<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu Resmi Web Sitesi - Akademik Makaleleri]]></title>
		<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/</link>
		<description><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu Resmi Web Sitesi - https://www.beytullahimzaoglu.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 08:58:22 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[2017/4: Islahat Fermanı, Tarihi Zemini ve Metni]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-2017-4-islahat-fermani-tarihi-zemini-ve-metni.html</link>
			<pubDate>Thu, 07 May 2020 16:38:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-2017-4-islahat-fermani-tarihi-zemini-ve-metni.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/2.Tasarim/yazilar/resimler/ilmi-1.jpg" alt="[Resim: ilmi-1.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<a href="https://www.academia.edu/42777514/Islahat_Fermanı_Tarihi_Zemini_ve_Metni" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">PDF olarak oku/indir</a><br />
</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ISLAHAT FERMANI</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TARİHİ ZEMİNİ ve METNİ</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Beytullah İmzaoğlu – iletisim@beytullahimzaoglu.com[1])</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GİRİŞ</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin yakınçağ tarihi değerlendirilirken es geçilemeyecek temel metinlerden birisi de hiç şüphesiz “Islahat Fermanı”dır. Hiçbir beşerî metin târihi vetireden bağımsız olarak ilân olunmamıştır. Hiç şüphesiz Islahat Fermanı’nın da onu ilân etmeyi gerektirecek şartların da târihi bir zemini mevcuddur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, XIX. asra 1774 Küçük Kaynarca Andlaşması’nın getirdiği psiko-sosyal, siyasi, askeri, iktisadi ve içtimai buhranlarla girmişti. Bu buhran öyle bir hâl almıştı ki her yeni gelen gün gideni aratıyordu. “Kanun-i Kadîm”den inhiraf ile devlet felsefesinde birtakım değişiklikler meydana gelmişti. Hiç şüphesiz ana düşünce aynı kalsa da artık Osmanlılar “Varlık problemi”, “Mevcudu muhafaza” gibi teknik ıstılahlar ile ifade edilegelen devre girmişlerdi ki biz bu son devre naçizane “Yeniden Kuruluş, İhtisaslaşma ve Müesseseleşme Devri” diyoruz. Devlet aklı, bütün bu gidişata karşı birçok tedbir almaya çalışmıştır. Bu tedbirlerin en ehemmiyetlisi 3 Kasım 1839’da ilân olunan “Gülhane Hatt-ı Hümayunu” olup bu metin kendisinden sonra daima tasdik edilen ve referans alınan bir temel kanun hükmünde olmuştur.[2]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Gülhane Hatt-ı Hümayunu, ana hatları ile;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Can emniyeti</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Irz, namus ve mal mahfuziyeti</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Vergi tayini</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Askerlerin celpleri ve istihdam müddetleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Suç sahiplerinin davalarının aleni görülmesi</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Kanunsuz hafi ve celi idam ve tesmim cezalarına izin verilmemesi</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Memurlara maaş bağlanması ve İltizam usulünün kaldırılması</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Ceza kanunnamesi hazırlanması gibi hususlardan bahsetmekteydi ve Sultan Abdülmecid (1839-1861) bunları yaparsak, 5-10 seneye devleti yeniden ihya ve inşa ederiz, diye de vaad etmişti. Tanzimat Fermanı adı ile maruf olan bu Hatt-ı Hümayun ana esasları tebellür ettiriyordu fakat teferruatlıca değildi. Bu sebeple kendisinden sonra daha pek çok defalar teferruata dair metinler ilan edilmiş, çalışmalar yapılmıştır.[3]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">XIX. asır hâdiseleri değerlendirilirken bu asrın “Diplomasi ve İttifaklar Asrı” olduğunu unutmamalıdır zira tek kutuplu veya iki kutuplu değil artık çok kutuplu bir dünya mevcuddur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yaşanan pek çok hadiseyi “Karşılıklı menfaatler” ekseninde değerlendirmelidir. Aksi hâlde pek çok meseleyi emir-komuta zinciri gibi anlar, hiç olmayacak düşüncelere gark olabiliriz. Ne kadarı müspet ne kadar menfi ne kadarı faydalı ne kadarı faydasız gibi ihtimali mantık ile düşünmeli, tamamen menfi, tamamen müspet, mutlak doğru, mutlak yanlış gibi kesin hükümlerden uzak durmalıyız.[4]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bu makalemizde Islahat Fermanı’na giden yolu, Rusya’nın üçüncü bir dünya gücü olarak zuhur etmesini ve bunun Doğu-Batı münasebetlerine tesirini, ayrılıkçı akımların Osmanlı gayrimüslimleri üzerindeki tesirini, fermanın hazırlanmasını ve fermanın tarafımızdan maddeler halinde hazırlanmış sade bir metnini ve en nihayetinde umumi bir tahlili bulacaksınız.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1) ISLAHAT FERMANI’NA GİDEN YOL</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.1) SULTAN ABDÜLMECİD’İN BİR İRÂDESİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sultan Abdülmecid, 7 Eylül 1854 târihinde bir irade-i seniyye irad buyurmuştur. Meclis-i Âli-i Tanzimat’ın teşekkülüne sebep olan bu iradeden -Islahat Fermanı’na giden yolda mühim bir merhale olduğunu düşündüğümüzden- birkaç cümleyi iktibas etmek istiyoruz:</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Memâlik-i Devlet-i ‘Aliyyemizin ma’mûriyeti ve kâffe-i tebaamızın refâh ve saâdeti kazâyâsının nuhbe-i âmâlimiz olduğu muhtâc-ı beyân değildir. Ve Tanzimat-ı Hayrriye’nin te’sisi dahi ancak bu niyeti halisiye mübtenidir. Cümlenin malumu olduğu üzere Tanzimat-ı Hayriyye’nin mevadd-ı esasiyesi her ne kadar kesb-i istikrar etmiş ise de nizamat-ı müteferria henüz bir kararsızlık hâlinde bulunduğu cihetle … Ve sırasıyla kararlaştırılacak mevadd-ı mühimme, mehakim-i şeriyede ahkam-ı münife-i şeriat-ı garranın tamamıyla icrası ve hükümet ve zabıta-ı memleketin kuvveti ve asayişi ve mamuriyeti husulü ve katiyyen mesalihte adalet ve hakkaniyet kaidesinin iltizamı ve umur-ı maliyenin mazbutiyeti ve kaffe-i sunuf-ı tebaamızın ıslah-ı ahvali keyfiyatı olacaktır. … bir meclis-i cedid teşkil olunması iktiza edecektir… .”[5] </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Görüldüğü üzere, Sultan Abdülmecid, iradesinin başında, Osmanlı memleketinin mamur hâle getirilmesinin, bütün tebaasının refahını ve saadetini temin etmenin en temel hedefi olduğunu söylemektedir. Ardından da Gülhane Hatt-ı Hümayunu veya Tanzimat Fermanı’nın beyan ettiği ana maddelerin yerleştiğini lakin teferruata aid hususların henüz tam manasıyla tatbik edilemediğini bu sebeple Tanzimat esaslarının daha teferruatlıca ve emin bir surette tatbikini arzu ettiğini, bu noktada yeni bir meclis teşekkül ettirilmesi gerektiğini beyan etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.2) RUS TEHDİDİ, İSYANLAR ve MÜTTEFİKLERİN İSTEKLERİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlıların klasik devirlerinin sonuna doğru, üçüncü bir dünya olarak Rusya’nın ortaya çıkışı, Doğu-Batı arası ikili dengeleri bozmuş ve “Kuzey’in Yükselişi” ile Osmanlılar güçlerinin mühim bir kısmını Kuzey’e harcamaya mecbur olmuş, Kuzey, Osmanlılara rağmen genişlemiş, Osmanlılar da böylece hem Batı hem de Kuzey karşısında görece bir güç kaybına uğramış, yakın tehdid Kuzey’e karşı ittifak arayışına girmiştir. Gerçekten de 1768-1774, 1787-1792, 1806-1812, 1828-29 Osmanlı-Rus savaşları hep Osmanlıların aleyhine neticelenmiştir. Osmanlılar, Rus tehdidine karşı Batı’dan müttefikler aramış ve hususen İngiltere ile yakınlaşmıştır. İngiltere’nin de Hindistan yolu üzerindeki muhtemel Rus tehdidine karşı menfaati sebebiyle Osmanlılara ihtiyacı vardı. Bu iki devlet karşılıklı menfaatler icabı yakın münasebetlerde bulunmuşlardır.[6] </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">XIX. asrın ayrılıkçı akımları, Osmanlı tebaası arasında aksülamel bulmuş, Sırp ve Yunan isyanları, devleti birtakım adımlar atmaya icbar etmiştir. Bu ayrılıkçı akımların arkasında Rusya da vardı. Osmanlı Devleti, asırlardır sulh ve sükûn içinde yaşayan gayrimüslim tebaasını devlete daha da merbut hâle getirmek istemekteydi. Islahat Fermanı’nın ilan sebeplerinden birisi de hiç şüphesiz bu vakıadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, 1848 ihtilâlleri neticesi kendisine sığınan Macar ve Leh mültecileri Avusturya ve Rusya’nın savaş tehdidlerine rağmen iade etmemişti.[7] Bu devletlerarasında bir buhrana yol açmıştı. Ruslar belki de buna misilleme olarak 1850’li yılların henüz başında “Makamat-ı Mukaddese” meselesini aktüel hâle getirip Osmanlı Devleti’ne resti çekmişti, bu mesele neticesi 1853-1856 Kırım Savaşı vukua gelmiştir. Bu savaşa İngiltere ve Fransa, Osmanlıların yanında dahil olmuştur. İşbu devletler, Babıali’den kendi halkını Rusya’ya karşı daha sarih bir ifade ile kendi dindaşlarına karşı yapılan savaşa ikna edebilmek üzere gayrimüslimlere dönük bir ıslah programı ilân etmelerini istemişlerdir. Osmanlılar da bunu muvafık bulmuşlardır. XIX. asrın pek çok metni gibi Islahat Fermanı da işte böyle bir tarihî zemin üzerinde ortaya çıkmıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2) ISLAHAT FERMANI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.1) HAZIRLANMASI, İLÂNI VE MİLLETLERARASI AKSÜLAMELİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kırım Savaşı’na nihâyet vermek üzere Ocak 1856 tarihinde Viyana Konferansı toplanmış ve 4 maddelik Viyana Protokolü imzalanmıştır. Bu protokolde gayrimüslimlere yönelik bir ıslahat yapılması Osmanlılardan talep edilmekteydi. Sultan Abdülmecid ve Babıali, bunun üzerine ferman suretinde bir metin hazırlayıp, 18 Şubat 1856 târihinde ilân etmiştir. Bu ferman, müspet karşılanmış ve 30 Mart 1856 târihinde akdedilen Paris Andlaşması’nda da kendisine yer bulmuştur. Paris Andlaşması neticesi, Osmanlı Devleti nokta-i nazarından 15 senelik harici bir sulh devri de yaşanmıştır. Bu sulh devri 1871 senesinde Almanya’nın milli birliğini teessüs etmesi ve Fransa’yı mağlup etmesinden sonra yeni bir süper güç olarak doğmasıyla nihayete etmiştir şöyle ki Rusya bu fırsattan istifade ile Paris Andlaşması’na riayet etmeyeceğini ilan etmiştir. Avrupa iç dengesinin Almanya hareketiyle değişmesi sebebiyle Kırım Savaşı müttefikleri bu hâle ses çıkaramamışlardır.[8] </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bütün bu mülahazalardan sonra artık Islahat Fermanı’nda hangi hususların olduğu bahsine geçebiliriz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2) ISLAHAT FERMANI’NIN MUHTEVA VE MÜNDERİCATI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sadrazam Mehmed Emin Âli Paşa’ya hitaben söylenen büyük iltifatlardan ve elkaptan sonra, Allah’ın kendi uhdesine emanet ettiği bütün Osmanlıların tamamen saadetini sağlamak üzere, tahta geçtiği günden beri hayırlı fikirler üzere olduğunu tebârüz ettiren Sultan Abdülmecid, o günden beri yaptıklarından pek çok faydalı neticenin zuhura geldiğini, vatan ve milletin imarının ve servetinin her geçen gün arttığını ifade ederek bunun Devlet-i Aliyye’nin şânına lâyık seviyede olmadığını ve “Medeni devletler” arasında sahip olduğu yüksek ve mühim mevkiin icabına kâmilen ulaşmak için şimdiye kadar yapmaya muvaffak olduğu düzenlemelerinin kuvvetlendirilmesi ve genişletilmesinin adalet icabı kendi talebi olduğunu, tebaanın güzel ve gayretli çalışmaları ve dost devletlerin yardımları ile Devlet-i Aliyye’nin harici siyasî hukukunun bir kat daha güçlendiğini söyleyerek, içinde bulunduğu zamanın Devlet-i Aliyye için daha hayırlı günler için bir başlangıç olduğunu, bütün Osmanlı vatandaşlarının saadetini ve memleketinin imarını gerektirecek sebeplerin ve vesilelerin anbean ilerlemesini murad ettiğinden bu fermanı ısdar ettiğini beyan etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sultan Abdülmecid bütün bunlardan sonra şöyle devam etmektedir; Gülhane’de okuttuğum Hatt-ı Hümayunum ve Tanzimat-ı Hayriyyem gereğince her din ve mezhepte bulunan bütün Osmanlılar için istisnasız can ve mal emniyeti ve mahfuziyeti-i namus için tarafımdan vaad ve ihsan olunmuş olan teminatın tekraren te’kid ve te’yid kıldığını ve bunun kâmilen fiile çıkarılması için tesirli tedbirlerin alınacağını ifade ile Osmanlı memleketinde Hıristiyan ve diğer gayr-i Müslim halka Ecdad-ı İ’zam’ı  tarafından verilen bütün imtiyaz ve ruhani muafiyetleri tekrar takrir ve ibka kıldığını tebârüz ettirerek asrın ve müktesebatın gerektirdiği ıslahatı, kendi irade ve nasbı ile;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Babıali nezareti altında patrikhanelerde teşkil olunacak meclisler yoluyla müzakere edilecek ve Babıali’ye bildirilecek</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Cennetmekân Ebü’l-Feth Sultan II. Mehmed (1444-1446/1451-1481) hazretleri ve hayırlı halefleri zamanında patrikler ve piskoposlara i’ta buyurulmuş olan ruhsat ve iktidarın kendisi tarafından kabul edildiğini söyleyen Sultan Abdülmecid, bunların yeni hal ve mevkie uygun düştüğünü bununla birlikte;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Patriklerin câri olan intihap (seçim) usulünün ıslahından sonra patriklik beratı ile hayatta kaldıkları müddetçe nasb ve tayin olunacaklarını,</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Bunun tamamen ve doğruca icra edilebilmesi için Babıali ve muhtelif cemaatlerin ruhani reislerinin aralarında kararlaştıracakları şekilde patrik, metropolit, murahhasa, piskopos ve hahamların yemin ile vazifeye başlayacaklarını</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Rahiplere (mensupları tarafından) verilmekte olan cevaiz ve avaidatın tamamen men olunacağını</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Patriklere ve cemaatbaşılara belirli bir gelir tahsis edilerek diğer ruhbanlara bile rütbe mevkilerinin ehemmiyetine göre -sonradan kararlaştırılacağı şekliyle- hakkettikleri maaşların verileceğini</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Hıristiyan rahiplerin taşınır, taşınmaz mallarının kimseye miras bırakılamayacağını</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Hıristiyan ve diğer gayr-i Müslim tebaa cemaatlerinin işlerinin idaresi, her bir cemaatin ruhban ve ruhban olmayanlarından seçilmiş azalardan oluşan bir meclise havale edileceğini</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Bütün ahalisi bir mezhepten olan şehir, kasaba ve köylerde ibadet yerlerinin, mektep, hastane ve mezarlık gibi yerlerin asli hâli üzere tamirine hiçbir mâni çıkarılmayacağına</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Böyle mahallerin yeniden inşası gerekirse, patrik veya cemaat reislerinin kabul etmesi halinde, bu yerlerin resim ve inşa suretleri Babıali’ye arz olunması gerekeceğini, </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Eğer bir mezhebin müntesipleri sairiyle karışık olmayan bir hâlde bir yerde bulunur ise ibadetlerini açıkça âleni olarak yapabileceğini,</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Ahalisi muhtelif dinlere mensup yerlerde ise herkesin ayinlerini kendi ibadethanelerinde yapabileceğini tebellür ettiren Sultan Abdülmecid; böyle yerlerde de kilise, hastane, mektep, mezarlık gibi yerlerin, sadece bir cemaate aidse tamir edebileceklerini, yeniden inşa edebilmeleri içinse gerekecek ruhsatı almak için patrik veya metropolit yoluyla yine Babıali’ye başvurmaları gerekeceğini ve kendi izni ile ancak yapılabileceğini ifade ederek bir mezhebe tabi olanların sayısı ne kadar olursa olsun tam bir serbestîye ile mezhebin gereğini yapabileceklerini ve bunun lazım olan tedbirin alınacağını tebârüz ettirir. Bütün bunlardan sonra mezhep, dil veya cinsiyet yönüyle tebaasından olan bir sınıfı diğer bir sınıftan aşağı tutmayacağını göstermek üzere;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Bütün tabirlerin, lâfızların ve temyizatın kalemiyeden, devlet yazışmalarından ilelebet kaldırıldığını,</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Ahali veya memurlar arasında dahi ar ve namusa dokunacak tarif ve tavsifin söylenmesinin kanunen men olunacağını ifade ile Osmanlı memleketinde herkesin inancını gerektirdiği şekilde yaşadığını ve kimsenin din ve mezhep değiştirmeye zorlanmadığını ve zorlanamayacağını ifade ederek Devlet memuriyeti ve hizmetleri için seçilecek, tayin edilecek kimselerin bütün Osmanlı ahalisinden;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Hangi millete mensup olursa olsun devlet hizmetine kabul olunacağını, bunun ise ehliyet ve kabiliyete göre herkes için geçerli olan kanunlara göre olacağını</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Askeri ve Mülkî mekteplere dahi kanunlara uymak şartıyla, yaşça ve imtihanca kararlaştırılan şartları yerine getirdikleri takdirde kabul olunacaklarını vaad eden Sultan Abdülmecid,</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Her cemaatin, maarife, mesleklere ve sanatlara dair mektepler yapmaya izinli olduğunu bunun şartının ise ders usulünün ve hocaların seçilmesinin, tarafından nasb edilen muhtelit (karışık) bir Maarif Meclisinin nezareti ve teftişi altında olması şartına bağlar.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Müslümanlar ile Hıristiyan ve diğer gayr-i Müslim tebaa arasında veya Hıristiyan ve diğer gayr-i Müslim tebaa arasında ticaret veya cinayetle alakalı zuhura gelecek bütün davaların karma divanlara havale edileceğini, davayı dinlemek üzere divanlar tarafından akdolunacak meclislerin aleni olacağından davacı ve davalı yüzleşeceklerinden bunların getirecekleri şahidlerin anlattıkları hadiseleri kendi âyin ve mezhepleri üzere yemin ile tasdik etmeleri gerektiğini beyan eden Sultan Abdülmecid, bunların dışında kalan hukuka dair davaların ise eyaletler veya livalarda muhtelif meclislerde vali ve o memleketin kadısının hazır olduğu bir şekilde şer’an veya nizâmen görülebileceğini, Hıristiyan ve diğer gayr-i Müslim tebaadan iki kimse arasında olan evlenme, boşanma, miras gibi irsî hukuka aid hususi davaların, dava sahiplerinin istedikleri hâlde patrik veya reisler ve meclis marifetiyle olmak üzere görebileceğini temeyyüz ettirir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ceza ve ticaret kanunlarıyla muhtelif divanlarda yapılacak usul ve murafaa nizamının mümkün mertebe tamamlanacağını ve yazılıp, tedvin edileceğini ve Osmanlı memleketinde konuşulan dillere tercüme ettirileceğini ifade eden Sultan Abdülmecid, adaleti temin etmek üzere nezaret altında olanların veya cezaya müstahak olanların hapis ve tevkiflerine mahsus olan yerlerin ve hapis usulünün mümkün mertebe, kısa zamanda zarfında  ıslah edilmesini ve buralarda vazettiği kanunlara uymayan bedeni ceza, işkence, eziyet veya bunlara benzer bütün cezaların tamamıyla men ve lağvedildiğini, buna aykırı hareketlerin şiddetle men edilmesini, bunu emreden memurların ve yapanların Ceza Kanunnamesi gereğince cezalandırılmalarını emreder.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bütün Osmanlı memleketinde, eyaletlerde, beldelerde, köylerde zaptiye işlerinin tanzimi maddesi ile huzur hâlinde olan bütün memleket tebaasının kendi mal ve canlarının muhafazasını doğruca ve kuvvetlice emniyet verecek şekilde nizamlanmasını isteyen Sultan Abdülmecid; vergilerin eşitliği mükellefiyetlerin eşitliğini gerektirdiğinden, hukukça eşitlik vazifelerde de eşitliği icap ettirdiğinden diyerek;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Hıristiyan ve sair gayr-i Müslim tebaa; Müslüman tebaa gibi askerî vazifede ve asker vermede son zamanlarda verilen karara uymak mecburiyetindedir, der ve;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Bu hususta bedel vermek veya nakden akçe vermek isteyenler için fiili hizmetten muaf olmak usulünün icra olunmasını,</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Müslümandan başka tebaanın askeri sınıflarda istihdam şekilleri hakkında lazım olan düzenlemeler yapılıp mümkün olan en kısa zaman dahilinde neşir ve ilan olmasını, ister.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Eyalet ve elviye meclislerinde Müslüman, Hıristiyan ve sair tebaadan bulunan azanın intihap işlerinin usulünün belirlenmesini ve fikirlerin, reylerin açığa çıkmasını sağlamak için bu meclislerde teşkil ve tertib suretleri hakkında olan nizamatın ıslahına teşebbüs edilmesini emreden Sultan Abdülmecid, Devletin verilen hüküm ve kararları bilmek için gerekli sebep ve müessir vesileleri istihsal etmesini de beyan ederek; alım, satım ve mülk ve akar tasarrufu maddeleri hakkında olan kanunların bütün Osmanlı tebaası için müsavi olduğunu ve Devlete ve beledi zabıta nizamına uymak şartıyla asıl yerli ahalinin verdikleri tekalifi vermek üzere Osmanlı Devleti ile yabancı devletler arasında yapılacak düzenlemelerden sonra yabancılara dahi emlâk tasarrufu müsaadesinin verilmesine izin vermektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bütün tebaadan alınan vergi ve tekâlif, sınıf ve mezheplere bakılmayarak bir şekilde alındığından bu tekâlifin ve hususen Aşar’ın alınmasında ve faydalanılmasında vuku bulan suiistimaller için hızlıca ıslah tedbirlerinin alınmasının mütalaa ve müzakere olunmasını söyleyen Sultan Abdülmecid, doğrudan doğruya vergi alma usulünün peyderpey icrası oldukça Devlet-i Aliyye’nin gelirlerinin ilzam (İltizam) olunması usulünün yerine bu şeklin ittihaz kılınmasını emreder. Hâlen olan usul câri oldukça Devlet-i Aliyye memurları ile meclis azalarının müzayedeleri alenen yapılan iltizamattan birini almalarını veya bir hisse almalarını şiddetli ceza ile menedilmesini isteyen Sultan Abdülmecid, mahalli tekâlifin bile mümkün mertebe mahsulata halel vermeyecek ve dahili ticarete mâni olmayacak şekilde ortaya konmasını ve tayin edilmesini tebarüz ettirir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Nafia işleri için tayin ve tahsis olunacak münasip meblağların kara ve denizde inşa ve ihdas olunacak yolların ve ara-yollardan faydalanacak eyaletler ve sancaklarda vaz ve tesis kılınacak hususi vergilerin bile ilave edilmesini ifade eden Sultan Abdülmecid, Devletin her sene için gelirler ve giderler defterinin tanzim ve düzenlemesi hakkında son zamanlarda hususi bir nizam yaptığından bahisle bunun bütün hükümlerinin icrasına itina gösterilmesini ve her bir memura tahsis olunan maaşların ayarlanmasına, ödenmesine dikkat edilmesini emreder.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Her bir cemaatin reisleri ile tarafından tayin edilecek memurlara da atıf yapan Sultan Abdülmecid, Osmanlı tebaaının hepsine aid ve râci olan maddelerin müzakerelerini Meclis-i Vâlâ’da bulunmak üzere (müzakere yapacakların) Sadaret’ten hususen celp olunacağını ve bu memurların birer sene için tayin edileceğini, memuriyete başlarken yemin edeceklerini, Meclis-i Vâlâ azalarının gerek sıradan gerek fevkalade vuku bulan toplantılarda rey ve mütalaalarını doğruca beyan ve ifade etmelerini emreder ve bundan dolayı asla rencide olmamalarını ve ifsada, irtikaba ve itisafa dair kanunların hükümlerini tebaadan her kim olursa olsun, makama bakmadan usulünce tatbikini de emretmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Devletin para basma usulü ve mali işlerine itibar verecek banka gibi şeylerin yapılıp Osmanlı memleketinin maddi servet kaynakları olan hususlarda gereken sermayelerin tayiniyle ve Osmanlı memleketinin mahsullerinin nakli için icap eden yollar ve caddelerin açılmasını beyan eden Sultan Abdülmecid, ziraat ve ticaret işlerinin yayılmasına mâni olan sebeplerin kaldırılmasıyla, kolaylaştırıcı işlerin yapılmasını emrederek bunun için maarif ve ulum ve Avrupa sermayesinden istifade edilebileceğini söyler.