; şuradan buradan atılmış, bırakılmış kediler için Hureyre-perver (kedi sever) bir sahib-i merhamet günde iki sırık ciğer vakfetmiştir.’…”16 bilgisini vermektedir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İstanbul’un çocuk ve hayvan dostu büyük hayırsever hanımlarından Mısırlı Prenses Zeyneb Hanımefendi (Sadrazam Yusuf Kamil Paşa’nın eş, Üsküdar’da adıyla anılan büyük çocuk hastanesinin baniyesi Zeynep Kamil); “…Bir gün Aksaray civarında sokaktan geçerken bir evin önünde bir sürü kedi görür, bunun ne olduğunu sorar; mahalleli:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “Efendim, bu evde Emine hanım diye fakir bir kadın oturur, kedi sevdiği için ‘kedici Emine hanım’ derler. Bu hayvanlara bakar. Onlar da evinden etrafından ayrılmazlar.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  ‘Bari kadıncağızın kedileri doyuracak parası var mı?’</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  ‘Yoktur. Kendisi kıt kanaat geçinir. Fakat kasaplara, salhaneye gider, öteberi toplar, hayvanlara bakar…’</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Zeyneb Hanım kahyasına emreder. Kadına ayda 15 altın tahsis ettirir ve vakıfnamesine de koydurur. Bugün ‘Kedici Emine hanım’ verasesi hala Mısır’ın Zeyneb Hanım vakfından bu parayı alırlar.”17</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sokullu Mehmed Paşa’nın 1574 yılında kurduğu vakfı, özellikle gaziler için at yetiştirilmesini şart koşmasıyla ünlüdür. İstanbul, Anadolu ve Rumeli’de, vakfına ait akar mahiyetindeki çiftliklerde iyi cins savaş atları yetiştirilmesi ve Paşa’nın bu konuyu vakıf hizmeti şeklinde ebedileştirmesi hayranlık uyandırıcıdır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İstanbul merhamet, zarafet şehridir. Eskiler “Şerefü’l mekan bi’l mekin” (Mekanın şerefi orada oturandan kaynaklanır) demişler… Elbette İstanbul’a bu vasıfları kazandıran sakinleridir, İstanbullularıdır. İstanbul efendisi denilen ve artık nesli neredeyse tükenmiş bulunan bu insanların hayvanlarla kurdukları bağ görülmeye, bilinmeye değer şeylerdendir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Bayezid Kütüphane-i Umumisi’nin Osmanlı bakiyyesi son müdür İsmail Saib Sencer merhum da bu neslin numune-i imtisallerindendir. Büyük ve şahsiyetli bir alim kişi olmanın yanı sıra tek başına bir “kedi vakfı” olmakla da maruftur. Şapka inkılabı üzerine vefatı üzerine vefatına kadar hayatını kütüphaneye hapseden ve kendini kitaplara ve kedilere adayan bu son Osmanlı efendisinin vefatı üzerine İbnü’l Emin merhumun kaleme aldığı yazı bir şaheserdir: “…Kedilere gösterdiği merhamet ve şefkat şayan-ı hayret idi. Hukuk-ı kadime münasebetiyle yemeğe davet ettiğim zamanlar müşkil mevkide kalırdı. Benim davetimi reddetmekten sakınırdı. Davetime icabet ederse, kedilere bakmazlar, yemeklerini zamanında vermezler de rahatlarını bozarlar diye endişeye düşerdi. Birkaç defa ramazanda iftar vakti evin kapısına kadar geldiği halde o endişeyle geri döndüğünü muahhıran kendi söylerdi… ‘Sizin meslekiniz kedilere mahsus darü’l acezedir’ derdim… Hizmetinde bulunanlar, maaşının yarısını bu kedilerin boğazına sarfettiğini söylerlerdi…</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Aşıka ta’n etmek olmaz, müpteladır neylesün</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ademe mihr ü mahabbet bir beladır neylesün” beytini</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Saib’e söylenmek olmaz müpteladır neylesün</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hirreye fart-ı mahabbet bir beladır neylesün”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">şekline koyarak okurdum, gülerdi; bir yandan da kemal-i mahabbetle kedileri okşardı. Kedilere bu kadar merhametli olan bir ademin, insanlara ne kadar rahim olacağını düşünmeli…”18</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vuhuş ve Tuyur</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sultan Ahmed Camii’nin banii; Peygamber aşığıİ şair Sultan I. Ahmed’in, birçok vasfına ilaveten sahipsiz hayvanlara karşı merhameti de meşhurdur. Zavallı “vuhuş ve tuyurun” karda kışta aç kalma ihtimalinin huzurunu kaçırdığı bilinen bu gönlü geniş lakin ömrü dar padişah; 1603 yılında, on dört yaşında tahta çıkar çıkmaz, hizmet alanı çok geniş bir vakıf kurmuştur. Vakfiyesindeki hizmet şartlarından biri de çöpe atılan sofra artıklarının, bu iş için istihdam edilecek elemanlar tarafından toplanıp, evcil olmayan hayvanlara ve kuşlara mahallerinde ikram edilmesidir. Böylece, ziyan olup gidecek nimet hayırda değerlendirilmiş olacaktır. Genç Padişah hem israfı önlemeyi hem müsrifleri vebalden kurtarmayı hem de masum hayvanların açlıktan telef olmamalarını yani üç hayrı bir arada düşünmüş olmalıdır. Vakfiyesindeki ilgili kısmın orijinali şöyledir: “…Taamdan baki kalanı yabana atmaya. Vuhuşa (her türlü sokak ve yaban hayvanı) ve tuyura (kuşlara) vermek için kimseler tayin oluna, anlara yevmi… akçe verile…”19</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köpeklere Her Gün Taze Ekmek</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “El Hac” lakabıyla da anılan Mustafa oğlu Hacı Mustafa Peygamber Efendimizin soyundan gelen bir Seyyid’dir. 1778 yılında kurduğu vakıf, özellikle sokak köpeklerine her gün ekmek dağıtılmasını şart koşmaktadır. Ayrıca Rumeli hisarında Kur’an-ı Kerim talim edilen Taş Mektep adıyla maruf medresenin senelik kömür ihtiyacı da vakfın hizmetleri arasındadır: “…ve yine hisar-ı mezkurda külle yevmin otuzar akçalık nan-i aziz (ekmek) iştira olunup (satın alınıp) kullaba (köpeklere) eklettirile ve Rumeli hisarında deryaya karşı vaki Taş Mektep’de teallüm-ü Kur’an eden sıbyanan (çocuklar) için beher sene üç bin akçe kömür bahası verile…”20</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bahadır Gaziler İçin Savaş Atı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlı İmparatorluğu’nun zirve döneminin büyük sadrazamı Boşnak asıllı Sokullu Mehmed Paşa, üç padişaha vezir-i azamlık yapmış ve uzun hizmet yıllarında Osmanlı memalikine birçok abide eser kazandırmıştır. Bugünkü sınırlarımız dahilinden bir misal vermek gerekirse Edirne’den Hatay’a kadar uzanan bir hat boyunca beş büyük külliyesi mevcuttur. İstanbul’un Kadırga semtinde bulunan külliyesi Mimar Sinan’ın en ünlü eserleri arasında sayılmaktadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sokullu Mehmed Paşa’nın 1574 yılında kurduğu vakfı, özellikle gaziler için at yetiştirilmesini şart koşmasıyla ünlüdür. İstanbul, Anadolu ve Rumeli’de, vakfına ait akar mahiyetindeki çiftliklerde iyi cins savaş atları yetiştirilmesi ve Paşa’nın bu konuyu vakıf hizmeti şeklinde ebedileştirmesi hayranlık uyandırıcıdır: “…ve vâkıf-ı müşarünileyh hazretleri şart ettiler ki sabıkan zikrolub fi-sebilillah vakf olunan yundlardan (at sürüleri) hasıl olan atları gurat-ı merih-i guzat-ı müslimin ve kühat-ı ala simat-ı mücahidinden her hangi gazinin atı olmayub küffar-ı bed-tebara gaza etmek için at isteye; re’y-i hakim ve mütevelli ile ol gaziye bir yarar at verile…”21</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güvercinhane</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Hayvan dostu vakıflarımızdan biri de 1707’de kurulmuş olan “Mehmed Bey Vakfı”dır. Mehmed bey; vakfının hizmet şartlarından olarak, vakıf akarı çiftlikte bir güvercinhane yapılmasını ve burada güvercinlerin tüm ihtiyaçlarının karşılanmasını şart koşmuştur: “…Mülkü mevrusum olan çiftliğin dahilinde vaki fevkani iki bab odayı ve sair buyut-i müteferrikayı ve iki yan sofalarını ve bir çardağı ve bir kayyım kıt’a anbarları ve iki fürun ve bir güğercinhane (güvercinhane) ve bi’r-i ma’ ve eşcar-ı müsmire ve gayr-ı müsmireyi şart koştum…”22</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öküzler İçin Tahıl, İpek Böcekleri İçin Dut Yaprağı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Hüseyin oğlu Ali Paşa tarafından 1565 yılında kurulan “Ali Paşa Vakfı” özellikle tarımda kullanılan hayvanlar için “yulaf ve burçak” gibi tahıl tahsisi ve ipek böceği üretimi ve bunlar için dut yaprağı teminine matuf şartıyla hayli ilginç görünmektedir. Vakfın, Çatalca’ya bağlı bazı köylerde akarat mahiyetindeki çiftliklerinden elde edilen gelirin üçte ikisi vakfa kalacak, üçte biri de çiftliğin işletilmesi mukabilinde 1/3 oranında hissedar kılınan ortaklar arasında paylaştırılacaktır. Bu yönüyle de enteresan olan vakfın vakfiyesinde mündemiç şartlardan anladığımız kadarıyla Ali Paşa Vakfı’nın asıl amacı, üretim ve istihdama yani ekonomiye fi-sebilillah destek olmaktır. Başat istihsal kalemi olarak ipek böcekçiliği seçilmiştir ve vakıf bu alanda uzmanlaşmıştır. İlgili şart vakfiyede şöyle geçer: “Mumaileyh vâkıf; Çatalca kazasının Semen, Tatarlar ve Dündarlar ve Makrihor karyelerindeki mezralarda ekilmek üzre vakfın anbarından ortakların kifayet miktarı mütenevvi hububat almalarını şart eyledi. Şol şart ile ki mezbur mezralarda kain sığırlarla hububatı ekecekler… Hasad zemani geldiği vakit orakcılar tutulacak ve ücretlerinin üçte ikisi vakıf canibinden üçte biri de ortaklar tarafından verilecek; ortaklar biçilen ekinleri harman yerine getirüb temizledikten sonra ve mutad olan resim (vergi) çıkarıldıktan sonra üçte ikisi vakfa ve üçte biri ortaklara aid olmak üzre ortaklarla vakıf arasında taksim olunacak. Alefden ve burçak namile maruf şeyden şeriklere bir habbe verilmeyecek; belki sığırlar içün vakıf canibinde hıfz olunacaktır… ve ipek böceği zemanı geldiği vakit vakfın parası ile böcek tohumu alınarak ipek olasıya kadar böcekler içün gılmanın her gün dut yaprağı getirmelerini… şart kıldı.”23</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyiliğin Rol Modelleri</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlı Devleti’nde klasik devirde kadıların, Tanzimat sonrası ise Şer’iyye