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bütün bunların etraflıca mütalaa edilmesini ve peyderpey icra mevkiine konulmasını emrederek, siz ki diye başlayarak Sadrazam Mehmed Emin Âli Paşa’dan bu fermanın hem baş-şehir hem de bütün memleketin her tarafında ilan edilmesini ve yukarıda belirtildiği vecihle icrası için yapılması gerekeni yapmasını ve bundan sonra hep bu hükümlerin tatbik edilmesini için lazım olan sebeplerin istihsali ve tamamlanmasını ister.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tarih: 11 Cemaziye’l-ahir 1272 / 18 Şubat 1856</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Böylece madde madde sadeleştirmiş metnini verdiğimiz Islahat Fermanı hitam bulmuş oldu. Bu arada Islahat Fermanı’nın üst kısmında tuğranın yanında ayrıca “Mucebince amel oluna” yazmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bütün bunlardan sonra şimdi netice kısmına ve umumi bir tahlil yapmaya geçebiliriz.</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NETİCE</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, 1768-1774 savaşları ve akabinde imzalanan Küçük Kaynarca Andlaşması’nın getirdiği buhranlar ile boğuşurken, devlet aklı, bu gidişata çare olmak için birtakım formüller istihsal etmiştir. Bunlardan en mühimi olan Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nun mütemmimi ve daha teferruatlı hâli olan Islahat Fermanı; Kırım Savaşı (1853-1856) nihayetinde müttefik devletlerin siyasi manevra desteğini almak gayesini de içinde meknuz olarak ilân edilmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Islahat Fermanı, Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nu teyid eder ve Tanzimat Fermanı’nda üstü kapalı olarak ifade edilen pek çok şeye açıklık getirir. Tanzimat Fermanı’nda geçmeyen pek çok meseleye de atıflar yapar.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Islahat Fermanı daha ziyade gayr-i Müslimlere hususen de Hıristiyanlara müteveccih hükümler ihtiva eden etmektedir. Bu hükümler bugün bile insanlığın gelemediği noktalara işaret etmesiyle hiç şüphesiz Osmanlı-Türk-İslâm kültür-medeniyeti adına bir iftihar vesilesi sayılabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Pek çok tarihi metin gibi Islahat Fermanı’nında nazari bir metin olduğu ve içindeki hükümlerin derhal tatbik edilmediğini hatta bizzat Osmanlı Devleti tarafından göz ardı edildiğini söylemek gerekmektedir. Gayr-i Müslimlerin askere alınması, yabancılara arazi satışı müsaadesi gibi hususlar buna birer misaldir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Gülhane Hattı ile Islahat Fermanı arasında da kısa bir mukayese yapmanın faydalı olacağını düşünüyoruz. Gülhane Hattı, son yüz elli seneye atıfla ve bir iç bir tenkidle başlarken, Islahat Fermanı, Sultan Abdülmecid’in cülusuna atıfla ve yaptıklarına övgüyle başlar. Gülhane Hattı’nda Islahat Fermanı’na göre daha sade bir dil kullanıldığı gibi ihtiva ettiği maddelerin metin içindeki izahları da daha fazladır. Dildeki sadelik ve süslülük meselesinde Sultan Abdülmecid’in yeni tahta çıktığı devirdeki tecrübesiyle, 17 sene sonraki tecrübesinin de bir rolü olabileceğini düşünüyoruz. Gülhane Hattı’nda dahili mihraklar daha müessirken, Islahat Fermanı’nda harici mihraklar daha müessirdir. Islahat Fermanı hedeflenene ulaş mıdır suali ayrı bir makalenin cevabı olsa da bu metin bazı bölgelerde beklenenin aksine ayrılıkçı akımları kuvvetlendirdiği gibi dahili kargaşayı arttırmıştır ve zaten Zimmi Hukuku ile idare edilen gayr-i Müslimleri de tam memnun edememiştir.</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">BOA, İrade-i Dahiliye, 19484, (14 Zilhicce 1270)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">BOA, İrade, Meclis-i Mahsus, 6/245, (11 Cemaziye’l-ahir 1272)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Düstur Tertip I, Cild I</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Gülhane Hatt-ı Hümayunu matbu metin.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Islahat Fermanı matbu metin.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ali Akyıldız, “Tanzimat”, TDV İA</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bayram Nazır, Osmanlı Misafirperverliği ve Avrupa’daki Yankıları, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, 2. Basım, İstanbul, 2008</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bayram Nazır, Osmanlı’ya Sığınanlar, Yeditepe Yayınevi, 4. Basım, İstanbul, 2016</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beytullah İmzaoğlu, “Gülhane Hatt-ı Hümayunu (Tanzimat Fermanı) ve Alakalı Meclis Mazbatasının Mukayese ve Tahlili”, Beytimz e-Dergi, 2016/11</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beytullah İmzaoğlu, “Sultan Abdülmecid (1839-1861) ve Osmanlı Arşiv Vesikalarına Göre Cülus-ı Hümayunu”, Beytimz e-Dergi, 2017/2</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beytullah İmzaoğlu, “Tanzimat Fermanı ve Aks-i Sedası -Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nu Kim Nasıl Değerlendirdi-”, Beytimz e-Dergi, 2017/1</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı Hukuku, Arı-Sanat Yayınları, 1. Basım, İstanbul, 2008</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kemal Beydilli, “Paris Andlaşması”, TDV İA</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ömer Kürkçüoğlu, Mondros’tan Musul’a Türk İngiliz İlişkileri, İmaj Yayınevi, 2. Basım, Ankara, 2006</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Prof. Dr. Rıfkı Salim Burçak, Türk, Rus, İngiliz Münasebetleri, İstanbul, 1946</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ufuk Gülsoy, “Islahat Fermanı”, TDV İA</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ufuk Gülsoy, Osmanlı Gayri Müslimlerinin Askerlik Serüveni, Timaş Yayınları, 1. Basım, İstanbul, 2010</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ziya Nur Aksun, Osmanlı Tarihi, Cild III, Ötüken Neşriyat, 2. Basım, İstanbul, 2010</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EK</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">-Islahat Fermanı Orijinal Metin</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük</span> Resim</div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=38" target="_blank" title="">2017-4-Islahat-Fermani-1-.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.34 MB / İndirme Sayısı: 1005)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Küçük Resimler</div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=39" target="_blank" title="">2017-4-Islahat-Fermani-2-.jpg</a> (Dosya Boyutu: 285.02 KB / İndirme Sayısı: 426)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=40" target="_blank" title="">2017-4-Islahat-Fermanı-3-.jpg</a> (Dosya Boyutu: 440.6 KB / İndirme Sayısı: 384)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİPNOTLAR</span></span></span></div>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[1] Bu makale, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Tarihi Anabilim Dalı, Yakınçağ Tarihi Bilim Dalı’nda Nisan 2017’de Prof. Dr. Ufuk GÜLSOY Hoca’ya “Islahat Fermanı ve Uygulaması” adlı ders için Yüksek Lisans final vazifesi olarak takdim kılınmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[2] Bkz: Beytullah İmzaoğlu, “Gülhane Hatt-ı Hümayunu (Tanzimat Fermanı) ve Alakalı Meclis Mazbatasının Mukayese ve Tahlili”, Beytimz e-Dergi, 2016/11</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[3] Bkz: Beytullah İmzaoğlu, “Sultan Abdülmecid (1839-1861) ve Osmanlı Arşiv Vesikalarına Göre Cülus-ı Hümayunu”, Beytimz e-Dergi, 2017/2, sh. 3</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[4] Bkz: Beytullah İmzaoğlu, “Tanzimat Fermanı ve Aks-i Sedası -Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nu Kim Nasıl Değerlendirdi-”, Beytimz e-Dergi, 2017/1, sh. 5-9</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[5] BOA, İrade-i Dahiliye, 306/19484, (14 Zilhicce 1270)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[6] Prof. Dr. Rıfkı Salim Burçak, Türk, Rus, İngiliz Münasebetleri, İstanbul, 1946; Prof. Dr. Ömer Kürkçüoğlu, Mondros’tan Musul’a Türk İngiliz İlişkileri, İmaj Yayınevi, 2. Basım, Ankara, 2006, sh. 4</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[7] Bayram Nazır, Osmanlı Misafirperverliği ve Avrupa’daki Yankıları, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, 2. Basım, İstanbul, 2008; Bayram Nazır, Osmanlı’ya Sığınanlar, Yeditepe Yayınevi, 4. Basım, İstanbul, 2016</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[8] Kemal Beydilli, “Paris Andlaşması”, TDV İA</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/2.Tasarim/yazilar/resimler/ilmi-1.jpg" alt="[Resim: ilmi-1.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<a href="https://www.academia.edu/42777514/Islahat_Fermanı_Tarihi_Zemini_ve_Metni" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">PDF olarak oku/indir</a><br />
</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ISLAHAT FERMANI</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TARİHİ ZEMİNİ ve METNİ</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Beytullah İmzaoğlu – iletisim@beytullahimzaoglu.com[1])</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GİRİŞ</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin yakınçağ tarihi değerlendirilirken es geçilemeyecek temel metinlerden birisi de hiç şüphesiz “Islahat Fermanı”dır. Hiçbir beşerî metin târihi vetireden bağımsız olarak ilân olunmamıştır. Hiç şüphesiz Islahat Fermanı’nın da onu ilân etmeyi gerektirecek şartların da târihi bir zemini mevcuddur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, XIX. asra 1774 Küçük Kaynarca Andlaşması’nın getirdiği psiko-sosyal, siyasi, askeri, iktisadi ve içtimai buhranlarla girmişti. Bu buhran öyle bir hâl almıştı ki her yeni gelen gün gideni aratıyordu. “Kanun-i Kadîm”den inhiraf ile devlet felsefesinde birtakım değişiklikler meydana gelmişti. Hiç şüphesiz ana düşünce aynı kalsa da artık Osmanlılar “Varlık problemi”, “Mevcudu muhafaza” gibi teknik ıstılahlar ile ifade edilegelen devre girmişlerdi ki biz bu son devre naçizane “Yeniden Kuruluş, İhtisaslaşma ve Müesseseleşme Devri” diyoruz. Devlet aklı, bütün bu gidişata karşı birçok tedbir almaya çalışmıştır. Bu tedbirlerin en ehemmiyetlisi 3 Kasım 1839’da ilân olunan “Gülhane Hatt-ı Hümayunu” olup bu metin kendisinden sonra daima tasdik edilen ve referans alınan bir temel kanun hükmünde olmuştur.[2]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Gülhane Hatt-ı Hümayunu, ana hatları ile;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Can emniyeti</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Irz, namus ve mal mahfuziyeti</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Vergi tayini</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Askerlerin celpleri ve istihdam müddetleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Suç sahiplerinin davalarının aleni görülmesi</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Kanunsuz hafi ve celi idam ve tesmim cezalarına izin verilmemesi</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Memurlara maaş bağlanması ve İltizam usulünün kaldırılması</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Ceza kanunnamesi hazırlanması gibi hususlardan bahsetmekteydi ve Sultan Abdülmecid (1839-1861) bunları yaparsak, 5-10 seneye devleti yeniden ihya ve inşa ederiz, diye de vaad etmişti. Tanzimat Fermanı adı ile maruf olan bu Hatt-ı Hümayun ana esasları tebellür ettiriyordu fakat teferruatlıca değildi. Bu sebeple kendisinden sonra daha pek çok defalar teferruata dair metinler ilan edilmiş, çalışmalar yapılmıştır.[3]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">XIX. asır hâdiseleri değerlendirilirken bu asrın “Diplomasi ve İttifaklar Asrı” olduğunu unutmamalıdır zira tek kutuplu veya iki kutuplu değil artık çok kutuplu bir dünya mevcuddur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yaşanan pek çok hadiseyi “Karşılıklı menfaatler” ekseninde değerlendirmelidir. Aksi hâlde pek çok meseleyi emir-komuta zinciri gibi anlar, hiç olmayacak düşüncelere gark olabiliriz. Ne kadarı müspet ne kadar menfi ne kadarı faydalı ne kadarı faydasız gibi ihtimali mantık ile düşünmeli, tamamen menfi, tamamen müspet, mutlak doğru, mutlak yanlış gibi kesin hükümlerden uzak durmalıyız.[4]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bu makalemizde Islahat Fermanı’na giden yolu, Rusya’nın üçüncü bir dünya gücü olarak zuhur etmesini ve bunun Doğu-Batı münasebetlerine tesirini, ayrılıkçı akımların Osmanlı gayrimüslimleri üzerindeki tesirini, fermanın hazırlanmasını ve fermanın tarafımızdan maddeler halinde hazırlanmış sade bir metnini ve en nihayetinde umumi bir tahlili bulacaksınız.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1) ISLAHAT FERMANI’NA GİDEN YOL</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.1) SULTAN ABDÜLMECİD’İN BİR İRÂDESİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sultan Abdülmecid, 7 Eylül 1854 târihinde bir irade-i seniyye irad buyurmuştur. Meclis-i Âli-i Tanzimat’ın teşekkülüne sebep olan bu iradeden -Islahat Fermanı’na giden yolda mühim bir merhale olduğunu düşündüğümüzden- birkaç cümleyi iktibas etmek istiyoruz:</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Memâlik-i Devlet-i ‘Aliyyemizin ma’mûriyeti ve kâffe-i tebaamızın refâh ve saâdeti kazâyâsının nuhbe-i âmâlimiz olduğu muhtâc-ı beyân değildir. Ve Tanzimat-ı Hayrriye’nin te’sisi dahi ancak bu niyeti halisiye mübtenidir. Cümlenin malumu olduğu üzere Tanzimat-ı Hayriyye’nin mevadd-ı esasiyesi her ne kadar kesb-i istikrar etmiş ise de nizamat-ı müteferria henüz bir kararsızlık hâlinde bulunduğu cihetle … Ve sırasıyla kararlaştırılacak mevadd-ı mühimme, mehakim-i şeriyede ahkam-ı münife-i şeriat-ı garranın tamamıyla icrası ve hükümet ve zabıta-ı memleketin kuvveti ve asayişi ve mamuriyeti husulü ve katiyyen mesalihte adalet ve hakkaniyet kaidesinin iltizamı ve umur-ı maliyenin mazbutiyeti ve kaffe-i sunuf-ı tebaamızın ıslah-ı ahvali keyfiyatı olacaktır. … bir meclis-i cedid teşkil olunması iktiza edecektir… .”[5] </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Görüldüğü üzere, Sultan Abdülmecid, iradesinin başında, Osmanlı memleketinin mamur hâle getirilmesinin, bütün tebaasının refahını ve saadetini temin etmenin en temel hedefi olduğunu söylemektedir. Ardından da Gülhane Hatt-ı Hümayunu veya Tanzimat Fermanı’nın beyan ettiği ana maddelerin yerleştiğini lakin teferruata aid hususların henüz tam manasıyla tatbik edilemediğini bu sebeple Tanzimat esaslarının daha teferruatlıca ve emin bir surette tatbikini arzu ettiğini, bu noktada yeni bir meclis teşekkül ettirilmesi gerektiğini beyan etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.2) RUS TEHDİDİ, İSYANLAR ve MÜTTEFİKLERİN İSTEKLERİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlıların klasik devirlerinin sonuna doğru, üçüncü bir dünya olarak Rusya’nın ortaya çıkışı, Doğu-Batı arası ikili dengeleri bozmuş ve “Kuzey’in Yükselişi” ile Osmanlılar güçlerinin mühim bir kısmını Kuzey’e harcamaya mecbur olmuş, Kuzey, Osmanlılara rağmen genişlemiş, Osmanlılar da böylece hem Batı hem de Kuzey karşısında görece bir güç kaybına uğramış, yakın tehdid Kuzey’e karşı ittifak arayışına girmiştir. Gerçekten de 1768-1774, 1787-1792, 1806-1812, 1828-29 Osmanlı-Rus savaşları hep Osmanlıların aleyhine neticelenmiştir. Osmanlılar, Rus tehdidine karşı Batı’dan müttefikler aramış ve hususen İngiltere ile yakınlaşmıştır. İngiltere’nin de Hindistan yolu üzerindeki muhtemel Rus tehdidine karşı menfaati sebebiyle Osmanlılara ihtiyacı vardı. Bu iki devlet karşılıklı menfaatler icabı yakın münasebetlerde bulunmuşlardır.[6] </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">XIX. asrın ayrılıkçı akımları, Osmanlı tebaası arasında aksülamel bulmuş, Sırp ve Yunan isyanları, devleti birtakım adımlar atmaya icbar etmiştir. Bu ayrılıkçı akımların arkasında Rusya da vardı. Osmanlı Devleti, asırlardır sulh ve sükûn içinde yaşayan gayrimüslim tebaasını devlete daha da merbut hâle getirmek istemekteydi. Islahat Fermanı’nın ilan sebeplerinden birisi de hiç şüphesiz bu vakıadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, 1848 ihtilâlleri neticesi kendisine sığınan Macar ve Leh mültecileri Avusturya ve Rusya’nın savaş tehdidlerine rağmen iade etmemişti.[7] Bu devletlerarasında bir buhrana yol açmıştı. Ruslar belki de buna misilleme olarak 1850’li yılların henüz başında “Makamat-ı Mukaddese” meselesini aktüel hâle getirip Osmanlı Devleti’ne resti çekmişti, bu mesele neticesi 1853-1856 Kırım Savaşı vukua gelmiştir. Bu savaşa İngiltere ve Fransa, Osmanlıların yanında dahil olmuştur. İşbu devletler, Babıali’den kendi halkını Rusya’ya karşı daha sarih bir ifade ile kendi dindaşlarına karşı yapılan savaşa ikna edebilmek üzere gayrimüslimlere dönük bir ıslah programı ilân etmelerini istemişlerdir. Osmanlılar da bunu muvafık bulmuşlardır. XIX. asrın pek çok metni gibi Islahat Fermanı da işte böyle bir tarihî zemin üzerinde ortaya çıkmıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2) ISLAHAT FERMANI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.1) HAZIRLANMASI, İLÂNI VE MİLLETLERARASI AKSÜLAMELİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kırım Savaşı’na nihâyet vermek üzere Ocak 1856 tarihinde Viyana Konferansı toplanmış ve 4 maddelik Viyana Protokolü imzalanmıştır. Bu protokolde gayrimüslimlere yönelik bir ıslahat yapılması Osmanlılardan talep edilmekteydi. Sultan Abdülmecid ve Babıali, bunun üzerine ferman suretinde bir metin hazırlayıp, 18 Şubat 1856 târihinde ilân etmiştir. Bu ferman, müspet karşılanmış ve 30 Mart 1856 târihinde akdedilen Paris Andlaşması’nda da kendisine yer bulmuştur. Paris Andlaşması neticesi, Osmanlı Devleti nokta-i nazarından 15 senelik harici bir sulh devri de yaşanmıştır. Bu sulh devri 1871 senesinde Almanya’nın milli birliğini teessüs etmesi ve Fransa’yı mağlup etmesinden sonra yeni bir süper güç olarak doğmasıyla nihayete etmiştir şöyle ki Rusya bu fırsattan istifade ile Paris Andlaşması’na riayet etmeyeceğini ilan etmiştir. Avrupa iç dengesinin Almanya hareketiyle değişmesi sebebiyle Kırım Savaşı müttefikleri bu hâle ses çıkaramamışlardır.[8] </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bütün bu mülahazalardan sonra artık Islahat Fermanı’nda hangi hususların olduğu bahsine geçebiliriz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2) ISLAHAT FERMANI’NIN MUHTEVA VE MÜNDERİCATI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sadrazam Mehmed Emin Âli Paşa’ya hitaben söylenen büyük iltifatlardan ve elkaptan sonra, Allah’ın kendi uhdesine emanet ettiği bütün Osmanlıların tamamen saadetini sağlamak üzere, tahta geçtiği günden beri hayırlı fikirler üzere olduğunu tebârüz ettiren Sultan Abdülmecid, o günden beri yaptıklarından pek çok faydalı neticenin zuhura geldiğini, vatan ve milletin imarının ve servetinin her geçen gün arttığını ifade ederek bunun Devlet-i Aliyye’nin şânına lâyık seviyede olmadığını ve “Medeni devletler” arasında sahip olduğu yüksek ve mühim mevkiin icabına kâmilen ulaşmak için şimdiye kadar yapmaya muvaffak olduğu düzenlemelerinin kuvvetlendirilmesi ve genişletilmesinin adalet icabı kendi talebi olduğunu, tebaanın güzel ve gayretli çalışmaları ve dost devletlerin yardımları ile Devlet-i Aliyye’nin harici siyasî hukukunun bir kat daha güçlendiğini söyleyerek, içinde bulunduğu zamanın Devlet-i Aliyye için daha hayırlı günler için bir başlangıç olduğunu, bütün Osmanlı vatandaşlarının saadetini ve memleketinin imarını gerektirecek sebeplerin ve vesilelerin anbean ilerlemesini murad ettiğinden bu fermanı ısdar ettiğini beyan etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sultan Abdülmecid bütün bunlardan sonra şöyle devam etmektedir; Gülhane’de okuttuğum Hatt-ı Hümayunum ve Tanzimat-ı Hayriyyem gereğince her din ve mezhepte bulunan bütün Osmanlılar için istisnasız can ve mal emniyeti ve mahfuziyeti-i namus için tarafımdan vaad ve ihsan olunmuş olan teminatın tekraren te’kid ve te’yid kıldığını ve bunun kâmilen fiile çıkarılması için tesirli tedbirlerin alınacağını ifade ile Osmanlı memleketinde Hıristiyan ve diğer gayr-i Müslim halka Ecdad-ı İ’zam’ı  tarafından verilen bütün imtiyaz ve ruhani muafiyetleri tekrar takrir ve ibka kıldığını tebârüz ettirerek asrın ve müktesebatın gerektirdiği ıslahatı, kendi irade ve nasbı ile;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Babıali nezareti altında patrikhanelerde teşkil olunacak meclisler yoluyla müzakere edilecek ve Babıali’ye bildirilecek</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Cennetmekân Ebü’l-Feth Sultan II. Mehmed (1444-1446/1451-1481) hazretleri ve hayırlı halefleri zamanında patrikler ve piskoposlara i’ta buyurulmuş olan ruhsat ve iktidarın kendisi tarafından kabul edildiğini söyleyen Sultan Abdülmecid, bunların yeni hal ve mevkie uygun düştüğünü bununla birlikte;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Patriklerin câri olan intihap (seçim) usulünün ıslahından sonra patriklik beratı ile hayatta kaldıkları müddetçe nasb ve tayin olunacaklarını,</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Bunun tamamen ve doğruca icra edilebilmesi için Babıali ve muhtelif cemaatlerin ruhani reislerinin aralarında kararlaştıracakları şekilde patrik, metropolit, murahhasa, piskopos ve hahamların yemin ile vazifeye başlayacaklarını</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Rahiplere (mensupları tarafından) verilmekte olan cevaiz ve avaidatın tamamen men olunacağını</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Patriklere ve cemaatbaşılara belirli bir gelir tahsis edilerek diğer ruhbanlara bile rütbe mevkilerinin ehemmiyetine göre -sonradan kararlaştırılacağı şekliyle- hakkettikleri maaşların verileceğini</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Hıristiyan rahiplerin taşınır, taşınmaz mallarının kimseye miras bırakılamayacağını</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Hıristiyan ve diğer gayr-i Müslim tebaa cemaatlerinin işlerinin idaresi, her bir cemaatin ruhban ve ruhban olmayanlarından seçilmiş azalardan oluşan bir meclise havale edileceğini</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Bütün ahalisi bir mezhepten olan şehir, kasaba ve köylerde ibadet yerlerinin, mektep, hastane ve mezarlık gibi yerlerin asli hâli üzere tamirine hiçbir mâni çıkarılmayacağına</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Böyle mahallerin yeniden inşası gerekirse, patrik veya cemaat reislerinin kabul etmesi halinde, bu yerlerin resim ve inşa suretleri Babıali’ye arz olunması gerekeceğini, </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Eğer bir mezhebin müntesipleri sairiyle karışık olmayan bir hâlde bir yerde bulunur ise ibadetlerini açıkça âleni olarak yapabileceğini,</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Ahalisi muhtelif dinlere mensup yerlerde ise herkesin ayinlerini kendi ibadethanelerinde yapabileceğini tebellür ettiren Sultan Abdülmecid; böyle yerlerde de kilise, hastane, mektep, mezarlık gibi yerlerin, sadece bir cemaate aidse tamir edebileceklerini, yeniden inşa edebilmeleri içinse gerekecek ruhsatı almak için patrik veya metropolit yoluyla yine Babıali’ye başvurmaları gerekeceğini ve kendi izni ile ancak yapılabileceğini ifade ederek bir mezhebe tabi olanların sayısı ne kadar olursa olsun tam bir serbestîye ile mezhebin gereğini yapabileceklerini ve bunun lazım olan tedbirin alınacağını tebârüz ettirir. Bütün bunlardan sonra mezhep, dil veya cinsiyet yönüyle tebaasından olan bir sınıfı diğer bir sınıftan aşağı tutmayacağını göstermek üzere;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Bütün tabirlerin, lâfızların ve temyizatın kalemiyeden, devlet yazışmalarından ilelebet kaldırıldığını,</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Ahali veya memurlar arasında dahi ar ve namusa dokunacak tarif ve tavsifin söylenmesinin kanunen men olunacağını ifade ile Osmanlı memleketinde herkesin inancını gerektirdiği şekilde yaşadığını ve kimsenin din ve mezhep değiştirmeye zorlanmadığını ve zorlanamayacağını ifade ederek Devlet memuriyeti ve hizmetleri için seçilecek, tayin edilecek kimselerin bütün Osmanlı ahalisinden;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Hangi millete mensup olursa olsun devlet hizmetine kabul olunacağını, bunun ise ehliyet ve kabiliyete göre herkes için geçerli olan kanunlara göre olacağını</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Askeri ve Mülkî mekteplere dahi kanunlara uymak şartıyla, yaşça ve imtihanca kararlaştırılan şartları yerine getirdikleri takdirde kabul olunacaklarını vaad eden Sultan Abdülmecid,</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Her cemaatin, maarife, mesleklere ve sanatlara dair mektepler yapmaya izinli olduğunu bunun şartının ise ders usulünün ve hocaların seçilmesinin, tarafından nasb edilen muhtelit (karışık) bir Maarif Meclisinin nezareti ve teftişi altında olması şartına bağlar.