ve Evkaf Nezareti’nin kontrolünde olan vakıf müesseseleri Cumhuriyet’in ilanından sonra, 5 Haziran 1935’te çıkan bir kanunla kurulan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğuna bağlanmıştır ve bu kurum el’an tarihten devraldığı 26.798 vakfiyenin muazzam maddi manevi zenginliği ve mesuliyetini bünyesinde barındırmaktadır. Hayranlıkla ve zevkle okuyup künhüne vakıf olmaya çalıştığımız vakıflarımızın her birinin, bizim burada çok cüzi örneklemelerle başlıklandırdığımız “hayvanlara dair hizmetleri”, onların hizmet çeşitliliğinin sadece bir tarafını hikâye etmektedir. Yoksa sadece bir vakfın muhtevası ve hizmet çeşitliliği müstakil bir kitap hacmindedir. Bu itibarla İstanbul’da kurulmuş, İstanbul Şer’iyye mahkemelerinde tescil edilmiş 9748 vakfiyenin büyük kısmı “vuhuş-tuyur; böcü-börtü” tabit olunan hayvanatı, ilgi alanının haricinde tutmamıştır. Ecdadtan mevrus takribi otuz bin vakfa dair hem fiziki hem ilmi çalışmalar şükür ki hızla devam etmektedir. Yani bizleri hayrette bırakacak yeni eserler yeni bilgiler yolda demektedir…</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ez cümle; atalarımız, sevgi ve şefkat halesi içinde; kendinden başkasını yok saymayışın, yüce bir amaca adanmışlığın olgunlaştırdığı bir dünya kurarak “var olmuşlar; el’hak varlık âlemine de bir anlam ve değer katmışlardır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Mutluluğun, kırık bir kalbi tamir etmek, kırık bir kanadı sarmak olduğunu bize öğreten “üsve-i hasene” varisi bu insanlar bizim için tek kelimeyle “iyiliğin rol modelleri”dirler.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">________________________________________</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Fatih Can, "VUHUŞ VE TUYUR"A ADANAN İSTANBUL VAKIFLARI, (2017), 1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi, S. 27, s.62-72</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[1] Ali Himmet Berki; “Vakıfların Hukuk ve Tarih Bakımından Kıymeti”; Vakıflar Dergisi; s.VI; 1965</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[2] Turan Yazgan; Görüşler; İstanbul 1977</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[3] Hans Dernschwam; İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü, ç.; Yaşar Önen; 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[4] Helmuth von Moltke; Türkiye’deki Durum ve Olaylar Üzerine Mektuplar; ç. Hayrullah Örs; İş Bankası Kültür y.; İstanbul 1960</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[5] Baron de Tott; Memoires sur les Turcs et LesTartares; ç. Mehmet R. Uzmen; Türkler ve Tatarlara Ait Hatıralar; Tercüman 1001 Temel Eser; İstanbul.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[6] Edmondo de Amicis; Constantinopoli; İstanbul; ç. Beynun Akyavaş; Ankara</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[7] Amicis 1874’te İstanbul’a geldi. Bahsettiği sürgünün bizatihi şahidi değil. Muhtemelen halk arasında dolaşan rivayete göre yazmış. Daha güçlü rivayet, II. Mahmud devrine ait fakat basında yer alan haber ve bilgilerin halkı galeyana getirmesi üzerine sürgün gerçekleşmedi diyen sağlam kaynaklar var. 1870’de Sultan Abdülaziz devrinde de buna benzer gelişmeler var lakin yine itlaf ve sürgün tam yapılamamış.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[8] 1910 sürgünü için 80 bin köpek rakamı kaynaklarda var ki bu güçlü ihtimal. Fakat itlaf ve sürgünü yapan devrin belediye başkanı Cemil Topuzlu, hatıratında 30 bin rakamını zikrediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[9] Baron Wratislaw’ın Anıları; XVI. Yüzyıl Osmanlı İmparatorluğundan Çizgiler; AD y. 1996</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[10] Veysel Akpınar; Batı ve Biz; İstanbul 1977</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[11] İ. Hakkı Konyalı; Üsküdar Tarihi; c.1</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[12] Abdurrahman Azzam; Ebed, Risalet; ç. H.H. Erdem; İstanbul 1962</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[13] Ömer Nasuhi Bilmen; Hukuk-ı İslamiyye ve Istalahat-ı Fıkhiyye Kamusu; c.4</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[14] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[15] Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[16] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[17] Hilmi Yücebaş; Ulunay, Hayatı-Hatıraları-Eserleri; İstanbul 1970</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[18] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[19] Sultan I. Ahmed Vakfı Vakfiyesi’nden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[20] El hac, es Seyyid Hacı Mustafa Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[21] Mehmed Paşa bin Sinan Bey, Sadrazam, Sokullu, Şehid, Tavil, İbrahim Hanzade Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[22] Mehmed Bey bin İbrahim Bey Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[23] Ali Paşa bin Hüseyin, Cedid, Semiz, Gedik Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Matbuat, Basın Hürriyeti ve Gazetecilik Hakkında - Mehmed Şevket Eygi]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-matbuat-basin-hurriyeti-ve-gazetecilik-hakkinda-mehmed-sevket-eygi.html</link>