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Müslümanlar ile Hıristiyan ve diğer gayr-i Müslim tebaa arasında veya Hıristiyan ve diğer gayr-i Müslim tebaa arasında ticaret veya cinayetle alakalı zuhura gelecek bütün davaların karma divanlara havale edileceğini, davayı dinlemek üzere divanlar tarafından akdolunacak meclislerin aleni olacağından davacı ve davalı yüzleşeceklerinden bunların getirecekleri şahidlerin anlattıkları hadiseleri kendi âyin ve mezhepleri üzere yemin ile tasdik etmeleri gerektiğini beyan eden Sultan Abdülmecid, bunların dışında kalan hukuka dair davaların ise eyaletler veya livalarda muhtelif meclislerde vali ve o memleketin kadısının hazır olduğu bir şekilde şer’an veya nizâmen görülebileceğini, Hıristiyan ve diğer gayr-i Müslim tebaadan iki kimse arasında olan evlenme, boşanma, miras gibi irsî hukuka aid hususi davaların, dava sahiplerinin istedikleri hâlde patrik veya reisler ve meclis marifetiyle olmak üzere görebileceğini temeyyüz ettirir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ceza ve ticaret kanunlarıyla muhtelif divanlarda yapılacak usul ve murafaa nizamının mümkün mertebe tamamlanacağını ve yazılıp, tedvin edileceğini ve Osmanlı memleketinde konuşulan dillere tercüme ettirileceğini ifade eden Sultan Abdülmecid, adaleti temin etmek üzere nezaret altında olanların veya cezaya müstahak olanların hapis ve tevkiflerine mahsus olan yerlerin ve hapis usulünün mümkün mertebe, kısa zamanda zarfında  ıslah edilmesini ve buralarda vazettiği kanunlara uymayan bedeni ceza, işkence, eziyet veya bunlara benzer bütün cezaların tamamıyla men ve lağvedildiğini, buna aykırı hareketlerin şiddetle men edilmesini, bunu emreden memurların ve yapanların Ceza Kanunnamesi gereğince cezalandırılmalarını emreder.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bütün Osmanlı memleketinde, eyaletlerde, beldelerde, köylerde zaptiye işlerinin tanzimi maddesi ile huzur hâlinde olan bütün memleket tebaasının kendi mal ve canlarının muhafazasını doğruca ve kuvvetlice emniyet verecek şekilde nizamlanmasını isteyen Sultan Abdülmecid; vergilerin eşitliği mükellefiyetlerin eşitliğini gerektirdiğinden, hukukça eşitlik vazifelerde de eşitliği icap ettirdiğinden diyerek;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Hıristiyan ve sair gayr-i Müslim tebaa; Müslüman tebaa gibi askerî vazifede ve asker vermede son zamanlarda verilen karara uymak mecburiyetindedir, der ve;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Bu hususta bedel vermek veya nakden akçe vermek isteyenler için fiili hizmetten muaf olmak usulünün icra olunmasını,</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Müslümandan başka tebaanın askeri sınıflarda istihdam şekilleri hakkında lazım olan düzenlemeler yapılıp mümkün olan en kısa zaman dahilinde neşir ve ilan olmasını, ister.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Eyalet ve elviye meclislerinde Müslüman, Hıristiyan ve sair tebaadan bulunan azanın intihap işlerinin usulünün belirlenmesini ve fikirlerin, reylerin açığa çıkmasını sağlamak için bu meclislerde teşkil ve tertib suretleri hakkında olan nizamatın ıslahına teşebbüs edilmesini emreden Sultan Abdülmecid, Devletin verilen hüküm ve kararları bilmek için gerekli sebep ve müessir vesileleri istihsal etmesini de beyan ederek; alım, satım ve mülk ve akar tasarrufu maddeleri hakkında olan kanunların bütün Osmanlı tebaası için müsavi olduğunu ve Devlete ve beledi zabıta nizamına uymak şartıyla asıl yerli ahalinin verdikleri tekalifi vermek üzere Osmanlı Devleti ile yabancı devletler arasında yapılacak düzenlemelerden sonra yabancılara dahi emlâk tasarrufu müsaadesinin verilmesine izin vermektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bütün tebaadan alınan vergi ve tekâlif, sınıf ve mezheplere bakılmayarak bir şekilde alındığından bu tekâlifin ve hususen Aşar’ın alınmasında ve faydalanılmasında vuku bulan suiistimaller için hızlıca ıslah tedbirlerinin alınmasının mütalaa ve müzakere olunmasını söyleyen Sultan Abdülmecid, doğrudan doğruya vergi alma usulünün peyderpey icrası oldukça Devlet-i Aliyye’nin gelirlerinin ilzam (İltizam) olunması usulünün yerine bu şeklin ittihaz kılınmasını emreder. Hâlen olan usul câri oldukça Devlet-i Aliyye memurları ile meclis azalarının müzayedeleri alenen yapılan iltizamattan birini almalarını veya bir hisse almalarını şiddetli ceza ile menedilmesini isteyen Sultan Abdülmecid, mahalli tekâlifin bile mümkün mertebe mahsulata halel vermeyecek ve dahili ticarete mâni olmayacak şekilde ortaya konmasını ve tayin edilmesini tebarüz ettirir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Nafia işleri için tayin ve tahsis olunacak münasip meblağların kara ve denizde inşa ve ihdas olunacak yolların ve ara-yollardan faydalanacak eyaletler ve sancaklarda vaz ve tesis kılınacak hususi vergilerin bile ilave edilmesini ifade eden Sultan Abdülmecid, Devletin her sene için gelirler ve giderler defterinin tanzim ve düzenlemesi hakkında son zamanlarda hususi bir nizam yaptığından bahisle bunun bütün hükümlerinin icrasına itina gösterilmesini ve her bir memura tahsis olunan maaşların ayarlanmasına, ödenmesine dikkat edilmesini emreder.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Her bir cemaatin reisleri ile tarafından tayin edilecek memurlara da atıf yapan Sultan Abdülmecid, Osmanlı tebaaının hepsine aid ve râci olan maddelerin müzakerelerini Meclis-i Vâlâ’da bulunmak üzere (müzakere yapacakların) Sadaret’ten hususen celp olunacağını ve bu memurların birer sene için tayin edileceğini, memuriyete başlarken yemin edeceklerini, Meclis-i Vâlâ azalarının gerek sıradan gerek fevkalade vuku bulan toplantılarda rey ve mütalaalarını doğruca beyan ve ifade etmelerini emreder ve bundan dolayı asla rencide olmamalarını ve ifsada, irtikaba ve itisafa dair kanunların hükümlerini tebaadan her kim olursa olsun, makama bakmadan usulünce tatbikini de emretmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Devletin para basma usulü ve mali işlerine itibar verecek banka gibi şeylerin yapılıp Osmanlı memleketinin maddi servet kaynakları olan hususlarda gereken sermayelerin tayiniyle ve Osmanlı memleketinin mahsullerinin nakli için icap eden yollar ve caddelerin açılmasını beyan eden Sultan Abdülmecid, ziraat ve ticaret işlerinin yayılmasına mâni olan sebeplerin kaldırılmasıyla, kolaylaştırıcı işlerin yapılmasını emrederek bunun için maarif ve ulum ve Avrupa sermayesinden istifade edilebileceğini söyler.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bütün bunların etraflıca mütalaa edilmesini ve peyderpey icra mevkiine konulmasını emrederek, siz ki diye başlayarak Sadrazam Mehmed Emin Âli Paşa’dan bu fermanın hem baş-şehir hem de bütün memleketin her tarafında ilan edilmesini ve yukarıda belirtildiği vecihle icrası için yapılması gerekeni yapmasını ve bundan sonra hep bu hükümlerin tatbik edilmesini için lazım olan sebeplerin istihsali ve tamamlanmasını ister.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tarih: 11 Cemaziye’l-ahir 1272 / 18 Şubat 1856</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Böylece madde madde sadeleştirmiş metnini verdiğimiz Islahat Fermanı hitam bulmuş oldu. Bu arada Islahat Fermanı’nın üst kısmında tuğranın yanında ayrıca “Mucebince amel oluna” yazmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bütün bunlardan sonra şimdi netice kısmına ve umumi bir tahlil yapmaya geçebiliriz.</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NETİCE</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, 1768-1774 savaşları ve akabinde imzalanan Küçük Kaynarca Andlaşması’nın getirdiği buhranlar ile boğuşurken, devlet aklı, bu gidişata çare olmak için birtakım formüller istihsal etmiştir. Bunlardan en mühimi olan Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nun mütemmimi ve daha teferruatlı hâli olan Islahat Fermanı; Kırım Savaşı (1853-1856) nihayetinde müttefik devletlerin siyasi manevra desteğini almak gayesini de içinde meknuz olarak ilân edilmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Islahat Fermanı, Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nu teyid eder ve Tanzimat Fermanı’nda üstü kapalı olarak ifade edilen pek çok şeye açıklık getirir. Tanzimat Fermanı’nda geçmeyen pek çok meseleye de atıflar yapar.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Islahat Fermanı daha ziyade gayr-i Müslimlere hususen de Hıristiyanlara müteveccih hükümler ihtiva eden etmektedir. Bu hükümler bugün bile insanlığın gelemediği noktalara işaret etmesiyle hiç şüphesiz Osmanlı-Türk-İslâm kültür-medeniyeti adına bir iftihar vesilesi sayılabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Pek çok tarihi metin gibi Islahat Fermanı’nında nazari bir metin olduğu ve içindeki hükümlerin derhal tatbik edilmediğini hatta bizzat Osmanlı Devleti tarafından göz ardı edildiğini söylemek gerekmektedir. Gayr-i Müslimlerin askere alınması, yabancılara arazi satışı müsaadesi gibi hususlar buna birer misaldir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Gülhane Hattı ile Islahat Fermanı arasında da kısa bir mukayese yapmanın faydalı olacağını düşünüyoruz. Gülhane Hattı, son yüz elli seneye atıfla ve bir iç bir tenkidle başlarken, Islahat Fermanı, Sultan Abdülmecid’in cülusuna atıfla ve yaptıklarına övgüyle başlar. Gülhane Hattı’nda Islahat Fermanı’na göre daha sade bir dil kullanıldığı gibi ihtiva ettiği maddelerin metin içindeki izahları da daha fazladır. Dildeki sadelik ve süslülük meselesinde Sultan Abdülmecid’in yeni tahta çıktığı devirdeki tecrübesiyle, 17 sene sonraki tecrübesinin de bir rolü olabileceğini düşünüyoruz. Gülhane Hattı’nda dahili mihraklar daha müessirken, Islahat Fermanı’nda harici mihraklar daha müessirdir. Islahat Fermanı hedeflenene ulaş mıdır suali ayrı bir makalenin cevabı olsa da bu metin bazı bölgelerde beklenenin aksine ayrılıkçı akımları kuvvetlendirdiği gibi dahili kargaşayı arttırmıştır ve zaten Zimmi Hukuku ile idare edilen gayr-i Müslimleri de tam memnun edememiştir.</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">BOA, İrade-i Dahiliye, 19484, (14 Zilhicce 1270)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">BOA, İrade, Meclis-i Mahsus, 6/245, (11 Cemaziye’l-ahir 1272)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Düstur Tertip I, Cild I</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Gülhane Hatt-ı Hümayunu matbu metin.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Islahat Fermanı matbu metin.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ali Akyıldız, “Tanzimat”, TDV İA</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bayram Nazır, Osmanlı Misafirperverliği ve Avrupa’daki Yankıları, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, 2. Basım, İstanbul, 2008</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bayram Nazır, Osmanlı’ya Sığınanlar, Yeditepe Yayınevi, 4. Basım, İstanbul, 2016</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beytullah İmzaoğlu, “Gülhane Hatt-ı Hümayunu (Tanzimat Fermanı) ve Alakalı Meclis Mazbatasının Mukayese ve Tahlili”, Beytimz e-Dergi, 2016/11</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beytullah İmzaoğlu, “Sultan Abdülmecid (1839-1861) ve Osmanlı Arşiv Vesikalarına Göre Cülus-ı Hümayunu”, Beytimz e-Dergi, 2017/2</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Beytullah İmzaoğlu, “Tanzimat Fermanı ve Aks-i Sedası -Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nu Kim Nasıl Değerlendirdi-”, Beytimz e-Dergi, 2017/1</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı Hukuku, Arı-Sanat Yayınları, 1. Basım, İstanbul, 2008</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kemal Beydilli, “Paris Andlaşması”, TDV İA</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ömer Kürkçüoğlu, Mondros’tan Musul’a Türk İngiliz İlişkileri, İmaj Yayınevi, 2. Basım, Ankara, 2006</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Prof. Dr. Rıfkı Salim Burçak, Türk, Rus, İngiliz Münasebetleri, İstanbul, 1946</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ufuk Gülsoy, “Islahat Fermanı”, TDV İA</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ufuk Gülsoy, Osmanlı Gayri Müslimlerinin Askerlik Serüveni, Timaş Yayınları, 1. Basım, İstanbul, 2010</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ziya Nur Aksun, Osmanlı Tarihi, Cild III, Ötüken Neşriyat, 2. Basım, İstanbul, 2010</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EK</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">-Islahat Fermanı Orijinal Metin</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük</span> Resim</div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=38" target="_blank" title="">2017-4-Islahat-Fermani-1-.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.34 MB / İndirme Sayısı: 1005)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align">Küçük Resimler</div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=39" target="_blank" title="">2017-4-Islahat-Fermani-2-.jpg</a> (Dosya Boyutu: 285.02 KB / İndirme Sayısı: 426)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=40" target="_blank" title="">2017-4-Islahat-Fermanı-3-.jpg</a> (Dosya Boyutu: 440.6 KB / İndirme Sayısı: 384)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİPNOTLAR</span></span></span></div>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[1] Bu makale, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Tarihi Anabilim Dalı, Yakınçağ Tarihi Bilim Dalı’nda Nisan 2017’de Prof. Dr. Ufuk GÜLSOY Hoca’ya “Islahat Fermanı ve Uygulaması” adlı ders için Yüksek Lisans final vazifesi olarak takdim kılınmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[2] Bkz: Beytullah İmzaoğlu, “Gülhane Hatt-ı Hümayunu (Tanzimat Fermanı) ve Alakalı Meclis Mazbatasının Mukayese ve Tahlili”, Beytimz e-Dergi, 2016/11</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[3] Bkz: Beytullah İmzaoğlu, “Sultan Abdülmecid (1839-1861) ve Osmanlı Arşiv Vesikalarına Göre Cülus-ı Hümayunu”, Beytimz e-Dergi, 2017/2, sh. 3</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[4] Bkz: Beytullah İmzaoğlu, “Tanzimat Fermanı ve Aks-i Sedası -Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nu Kim Nasıl Değerlendirdi-”, Beytimz e-Dergi, 2017/1, sh. 5-9</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[5] BOA, İrade-i Dahiliye, 306/19484, (14 Zilhicce 1270)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[6] Prof. Dr. Rıfkı Salim Burçak, Türk, Rus, İngiliz Münasebetleri, İstanbul, 1946; Prof. Dr. Ömer Kürkçüoğlu, Mondros’tan Musul’a Türk İngiliz İlişkileri, İmaj Yayınevi, 2. Basım, Ankara, 2006, sh. 4</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[7] Bayram Nazır, Osmanlı Misafirperverliği ve Avrupa’daki Yankıları, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, 2. Basım, İstanbul, 2008; Bayram Nazır, Osmanlı’ya Sığınanlar, Yeditepe Yayınevi, 4. Basım, İstanbul, 2016</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[8] Kemal Beydilli, “Paris Andlaşması”, TDV İA</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[2017/1: Tanzimat Fermanı ve Aks-i Sedası]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-2017-1-tanzimat-fermani-ve-aks-i-sedasi.html</link>
			<pubDate>Mon, 04 May 2020 19:27:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-2017-1-tanzimat-fermani-ve-aks-i-sedasi.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/2.Tasarim/yazilar/resimler/ilmi-1.jpg" alt="[Resim: ilmi-1.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://www.academia.edu/42759557/Tanzimat_Fermanı_ve_Aks-i_Sedası_-Gülhane_Hatt-ı_Hümayunu_nu_Kim_Nasıl_Değerlendirdi" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">PDF olarak oku/indir</a></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">TANZİMAT FERMANI VE AKS-İ SEDASI</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/2.Tasarim/yazilar/resimler/ilmi-1.jpg" alt="[Resim: ilmi-1.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://www.academia.edu/42759557/Tanzimat_Fermanı_ve_Aks-i_Sedası_-Gülhane_Hatt-ı_Hümayunu_nu_Kim_Nasıl_Değerlendirdi" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">PDF olarak oku/indir</a></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">TANZİMAT FERMANI VE AKS-İ SEDASI</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[2017/1: Aneze Aşireti ve Osmanlı Arşiv Vesikalarındaki Yeri]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-2017-1-aneze-asireti-ve-osmanli-arsiv-vesikalarindaki-yeri.html</link>
			<pubDate>Mon, 04 May 2020 18:38:34 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-2017-1-aneze-asireti-ve-osmanli-arsiv-vesikalarindaki-yeri.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/2.Tasarim/yazilar/resimler/ilmi-1.jpg" alt="[Resim: ilmi-1.jpg]" class="mycode_img" /></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://www.academia.edu/41212067/Osmanl%C4%B1-T%C3%BCrk-Arap_M%C3%BCnasebetleri_Ba%C4%9Flam%C4%B1nda_Aneze_A%C5%9Fireti_ve_Osmanl%C4%B1_Ar%C5%9Fivlerindeki_Yeri" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">PDF olarak oku/indir</span></span></a></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">OSMANLI-TÜRK-ARAP MÜNASEBETLERİ BAĞLAMINDA<br />
 ANEZE AŞİRETİ<br />
 ve OSMANLI ARŞİVLERİNDEKİ YERİ</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(B</span>eytullah <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İ</span>mzaoğlu – iletisim@beytullahimzaoglu.com[1])</span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GİRİŞ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin Arap coğrafyasındaki hâkimiyeti pek çok eserlere mevzuu olmuş bir bedahettir. Biz de naçizane bu makalemizde Osmanlılarla, Osmanlı-Arap coğrafyasındaki aşiretlerden birisi olan “Aneze” arasındaki münasebet hakkında kısa bir araştırma yapacağız. Evleviyetle Aneze Aşireti hakkında muhtasar bilgiler verip ardından Devlet-Aşiret, Aşiret-Aşiret, Aşiret-Meskûn Ahali ve dolayısı ile Meskûn Ahali-Devlet arasındaki münasebeti tasnif altında -kısaca- izah edeceğiz. Kaynaklarımız ağırlıklı olarak Osmanlı Arşivi olup, birkaç araştırma esere de başvuracağız. Aneze Aşireti hakkında Osmanlı Arşivi’nde yüzlerce vesika vardır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti; bin üç yüzlü senelerden itibaren bölge ve dünya siyasetinde yavaş yavaş yer almaya başlamıştır. Evvela Rumeli ve Anadolu’yu fetheden Osmanlılar ardından müstemlekeci devletlerden dindaşları olan Müslüman ahaliyi ve yine müstemlekeci devletlerden Müslümanların mübarek beldelerinden olan Mekke ve Medine’yi yâni Haremeyn’i kurtarmak[2]  kastıyla Arap coğrafyasına yönelmişlerdir.[3] Osmanlıların Arap coğrafyasındaki hâkimiyetinin derecesi zikzaklı olmasına rağmen I. Cihan Harbi’nin nihayetine kadar devam etmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin şartlar icabı Arap coğrafyasına yönelmesinden sonra karşısına çıkan kabilelerden birisi de Aneze Aşireti’dir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1) ANEZE AŞİRETİ’NİN TARİHİ SEYRİNE KISA BİR BAKIŞ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.1) ANEZE AŞİRETİ’NİN MENŞEİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(عنزة) Aneze Aşireti günümüzde de varlığını sürdüren kadim Arap kabilelerinden birisidir. Kabileye adını veren Âmir, bir kimseyi kısa mızrak manasına gelen “Aneze” ile öldürdükten sonra kabilesi bu adla meşhur olmuştur. Âmir’in şeceresi Adnan’a kadar uzanmaktadır. Kabilenin anayurdu ise Yemâme’dir. Câhiliye devrinde Süayr adında bir puta tapan Anezeliler, İslâmiyet’ten bir asır evvel otlak bulmak gayesiyle Fırat Nehri taraflarına göç etmişlerdir. Aşiret mensuplarından bazıları Kûfe’ye bazıları da IX. asırda Musul taraflarına yerleşmişlerdir. XII. asırda bir grubu da Hayber tarafına gitmişlerdir. Aneze Aşireti’nin o zamandan XVII. asra kadar olan tarihleri ise karanlık içinde olup haklarında pek bir malumat bulunmamaktadır.[4]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.2) GÜNÜMÜZDE ANEZE AŞİRETİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aşiret bugün de varlığını sürdürüyor demiştik, aşiretin varlıklarını devam ettiren kolları, Ruvale, Amarat, Fed’an ve Sebea’dır. Bu kabileler Suriye ve Irak havalisinde çok dağınık bir hâlde yaşamaktadırlar. Aşiretin yine Necid, Hicaz hatta Ifrıkiyye’de yaşayan mensupları da vardır. Bedevi[5] hayatı yaşayan kabile mensuplarının bir kısmı deve bir kısmı da koyun yetiştirmek suretiyle hayatlarını idame ettirirler. Bazılarıysa şeyhlerinin liderliğinde hadari (hazari/medeni/yerleşik) bir hayat sürdürmektedirler. Göçebe yaşayanlar kış gelmeden güneye Şammar tepelerine göç ederler ve nisan ayından itibaren de tekrar kuzeye gelirler.