			<pubDate>Sun, 14 Jun 2020 00:26:19 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-matbuat-basin-hurriyeti-ve-gazetecilik-hakkinda-mehmed-sevket-eygi.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Matbuat Hürriyeti Hakkında" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resimlerin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hilal Dergisi</span>, sayı: 16, Ocak 1961</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazının İlk Bölümü:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=299" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-3-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 402.64 KB / İndirme Sayısı: 357)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazının İkinci Bölümü:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=300" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-4-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 449.2 KB / İndirme Sayısı: 333)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Matbuat Hürriyeti Hakkında" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resimlerin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hilal Dergisi</span>, sayı: 16, Ocak 1961</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazının İlk Bölümü:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=299" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-3-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 402.64 KB / İndirme Sayısı: 357)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazının İkinci Bölümü:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=300" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-4-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 449.2 KB / İndirme Sayısı: 333)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Endonezya'da İslamiyet - Mehmed Şevket Eygi]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-endonezya-da-islamiyet-mehmed-sevket-eygi.html</link>
			<pubDate>Sat, 13 Jun 2020 10:38:11 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-endonezya-da-islamiyet-mehmed-sevket-eygi.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Endonezya'da İslamiyet" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sebilürreşad Dergisi</span>, sayı: 100, Nisan 1951</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=298" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-2-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 382.2 KB / İndirme Sayısı: 350)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Endonezya'da İslamiyet" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sebilürreşad Dergisi</span>, sayı: 100, Nisan 1951</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=298" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-2-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 382.2 KB / İndirme Sayısı: 350)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Uyanan Afrika'da İslamiyet - Mehmed Şevket Eygi]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-uyanan-afrika-da-islamiyet-mehmed-sevket-eygi.html</link>
			<pubDate>Fri, 12 Jun 2020 19:14:08 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-uyanan-afrika-da-islamiyet-mehmed-sevket-eygi.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Uyanan Afrika'da İslamiyet" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sebilürreşad Dergisi</span>, sayı: 317, Şubat 1961</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=297" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-1-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 514.27 KB / İndirme Sayısı: 342)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Uyanan Afrika'da İslamiyet" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sebilürreşad Dergisi</span>, sayı: 317, Şubat 1961</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=297" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-1-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 514.27 KB / İndirme Sayısı: 342)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mevlana'nın Arakiyeleri ve Kaftanı - İbrahim Hakkı Konyalı]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-mevlana-nin-arakiyeleri-ve-kaftani-ibrahim-hakki-konyali.html</link>