[6] Aşiret hakkında bu kısa bilgileri verdikten sonra Osmanlı Devleti ve aşiretlere dair olan siyasetinden ve Aneze Aşireti’yle Osmanlı Devleti’nin münasebetinden de kısaca bahsetmekte fayda vardır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.3) OSMANLI DEVLETİ VE ANEZE AŞİRETİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, Suriye’deki ilk hâkimiyetini Fadl ve Mevali gibi güçlü Arap kabilelerini destekleyerek pekiştirmiştir. Ancak Aneze ve Şammar aşiretleri adı geçen kabilelere galip gelince bölgede huzursuzluk ve asayişsizlik oluşmuştur. Yöre halkından yurdunu terk edenler olmuştur. Bunun üzerine devlet tarafından bölgeye Türk oymakları yerleştirilmiştir. Fakat Aneze istilası karşısında başarılı olamayan bu oymaklar, 1691 senesinde Anadolu’ya geri dönmüşlerdir. Devlet bu hâlden valiyi mesul tutmuş ve oymakların bölgeye tekrar iskânını emretmiştir.[7]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aşiretler arasında tarih boyunca mücadeleler noksan olmamıştır. Aneze Aşireti’nin en büyük rakibi Şammar Aşireti olup bu iki aşiret arasında daimî kavga, çapul ve savaş eksik olmamıştır. Anezeliler nüfusça Şammar Aşireti’nden iki kat fazladır ve Yezidilerden de destek görmektedirler.[8] Aneze ve Şammar aşiretlerinin soyundan gelen Suud ve Reşid, XIX. asırdan itibaren güçlenmeye başlamış ve bölgenin en güçlü yapılarını oluşturmuşlardır. Görüldüğü gibi birkaç asırda bir bölgenin hâkimleri değişmektedir. Evvela, Fadl ve Mevali kabileleri sonra Aneze ve Şammar aşiretleri ve sonra da onların soyundan gelen Beni Suud ve Beni Reşid bölgede hâkim vaziyete geçmişlerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti’nin Fadl ve Mevali kabilelerini yerlerinden ettiklerini ifade etmiştik bunun üzerine XVII. asırdan itibaren Osmanlı Devleti, Hac yolunun emniyeti için Anezeliler ile iş birliği yapmıştır. Bu iş birliğine göre Anezeliler, Osmanlı hazinesinden bir ödeme mukabili hacıları ve hac kervanını diğer bedevi aşiretlerin saldırı ve yağmalarından muhafaza etmekle vazifelendirilmişlerdir.[9] Aneze yalnız Şam Hac kervanını muhafaza etmek ile iktifa etmemiş, bu kervana deve, at ve eşek de temin etmiştir.[10] Deve ticareti o kadar ehemmiyetli bir yer işgal etmiştir ki her yıl sadece develerden mürekkep bir kervan Halep’e gitmiştir.[11] Anezeliler, devletten ödemeyi alamadıklarında ise 1757 senesinde olduğu gibi diğer kabileler ile birleşip Hac kervanının soyulmasına iştirak etmişlerdir.[12]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti’ne mensup Mesalıh kabilesinden Dir’iyye emiri Muhammed b. Suud (öl.1765)[13], Abdülvehhab b. Muhammed’in fikirlerini benimseyerek bölgede güçlenmeye başlamış ve Osmanlı yakınçağının en mühim gailelerinden birisi olan Vehhabi Hareketi ve isyanının temelini atmıştır. Anezelilerin bir grubu bu harekete destek olurken bir grubu da vergi vermemek için onlara karşı cephe almışlardır.[14] Aneze Aşireti, 1815 senesinde Beni Saîd Aşireti ile birleşerek bütün Suriye çöllerini istila edip Halep’in etrafındaki köyleri ve tarlaları yağma ve tahrip etmişlerdir. Onlara Türk oymakları da iştirak etmiştir.[15] Anezeliler, 1850-1860 seneleri arasında yine Halep’e saldırmışlardır. Bütün bunların üzerine bölge emniyeti çok tehlikeli bir hâl almıştır. Osmanlı valileri bunlara bir çözüm bulmak için diğer kabileler ile iş birliği yapmışlar ve kabileleri birbirlerine karşı kullanarak bölgede huzuru sağlamaya çalışmışlardır. Bu tedhiş hâli Halep valisi Ömer Paşa ve Bağdad valisi Midhat Paşa’nın gayretleriyle yavaş yavaş nihayete ermeye başlamıştır.[16]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Anezelilerin, Havran Dürzileri ile de arası pek iyi değildir. Çünkü Dürziler hem Aneze Aşireti’ne karşı diğer kabilelere destek olmaktadırlar hem de onların karşılarına mâniler çıkarmaktadırlar. Bu sebeple 1796 senesinde vukuu bulan Havran Dürzilerinin ayaklanmalarına Aneze Aşireti iştirak etmediği gibi bu isyanın devlet tarafından tenkiline de yardımcı olmuştur.[17]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">I. Cihan Harbi (1914-1918) sırasında ise Aneze Aşireti ikiye bölünmüş ve bu “İki taraf arasındaki mücadele Fransız ve İngilizler tarafından büyük miktarda para verilerek ve nüfuzlu kabile şeyhleri yüksek maaşlı görevlere tayin edilerek önlenebildi. Bu politika Suriye ve Irak hükümetleri tarafından da takip edilmiştir. Aneze’nin Amârât kolu Bağdat’ın 11 Mart 1917’de düşmesinden sonra İngilizler’e katıldı. Diğer önemli kol Ruvâle ise Eylül 1918’e kadar müşterek harekâta katılmadı. Şeyhleri Nûrî b. Şa‘lân Arap ve İngiliz kuvvetleriyle Ekim 1918’de Dımaşk’a girdi.”[18]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.4) ANEZELİLERİN KÜLTÜRÜ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kabile mensupları, geniş bir gömlek ve bu gömleğin üzerine aba giymektedirler. Başlarına mendil örtüp üzerine ikal sarmaktalar ve saçlarını uzatıp önden örmektedirler, aşiret mensubu kadın ve erkeklerin kıyafetleri aynıdır.[19] Kabile mensupları nakledildiğine göre namaz ve oruç gibi ibadetler konusunda çok ihmalkârdırlar. Vehhabilerin tesiriyle bu ibadetleri bir süre yapar görünmelerine rağmen bir müddet sonra adı geçen ibadetleri tekrar bırakmışlardır.[20] Bugünkü Kuveyt ve Bahreyn’deki hükümdar aileleri de Aneze Aşireti’ne mensupturlar.[21]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2) ANEZE AŞİRETİ VE OSMANLI ARŞİVLERİNDEKİ YERİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tarihi serüvenini muhtasaran verdiğimiz Aneze Aşireti hakkında Osmanlı Arşivi’nde yüzlerce vesika olduğu daha evvel zikredilmişti. Bunların hepsini bir makale hacmi dahilinde incelemek imkanının olmadığı takdirden uzak değildir. Bu sebeple bu vesikalardan mühim bir kısmının başlıklar hâlinde incelemesini yapacağız. Yeri geldikçe de Osmanlı Devleti’nin umumi siyasetine de atıflarda bulunacağız. Giriş kısmında da tebarüz ettirdiğimiz üzere araştırmamızı 4 cihete teksif ettik. Devlet-Aşiret, Aşiret-Aşiret, Aşiret-Meskûn Ahali ve Meskûn Ahali-Devlet arasındaki münasebetler.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bu arada hemen ifade edelim ki ilmi eserlerin en mühim ciheti hurda malumat vermek değil; tasnif edilmiş, tenkid ve tahlil süzgecinden geçirilmiş bilgiler vermektir. Bu sebeple biz de kendimizce tasnif ettiğimiz, tenkid ve tahlil süzgecinden geçirdiğimiz bilgileri kaleme alacağız fakat hemen tebarüz ettirelim ki tasniflerin kesin çizgilerle ayrıldığını iddia etmek doğru olmayacaktır. Misal vermek gerekirse hususiyle doğrudan devlet ve aşiret arasında olmayan münasebetlerin hepsi dolaylı olarak devlet ve meskûn ahali arasında olmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.1) OSMANLI DEVLETİ ve TEMEL BİR SİYASETİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin tatbik ettiği temel bir siyaset vardır, “Millet Sistemi”[22] adıyla maruf olan bu siyasetin tatbikatı neticesi Müslümanlar tek bir millet kabul edilir, dolayısı ile Müslümanların hamisi olan Osmanlılar, makalemizin mevzuu olan Aneze Aşireti’nin mensup olduğu Müslüman Arapları kendilerinden ayrı görmemişler ve onlara pek tabiî olarak kendi vatandaşları gözüyle bakmışlardır.[23] Bununla birlikte Osmanlılar fethettikleri herhangi bir bölgede hemen tahrir yaparlar ve ardından Nişancı o bölge için bir kanunname hazırlardı.[24] Bu kanunnamede bölgenin eski idari, içtimai, iktisadi ve sair tarafları incelenir ve umumiyetle de bunlar muhafaza edilir ve bu bir zenginlik sayıldığı gibi pratik ihtiyaçlara da cevap verirdi. Devletin temelde ise iki hedefi vardı;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">I)  Nizam, intizam bozulmasın yâni isyan çıkmasın (Sulh, sükûn ve adalet devam etsin)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">II) Vergi, herkes vergisini ödesin.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlıların anlayışına göre bu iki temel hedefin tatbikine kim mâni olmaya çalışırsa çalışsın, te’dib ve tenkil edilirdi.[25]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2) OSMANLI DEVLETİ VE ANEZE AŞİRETİ ARASINDAKİ MÜNASEBET</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.1) Maaş Ödenmesi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti daha evvel de beyan edildiği üzere Hac yolunun emniyeti için bedevi aşiretlerle yakın münasebetlere girmekte ve onların gazabından hac kervanını ve dolayısıyla meskûn ahaliyi de muhafaza etmek için kendilerine bir nev’i maaş ödemektedirler. Buna dair makalemiz ana mevzuu olan Aneze Aşireti hakkında da arşivde muhtelif kayıtlar vardır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">1849 senesinde Şam Valisi’ne hitaben yazılan bir yazıda “Hacc-ı Şerif kilerinin her sene zahire ve sair mühimmatının nakline memur olan Aneze ve Ben-i Dehr urban şeyhlerinin iktiza eden ücretlerinin verilmesinden, şeyhlerin eski ücretlere razı olmadığından” bahsedilir. Bununla birlikte muhtelif rakamlar zikredilir ve kime ne kadar ücret verilecek, miktarları da beyan edilir.[26] Görüldüğü üzere bu husus pazarlık sebebi dahi olabilmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, aşiret reislerine veya mensuplarına birtakım unvanlar vererek onların devlete olan bağlılıklarını ziyadeleştirmek istemiştir, bu hususta; 1894 senesinde Dahiliye Nezaret-i Celilesi’ne sunulan mazbatada bahis vardır. Aynı mazbatanın hülasasında ise “Aneze Aşireti Kaymakamlık ve Kitabet maaşının Zor Mutasarrıflığı Mal Sandığı’ndan tesviyesine dair”[27] diye yazılmıştır, vesikalardan anlaşıldığı kadarıyla sadece, doğrudan merkez hazinesinden değil sair kaynaklardan da bu ödeme yapılmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Maaşların hangi tarihlerden itibaren verileceği de mevzuubahis olmaktadır buna dair bir misal olarak 1908 senesine aid bir vesikada “Aneze Şeyhliğine mahsus maaşın şeyh tayin edilen Haçem’e” hangi tarihten itibaren maaşın verileceğinden bahsedilmektedir.[28] Bu tarz vesikalar sayesinde Haçem’in şahsında şeyhlerin hangi tarihte tayin edildiği de tespit edilebilmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.2) Maaş Talebi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Devletin maaş siyasetinin bir aksülameli olarak, aşiretler tarafından ahaliye zulmederek maaş talebinde bulunanlar da olmaktadır fakat devletin, aldığı tedbirlerle en azından şu misalde bu hale müsaade etmemiş olduğu görülmektedir;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Makam-ı Mualla-yı Sadaret-Uzma’ya” diye başlayan 1861 senesinde aid bir arizada “Sene-i sabıkada bu mevsimler Aneze urbanı” diye başlayan ve aşiret tarafından ahali ve fukaraya türlü zulümler yapıldığı anlatılan yazıda, Cüdan’ın ahaliye musallat olmamak için kendisine maaş bağlanmasını talep ettiği fakat alınan askeri tedbirler sebebi ile yeniden tasalluta cesaret edemeyeceği[29] meselenin evveliyle birlikte “Aneze urbanından Cüdan bu sene dahi maaş talebiyle hayli kıl ü kal etmiş ise de alınan tedbir üzerine bir gûne tecavüz ve tasalluta mütecasir olmadıklarından” ifadeleriyle anlatılıp, devamında diğer şeyhlerin hükümete sadık olduğu ifade edilip, Halep’te de asayişin berkemal olduğu tebeyyün ettirilmiştir.[30]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.3) Şeyh/Reis Tayini</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti pek tabii olarak aşiret şeyh ve reislerinin tayinlerine de müdahil olmaktadır. Bu tayinler hakkında bazen ordu kumandanları da fikirlerini ifade etmektedirler.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Altıncı Ordu Kumandanlığından Bab-ı Seraskeri’ye hitaben yazılan 1905 senesinde aid bir işarda “Aneze Aşireti reisi Fahd ez-Zaim’in sadakatle ve güzelce vazifesini yaptığı halde  bir seneden beri maaşını alamadığı için vilayete müracaat ettiği bunun üzerine aşiret arasına nifak ilka etmek isteyen Şerif-zade Süleyman Çelebi’nin faaliyete geçtiği fakat bu müracaatın sadakatten ayrılmak demek olmadığı ve Fahd ez-Zaim yerine, Fahd Abdülmuhsin’in geçeceğine dair haberler geldiği bunun bütün aşiret arasında hoş karşılanmayacağı ve nifak zuhur edeceği” anlatılır.[31] Görüldüğü üzere şeyh/reis tayini veya tasdiki ciddi bir mesele olup mensupların beğenmeyeceği birinin o makama gelmesi tehlikeli bir hâl manasına gelmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.4) Ceza Verilmesi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlılar pek tabii olarak birtakım suçlar mukabil aşiretlilere cezalar vermektedirler.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti mensuplarından bazılarına ceza verildiğine dair 1860 senesinde sadarete yazılan ve “Anezelü Cüdan’ın rüfekasından olup mukaddemce” diye başlayan bir vesikada, olanlar sayıldıktan sonra Cüdan’ın arkadaşlarından kimisinin Akka’da küreğe konma cezası almasına dair bilgiler vardır ve ceza alacak şahısların hapis tarihlerinin de bildirilmesi istenmektedir.[32]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.5) Aşiretin İskânı Meselesi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin kadim siyasetlerinden birisi de sevk ve iskândır. Bu hususta pek çok şey yazıla gelmiştir. Burada bunlardan bahsedecek değiliz fakat Arap aşiretlerinin iskânına dair pek bir şey yazılmamıştır. Aneze Aşireti üzerinden, Osmanlıların buna dair teşebbüslerden birkaç misal vermek yerinde olacaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’nden 1914 senesinde Zor Mutasarrıflığı’na çekilen bir telgrafta  “Aşairin taht-ı nezarette bulundurulması lüzumu evvelce vukuu bulan işarınız üzerine Müfreze Kumandanlığı’na Musul’dan bildirilmişti.” denilerek “Harran ve Rakka’ya iskânlarının diğer aşiretlerin aksülamelini çekeceği buna nispet Musul ve Zor’dan kuvvet sevkiyle vukuatın önünün alınabileceği ama mütemadiyen kuvvet bulundurmak kabil olamayacağı ve Urfa havalisine gelmelerinin men edildiği takdirde sükun ve asayişin takriri ile ve bu vesile ile iskânlarının da edilebileceği” ifade edilerek “Bu suretle varidat-ı devletin tezayüdünü intaç eyleyeceği Urfa Mutasarrıflığı’ndan cevaben işar kılınmış ve iskân meselesinin esası itibariyle muvafık görülmüş” olduğu anlatılarak aşiret arasında imkan ve ihtimal dahilinde vukua gelebilecek hadiselere şimdiden tedbir alınması istenmiştir.[33]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’nden yine 1914 senesinde bu defa Urfa Mutasarrıflığı’na çekilen bir telgrafta ise “Aneze aşairinin bulundukları meralardan Zor’a iadeleri için Rakka’ya bir müfreze sevk edilmiş ise de seferberlik münasebetiyle şimdilik” buna son verildiği “Seferberliğin hitamını müteakip aşairin Zor dahiline avdetleriyle iskânları esbabına müsaade olunacağı Zor Mutasarrıflığı’na bildirilmiştir” denmektedir.[34] I. Cihan Harbi sırasında vukua gelen bu teşebbüslerin gerçekleştirilemediği bilinmektedir. Bununla birlikte devleti idare edenlerin geleceğe dair planlar yapmaları devletlerinin nihayete ereceğine dair ciddi bir endişelerinin olmadığına dair bir işaret olabilir. Bunun yanında aynı zamanlarda zuhura gelen Ermeni sevk ve iskânına dair de birkaç kelam etmek istiyoruz sevk ve iskân Türk-İslâm devlet geleneğinde çok eskiden beri olagelen bir vakıadır. Bu siyasetin en azından Selçuklulardan beri tatbik edildiği bilinmektedir.[35] Dolayısı ile Ermeni sevk ve iskânının sadece başka devletlerin tesiri ile değil devletin kendi geleneklerin neticesi olarak yapıldığını söylemek mümkün hatta daha isabetlidir, zaten devrin şartları icabı başka devletlerle fikir alışverişi ise gayet tabiidir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.6) Bâzı Calib-i Dikkat Projeler</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” darb-ı meselinde veciz bir surette ifade edildiği üzere insaniyet merkezli bir devlet felsefesine sahip olduğu, beyanı gerekmeyecek kadar maruf olan bir vakıadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti’nin yaşadığı El-Cezire, Suriye ve Irak havalisinde olan kaosa ve asayişsizliğe son vermek için devlet adamlarının birtakım projeler geliştirdikleri görülmektedir. Bu projelerin hem iskân siyaseti ile hem de Osmanlı Devleti’nin ana siyasetlerinden olan halkın refah ve saadeti[36] temel hedefiyle de alâkalı olduğu vesikalardan anlaşılmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Arabistan Ordu-yı Hümayunu müşiri, Şam Valisi ve Haleb Valisi hazeratına” hitaben 1848 senesinde yazılan bir kaime de “Aneze Aşireti ve sair urban eşkıyanın Haleb’e merbut Zor ahalisi ile Şam-ı Şerif havalisi ahalisine vukuu bulan tasallutlarının men’i ve ref’i” emredilmektedir. Bununla birlikte “Hama, Humus, …, …, kazalarından olan 12 neferin firari olduğu” ifade edilmektedir. Aynı vesikada “Adı geçen urban eşkıyalarının tasallutlarına mâni olmak için Zabıta teşkil edilmesi bunun her daim hükumetin elinde bulunması, Zabıta için askerden kâfi miktarda kimsenin alınması ve münasip birinin memur kılınması” istenmektedir. Bunun yanında “Nehr-i Fırat’ın yanına bir kale yapılması da” emredilerek “Bunun hem ahalinin emniyeti için hem de pek çok faydayı müstelzim” olduğuna işaret edilerek “Urbanın ve eşkıyanın da zabt ü rabt altına alınacağından” ve “Maliye Nezaret-i Celile’sinin bedelini karşılayacağından” bahsedilmektedir.[37]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yaver-i Ekrem Ahmed Şakir Paşa[38] (1838-1899) reisliğinde bir komisyonun hazırladığı ve 1891 senesinde Sultan II. Abdülhamid’e (1876-1909) sunduğu bir mazbatada da dikkate değer projelerden bahsedilmektedir. Buna göre; Aneze ve Şammar aşiretlerinin sâkin bulundukları bölgelerin sürekli inzibat altında tutulması ve oraların başka bedevi aşiretlerin tasallutlarından korunması için, bidayette, buralarda dolaşan birtakım küçük aşiretlerin iskân edilmesi gerekmektedir. Bu bölgenin ortasında ve bütün aşiretlerin ihtiyaç duyduğu Fırat Vadisi’nde bir Fırat yahud Ceziretü’l-Arap Vilayeti teşkil olunmalıdır. Buraya askeriyeden güçlü ve muktedir bir vali tayin edilmelidir. Bu valinin maiyetine Dördüncü, Beşinci ve Altıncı ordulardan tefrik edilecek bir fırka asker verilmelidir. Vali buralarda bir müddet örfi idare tatbik ederek diğer aşiretlerin de muntazam bir idare altına alınmasına gayret etmelidir. Develi alaylar da teşkil edilmelidir.[39] Ahmed Şakir Paşa’ya göre burada “8-10 milyon Müslüman ahali yaşamaktadır. Bunların hepsi Müslüman olmaları hasebiyle dini ve siyasi cihetten Osmanlı Devleti’ne bağlılıkları ne kadar kuvvetliyse idari cihetten hâl tam tersidir ve bağlılıkları o kadar zayıftır” Mazbatada dikkate değer bir diğer projeden de bahsedilmektedir. Buna göre; Fırat Vadisi bütün Aneze urbanının otlağı olduğu gibi, aşiretin bir kısmı da bu bölgede ziraatla meşguldür. Bu vadi her ne kadar er ya da geç bir demir yolu güzergahı olacak olsa bile, şimdilik burada muntazam vapur işletmesine şiddetle ihtiyaç vardır. Fırat Nehri’nin zaten Seyr-i Sefain’e kabiliyeti olması hasebiyle bir İdare-i Nehriye teşkil edilip vapur işletmeye başlandığı takdirde vilayet boylu boyunca birbirine bağlanacak böylece az bir kuvvetle bütün vilayette asayişin sağlanması mümkün olabilecektir. Ayrıca Fırat Vadisi boyunca Halep’ten Basra’ya kadar bir demiryolu inşası veya bu olmadığı takdirde birkaç parça küçük vapurlar ile Meskene’den Bağdad’a kadar bir İdare-i Nehriye tesis edilmesi gerekmektedir.[40]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bu vesikalardan anlaşıldığı üzere aşiretlerin devlete olan merbutiyetleri dini bağları sebebiyledir, buna nispet aşiretlerin hayat tarzlarından kaynaklanan bir idari kopukluk vardır. Bu da zikri geçen projeler ve iskân ile giderilebilmek istenmektedir. Aynı zamanda vesikalardan anlaşıldığı kadarıyla Osmanlı Devleti sahip olduklarını halkı ile paylaşmak istemektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.3) ANEZE AŞİRETİ ve BAŞKA AŞİRETLERLE OLAN MÜNASEBETİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.3.1) Çarpışma, Yağma, Tasallut</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aşiretler arasında çatışmalar mâzide olduğu gibi Osmanlı hakimiyetindeki devirde de kaçınılmaz olarak vukuu bulmuştur. Osmanlı Devleti’nin ise bunlara mâni olmak için daima tetikte olduğu arşiv vesikalarından anlaşılmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti’nin en büyük rakibi Şammar Aşireti ile olan çatışmalarına dair bahsi geçen mündericata sahip 1883 senesine aid iki vesikada “Aneze aşiretinin beyinlerinde olan husumetten dolayı” savaş kastı ile “Musul ve Diyarbekir vilayetlerindeki Şammar Aşireti üzerine hareket etmekte olduğu vilayat-ı mütecavireden bildirilmesi üzerine şu halin meni” için icap eden askerin sevk edildiği ve “Anezelülerden Musul etrafından gelen fırkanın dahi bir gûne tasallut ve gaile çıkarmalarına meydan verilmeyerek” gelenlerin çekilip gittikleri anlatılmaktadır.[41]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.3.2) İttifak Arayışı</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aşiretler arasında ittifak arayışları da olmuştur. Bu ise daha büyük isyanlara veya hadiselere sebep olabileceği için devleti tedirgin etmektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Dahiliye Nezareti’nden 1901 senesinde Zor Mutasarrıflığı’na çekilen bir telgrafta “Aneze’nin Milli Aşireti reisi İbrahim Paşa’nın daveti üzerine oraya gittikleri cihetle Halep ve Zor’dan asker sevk edildiği bunlara ilaveten Dördüncü Ordu-yu Hümayun Müşiriyeti’nden ve Diyarbekir Vilayeti’nden ilave kuvvet sevk edilmesi istendiği fakat mezkur Müşiriyet’ten  gelen telgraf name ile ittifakın aslı ve esasının olmadığının” anlaşıldığı ve “Şammar ve Aneze’nin çarpıştığı haberi alınması üzerine dört gün akdem bir müfrezenin Urfa’ya gittiği” yazılmaktadır.[42] Buna göre devamlı bir surette bu tarz çatışmalara mâni olmak üzere tetikte olan Osmanlı askerlerinin gayrinizami harp meselesinde baya tecrübe kazanmış olduklarını da söylemekte bir beis yoktur. Aynı şekilde Balkanlar ve Anadolu’nun doğusundaki çetecilik faaliyetlerine karşı koyma hareketleri de benzer bir tecrübeyi kazandırmıştır.[43]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.4) ANEZE AŞİRETİ ve MESKÛN AHALİ ARASINDAKİ MÜNASEBET</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.4.1) Yağma, Tasallut, Zulüm</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Evvelki pek çok vesikada da geçtiği üzere meskûn ahali üzerinde bir takım yağma, tasallut ve zulüm vaki olmuştur. Buna dair 1862 senesinde sadarete yazılan bir mazbatada “Urfa Eyaleti’nin etrafı açık olduğu için her sene Bağdad ve Musul çöllerinden gelen Aneze ve Şammar urbanlarının Harran Nahiyesi ve Suruç Kazası ve sair civar mahallerde türlü türlü zulüm yaptıkları bu sene de aynı şey vaki olursa kâfi miktarda askeri tedbir alındığı ve anlayacakları lisan-ı hâl ile mukabele edileceği” anlatılmaktadır.[44]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.5) DEVLET VE MESKÛN AHALİ ARASINDAKİ MÜNASEBET</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.5.1) Tasalluta ve Zulme Karşı Ahaliyi Muhafaza Gayreti</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin aşiretlerin hareketlerine dair yaptıkları her şey daha evvel de ifade edildiği üzere, aslında ahaliyi muhafaza gayesine de matuftur. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’nden 1914 senesinde Musul Vilayeti’ne çekilen bir telgrafta “Aneze aşairinin Harran ve Rakka kazalarına gelerek oraları işgal ettiği ve Şammar ve sair aşiretlerin birleşerek Aneze üzerine tecavüz etmeleri muhtemel bulunduğundan Şeyhlerin, Aneze’nin geldikleri mahalle iadesi lüzumunu Urfa Mutasarrıflığı’na bildirdikleri”nden bahsederek “Aneze’nin buraya bütün emvali ile geldiğini bu sebeple Urfa ve Zor’dan, lüzumu olursa Musul’dan kâfi miktarda kuvvet getirilerek muhafaza ve men-i müsademe ve tecavüzleri daha muvafık görüldüğünden” bahisle yeni yerlerinde kalmaları istenmiştir.[45]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’nden yine 1914 senesinde bu defa Zor Mutasarrıflığı’na çekilen bir telgrafta ise “Aneze Aşireti’nin bulundukları mahalden kaldırılmayarak Urfa ve Zor’dan ve icabında Musul’dan mikdar-ı kâfi kuvvet sevkiyle muhafaza ve men-i müsademe ve tecavüzleri daha muvafık görülmüştür” denilmiştir.[46] Burada derç ettiğimiz vesikalar aynı zamanda bedevi aşiretlerin iskânı meselesi ile de alakalıdır çünkü yakın tarihli diğer vesikalarda daha evvel bahsi geçtiğine nazaran devletin evvela aşiretlerin yeni geldikleri yerde kalmalarını istediği ancak sonra tekrar eski yerlerine gitmelerine karar verdiği anlaşılmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.5.2) Ahalinin Şikâyetleri ve Hak Talebi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Meskûn ahalinin merkeze şikayetlerde bulunduğu ve haklarını talep ettikleri de vakidir. Bunları da arşiv vesikalarından takip etmek mümkündür.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">1890 senesinde İsmail, Ahmed, Şerif, Eyüb ve Fethi adlı hayvancılıkla uğraştığı intibaı uyandıran beş kimse Dahiliye Nezaret-i Celilesi’ne çektikleri bir telgrafta “Aneze Aşireti’nin Bağdad etrafındayken gasp ettiği hayvanlardan” bahsederek “Dört yüz deve ile Haleb cihetine savuştular” diyerek bunların “istirdadını” talep etmiştir. “Canımız Padişah-ı Velinimetimiz beyninde ricadır.”[47] ifadesi ile bunu doğrudan Sultan II. Abdülhamid’den istemişlerdir. Aynı mevzuu hakkında başka bir vesikada ise telgrafın çekildiğinden bahsedilmiştir.[48] Telgraftan bahis açılmışken şu bilgileri vermekte fayda vardır; yakın zamanların en mühim keşiflerinden birisi olan telgrafın Osmanlı coğrafyasında yayılması 1850’li yıllarda başlamıştır. Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909) saltanatı devrinde ise bütün Osmanlı coğrafyasına hat çekilmiş ve pek çok vesikada da görüldüğü üzere sadece merkez-taşra münasebetinde değil bütün idari müesseseler için büyük kolaylıklar getirmiştir. Ahalinin şikâyetleri ve hak talepleri ve doğrudan padişahtan bunu istemeleri ise gerçekten de dikkat çeken bir başka mesele gibi görünse de bizce bu tabii bir hâldir. Çünkü Osmanlı devlet felsefesi icabı tebaaya merhametle muamele düsturu asırlardan beri tatbik edildiği için bu düstur, hem devletin altı asır yaşamasını temin etmiş hem de milletin aklında-kalbinde günümüzde de tezahürleri görülen bu vakıanın yerleşmesini sağlamıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NETİCE</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, birtakım sebeplerle Arap coğrafyasını kontrol altına almak mecburiyetinde kalmıştır. Buralarda kadim yapılarla karşılaşan Osmanlı idarecileri, bunları ana hatlarıyla muhafaza ederek riyasetlerini devam ettirmişlerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlılar tarafından hakimiyet altına alınan coğrafyada yaşayan pek çok şehirli, konar-göçer ve bedevi hayatı yaşayan zümreler vardır. Bedevi hayatı yaşayanlardan birisi de Aneze Aşireti’dir. Arşiv vesikalarında zaman zaman aşiretin çoğulu olarak “Aşair” kelimesinin geçmesinden de anlaşılacağı üzere, Anezeliler çok kalabalık ve geniş bir coğrafyada yaşamaktadırlar. XVII. asırdan itibaren bölgenin en güçlü yapısı hâline gelen Anezeliler ile devlet daha yakından münasebetler kurulmuştur, bu münasebetin ana gayesiyse Hac yolunun emniyeti ve coğrafyadaki asayişin temin edilmesine ve devam etmesine mütealliktir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Devlet ve aşiret arasındaki münasebetler umumiyetle maaş ödenmesi, maaş talebi, şeyh/reis tayini veya tasdiki, cezalandırma-mükafatlandırma, iskân gayretleri ve bir takım sair projeler üzerinden cereyan etmiştir. Osmanlıların bölgede yaşayanları kendi vatandaşları olarak gördükleri ve devlet felsefeleri icabı ciddi projeler istihsal ettikleri görülmektedir. Telgraf hatlarının çekilmesi, Hicaz ve Bağdad demiryolları projeleri, Fırat nehri üzerinde el-Cezire için düşünülen projeler bunlara birer misal teşkil etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti ve sair aşiretler ile çarpışmalar, yağmalar, tasallutlar hiç eksik olmamıştır. Bu meyanda Aneze Aşireti’nin en büyük rakibi Şammar Aşireti’dir. Aşiretler arası ittifak arayışları olduğu gibi bu hususların devleti tedirgin ettiği de görülmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti’nin sadece diğer aşiretlere karşı değil meskûn ahaliye karşı da benzer yağma, tasallut, gasp gibi faaliyetleri olmuştur. Devletin bunlara mâni olmak için daima tetikte olduğu ve bu tarz hareketlere son vermek istediği görülmektedir. Bu daimî teyakkuz hâli, Osmanlı askerlerine gayrinizami harp hususunda büyük tecrübe kazandırmıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Meskûn ahalinin de bu menfi fiillere karşı devletten haklarını istedikleri hatta doğrudan padişahtan bunu talep ettiklerini araştırmamız neticesinde görmüş bulunmaktayız.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Devletin aşirete bakışını az evvel tebarüz ettirmiştik. Peki aşiretler devlete nasıl bakıyordu? Bu hususta Yâver-i Ekrem Ahmed Şakir Paşa’nın sözlerine tekrar atıfta bulunmakta fayda vardır; “Bunların hepsi Müslüman olmaları hasebiyle dini ve siyasi cihetten Osmanlı Devleti’ne bağlılıkları ne kadar kuvvetli ise de idari cihetten hâl tam tersidir ve bağlılıkları o kadar zayıftır.” Aşiretlerin devlete idari cihetten rabıtalarının zayıf olmasının sebeplerinden bir tanesi ise kadim/bedevi hayat tarzları icabı hürriyete ve kayıt altına alınmamak istememeleridir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Son söz olarak şunu ifade edelim ki Osmanlı Devleti, dört asır kadar Arap coğrafyasına hükmetmiştir ve bu hakimiyetleri I. Cihan Harbi neticesi fiilen bitmiştir. Araplar ise umumiyetle devlete sadık kalmışlar ve onları başları kabul etmişlerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EK</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aneze Aşireti’nin İskânına Dâir Bir Vesika</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=11" target="_blank" title="">Aneze-Asireti-İskani.jpg</a> (Dosya Boyutu: 75.62 KB / İndirme Sayısı: 308)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Şifre)  Urfa Mutasarrıflığı’na</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Aneze aşairinin bulundukları meralardan Zor’a iadeleri için Rakka’ya bir müfreze sevk edilmiş ise de seferberlik münasebetiyle şimdilik bizzarure yine merkeze celp olunduğu seferberliğin hitamını müteakip aşair-i mezkurenin Zor dahiline avdetleriyle iskanları esbabına müsaadat olunacağı Zor Mutasarrıflığı’ndan bildirilmiştir.</span>"</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI OSMANLI ARŞİVİ (BOA)</span>[49]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Sadaret, Mühimme Kalemi Evrakı (A.} MKT.MHM)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Sadaret, Meclis-i Vâlâ Evrakı (A.} MKT.MVL)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Babıali Evrak Odası Evrakı (BEO)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Dahiliye Nezareti Mektubi Kalemi (DH.MKT)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Dahiliye Nezareti Muhaberat-ı Umumiye İdaresi (DH. MUİ)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi (DH. ŞFR)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Dahiliye Nezareti Muamelat (DH. TMIK.M)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- İrade-i Dahiliye (İ. DH)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Meclis-i Vâlâ (MVL)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Yıldız Sadaret Hususi Maruzat Evrakı (Y.A.HUS)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Yıldız Mütenevvi Maruzat Evrakı (Y.MTV)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ARAŞTIRMA-İNCELEME ESERLER</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ali Karaca, Anadolu Islahatı ve Ahmet Şakir Paşa (1838-1899), 1. Basım, Eren Yayınları, İstanbul, 1993</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Abdülkerim Özaydın, “Aneze”, TDV İA, Cild III, İstanbul, 1991, sh. 195-196</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ali Akyıldız, Zekeriya Kurşun, Osmanlı Arap Coğrafyası ve Avrupa Emperyalizmi, 1. Basım, İBKY, İstanbul, 2015</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Edward J. Erickson, Osmanlılar ve Ermeniler, 1. Basım, Timaş Yayınları, İstanbul, 2015</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı Hukuku, 1. Basım, Arı-Sanat Yayınları, İstanbul, 2008</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hulusi Yavuz, Kâbe ve Haremeyn için Yemen’de Osmanlı Hâkimiyeti 1517-1571, İstanbul, 1984</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hulusi Yavuz, Yemen’de Osmanlı İdaresi ve Rumuzi Tarihi, Cild I, TTK Yayınları, Ankara, 2003</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kadir Mısıroğlu, Muhtasar Osmanlı Tarihi, Cild II, Sebil Yayınevi, İstanbul, 2013</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osman Turan, Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi, 19. Basım, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2010</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Jane Hathaway, Osmanlı Hâkimiyetinde Arap Toprakları, 1. Basım, İBKY, İstanbul, 2016</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Reckendorf, “Aneze”, MEB İA, Cild I, Eskişehir, 2001, sh. 433-434</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Zekeriya Kurşun, Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hakimiyeti, TTK Yayınları, Ankara, 1998</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Zekeriya Kurşun, Yol Ayrımında Türk-Arap İlişkileri, 1. Basım, İrfan Yayınevi, İstanbul, 1993</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİPNOTLAR </span></span></span></div>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[1] Bu makale, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Tarihi Anabilim Dalı, Yakınçağ Tarihi Bilim Dalı’nda Ocak 2017’de Prof. Dr. Davud HUT Hoca’ya “Osmanlı Arap Eyaletlerinin Tarihi Coğrafyası 19-20. Yüzyıl” adlı ders için Yüksek Lisans vazifesi olarak takdim kılınmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[2] Ali Akyıldız, Zekeriya Kurşun, Osmanlı Arap Coğrafyası ve Avrupa Emperyalizmi, İstanbul, 2015, sh. 3-4.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[3] Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) bu mesele ve Haremeyn ve Müslüman ahali hakkında şöyle demiştir: “Vilâyet-i Yemen’in fetih ve teshîri husûsı mücerred tahsil-i mâl içün olmayup, el-‘iyâzü bi’llah, Portagâl kâfirinin Müslümanlara musallat olup ol vilâyete meslûbı, gayret-i hamiyyet-i dîn-i mübîne münâsib olmayup husûsan, matâf-ı halk-ı cihân ve kıblegâh-ı âlem ve ‘âlemiyân Ka’be-i Mükerreme’nin şıyâneti, ehemm-i mühimmât ve cümle-i farâyiz-i vâcibattan olduğı mükarrerdür.” 7 Numaralı Mühimme Defteri’nden naklen, Prof. Dr. Hulusi Yavuz, Kâbe ve Haremeyn için Yemen'de Osmanlı Hâkimiyeti 1517-1571, İstanbul 1984, sh. 134; Kadir Mısıroğlu, Muhtasar Osmanlı Tarihi, Cild II, İstanbul, 2013; Hulusi Yavuz, Yemen’de Osmanlı İdaresi ve Rumuzi Tarihi, Cild I, Ankara, 2003</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[4] Abdülkerim Özaydın, “Aneze”, TDV, İA, Cild III, İstanbul, 1991, sh. 195-196</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[5] Bedevi aşiretlerin ananevi içtimai ve idari yapısı hakkında bkz: Zekeriya Kurşun, Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hâkimiyeti, Ankara, 1998, sh. 11-16</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[6] Abdülkerim Özaydın, a.g.m; Reckendorf, “Aneze”, MEB, İA, Cild I, Eskişehir, 2011, sh. 433-434</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[7] Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[8] Reckendorf, a.g.m, sh. 434</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[9] Jane Hathaway, Osmanlı Hâkimiyetinde Arap Toprakları, İstanbul, 2016, sh. 227</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[10] Jane Hathaway, a.g.e, sh. 228</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[11] Aynı yerden</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[12] Jane Hathaway, a.g.e, sh. 227</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[13] BOA, DH-MUİ, (1328 Ca 17-4)’den naklen, Zekeriya Kurşun, a.g.e, sh. 23</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[14] Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[15] Aynı yerden</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[16] Reckendorf, a.g.m, sh. 434; Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[17] Reckendorf, a.g.m, sh. 434</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[18] Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[19] Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[20] Reckendorf, a.g.m, sh. 434; Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[21] Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[22] Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı Hukuku, İstanbul, 2008, sh. 321 vd. </span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[23] Osmanlı-Arap münasebetlerinin kısa bir hülasası için bkz: Zekeriya Kurşun, Yol Ayrımında Türk-Arap İlişkileri, İstanbul, 1993, sh. 17-22</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[24] Ekrem Buğra Ekinci, a.g.e, sh. 257-258</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[25] Osmanlı’da Ceza Hukuku için bkz: Ekrem Buğra Ekinci, a.g.e, sh. 329 vd.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[26] BOA, A.} MKT.MHM. 753/85 (1265 Za 12)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[27] BOA, BEO 512/38389/1 (1312 Ca 09)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[28] BOA, BEO 3238/242785/1 (1325 Z 3)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[29] BOA, MVL 758/61/1 (1277 Za 1)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[30] BOA, MVL 758/61/2 (1277 Za 1)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[31] BOA, BEO 2690/201696/1 (1323 Ş 22)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[32] BOA, MVL 757/94 (1277 R 26)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[33] BOA, DH. ŞFR. 43/50 (1332 Ş 26)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[34] BOA, DH. ŞFR. 44/65 (1332 N 28)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[35] Prof. Dr. Osman Turan, Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi, İstanbul, 2010, sh. 376-382</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[36] Bu zihniyete dair bir misal olarak Sultan Abdülmecid (1839-1861) şöyle demektedir: “Memâlik-i Devlet-i ‘Aliyyemizin ma’mûriyeti ve kâffe-i tebaamızın refâh ve saâdeti kazâyâsının nuhbe-i âmâlimiz olduğu muhtâc-ı beyân değildir” bkz: BOA, İ.D. 306/19484/2 (1270 Z 14)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[37] BOA, A.} MKT.MVL. 9/13 (1264 Ca 28)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[38] Yaver-i Ekrem Ahmed Şakir Paşa’nın hayatı ve projeleri hakkında bkz: Ali Karaca, Anadolu Islahatı ve Ahmet Şakir Paşa (1838-1899), İstanbul, 1993</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[39] BOA, Y.MTV 48/82/2-3-4 (1308 B 24); Zekeriya Kurşun, Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hâkimiyeti, Ankara, 1998, sh. 144-145</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[40] Aynı yerden</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[41] BOA, Y.A.HUS. 175/55/1-2 (1301 M 30)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[42] BOA, DH.TMIK.M. 111/36 (1319 C 23)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[43] Benzer yorumlar için bkz: Edward J. Erickson, Osmanlılar ve Ermeniler, İstanbul, 2015</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[44] BOA, A.} MKT.MHM. 240/47/2 (1279 Ra 23)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[45] BOA, DH. ŞFR. 43/32 (1332 Ş 22)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[46] BOA, DH. ŞFR. 43/34 (1332 Ş 22)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[47] BOA, DH.MKT. 1696/39/1 (1307 C 17)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[48] BOA, DH.MKT. 1696/39/2 (1307 C 17)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[49] Arşiv vesikalarının Dosya/Gömlek numaraları dipnotlarda verilmiştir.</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/2.Tasarim/yazilar/resimler/ilmi-1.jpg" alt="[Resim: ilmi-1.jpg]" class="mycode_img" /></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://www.academia.edu/41212067/Osmanl%C4%B1-T%C3%BCrk-Arap_M%C3%BCnasebetleri_Ba%C4%9Flam%C4%B1nda_Aneze_A%C5%9Fireti_ve_Osmanl%C4%B1_Ar%C5%9Fivlerindeki_Yeri" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">PDF olarak oku/indir</span></span></a></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">OSMANLI-TÜRK-ARAP MÜNASEBETLERİ BAĞLAMINDA<br />
 ANEZE AŞİRETİ<br />
 ve OSMANLI ARŞİVLERİNDEKİ YERİ</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(B</span>eytullah <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İ</span>mzaoğlu – iletisim@beytullahimzaoglu.com[1])</span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GİRİŞ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin Arap coğrafyasındaki hâkimiyeti pek çok eserlere mevzuu olmuş bir bedahettir. Biz de naçizane bu makalemizde Osmanlılarla, Osmanlı-Arap coğrafyasındaki aşiretlerden birisi olan “Aneze” arasındaki münasebet hakkında kısa bir araştırma yapacağız. Evleviyetle Aneze Aşireti hakkında muhtasar bilgiler verip ardından Devlet-Aşiret, Aşiret-Aşiret, Aşiret-Meskûn Ahali ve dolayısı ile Meskûn Ahali-Devlet arasındaki münasebeti tasnif altında -kısaca- izah edeceğiz. Kaynaklarımız ağırlıklı olarak Osmanlı Arşivi olup, birkaç araştırma esere de başvuracağız. Aneze Aşireti hakkında Osmanlı Arşivi’nde yüzlerce vesika vardır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti; bin üç yüzlü senelerden itibaren bölge ve dünya siyasetinde yavaş yavaş yer almaya başlamıştır. Evvela Rumeli ve Anadolu’yu fetheden Osmanlılar ardından müstemlekeci devletlerden dindaşları olan Müslüman ahaliyi ve yine müstemlekeci devletlerden Müslümanların mübarek beldelerinden olan Mekke ve Medine’yi yâni Haremeyn’i kurtarmak[2]  kastıyla Arap coğrafyasına yönelmişlerdir.[3] Osmanlıların Arap coğrafyasındaki hâkimiyetinin derecesi zikzaklı olmasına rağmen I. Cihan Harbi’nin nihayetine kadar devam etmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin şartlar icabı Arap coğrafyasına yönelmesinden sonra karşısına çıkan kabilelerden birisi de Aneze Aşireti’dir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1) ANEZE AŞİRETİ’NİN TARİHİ SEYRİNE KISA BİR BAKIŞ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.1) ANEZE AŞİRETİ’NİN MENŞEİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(عنزة) Aneze Aşireti günümüzde de varlığını sürdüren kadim Arap kabilelerinden birisidir. Kabileye adını veren Âmir, bir kimseyi kısa mızrak manasına gelen “Aneze” ile öldürdükten sonra kabilesi bu adla meşhur olmuştur. Âmir’in şeceresi Adnan’a kadar uzanmaktadır. Kabilenin anayurdu ise Yemâme’dir. Câhiliye devrinde Süayr adında bir puta tapan Anezeliler, İslâmiyet’ten bir asır evvel otlak bulmak gayesiyle Fırat Nehri taraflarına göç etmişlerdir. Aşiret mensuplarından bazıları Kûfe’ye bazıları da IX. asırda Musul taraflarına yerleşmişlerdir. XII. asırda bir grubu da Hayber tarafına gitmişlerdir. Aneze Aşireti’nin o zamandan XVII. asra kadar olan tarihleri ise karanlık içinde olup haklarında pek bir malumat bulunmamaktadır.[4]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.2) GÜNÜMÜZDE ANEZE AŞİRETİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aşiret bugün de varlığını sürdürüyor demiştik, aşiretin varlıklarını devam ettiren kolları, Ruvale, Amarat, Fed’an ve Sebea’dır. Bu kabileler Suriye ve Irak havalisinde çok dağınık bir hâlde yaşamaktadırlar. Aşiretin yine Necid, Hicaz hatta Ifrıkiyye’de yaşayan mensupları da vardır. Bedevi[5] hayatı yaşayan kabile mensuplarının bir kısmı deve bir kısmı da koyun yetiştirmek suretiyle hayatlarını idame ettirirler. Bazılarıysa şeyhlerinin liderliğinde hadari (hazari/medeni/yerleşik) bir hayat sürdürmektedirler. Göçebe yaşayanlar kış gelmeden güneye Şammar tepelerine göç ederler ve nisan ayından itibaren de tekrar kuzeye gelirler.[6] Aşiret hakkında bu kısa bilgileri verdikten sonra Osmanlı Devleti ve aşiretlere dair olan siyasetinden ve Aneze Aşireti’yle Osmanlı Devleti’nin münasebetinden de kısaca bahsetmekte fayda vardır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.3) OSMANLI DEVLETİ VE ANEZE AŞİRETİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, Suriye’deki ilk hâkimiyetini Fadl ve Mevali gibi güçlü Arap kabilelerini destekleyerek pekiştirmiştir. Ancak Aneze ve Şammar aşiretleri adı geçen kabilelere galip gelince bölgede huzursuzluk ve asayişsizlik oluşmuştur. Yöre halkından yurdunu terk edenler olmuştur. Bunun üzerine devlet tarafından bölgeye Türk oymakları yerleştirilmiştir. Fakat Aneze istilası karşısında başarılı olamayan bu oymaklar, 1691 senesinde Anadolu’ya geri dönmüşlerdir. Devlet bu hâlden valiyi mesul tutmuş ve oymakların bölgeye tekrar iskânını emretmiştir.[7]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aşiretler arasında tarih boyunca mücadeleler noksan olmamıştır. Aneze Aşireti’nin en büyük rakibi Şammar Aşireti olup bu iki aşiret arasında daimî kavga, çapul ve savaş eksik olmamıştır. Anezeliler nüfusça Şammar Aşireti’nden iki kat fazladır ve Yezidilerden de destek görmektedirler.[8] Aneze ve Şammar aşiretlerinin soyundan gelen Suud ve Reşid, XIX. asırdan itibaren güçlenmeye başlamış ve bölgenin en güçlü yapılarını oluşturmuşlardır. Görüldüğü gibi birkaç asırda bir bölgenin hâkimleri değişmektedir. Evvela, Fadl ve Mevali kabileleri sonra Aneze ve Şammar aşiretleri ve sonra da onların soyundan gelen Beni Suud ve Beni Reşid bölgede hâkim vaziyete geçmişlerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti’nin Fadl ve Mevali kabilelerini yerlerinden ettiklerini ifade etmiştik bunun üzerine XVII. asırdan itibaren Osmanlı Devleti, Hac yolunun emniyeti için Anezeliler ile iş birliği yapmıştır. Bu iş birliğine göre Anezeliler, Osmanlı hazinesinden bir ödeme mukabili hacıları ve hac kervanını diğer bedevi aşiretlerin saldırı ve yağmalarından muhafaza etmekle vazifelendirilmişlerdir.[9] Aneze yalnız Şam Hac kervanını muhafaza etmek ile iktifa etmemiş, bu kervana deve, at ve eşek de temin etmiştir.[10] Deve ticareti o kadar ehemmiyetli bir yer işgal etmiştir ki her yıl sadece develerden mürekkep bir kervan Halep’e gitmiştir.[11] Anezeliler, devletten ödemeyi alamadıklarında ise 1757 senesinde olduğu gibi diğer kabileler ile birleşip Hac kervanının soyulmasına iştirak etmişlerdir.