			<pubDate>Mon, 08 Jun 2020 05:17:19 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-mevlana-nin-arakiyeleri-ve-kaftani-ibrahim-hakki-konyali.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İbrahim Hakkı Konyalı'nın kaleminden "Mevlana'nın Arakiyeleri ve Kaftanı" makalesini buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sönmez Dergisi</span>, Ağustos 1967</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=296" target="_blank" title="">mevlana-arakiye-kaftan-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 338.7 KB / İndirme Sayısı: 381)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İbrahim Hakkı Konyalı'nın kaleminden "Mevlana'nın Arakiyeleri ve Kaftanı" makalesini buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sönmez Dergisi</span>, Ağustos 1967</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=296" target="_blank" title="">mevlana-arakiye-kaftan-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 338.7 KB / İndirme Sayısı: 381)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[[SON] 24/25 - Ümitvar Olmak - Abdülhay Efendi'nin Mektupları]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-son-24-25-umitvar-olmak-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Jun 2020 14:22:44 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-son-24-25-umitvar-olmak-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">24. Mektup - Ümid - 1</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=294" target="_blank" title="">24-umid-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 327.03 KB / İndirme Sayısı: 440)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">25. Mektup - Ümid - 2</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=295" target="_blank" title="">25-umid-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 443.89 KB / İndirme Sayısı: 362)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">24. Mektup - Ümid - 1</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=294" target="_blank" title="">24-umid-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 327.03 KB / İndirme Sayısı: 440)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">25. Mektup - Ümid - 2</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=295" target="_blank" title="">25-umid-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 443.89 KB / İndirme Sayısı: 362)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[21/22/23 - Oruç - Abdülhay Efendi'nin Mektupları]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-21-22-23-oruc-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Jun 2020 14:12:48 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-21-22-23-oruc-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">21. Mektup - Oruç - 1</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=291" target="_blank" title="">21-oruc-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 389.83 KB / İndirme Sayısı: 291)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">22. Mektup - Oruç - 2</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=292" target="_blank" title="">22-oruc-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 316.93 KB / İndirme Sayısı: 288)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">23. Mektup - Oruç - 3</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=293" target="_blank" title="">23-oruc-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 337.96 KB / İndirme Sayısı: 308)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">21. Mektup - Oruç - 1</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=291" target="_blank" title="">21-oruc-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 389.83 KB / İndirme Sayısı: 291)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">22. Mektup - Oruç - 2</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=292" target="_blank" title="">22-oruc-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 316.93 KB / İndirme Sayısı: 288)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">23. Mektup - Oruç - 3</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=293" target="_blank" title="">23-oruc-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 337.96 KB / İndirme Sayısı: 308)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[20 - Hayır Yapmak - Abdülhay Efendi'nin Mektupları]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-20-hayir-yapmak-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Jun 2020 14:07:05 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-20-hayir-yapmak-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">20. Mektup - Hayır Yapmak</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=290" target="_blank" title="">20-hayir-yapmak-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 279.59 KB / İndirme Sayısı: 319)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">20. Mektup - Hayır Yapmak</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=290" target="_blank" title="">20-hayir-yapmak-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 279.59 KB / İndirme Sayısı: 319)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[19 - Perhiz ve Bulunmuş Eşya Hakkında - Abdülhay Efendi'nin