[12]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti’ne mensup Mesalıh kabilesinden Dir’iyye emiri Muhammed b. Suud (öl.1765)[13], Abdülvehhab b. Muhammed’in fikirlerini benimseyerek bölgede güçlenmeye başlamış ve Osmanlı yakınçağının en mühim gailelerinden birisi olan Vehhabi Hareketi ve isyanının temelini atmıştır. Anezelilerin bir grubu bu harekete destek olurken bir grubu da vergi vermemek için onlara karşı cephe almışlardır.[14] Aneze Aşireti, 1815 senesinde Beni Saîd Aşireti ile birleşerek bütün Suriye çöllerini istila edip Halep’in etrafındaki köyleri ve tarlaları yağma ve tahrip etmişlerdir. Onlara Türk oymakları da iştirak etmiştir.[15] Anezeliler, 1850-1860 seneleri arasında yine Halep’e saldırmışlardır. Bütün bunların üzerine bölge emniyeti çok tehlikeli bir hâl almıştır. Osmanlı valileri bunlara bir çözüm bulmak için diğer kabileler ile iş birliği yapmışlar ve kabileleri birbirlerine karşı kullanarak bölgede huzuru sağlamaya çalışmışlardır. Bu tedhiş hâli Halep valisi Ömer Paşa ve Bağdad valisi Midhat Paşa’nın gayretleriyle yavaş yavaş nihayete ermeye başlamıştır.[16]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Anezelilerin, Havran Dürzileri ile de arası pek iyi değildir. Çünkü Dürziler hem Aneze Aşireti’ne karşı diğer kabilelere destek olmaktadırlar hem de onların karşılarına mâniler çıkarmaktadırlar. Bu sebeple 1796 senesinde vukuu bulan Havran Dürzilerinin ayaklanmalarına Aneze Aşireti iştirak etmediği gibi bu isyanın devlet tarafından tenkiline de yardımcı olmuştur.[17]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">I. Cihan Harbi (1914-1918) sırasında ise Aneze Aşireti ikiye bölünmüş ve bu “İki taraf arasındaki mücadele Fransız ve İngilizler tarafından büyük miktarda para verilerek ve nüfuzlu kabile şeyhleri yüksek maaşlı görevlere tayin edilerek önlenebildi. Bu politika Suriye ve Irak hükümetleri tarafından da takip edilmiştir. Aneze’nin Amârât kolu Bağdat’ın 11 Mart 1917’de düşmesinden sonra İngilizler’e katıldı. Diğer önemli kol Ruvâle ise Eylül 1918’e kadar müşterek harekâta katılmadı. Şeyhleri Nûrî b. Şa‘lân Arap ve İngiliz kuvvetleriyle Ekim 1918’de Dımaşk’a girdi.”[18]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.4) ANEZELİLERİN KÜLTÜRÜ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kabile mensupları, geniş bir gömlek ve bu gömleğin üzerine aba giymektedirler. Başlarına mendil örtüp üzerine ikal sarmaktalar ve saçlarını uzatıp önden örmektedirler, aşiret mensubu kadın ve erkeklerin kıyafetleri aynıdır.[19] Kabile mensupları nakledildiğine göre namaz ve oruç gibi ibadetler konusunda çok ihmalkârdırlar. Vehhabilerin tesiriyle bu ibadetleri bir süre yapar görünmelerine rağmen bir müddet sonra adı geçen ibadetleri tekrar bırakmışlardır.[20] Bugünkü Kuveyt ve Bahreyn’deki hükümdar aileleri de Aneze Aşireti’ne mensupturlar.[21]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2) ANEZE AŞİRETİ VE OSMANLI ARŞİVLERİNDEKİ YERİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tarihi serüvenini muhtasaran verdiğimiz Aneze Aşireti hakkında Osmanlı Arşivi’nde yüzlerce vesika olduğu daha evvel zikredilmişti. Bunların hepsini bir makale hacmi dahilinde incelemek imkanının olmadığı takdirden uzak değildir. Bu sebeple bu vesikalardan mühim bir kısmının başlıklar hâlinde incelemesini yapacağız. Yeri geldikçe de Osmanlı Devleti’nin umumi siyasetine de atıflarda bulunacağız. Giriş kısmında da tebarüz ettirdiğimiz üzere araştırmamızı 4 cihete teksif ettik. Devlet-Aşiret, Aşiret-Aşiret, Aşiret-Meskûn Ahali ve Meskûn Ahali-Devlet arasındaki münasebetler.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bu arada hemen ifade edelim ki ilmi eserlerin en mühim ciheti hurda malumat vermek değil; tasnif edilmiş, tenkid ve tahlil süzgecinden geçirilmiş bilgiler vermektir. Bu sebeple biz de kendimizce tasnif ettiğimiz, tenkid ve tahlil süzgecinden geçirdiğimiz bilgileri kaleme alacağız fakat hemen tebarüz ettirelim ki tasniflerin kesin çizgilerle ayrıldığını iddia etmek doğru olmayacaktır. Misal vermek gerekirse hususiyle doğrudan devlet ve aşiret arasında olmayan münasebetlerin hepsi dolaylı olarak devlet ve meskûn ahali arasında olmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.1) OSMANLI DEVLETİ ve TEMEL BİR SİYASETİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin tatbik ettiği temel bir siyaset vardır, “Millet Sistemi”[22] adıyla maruf olan bu siyasetin tatbikatı neticesi Müslümanlar tek bir millet kabul edilir, dolayısı ile Müslümanların hamisi olan Osmanlılar, makalemizin mevzuu olan Aneze Aşireti’nin mensup olduğu Müslüman Arapları kendilerinden ayrı görmemişler ve onlara pek tabiî olarak kendi vatandaşları gözüyle bakmışlardır.[23] Bununla birlikte Osmanlılar fethettikleri herhangi bir bölgede hemen tahrir yaparlar ve ardından Nişancı o bölge için bir kanunname hazırlardı.[24] Bu kanunnamede bölgenin eski idari, içtimai, iktisadi ve sair tarafları incelenir ve umumiyetle de bunlar muhafaza edilir ve bu bir zenginlik sayıldığı gibi pratik ihtiyaçlara da cevap verirdi. Devletin temelde ise iki hedefi vardı;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">I)  Nizam, intizam bozulmasın yâni isyan çıkmasın (Sulh, sükûn ve adalet devam etsin)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">II) Vergi, herkes vergisini ödesin.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlıların anlayışına göre bu iki temel hedefin tatbikine kim mâni olmaya çalışırsa çalışsın, te’dib ve tenkil edilirdi.[25]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2) OSMANLI DEVLETİ VE ANEZE AŞİRETİ ARASINDAKİ MÜNASEBET</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.1) Maaş Ödenmesi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti daha evvel de beyan edildiği üzere Hac yolunun emniyeti için bedevi aşiretlerle yakın münasebetlere girmekte ve onların gazabından hac kervanını ve dolayısıyla meskûn ahaliyi de muhafaza etmek için kendilerine bir nev’i maaş ödemektedirler. Buna dair makalemiz ana mevzuu olan Aneze Aşireti hakkında da arşivde muhtelif kayıtlar vardır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">1849 senesinde Şam Valisi’ne hitaben yazılan bir yazıda “Hacc-ı Şerif kilerinin her sene zahire ve sair mühimmatının nakline memur olan Aneze ve Ben-i Dehr urban şeyhlerinin iktiza eden ücretlerinin verilmesinden, şeyhlerin eski ücretlere razı olmadığından” bahsedilir. Bununla birlikte muhtelif rakamlar zikredilir ve kime ne kadar ücret verilecek, miktarları da beyan edilir.[26] Görüldüğü üzere bu husus pazarlık sebebi dahi olabilmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, aşiret reislerine veya mensuplarına birtakım unvanlar vererek onların devlete olan bağlılıklarını ziyadeleştirmek istemiştir, bu hususta; 1894 senesinde Dahiliye Nezaret-i Celilesi’ne sunulan mazbatada bahis vardır. Aynı mazbatanın hülasasında ise “Aneze Aşireti Kaymakamlık ve Kitabet maaşının Zor Mutasarrıflığı Mal Sandığı’ndan tesviyesine dair”[27] diye yazılmıştır, vesikalardan anlaşıldığı kadarıyla sadece, doğrudan merkez hazinesinden değil sair kaynaklardan da bu ödeme yapılmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Maaşların hangi tarihlerden itibaren verileceği de mevzuubahis olmaktadır buna dair bir misal olarak 1908 senesine aid bir vesikada “Aneze Şeyhliğine mahsus maaşın şeyh tayin edilen Haçem’e” hangi tarihten itibaren maaşın verileceğinden bahsedilmektedir.[28] Bu tarz vesikalar sayesinde Haçem’in şahsında şeyhlerin hangi tarihte tayin edildiği de tespit edilebilmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.2) Maaş Talebi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Devletin maaş siyasetinin bir aksülameli olarak, aşiretler tarafından ahaliye zulmederek maaş talebinde bulunanlar da olmaktadır fakat devletin, aldığı tedbirlerle en azından şu misalde bu hale müsaade etmemiş olduğu görülmektedir;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Makam-ı Mualla-yı Sadaret-Uzma’ya” diye başlayan 1861 senesinde aid bir arizada “Sene-i sabıkada bu mevsimler Aneze urbanı” diye başlayan ve aşiret tarafından ahali ve fukaraya türlü zulümler yapıldığı anlatılan yazıda, Cüdan’ın ahaliye musallat olmamak için kendisine maaş bağlanmasını talep ettiği fakat alınan askeri tedbirler sebebi ile yeniden tasalluta cesaret edemeyeceği[29] meselenin evveliyle birlikte “Aneze urbanından Cüdan bu sene dahi maaş talebiyle hayli kıl ü kal etmiş ise de alınan tedbir üzerine bir gûne tecavüz ve tasalluta mütecasir olmadıklarından” ifadeleriyle anlatılıp, devamında diğer şeyhlerin hükümete sadık olduğu ifade edilip, Halep’te de asayişin berkemal olduğu tebeyyün ettirilmiştir.[30]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.3) Şeyh/Reis Tayini</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti pek tabii olarak aşiret şeyh ve reislerinin tayinlerine de müdahil olmaktadır. Bu tayinler hakkında bazen ordu kumandanları da fikirlerini ifade etmektedirler.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Altıncı Ordu Kumandanlığından Bab-ı Seraskeri’ye hitaben yazılan 1905 senesinde aid bir işarda “Aneze Aşireti reisi Fahd ez-Zaim’in sadakatle ve güzelce vazifesini yaptığı halde  bir seneden beri maaşını alamadığı için vilayete müracaat ettiği bunun üzerine aşiret arasına nifak ilka etmek isteyen Şerif-zade Süleyman Çelebi’nin faaliyete geçtiği fakat bu müracaatın sadakatten ayrılmak demek olmadığı ve Fahd ez-Zaim yerine, Fahd Abdülmuhsin’in geçeceğine dair haberler geldiği bunun bütün aşiret arasında hoş karşılanmayacağı ve nifak zuhur edeceği” anlatılır.[31] Görüldüğü üzere şeyh/reis tayini veya tasdiki ciddi bir mesele olup mensupların beğenmeyeceği birinin o makama gelmesi tehlikeli bir hâl manasına gelmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.4) Ceza Verilmesi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlılar pek tabii olarak birtakım suçlar mukabil aşiretlilere cezalar vermektedirler.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti mensuplarından bazılarına ceza verildiğine dair 1860 senesinde sadarete yazılan ve “Anezelü Cüdan’ın rüfekasından olup mukaddemce” diye başlayan bir vesikada, olanlar sayıldıktan sonra Cüdan’ın arkadaşlarından kimisinin Akka’da küreğe konma cezası almasına dair bilgiler vardır ve ceza alacak şahısların hapis tarihlerinin de bildirilmesi istenmektedir.[32]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.5) Aşiretin İskânı Meselesi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin kadim siyasetlerinden birisi de sevk ve iskândır. Bu hususta pek çok şey yazıla gelmiştir. Burada bunlardan bahsedecek değiliz fakat Arap aşiretlerinin iskânına dair pek bir şey yazılmamıştır. Aneze Aşireti üzerinden, Osmanlıların buna dair teşebbüslerden birkaç misal vermek yerinde olacaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’nden 1914 senesinde Zor Mutasarrıflığı’na çekilen bir telgrafta  “Aşairin taht-ı nezarette bulundurulması lüzumu evvelce vukuu bulan işarınız üzerine Müfreze Kumandanlığı’na Musul’dan bildirilmişti.” denilerek “Harran ve Rakka’ya iskânlarının diğer aşiretlerin aksülamelini çekeceği buna nispet Musul ve Zor’dan kuvvet sevkiyle vukuatın önünün alınabileceği ama mütemadiyen kuvvet bulundurmak kabil olamayacağı ve Urfa havalisine gelmelerinin men edildiği takdirde sükun ve asayişin takriri ile ve bu vesile ile iskânlarının da edilebileceği” ifade edilerek “Bu suretle varidat-ı devletin tezayüdünü intaç eyleyeceği Urfa Mutasarrıflığı’ndan cevaben işar kılınmış ve iskân meselesinin esası itibariyle muvafık görülmüş” olduğu anlatılarak aşiret arasında imkan ve ihtimal dahilinde vukua gelebilecek hadiselere şimdiden tedbir alınması istenmiştir.[33]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’nden yine 1914 senesinde bu defa Urfa Mutasarrıflığı’na çekilen bir telgrafta ise “Aneze aşairinin bulundukları meralardan Zor’a iadeleri için Rakka’ya bir müfreze sevk edilmiş ise de seferberlik münasebetiyle şimdilik” buna son verildiği “Seferberliğin hitamını müteakip aşairin Zor dahiline avdetleriyle iskânları esbabına müsaade olunacağı Zor Mutasarrıflığı’na bildirilmiştir” denmektedir.[34] I. Cihan Harbi sırasında vukua gelen bu teşebbüslerin gerçekleştirilemediği bilinmektedir. Bununla birlikte devleti idare edenlerin geleceğe dair planlar yapmaları devletlerinin nihayete ereceğine dair ciddi bir endişelerinin olmadığına dair bir işaret olabilir. Bunun yanında aynı zamanlarda zuhura gelen Ermeni sevk ve iskânına dair de birkaç kelam etmek istiyoruz sevk ve iskân Türk-İslâm devlet geleneğinde çok eskiden beri olagelen bir vakıadır. Bu siyasetin en azından Selçuklulardan beri tatbik edildiği bilinmektedir.[35] Dolayısı ile Ermeni sevk ve iskânının sadece başka devletlerin tesiri ile değil devletin kendi geleneklerin neticesi olarak yapıldığını söylemek mümkün hatta daha isabetlidir, zaten devrin şartları icabı başka devletlerle fikir alışverişi ise gayet tabiidir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.2.6) Bâzı Calib-i Dikkat Projeler</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” darb-ı meselinde veciz bir surette ifade edildiği üzere insaniyet merkezli bir devlet felsefesine sahip olduğu, beyanı gerekmeyecek kadar maruf olan bir vakıadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti’nin yaşadığı El-Cezire, Suriye ve Irak havalisinde olan kaosa ve asayişsizliğe son vermek için devlet adamlarının birtakım projeler geliştirdikleri görülmektedir. Bu projelerin hem iskân siyaseti ile hem de Osmanlı Devleti’nin ana siyasetlerinden olan halkın refah ve saadeti[36] temel hedefiyle de alâkalı olduğu vesikalardan anlaşılmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Arabistan Ordu-yı Hümayunu müşiri, Şam Valisi ve Haleb Valisi hazeratına” hitaben 1848 senesinde yazılan bir kaime de “Aneze Aşireti ve sair urban eşkıyanın Haleb’e merbut Zor ahalisi ile Şam-ı Şerif havalisi ahalisine vukuu bulan tasallutlarının men’i ve ref’i” emredilmektedir. Bununla birlikte “Hama, Humus, …, …, kazalarından olan 12 neferin firari olduğu” ifade edilmektedir. Aynı vesikada “Adı geçen urban eşkıyalarının tasallutlarına mâni olmak için Zabıta teşkil edilmesi bunun her daim hükumetin elinde bulunması, Zabıta için askerden kâfi miktarda kimsenin alınması ve münasip birinin memur kılınması” istenmektedir. Bunun yanında “Nehr-i Fırat’ın yanına bir kale yapılması da” emredilerek “Bunun hem ahalinin emniyeti için hem de pek çok faydayı müstelzim” olduğuna işaret edilerek “Urbanın ve eşkıyanın da zabt ü rabt altına alınacağından” ve “Maliye Nezaret-i Celile’sinin bedelini karşılayacağından” bahsedilmektedir.[37]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yaver-i Ekrem Ahmed Şakir Paşa[38] (1838-1899) reisliğinde bir komisyonun hazırladığı ve 1891 senesinde Sultan II. Abdülhamid’e (1876-1909) sunduğu bir mazbatada da dikkate değer projelerden bahsedilmektedir. Buna göre; Aneze ve Şammar aşiretlerinin sâkin bulundukları bölgelerin sürekli inzibat altında tutulması ve oraların başka bedevi aşiretlerin tasallutlarından korunması için, bidayette, buralarda dolaşan birtakım küçük aşiretlerin iskân edilmesi gerekmektedir. Bu bölgenin ortasında ve bütün aşiretlerin ihtiyaç duyduğu Fırat Vadisi’nde bir Fırat yahud Ceziretü’l-Arap Vilayeti teşkil olunmalıdır. Buraya askeriyeden güçlü ve muktedir bir vali tayin edilmelidir. Bu valinin maiyetine Dördüncü, Beşinci ve Altıncı ordulardan tefrik edilecek bir fırka asker verilmelidir. Vali buralarda bir müddet örfi idare tatbik ederek diğer aşiretlerin de muntazam bir idare altına alınmasına gayret etmelidir. Develi alaylar da teşkil edilmelidir.[39] Ahmed Şakir Paşa’ya göre burada “8-10 milyon Müslüman ahali yaşamaktadır. Bunların hepsi Müslüman olmaları hasebiyle dini ve siyasi cihetten Osmanlı Devleti’ne bağlılıkları ne kadar kuvvetliyse idari cihetten hâl tam tersidir ve bağlılıkları o kadar zayıftır” Mazbatada dikkate değer bir diğer projeden de bahsedilmektedir. Buna göre; Fırat Vadisi bütün Aneze urbanının otlağı olduğu gibi, aşiretin bir kısmı da bu bölgede ziraatla meşguldür. Bu vadi her ne kadar er ya da geç bir demir yolu güzergahı olacak olsa bile, şimdilik burada muntazam vapur işletmesine şiddetle ihtiyaç vardır. Fırat Nehri’nin zaten Seyr-i Sefain’e kabiliyeti olması hasebiyle bir İdare-i Nehriye teşkil edilip vapur işletmeye başlandığı takdirde vilayet boylu boyunca birbirine bağlanacak böylece az bir kuvvetle bütün vilayette asayişin sağlanması mümkün olabilecektir. Ayrıca Fırat Vadisi boyunca Halep’ten Basra’ya kadar bir demiryolu inşası veya bu olmadığı takdirde birkaç parça küçük vapurlar ile Meskene’den Bağdad’a kadar bir İdare-i Nehriye tesis edilmesi gerekmektedir.[40]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bu vesikalardan anlaşıldığı üzere aşiretlerin devlete olan merbutiyetleri dini bağları sebebiyledir, buna nispet aşiretlerin hayat tarzlarından kaynaklanan bir idari kopukluk vardır. Bu da zikri geçen projeler ve iskân ile giderilebilmek istenmektedir. Aynı zamanda vesikalardan anlaşıldığı kadarıyla Osmanlı Devleti sahip olduklarını halkı ile paylaşmak istemektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.3) ANEZE AŞİRETİ ve BAŞKA AŞİRETLERLE OLAN MÜNASEBETİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.3.1) Çarpışma, Yağma, Tasallut</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aşiretler arasında çatışmalar mâzide olduğu gibi Osmanlı hakimiyetindeki devirde de kaçınılmaz olarak vukuu bulmuştur. Osmanlı Devleti’nin ise bunlara mâni olmak için daima tetikte olduğu arşiv vesikalarından anlaşılmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti’nin en büyük rakibi Şammar Aşireti ile olan çatışmalarına dair bahsi geçen mündericata sahip 1883 senesine aid iki vesikada “Aneze aşiretinin beyinlerinde olan husumetten dolayı” savaş kastı ile “Musul ve Diyarbekir vilayetlerindeki Şammar Aşireti üzerine hareket etmekte olduğu vilayat-ı mütecavireden bildirilmesi üzerine şu halin meni” için icap eden askerin sevk edildiği ve “Anezelülerden Musul etrafından gelen fırkanın dahi bir gûne tasallut ve gaile çıkarmalarına meydan verilmeyerek” gelenlerin çekilip gittikleri anlatılmaktadır.[41]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.3.2) İttifak Arayışı</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aşiretler arasında ittifak arayışları da olmuştur. Bu ise daha büyük isyanlara veya hadiselere sebep olabileceği için devleti tedirgin etmektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Dahiliye Nezareti’nden 1901 senesinde Zor Mutasarrıflığı’na çekilen bir telgrafta “Aneze’nin Milli Aşireti reisi İbrahim Paşa’nın daveti üzerine oraya gittikleri cihetle Halep ve Zor’dan asker sevk edildiği bunlara ilaveten Dördüncü Ordu-yu Hümayun Müşiriyeti’nden ve Diyarbekir Vilayeti’nden ilave kuvvet sevk edilmesi istendiği fakat mezkur Müşiriyet’ten  gelen telgraf name ile ittifakın aslı ve esasının olmadığının” anlaşıldığı ve “Şammar ve Aneze’nin çarpıştığı haberi alınması üzerine dört gün akdem bir müfrezenin Urfa’ya gittiği” yazılmaktadır.[42] Buna göre devamlı bir surette bu tarz çatışmalara mâni olmak üzere tetikte olan Osmanlı askerlerinin gayrinizami harp meselesinde baya tecrübe kazanmış olduklarını da söylemekte bir beis yoktur. Aynı şekilde Balkanlar ve Anadolu’nun doğusundaki çetecilik faaliyetlerine karşı koyma hareketleri de benzer bir tecrübeyi kazandırmıştır.[43]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.4) ANEZE AŞİRETİ ve MESKÛN AHALİ ARASINDAKİ MÜNASEBET</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.4.1) Yağma, Tasallut, Zulüm</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Evvelki pek çok vesikada da geçtiği üzere meskûn ahali üzerinde bir takım yağma, tasallut ve zulüm vaki olmuştur. Buna dair 1862 senesinde sadarete yazılan bir mazbatada “Urfa Eyaleti’nin etrafı açık olduğu için her sene Bağdad ve Musul çöllerinden gelen Aneze ve Şammar urbanlarının Harran Nahiyesi ve Suruç Kazası ve sair civar mahallerde türlü türlü zulüm yaptıkları bu sene de aynı şey vaki olursa kâfi miktarda askeri tedbir alındığı ve anlayacakları lisan-ı hâl ile mukabele edileceği” anlatılmaktadır.[44]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.5) DEVLET VE MESKÛN AHALİ ARASINDAKİ MÜNASEBET</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.5.1) Tasalluta ve Zulme Karşı Ahaliyi Muhafaza Gayreti</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti’nin aşiretlerin hareketlerine dair yaptıkları her şey daha evvel de ifade edildiği üzere, aslında ahaliyi muhafaza gayesine de matuftur. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’nden 1914 senesinde Musul Vilayeti’ne çekilen bir telgrafta “Aneze aşairinin Harran ve Rakka kazalarına gelerek oraları işgal ettiği ve Şammar ve sair aşiretlerin birleşerek Aneze üzerine tecavüz etmeleri muhtemel bulunduğundan Şeyhlerin, Aneze’nin geldikleri mahalle iadesi lüzumunu Urfa Mutasarrıflığı’na bildirdikleri”nden bahsederek “Aneze’nin buraya bütün emvali ile geldiğini bu sebeple Urfa ve Zor’dan, lüzumu olursa Musul’dan kâfi miktarda kuvvet getirilerek muhafaza ve men-i müsademe ve tecavüzleri daha muvafık görüldüğünden” bahisle yeni yerlerinde kalmaları istenmiştir.[45]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’nden yine 1914 senesinde bu defa Zor Mutasarrıflığı’na çekilen bir telgrafta ise “Aneze Aşireti’nin bulundukları mahalden kaldırılmayarak Urfa ve Zor’dan ve icabında Musul’dan mikdar-ı kâfi kuvvet sevkiyle muhafaza ve men-i müsademe ve tecavüzleri daha muvafık görülmüştür” denilmiştir.[46] Burada derç ettiğimiz vesikalar aynı zamanda bedevi aşiretlerin iskânı meselesi ile de alakalıdır çünkü yakın tarihli diğer vesikalarda daha evvel bahsi geçtiğine nazaran devletin evvela aşiretlerin yeni geldikleri yerde kalmalarını istediği ancak sonra tekrar eski yerlerine gitmelerine karar verdiği anlaşılmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.5.2) Ahalinin Şikâyetleri ve Hak Talebi</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Meskûn ahalinin merkeze şikayetlerde bulunduğu ve haklarını talep ettikleri de vakidir. Bunları da arşiv vesikalarından takip etmek mümkündür.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">1890 senesinde İsmail, Ahmed, Şerif, Eyüb ve Fethi adlı hayvancılıkla uğraştığı intibaı uyandıran beş kimse Dahiliye Nezaret-i Celilesi’ne çektikleri bir telgrafta “Aneze Aşireti’nin Bağdad etrafındayken gasp ettiği hayvanlardan” bahsederek “Dört yüz deve ile Haleb cihetine savuştular” diyerek bunların “istirdadını” talep etmiştir. “Canımız Padişah-ı Velinimetimiz beyninde ricadır.”[47] ifadesi ile bunu doğrudan Sultan II. Abdülhamid’den istemişlerdir. Aynı mevzuu hakkında başka bir vesikada ise telgrafın çekildiğinden bahsedilmiştir.[48] Telgraftan bahis açılmışken şu bilgileri vermekte fayda vardır; yakın zamanların en mühim keşiflerinden birisi olan telgrafın Osmanlı coğrafyasında yayılması 1850’li yıllarda başlamıştır. Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909) saltanatı devrinde ise bütün Osmanlı coğrafyasına hat çekilmiş ve pek çok vesikada da görüldüğü üzere sadece merkez-taşra münasebetinde değil bütün idari müesseseler için büyük kolaylıklar getirmiştir. Ahalinin şikâyetleri ve hak talepleri ve doğrudan padişahtan bunu istemeleri ise gerçekten de dikkat çeken bir başka mesele gibi görünse de bizce bu tabii bir hâldir. Çünkü Osmanlı devlet felsefesi icabı tebaaya merhametle muamele düsturu asırlardan beri tatbik edildiği için bu düstur, hem devletin altı asır yaşamasını temin etmiş hem de milletin aklında-kalbinde günümüzde de tezahürleri görülen bu vakıanın yerleşmesini sağlamıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NETİCE</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı Devleti, birtakım sebeplerle Arap coğrafyasını kontrol altına almak mecburiyetinde kalmıştır. Buralarda kadim yapılarla karşılaşan Osmanlı idarecileri, bunları ana hatlarıyla muhafaza ederek riyasetlerini devam ettirmişlerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlılar tarafından hakimiyet altına alınan coğrafyada yaşayan pek çok şehirli, konar-göçer ve bedevi hayatı yaşayan zümreler vardır. Bedevi hayatı yaşayanlardan birisi de Aneze Aşireti’dir. Arşiv vesikalarında zaman zaman aşiretin çoğulu olarak “Aşair” kelimesinin geçmesinden de anlaşılacağı üzere, Anezeliler çok kalabalık ve geniş bir coğrafyada yaşamaktadırlar. XVII. asırdan itibaren bölgenin en güçlü yapısı hâline gelen Anezeliler ile devlet daha yakından münasebetler kurulmuştur, bu münasebetin ana gayesiyse Hac yolunun emniyeti ve coğrafyadaki asayişin temin edilmesine ve devam etmesine mütealliktir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Devlet ve aşiret arasındaki münasebetler umumiyetle maaş ödenmesi, maaş talebi, şeyh/reis tayini veya tasdiki, cezalandırma-mükafatlandırma, iskân gayretleri ve bir takım sair projeler üzerinden cereyan etmiştir. Osmanlıların bölgede yaşayanları kendi vatandaşları olarak gördükleri ve devlet felsefeleri icabı ciddi projeler istihsal ettikleri görülmektedir. Telgraf hatlarının çekilmesi, Hicaz ve Bağdad demiryolları projeleri, Fırat nehri üzerinde el-Cezire için düşünülen projeler bunlara birer misal teşkil etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti ve sair aşiretler ile çarpışmalar, yağmalar, tasallutlar hiç eksik olmamıştır. Bu meyanda Aneze Aşireti’nin en büyük rakibi Şammar Aşireti’dir. Aşiretler arası ittifak arayışları olduğu gibi bu hususların devleti tedirgin ettiği de görülmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Aneze Aşireti’nin sadece diğer aşiretlere karşı değil meskûn ahaliye karşı da benzer yağma, tasallut, gasp gibi faaliyetleri olmuştur. Devletin bunlara mâni olmak için daima tetikte olduğu ve bu tarz hareketlere son vermek istediği görülmektedir. Bu daimî teyakkuz hâli, Osmanlı askerlerine gayrinizami harp hususunda büyük tecrübe kazandırmıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Meskûn ahalinin de bu menfi fiillere karşı devletten haklarını istedikleri hatta doğrudan padişahtan bunu talep ettiklerini araştırmamız neticesinde görmüş bulunmaktayız.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Devletin aşirete bakışını az evvel tebarüz ettirmiştik. Peki aşiretler devlete nasıl bakıyordu? Bu hususta Yâver-i Ekrem Ahmed Şakir Paşa’nın sözlerine tekrar atıfta bulunmakta fayda vardır; “Bunların hepsi Müslüman olmaları hasebiyle dini ve siyasi cihetten Osmanlı Devleti’ne bağlılıkları ne kadar kuvvetli ise de idari cihetten hâl tam tersidir ve bağlılıkları o kadar zayıftır.” Aşiretlerin devlete idari cihetten rabıtalarının zayıf olmasının sebeplerinden bir tanesi ise kadim/bedevi hayat tarzları icabı hürriyete ve kayıt altına alınmamak istememeleridir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Son söz olarak şunu ifade edelim ki Osmanlı Devleti, dört asır kadar Arap coğrafyasına hükmetmiştir ve bu hakimiyetleri I. Cihan Harbi neticesi fiilen bitmiştir. Araplar ise umumiyetle devlete sadık kalmışlar ve onları başları kabul etmişlerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EK</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aneze Aşireti’nin İskânına Dâir Bir Vesika</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=11" target="_blank" title="">Aneze-Asireti-İskani.jpg</a> (Dosya Boyutu: 75.62 KB / İndirme Sayısı: 308)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Şifre)  Urfa Mutasarrıflığı’na</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Aneze aşairinin bulundukları meralardan Zor’a iadeleri için Rakka’ya bir müfreze sevk edilmiş ise de seferberlik münasebetiyle şimdilik bizzarure yine merkeze celp olunduğu seferberliğin hitamını müteakip aşair-i mezkurenin Zor dahiline avdetleriyle iskanları esbabına müsaadat olunacağı Zor Mutasarrıflığı’ndan bildirilmiştir.</span>"</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI OSMANLI ARŞİVİ (BOA)</span>[49]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Sadaret, Mühimme Kalemi Evrakı (A.} MKT.MHM)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Sadaret, Meclis-i Vâlâ Evrakı (A.} MKT.MVL)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Babıali Evrak Odası Evrakı (BEO)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Dahiliye Nezareti Mektubi Kalemi (DH.MKT)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Dahiliye Nezareti Muhaberat-ı Umumiye İdaresi (DH. MUİ)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi (DH. ŞFR)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Dahiliye Nezareti Muamelat (DH. TMIK.M)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- İrade-i Dahiliye (İ. DH)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Meclis-i Vâlâ (MVL)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Yıldız Sadaret Hususi Maruzat Evrakı (Y.A.HUS)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">- Yıldız Mütenevvi Maruzat Evrakı (Y.MTV)</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ARAŞTIRMA-İNCELEME ESERLER</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ali Karaca, Anadolu Islahatı ve Ahmet Şakir Paşa (1838-1899), 1. Basım, Eren Yayınları, İstanbul, 1993</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Abdülkerim Özaydın, “Aneze”, TDV İA, Cild III, İstanbul, 1991, sh. 195-196</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ali Akyıldız, Zekeriya Kurşun, Osmanlı Arap Coğrafyası ve Avrupa Emperyalizmi, 1. Basım, İBKY, İstanbul, 2015</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Edward J. Erickson, Osmanlılar ve Ermeniler, 1. Basım, Timaş Yayınları, İstanbul, 2015</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı Hukuku, 1. Basım, Arı-Sanat Yayınları, İstanbul, 2008</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hulusi Yavuz, Kâbe ve Haremeyn için Yemen’de Osmanlı Hâkimiyeti 1517-1571, İstanbul, 1984</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hulusi Yavuz, Yemen’de Osmanlı İdaresi ve Rumuzi Tarihi, Cild I, TTK Yayınları, Ankara, 2003</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kadir Mısıroğlu, Muhtasar Osmanlı Tarihi, Cild II, Sebil Yayınevi, İstanbul, 2013</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osman Turan, Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi, 19. Basım, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2010</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Jane Hathaway, Osmanlı Hâkimiyetinde Arap Toprakları, 1. Basım, İBKY, İstanbul, 2016</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Reckendorf, “Aneze”, MEB İA, Cild I, Eskişehir, 2001, sh. 433-434</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Zekeriya Kurşun, Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hakimiyeti, TTK Yayınları, Ankara, 1998</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Zekeriya Kurşun, Yol Ayrımında Türk-Arap İlişkileri, 1. Basım, İrfan Yayınevi, İstanbul, 1993</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİPNOTLAR </span></span></span></div>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[1] Bu makale, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Tarihi Anabilim Dalı, Yakınçağ Tarihi Bilim Dalı’nda Ocak 2017’de Prof. Dr. Davud HUT Hoca’ya “Osmanlı Arap Eyaletlerinin Tarihi Coğrafyası 19-20. Yüzyıl” adlı ders için Yüksek Lisans vazifesi olarak takdim kılınmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[2] Ali Akyıldız, Zekeriya Kurşun, Osmanlı Arap Coğrafyası ve Avrupa Emperyalizmi, İstanbul, 2015, sh. 3-4.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[3] Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) bu mesele ve Haremeyn ve Müslüman ahali hakkında şöyle demiştir: “Vilâyet-i Yemen’in fetih ve teshîri husûsı mücerred tahsil-i mâl içün olmayup, el-‘iyâzü bi’llah, Portagâl kâfirinin Müslümanlara musallat olup ol vilâyete meslûbı, gayret-i hamiyyet-i dîn-i mübîne münâsib olmayup husûsan, matâf-ı halk-ı cihân ve kıblegâh-ı âlem ve ‘âlemiyân Ka’be-i Mükerreme’nin şıyâneti, ehemm-i mühimmât ve cümle-i farâyiz-i vâcibattan olduğı mükarrerdür.” 7 Numaralı Mühimme Defteri’nden naklen, Prof. Dr. Hulusi Yavuz, Kâbe ve Haremeyn için Yemen'de Osmanlı Hâkimiyeti 1517-1571, İstanbul 1984, sh. 134; Kadir Mısıroğlu, Muhtasar Osmanlı Tarihi, Cild II, İstanbul, 2013; Hulusi Yavuz, Yemen’de Osmanlı İdaresi ve Rumuzi Tarihi, Cild I, Ankara, 2003</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[4] Abdülkerim Özaydın, “Aneze”, TDV, İA, Cild III, İstanbul, 1991, sh. 195-196</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[5] Bedevi aşiretlerin ananevi içtimai ve idari yapısı hakkında bkz: Zekeriya Kurşun, Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hâkimiyeti, Ankara, 1998, sh. 11-16</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[6] Abdülkerim Özaydın, a.g.m; Reckendorf, “Aneze”, MEB, İA, Cild I, Eskişehir, 2011, sh. 433-434</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[7] Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[8] Reckendorf, a.g.m, sh. 434</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[9] Jane Hathaway, Osmanlı Hâkimiyetinde Arap Toprakları, İstanbul, 2016, sh. 227</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[10] Jane Hathaway, a.g.e, sh. 228</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[11] Aynı yerden</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[12] Jane Hathaway, a.g.e, sh. 227</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[13] BOA, DH-MUİ, (1328 Ca 17-4)’den naklen, Zekeriya Kurşun, a.g.e, sh. 23</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[14] Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[15] Aynı yerden</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[16] Reckendorf, a.g.m, sh. 434; Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[17] Reckendorf, a.g.m, sh. 434</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[18] Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[19] Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[20] Reckendorf, a.g.m, sh. 434; Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[21] Abdülkerim Özaydın, a.g.m.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[22] Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı Hukuku, İstanbul, 2008, sh. 321 vd. </span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[23] Osmanlı-Arap münasebetlerinin kısa bir hülasası için bkz: Zekeriya Kurşun, Yol Ayrımında Türk-Arap İlişkileri, İstanbul, 1993, sh. 17-22</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[24] Ekrem Buğra Ekinci, a.g.e, sh. 257-258</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[25] Osmanlı’da Ceza Hukuku için bkz: Ekrem Buğra Ekinci, a.g.e, sh. 329 vd.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[26] BOA, A.} MKT.MHM. 753/85 (1265 Za 12)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[27] BOA, BEO 512/38389/1 (1312 Ca 09)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[28] BOA, BEO 3238/242785/1 (1325 Z 3)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[29] BOA, MVL 758/61/1 (1277 Za 1)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[30] BOA, MVL 758/61/2 (1277 Za 1)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[31] BOA, BEO 2690/201696/1 (1323 Ş 22)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[32] BOA, MVL 757/94 (1277 R 26)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[33] BOA, DH. ŞFR. 43/50 (1332 Ş 26)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[34] BOA, DH. ŞFR. 44/65 (1332 N 28)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[35] Prof. Dr. Osman Turan, Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi, İstanbul, 2010, sh. 376-382</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[36] Bu zihniyete dair bir misal olarak Sultan Abdülmecid (1839-1861) şöyle demektedir: “Memâlik-i Devlet-i ‘Aliyyemizin ma’mûriyeti ve kâffe-i tebaamızın refâh ve saâdeti kazâyâsının nuhbe-i âmâlimiz olduğu muhtâc-ı beyân değildir” bkz: BOA, İ.D. 306/19484/2 (1270 Z 14)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[37] BOA, A.} MKT.MVL. 9/13 (1264 Ca 28)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[38] Yaver-i Ekrem Ahmed Şakir Paşa’nın hayatı ve projeleri hakkında bkz: Ali Karaca, Anadolu Islahatı ve Ahmet Şakir Paşa (1838-1899), İstanbul, 1993</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[39] BOA, Y.MTV 48/82/2-3-4 (1308 B 24); Zekeriya Kurşun, Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hâkimiyeti, Ankara, 1998, sh. 144-145</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[40] Aynı yerden</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[41] BOA, Y.A.HUS. 175/55/1-2 (1301 M 30)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[42] BOA, DH.TMIK.M. 111/36 (1319 C 23)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[43] Benzer yorumlar için bkz: Edward J. Erickson, Osmanlılar ve Ermeniler, İstanbul, 2015</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[44] BOA, A.} MKT.MHM. 240/47/2 (1279 Ra 23)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[45] BOA, DH. ŞFR. 43/32 (1332 Ş 22)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[46] BOA, DH. ŞFR. 43/34 (1332 Ş 22)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[47] BOA, DH.MKT. 1696/39/1 (1307 C 17)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[48] BOA, DH.MKT. 1696/39/2 (1307 C 17)</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[49] Arşiv vesikalarının Dosya/Gömlek numaraları dipnotlarda verilmiştir.</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[2016/4: Knut Hamsun Seyahatnamesi Tenkidi, Tahlili ve Oryantalizm Tesiri]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-2016-4-knut-hamsun-seyahatnamesi-tenkidi-tahlili-ve-oryantalizm-tesiri.html</link>
			<pubDate>Mon, 04 May 2020 17:39:11 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-2016-4-knut-hamsun-seyahatnamesi-tenkidi-tahlili-ve-oryantalizm-tesiri.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/2.Tasarim/yazilar/resimler/ilmi-1.jpg" alt="[Resim: ilmi-1.jpg]" class="mycode_img" /></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://www.academia.edu/41071547/Knut_Hamsun_Seyahatnamesi_Tenkidi_Tahlili_ve_Oryantalizm_Tesiri" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">PDF olarak oku/indir</span></span></a></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">KNUT HAMSUN SEYAHATNAMESİ TENKİDİ, TAHLİLİ<br />
 ve ORYANTALİZM TESİRİ</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Beytullah İmzaoğlu – iletisim@beytullahimzaoglu.com[1])</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GİRİŞ</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalemize me’haz aldığımız eser, Knut Hamsun’un 1905 senesinde yazdığı “Stridende Liv” isimli kitabındaki Türkiye ile alâkalı “Hilâl’in Altında” bölümünün Türkçe tercümesidir. Bu bölüm, 1993 senesinde Banu Gürsaler-Syvertsen tarafından Norveçce aslından Türkçemize kazandırılmıştır.[2]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) zamanında İstanbul’a gelmiş olan Knut Hamsun, bu eserinde, şehre ve insanlara dair intibalarını ve yaşadıklarını çok samimi olarak aksettirmektedir. Bununla beraber Knut Hamsun’un Türkiye’ye gelmeden evvelki fikirleriyle geldikten sonraki fikirleri arasındaki değişim dikkati çekmekte ve bu yazıyı kaleme almamıza sebep olmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Seyahatnamelerin tarih araştırmalarındaki ehemmiyeti izahtan varestedir. Umumi olarak Osmanlı Yakınçağ Tarihi ve hususi olarak da II. Abdülhamid devri araştırmaları için çok değerli olan bu kaynak eserin tenkidi ve tahlili ise faydalı olacaktır, temennisindeyiz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KNUT HAMSUN KİMDİR?</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Asıl adı Knud Pedersen olan Knut Hamsun 1859 senesinde Norveç’te doğmuştur. İlk romanını 18 yaşında Tromsö’de neşretmiştir. Dünya’nın muhtelif yerlerine pek çok defalar seyahatler yapmıştır. İstanbul’a ise 1899 senesinde gelmiştir. 1920 senesinde Nobel Edebiyat Mükâfatını kazanmış ve 1952 senesinde de vefat etmiştir.[3]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Knut Hamsun’un Osmanlı ülkesine gelmeden evvelki fikirleri ile geldikten sonraki fikirleri arasındaki değişimi anlayabilmek için evvelâ Oryantalizmden haberdar olmak gerekmektedir. O hâlde Oryantalizmden kısaca bahsetmekte fayda olacaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORYANTALİZM</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Cemil Meriç’in “Sömürgeciliğin keşif kolu”[4] olarak adlandırdığı Oryantalizm; en basit ifadesi ile “Avrupa’nın doğu fikridir.”[5] Fakat bu Doğu tanımı gerçekçi olmaktan çok hayalîdir.[6] Avrupalılar kendi fiillerini meşrulaştırmak için her devirde bir doğu tanımı yapmışlar ve bu tanım üzerinden hareket etmişlerdir.[7] Avrupa’nın tarih boyunca kendi kimliğini yaratabilmesi ve koruyabilmesi için kendi karşıtı olan bir “Öteki”ye ihtiyacı vardı[8] ve bunun için Avrupa, hayali bir doğu yaratmıştır. Oryantalizm; Avrupa-merkeziyetçilik ve sömürgecilik[9] mefhumlarıyla beraber ancak anlaşılabilir. Avrupa’yı ve Avrupa’nın ürettiklerini merkeze alıp diğer bütün kültür-medeniyetlerin mahsullerini görmezden gelen yahud kendi tarihi tecrübesi için sadece geçici ve hazırlayıcı bir vetire sayan Avrupa-merkeziyetçilik insanlığı iptidaiden medeniye giden bir yolda inceler ve bunun merkezini ve son durağını da Avrupa olarak görür. Bir kültür-medeniyetin başkasını tanımlamasını tabii karşılasak bile tanımlananların bu tanıma razı olmalarını tabii karşılayabilir miyiz? Self-Oryantalizm[10] de denilen tanımlananların bu tanımı kabulünden sonra sömürgecilik devreye girmektedir. İddiası ve temsili zihinlerde durdurulan medeniyetler, böylece istismara açılmış ve Avrupalının önünde hiçbir mâni kalmamıştır. Çünkü tanımlananlar artık tabii köle olmuşlardır. Kısaca ifade etmeye gayret ettiğimiz Oryantalizm hakkında mufassal bilgi için bir evvelki sahifede dipnotlarda verdiğimiz referans metinler okunmalıdır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazdıklarıyla, Avrupa’nın tarih boyunca yaptığı hayalî Doğu tanımlarının tesiri altında kaldığı anlaşılan Knut Hamsun, eserinin pek çok yerinde bunu gösterir ki bunları birazdan derç edeceğiz. Knut Hamsun, seyahatnamesinin Türkiye ile alâkalı “Hilâl’in Altında” başlıklı ana kısmını, altı alt bölüme ayırmıştır. Bunlar;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">I)    Boğaz’dan Geçiş</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">II)   Kahvehane ve Cami</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">III)  Kabristan ve Derviş</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">IV)  Sultan’ın Cami Ziyareti</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">V)   Kapalıçarşı</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">VI)  Türk, bölümleridir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Şimdi bu bölümlerin tenkid ve tahliline geçebiliriz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">I) BOĞAZ’DAN GEÇİŞ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Avrupa’da yaratılan hayali doğu tanımlarının müessir bir neticesi olarak Knut Hamsun, vapurla İstanbul’a hareketi sırasında; “Türkün bize ne yapacağını heyecan ile bekliyoruz. Merhamet eder mi acep?”, “Türkler adam yemiyor artık. Lakin hepten de dişsiz olduklarını kim iddia edebilir?”[11] demektedir. Fakat Knut Hamsun, vapur İstanbul Boğazı’na girdikten sonra şunları söylemekten kendini alamaz; “Sahile o kadar yakınız ki, karada olup biten her şeyi görebiliyoruz. Gördüklerimiz düşündüklerimizden çok farklı. Yoksa biz Türkiye’de değil miyiz? Ben otuz senedir, beceriksiz sultanlar tarafından iflasın eşiğine getirilmiş bir memlekete dair yazılmış yazıları okumaktayım. Hâlbuki vapur, …, bir masal diyarına yol alıyor.”[12] Knut Hamsun bunlardan sonra; “Hakikati bilmek güç. Bunun nedeni belki de bize hakikati anlatacak olan Avrupa basınının tek sesliliğidir. İnsan biraz şüpheleniyor doğrusu. Sesini duyurması lazım gelen taraf tamamıyla dilsiz.”[13] diyerek de Oryantalist tesiri açıkça ifade eder.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İstanbul’un tabii güzelliklerinden de bahseden Knut Hamsun; şehrin sessizliğinden, sakinliğinden oldukça tesir altında kalmış görünmektedir.[14] Şehre dair ilk intibalarından sonra İstanbul’un benzersiz[15] bir yer olduğuna kanaat getiren yazar, bu bölüme böylelikle nihayet vermektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">II) KAHVEHANE VE CAMİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bu bölümde İstanbul halkının huzuru ve kanaatkârlığından bahseden Knut Hamsun, Türklerin kahve adetlerine şaşırmış görünmektedir. İş evveli ve sonrası camilerde ve kahvehanelerde dinlenen Türklerin ne ile geçindiğini de merak etmiş bir hâldedir. Çiftçilerin kâfi miktarda çalıştığını ifade eden Knut Hamsun; “Türk içki içmediğinden, hırsızlık da yapmaz”[16] tespitini yapmaktadır. <br />
<br />