Mektupları]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-19-perhiz-ve-bulunmus-esya-hakkinda-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Jun 2020 14:02:14 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-19-perhiz-ve-bulunmus-esya-hakkinda-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">19. Mektup - Perhiz ve Bulunmuş Eşya Hakkında</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=289" target="_blank" title="">19-perhiz-ve-esya-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 341.4 KB / İndirme Sayısı: 323)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">19. Mektup - Perhiz ve Bulunmuş Eşya Hakkında</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=289" target="_blank" title="">19-perhiz-ve-esya-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 341.4 KB / İndirme Sayısı: 323)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[17/18 - Hayat ve Memat - Abdülhay Efendi'nin Mektupları]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-17-18-hayat-ve-memat-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Jun 2020 13:56:29 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-17-18-hayat-ve-memat-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">17. Mektup - Hayat ve Memat - 1</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=287" target="_blank" title="">17-hayat-memat-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 667.48 KB / İndirme Sayısı: 296)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">18. Mektup - Hayat ve Memat - 2</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=288" target="_blank" title="">18-hayat-memat-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 652.45 KB / İndirme Sayısı: 283)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">17. Mektup - Hayat ve Memat - 1</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=287" target="_blank" title="">17-hayat-memat-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 667.48 KB / İndirme Sayısı: 296)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">18. Mektup - Hayat ve Memat - 2</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=288" target="_blank" title="">18-hayat-memat-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 652.45 KB / İndirme Sayısı: 283)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[16 - Ahiret - Abdülhay Efendi'nin Mektupları]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-16-ahiret-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Jun 2020 13:49:20 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-16-ahiret-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">16. Mektup - Ahiret</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=286" target="_blank" title="">16-ahiret-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 520.16 KB / İndirme Sayısı: 316)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">16. Mektup - Ahiret</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=286" target="_blank" title="">16-ahiret-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 520.16 KB / İndirme Sayısı: 316)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[14/15 - Kazaya Rıza - Abdülhay Efendi'nin Mektupları]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-14-15-kazaya-riza-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Jun 2020 13:44:24 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-14-15-kazaya-riza-abdulhay-efendi-nin-mektuplari.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">14. Mektup - Kazaya Rıza - 1</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=284" target="_blank" title="">14-kazaya-riza-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 508.7 KB / İndirme Sayısı: 287)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">15. Mektup - Kazaya Rıza - 2</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=285" target="_blank" title="">15-kazaya-riza-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 563.97 KB / İndirme Sayısı: 298)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın son postnişini Abdülhay Öztoprak Efendi'nin (1884-1961) muhtelif arşivlik mektuplarını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beşiktaşlı Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'la (1520-1566) bir hafta arayla dünyaya gelmiş ve süt kardeşi olmuş mübarek bir simadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">14. Mektup - Kazaya Rıza - 1</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=284" target="_blank" title="">14-kazaya-riza-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 508.7 KB / İndirme Sayısı: 287)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">15. Mektup - Kazaya Rıza - 2</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=285" target="_blank" title="">15-kazaya-riza-abdulhay-efendi-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 563.97 KB / İndirme Sayısı: 298)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>