Yazdıklarıyla, muhatap olduğu insanların aşırı meraklı olmamaları ve kendilerini pek ciddiye almamalarına ise hak verdiği intibaı uyandırmaktadır. Türklerin yabancılara hizmet etmediğini[17] de ekleyen Knut Hamsun, müşahedelerine devam etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">III) KABRİSTAN VE DERVİŞ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İstanbul içinde vapurla geziye çıkmadan evvel o sırada olanları anlatan Knut Hamsun; “Arkamızda halk sıkış tepiş bekliyorsa da gözlerinde bize karşı hiçbir memnuniyetsizlik ifadesi görünmüyor” demektedir. Bundan sonra araba ile Eyüp Kabristanı’na giden Knut Hamsun; “… Servilerin, çınarların ve çiçeklerin dünyası. Etrafta camiler, ölüm mabedleri, türbeler, mezar taşları ve her yerde huzur.”[18] ifadeleri ile tespitlerine devam etmektedir. Ardından bir tekkeye giden yazar, buradaki gördüklerini uzun uzun yazmaktadır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">IV) SULTAN’IN CAMİ ZİYARETİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Padişahın Cuma Selâmlığı merasimini anlatan Knut Hamsun; “Sultan’a dürbünle bakmanın yasak olduğunu bildiğimizden”[19] ifadesi ile bu yasağın ne derecede yaygın olarak bilindiğini bizlere nakletmektedir. Zira daha evvel sarayı dürbün ile gözetleyen bir elçinin idam edildiği bilinmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Cuma Selâmlığı merasimini uzun uzun tasvir eden Knut Hamsun, Sultan II. Abdülhamid’i gördüğünde “Bu adamın korkunçluğu neredeydi? Neredeydi kurnaz, zalim katil?” diyerek[20] Avrupa basınında yapılan tasvirlerin[21] asılsızlığına işaret ettikten sonra Avrupa basını hakkında bilgiler vermeye devam eder ve sadece 4 ismin Osmanlı Devleti ve Sultan II. Abdülhamid hakkında müspet şeyler yazdıklarını söyler. Bu kimseler; “eski Amerikan sefiri Terell”, “Ben-Hur’un yazarı General Wallace”, “Sultan’ı şahsen tanıyan Pier Loti”, “yazar Sidney Whitman”dır.[22] Knut Hamsun bu isimleri, “Neşriyat denizinde sadece birer damla” olarak tavsif etmektedir[23] ki gerçekten de yerinde bir tespittir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">V) KAPALIÇARŞI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Knut Hamsun eserinin bu bölümünde, Kapalıçarşı’yı ve burada gördüklerini teferruatlıca anlatmaktadır. Yazar, buraya olan hayranlığını tebarüz ettirmek için şu cümleyi kurmaktan kendisini alamaz; “Kapalıçarşı’nın bir masal diyarı olmadığını söylemişsem hata etmişim demektir.”[24]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Çarşının muhtelif esnafları hakkında da tasvirlerde bulunan Knut Hamsun; “Bırakın Ermeni çığırtkanlık yapsın, Yahudi ezilip büzülsün, yabancı gâvurların gönlünü hoş tutmaya çalışsın. Türklerdeki huzur onlardan hiçbirinde bulunmaz”[25] değerlendirmesi ile bunu ifade etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı esnafının ahlâkî hâlleri hakkında da beyanlarda bulunan yazar; “Bir Türk esnaf bulmazsanız hâliniz harap! … Bir Türkle konuşmak istiyorum, diye gürlüyorum. … Türk tam bizim arzu ettiğimiz gibi biri, … Karşımızda ezilip büzülmüyor.”[26] diyerek alış-veriş esnasında yaşadıklarını uzun uzun anlatmaktadır. Burada şunu da ifade etmeliyiz ki her yazının hissî olduğu gerçeğini es geçmemeliyiz. Fakat bu ve benzer ifadelere pek çok seyahatname, sefaretname gibi eserlerde rastladığımız için emniyet içerisinde buraya derç edebilmekteyiz.[27]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Knut Hamsun; kendi Dünya görüşü ile paralel olarak birtakım şeyler de beklemektedir. Yazdıklarından, kadınların kendisine bakmamasından mustarip olduğu anlaşılmaktadır.[28] Aynı yerde hadımağalarının bulunmasından duyduğu rahatsızlığı da dile getirmekte ve bu âdeti doğru bulmamaktadır. Hadımağalarının ellerinde kırbaçlar ile dolaştığını söylemesi ise dikkate değer bir ifadedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VI) TÜRK</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazar son bölüme “Türk üç yüz yıldır devamlı geriye gitmekte…”[29] diye başlamaktadır. Hâlbuki yazarın İstanbul’a geldiği tarihten 300 yıl geriye gidecek olursak 1600’lü yıllara tekâbül eder ki bu senelerde Osmanlı Devleti’nin siyasî-askerî gücünün zirvesinde olduğu asırlar devam etmektedir. Buna o asırdan bir şahid olan Pascal’ı delil olarak gösterebiliriz. 1623-1662 milâdî yılları arasında yaşayan Pascal, Osmanlı Devleti hakkında; “Değişkenlik ve tuhaflık… Dünya’nın en güçlü devletine hükmetmek… Bunlar Büyük Türk’ün şahsında meczolunmuştur”[30] demektedir. Knut Hamsun da yaptığı yanlışın farkında olmalı ki çok değil bir sonraki sahifede şunları söylemektedir; “On sekizinci asırdan itibaren gerileme başladı… Ancak Türkiye hâlâ dünyadaki en kuvvetli imparatorluklardan biriydi”[31] bu bizim de katıldığımız bir düşüncedir çünkü Osmanlı Devleti için bir askeri gerileme mevzuubahs ise bu ancak 1774 Küçük Kaynarca Andlaşması’ndan sonradır. Çünkü çok değil çeyrek asır evvelinde 1736-39’da Osmanlı Devleti; iki büyük devleti yâni Avusturya İmparatorluğu ile Rusya İmparatorluğu’nu tek başına mağlup edebilmiştir.[32] Osmanlı Devleti’nin gerilemesi paradigmasına Avrupa-merkeziyetçi yorumların tenkidi ve tahlili[33] burada mevzuu dışı gibi dursa da makalemizin başlığında yer alan Oryantalizm ve yukarıda bahsettiğimiz self-Oryantalizm mefhumlarının idrâki için mühimdir. Devamlı gerilediği zehabını kendi ders müfredatlarında gören insanların acaba nasıl bir psikolojiye sahip olacağını düşünmek gerekmez mi? Hâlbuki son yapılan araştırmalar[34] Osmanlı Devleti’nin dünyadan geri kalmadığını bizlere göstermektedir. Tekrar Knut Hamsun’a dönecek olursak; yazar “Tebaasındaki kırk milyon insanı, sahip olduğu na-mütenahi zenginlikleri ve Muhammed’in sarsılmaz doktriniyle dünyadaki en kuvvetli imparatorluklardan biridir Türkiye.”[35] ifadeleri ile Sultan II. Abdülhamid devrindeki Osmanlı Devleti’nin hariçten nasıl görüldüğüne bir misal olmaktadır. Kendi müşahedeleri neticesi yorumlarına devam eden Knut Hamsun; Türk halkının, son asırda padişahlarının neden Avrupa’yı taklid ettiklerini anlamadıklarını da söylemektedir. Maarif sistemine de atıf yapan Knut Hamsun okumuş Türklere sualler soran birinin alacağı cevaplar ile Türk Maarif sisteminin seviyesinin anlaşılacağını söylemekte ve “…duymaya alışmış olduğumuz kadar rezilane olmadığı…” [36] cümlesi ile de bir kez daha üzerindeki Oryantalist tesire işaret etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">1897 Osmanlı-Yunanistan Savaşı’na da değinen Knut Hamsun; “Türklerin kendilerine güveni harpten sonra geri gelmiş, çökmüş halkın içine bir sevinç dalgası yayılmıştı.”[37] sözlerini bize naklederek İstanbul halkının aksülamelini, devamındaki ifadeleri ile de Dünya Müslümanlarının mutluluk hallerini anlatmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hz. Muhammed (sav) ile alâkalı yorumlara da başlayan Knut Hamsun; “Hiçbir fani, ona inanıldığı kadar samimiyetle inanılmamıştır.” [38] ifadesi ile başladığı paragrafında klasik Kilise ve Oryantalist tezlere atıflar yapmaktadır. Bu da Knut Hamsun’un her ne kadar İstanbul’a kadar gelse de müşahedeleri dışında İslâm hakkında yazılı araştırma yapmadığını göstermektedir.[39]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Doğu’da Batı’ya karşı nefretin arttığından da bahseden Knut Hamsun; Hıristiyan devletlerin 1897 Harbi ile alâkalı tutumunun günün birinde bir yangına sebep olabileceğinden bahsetmektedir. “Şarktaki yangın tüm beşeriyetin ve asrın korktuğunu başına getirebilir: Bir dünya yangınına sebep olabilir. Ateşle oyun olmaz”[40] tespitini yapan yazar, o gün bir Dünya Savaşı korkusunun olduğunu da dile getirmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Padişah zekidir ve öğrenmeye başlamıştır. “Hasta adam” sapasağlamdır, oturduğu yerde daha da büyümekte ve kuvvetlenmektedir.”[41] “Boğaziçi’ndeki “hasta adam, eski sultanlarının sarayına doğru uzanıp… Dünyayı ateşe verebilecek adamdır”[42] diyen Knut Hamsun, Sultan II. Abdülhamid devri Osmanlı’sının hâline bir kez daha işaret etmektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İstanbul ve İslam medeniyeti hakkında da “İslâm bir zamanlar yüksek bir kültürü temsil ediyordu. Konstantinopolis’i payitaht bir Müslümanlar federasyonunda, Garp ve Şark medeniyetlerinin membaları birbirine kavuşacak ve muhtemelen yepyeni bir kültür nehri fışkıracaktır”[43] diyen Knut Hamsun’un gelecek tahminleri tutmamış Sultan II. Abdülhamid’in 1909 senesinde darbeyle tahttan indirilmesi ve ardından gelen savaşlar ve inkılaplar ile bu kültür tamamı ile inkâr edilip başka bir yol tutulmaya çalışılmışsa da bunda da başarılı olunduğu söylenemez.[44]</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NETİCE</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Norveçli yazar Knut Hamsun İstanbul’a gelmeden evvel oryantalist fikirlere sahipti. İstanbul’a geldikten sonra ise bu fikirlerinde değişmeler olsa da yine oryantalist tesirde kaldığı mevzuular olmuştur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Seyahatname türünde bir eser kaleme alan Knut Hamsun; İstanbul’un tabii güzelliklerine, Müslim – Gayr-i Müslim ahalinin hallerine, devrin hükümdarı Sultan II. Abdülhamid’e ve Osmanlı Devleti’nin hariçten görüntüsüne işaret etmiştir. Gelecek hakkında da tahminler yapan Knut Hamsun’un öngöremediği şey ise Sultan II. Abdülhamid’in darbe ile devrilebileceği olmuştur.</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Alkan Necmettin, Karikatürle Oryantalizm Avrupa’nın Türk ve Türkiye Algısı, İstanbul, 2016</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Danişmend, İsmail Hami, Garp Menba’larına Göre Eski Türk Seciyye ve Ahlâkı, İstanbul, 1982</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Djevad, Ahmed, Yabancılara Göre Eski Türkler, (tercüme: Mehmet Genç), İstanbul, 2013</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Fazlıoğlu, İhsan, Kayıp Halka, İslâm-Türk-Felsefe-Bilim Tarihinin Anlam Küresi, İstanbul, 2015</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hentsch, Thierry, Hayali Doğu, (tercüme: Aysel Bora), İstanbul, 2008</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hamsun, Knut – Andersen, Hans Christian, İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, (tercüme: Banu Gürsaler-Syvertsen), İstanbul, 2013</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kanar, Yüksel, Batı’nın Doğusu, İstanbul, 2006</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Meriç, Cemil, Kültürden İrfana, İstanbul, 1986</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Said, Edward, Oryantalizm, (tercüme: Nezih Uzel), İstanbul, 1998</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Parla, Jale, Efendilik, Şarkiyatçılık, Kölelik, İstanbul, 2012</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Pascal, Blaise, Düşünceler, (tercüme: Metin Karabaşoğlu), İstanbul, tarihsiz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Turhan, Mümtaz, Garplılaşmanın Neresindeyiz, Ankara, 2015</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Parker, Geoffrey, Askeri Devrim, (tercüme: Tuncay Zorlu), İstanbul, 2006</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Büyük Osmanlı Tarihi, Cild 5, Ankara, tarihsiz.</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİPNOTLAR</span></span></span></div>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[1] Bu makale, Marmara Üniversitesi, Tarih Bölümü’nde 2016 senesinde Dr. Öğretim Üyesi Güler YARCI Hoca Hanım’a “Yakınçağ Tarihi Kaynakları” adlı son sınıf dersi için Lisans final vazifesi olarak takdim kılınmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[2] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, İstanbul, 2013. Knut Hamsun’un eserinin Türkiye ile alâkalı kısmı, bu kitabın ilk bölümünü oluşturmaktadır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[3] Yazarın daha geniş biyografisi için bir evvelki dipnotta verdiğimiz eserin 9. sahifesi ve devamına bakabilirsiniz.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[4] Cemil Meriç, Kültürden İrfana, İstanbul, 1986, sh. 71</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[5] Edward Said, Oryantalizm, İstanbul, 1998, sh. 9</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[6] Thierry Hentsch, Hayali Doğu, İstanbul, 2008, sh. 13 vd.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[7] Aslında Avrupa’nın bir de “Avrupa fikri” vardır ki; bu da hayalîdir. Avrupa-merkeziyetçilik bu hayalî fikirden doğmuştur, diyebiliriz.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[8] Yüksel Kanar, Batı’nın Doğusu, İstanbul, 2006, sh. 21</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[9] Jale Parla, Efendilik, Şarkiyatçılık, Kölelik, İstanbul, 2012, sh. 13 vd.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[10] İç (Oto-Öz)-Oryantalizm de denilen self-Oryantalizm için biz “Serf-Oryantalizm” de diyoruz. Serf-Oryantalistler; Oryantalistlerin tabiî, fikrî köleleri ve tatbikatçılarıdır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[11] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 16. Aynı yerde kendisini Goethe ile de kıyaslayan Knut Hamsun; “Goethe bir zamanlar Weimar’dan İtalya’ya gitmişti, Türkiye’yi ziyaret etti mi acep? Hâsılı iftihar edilecek bir şey bu benim yaptığım.” demektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[12] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 20</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[13] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 21. Yazar aynı yerde “Avrupa’nın henüz bilmediği, İmparatorluğun Müslüman tebaalarının da –Kürtler, Arnavutlar vs.- istiklal talepleri içinde olduklarıdır” demektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[14] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 22’de gayr-i Müslimlerin durumlarına da değinen Knut Hamsun; “Türk devletinde en kuvvetli kimseler Hıristiyan Ermeniler ve Rumlardır.”, “Ermeniler, şarkın tacir Yahudileridir. Balkanlar’dan Çin’e kadar büyük şehirlere nüfuz etmişlerdir”, “Türkiye’nin öz evlatları işlerini bir bir bunlara kaptırmakta. Ticaret, tefecilik, sermayeyi ellerine geçirmişler. Ve Sömürüyorlar” demek suretiyle mübalağalı olsa da mühim bir tespit yapmış bulunmaktadır. </span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[15] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 23</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[16] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 29</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[17] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 30</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[18] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 38</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[19] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 52</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[20] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 56</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[21] Bu mesele hakkında bkz: Necmettin Alkan, Karikatürle Oryantalizm Avrupa’nın Türk ve Türkiye Algısı, İstanbul, 2016</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[22] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 56-57</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[23] Aynı yerde adı geçen 4 ismin yazdıklarından da bahseden Hamsun “Dile getirdikleri fikirler neler? Sultan Abdülhamid “çok nadir tesadüf edilebilecek entelektüel meziyetleri olan”, “…bilerek ve isteyerek zalimce davranmak kabiliyeti olmayan” bir adamdı. “Hiçbir Avrupalı hükümdar misafirlerini daha hürmetkâr, daha kibar bir şekilde karşılayamazdı.”, “Ermeni katliamı” bizzat Ermeniler tarafından ve bu “kan banyosu”nu ileride tahrik maksadıyla yaptırılmıştı” demektedir ki mühim ve değerli bilgilerdir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[24] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 62</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[25] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 64</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[26] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 66</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[27] Osmanlı Devleti coğrafyasına seyahat etmiş olan veya resmi vazife ile gelmiş olan kimselerin intibalarından bir bölüm için şu eserlere bakılabilir. I) İsmail Hami Danişmend, Garp Menbalarına Göre Eski Türk Seciyye ve Ahlâkı, İstanbul, 1982. Bu eserin bölüm başlıklarından bir kısmı şöyledir; “Zabıta Vukuatı Olmayan Memleket sh. 13”, “Eşsiz Doğruluk ve Namus sh. 25”, “Edeb, Hayâ ve Tevazu sh. 38.”, “Dünya’nın En Kibar, En Nazik ve En Terbiyeli Milleti sh. 42.”, “Eski Türklerin Bilmedikleri Fenalıklar sh. 55” vs. II) Ahmed Djevad, Yabancılara Göre Eski Türkler, İstanbul, 2013. Bu kitabın bölüm başlıklarından bir kısmı da; “Türklerin Müsamahakârlığı sh. 4”, “Türklerin Reaya Âdetlerine Saygısı sh. 8”, “Umumi Emniyet sh. 21”, “Halkın Temizliği sh. 55”, “Türklerdeki Tabiat Sevgisi sh. 125”, “Liyakate Dayanan Terfi sh. 143” ve sairedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[28] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 68</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[29] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 70</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[30] Blaise Pascal, Düşünceler, İstanbul, tarihsiz, sh. 20</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[31] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 71</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[32] Bkz: İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Büyük Osmanlı Tarihi, Cild 5, Ankara, tarihsiz, sh. 250 vd.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[33] Bkz: Geoffrey Parker, Askeri Devrim, İstanbul, 2006, sh. 315 vd.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[34] Bkz: İhsan Fazlıoğlu, Kayıp Halka, İslâm-Türk-Felsefe-Bilim Tarihinin Anlam Küresi, İstanbul, 2015.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[35] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 71</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[36] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 73</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[37] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 75</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[38] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 76 </span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[39] Yazar; eserinin muhtelif yerlerinde ilahilere, dualara şarkılar demekte, tekkedeki zikir halkalarına ise dans diyerek bizi te’yid etmektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[40] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 79</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[41] Aynı yerden</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[42] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 80</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[43] Aynı yerden</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[44] Mümtaz Turhan, Garplılaşmanın Neresindeyiz, Ankara, 2015, sh. 10</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/2.Tasarim/yazilar/resimler/ilmi-1.jpg" alt="[Resim: ilmi-1.jpg]" class="mycode_img" /></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><a href="https://www.academia.edu/41071547/Knut_Hamsun_Seyahatnamesi_Tenkidi_Tahlili_ve_Oryantalizm_Tesiri" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">PDF olarak oku/indir</span></span></a></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">KNUT HAMSUN SEYAHATNAMESİ TENKİDİ, TAHLİLİ<br />
 ve ORYANTALİZM TESİRİ</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">(Beytullah İmzaoğlu – iletisim@beytullahimzaoglu.com[1])</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GİRİŞ</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalemize me’haz aldığımız eser, Knut Hamsun’un 1905 senesinde yazdığı “Stridende Liv” isimli kitabındaki Türkiye ile alâkalı “Hilâl’in Altında” bölümünün Türkçe tercümesidir. Bu bölüm, 1993 senesinde Banu Gürsaler-Syvertsen tarafından Norveçce aslından Türkçemize kazandırılmıştır.[2]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) zamanında İstanbul’a gelmiş olan Knut Hamsun, bu eserinde, şehre ve insanlara dair intibalarını ve yaşadıklarını çok samimi olarak aksettirmektedir. Bununla beraber Knut Hamsun’un Türkiye’ye gelmeden evvelki fikirleriyle geldikten sonraki fikirleri arasındaki değişim dikkati çekmekte ve bu yazıyı kaleme almamıza sebep olmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Seyahatnamelerin tarih araştırmalarındaki ehemmiyeti izahtan varestedir. Umumi olarak Osmanlı Yakınçağ Tarihi ve hususi olarak da II. Abdülhamid devri araştırmaları için çok değerli olan bu kaynak eserin tenkidi ve tahlili ise faydalı olacaktır, temennisindeyiz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KNUT HAMSUN KİMDİR?</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Asıl adı Knud Pedersen olan Knut Hamsun 1859 senesinde Norveç’te doğmuştur. İlk romanını 18 yaşında Tromsö’de neşretmiştir. Dünya’nın muhtelif yerlerine pek çok defalar seyahatler yapmıştır. İstanbul’a ise 1899 senesinde gelmiştir. 1920 senesinde Nobel Edebiyat Mükâfatını kazanmış ve 1952 senesinde de vefat etmiştir.[3]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Knut Hamsun’un Osmanlı ülkesine gelmeden evvelki fikirleri ile geldikten sonraki fikirleri arasındaki değişimi anlayabilmek için evvelâ Oryantalizmden haberdar olmak gerekmektedir. O hâlde Oryantalizmden kısaca bahsetmekte fayda olacaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ORYANTALİZM</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Cemil Meriç’in “Sömürgeciliğin keşif kolu”[4] olarak adlandırdığı Oryantalizm; en basit ifadesi ile “Avrupa’nın doğu fikridir.”[5] Fakat bu Doğu tanımı gerçekçi olmaktan çok hayalîdir.[6] Avrupalılar kendi fiillerini meşrulaştırmak için her devirde bir doğu tanımı yapmışlar ve bu tanım üzerinden hareket etmişlerdir.[7] Avrupa’nın tarih boyunca kendi kimliğini yaratabilmesi ve koruyabilmesi için kendi karşıtı olan bir “Öteki”ye ihtiyacı vardı[8] ve bunun için Avrupa, hayali bir doğu yaratmıştır. Oryantalizm; Avrupa-merkeziyetçilik ve sömürgecilik[9] mefhumlarıyla beraber ancak anlaşılabilir. Avrupa’yı ve Avrupa’nın ürettiklerini merkeze alıp diğer bütün kültür-medeniyetlerin mahsullerini görmezden gelen yahud kendi tarihi tecrübesi için sadece geçici ve hazırlayıcı bir vetire sayan Avrupa-merkeziyetçilik insanlığı iptidaiden medeniye giden bir yolda inceler ve bunun merkezini ve son durağını da Avrupa olarak görür. Bir kültür-medeniyetin başkasını tanımlamasını tabii karşılasak bile tanımlananların bu tanıma razı olmalarını tabii karşılayabilir miyiz? Self-Oryantalizm[10] de denilen tanımlananların bu tanımı kabulünden sonra sömürgecilik devreye girmektedir. İddiası ve temsili zihinlerde durdurulan medeniyetler, böylece istismara açılmış ve Avrupalının önünde hiçbir mâni kalmamıştır. Çünkü tanımlananlar artık tabii köle olmuşlardır. Kısaca ifade etmeye gayret ettiğimiz Oryantalizm hakkında mufassal bilgi için bir evvelki sahifede dipnotlarda verdiğimiz referans metinler okunmalıdır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazdıklarıyla, Avrupa’nın tarih boyunca yaptığı hayalî Doğu tanımlarının tesiri altında kaldığı anlaşılan Knut Hamsun, eserinin pek çok yerinde bunu gösterir ki bunları birazdan derç edeceğiz. Knut Hamsun, seyahatnamesinin Türkiye ile alâkalı “Hilâl’in Altında” başlıklı ana kısmını, altı alt bölüme ayırmıştır. Bunlar;</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">I)    Boğaz’dan Geçiş</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">II)   Kahvehane ve Cami</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">III)  Kabristan ve Derviş</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">IV)  Sultan’ın Cami Ziyareti</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">V)   Kapalıçarşı</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">VI)  Türk, bölümleridir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Şimdi bu bölümlerin tenkid ve tahliline geçebiliriz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">I) BOĞAZ’DAN GEÇİŞ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Avrupa’da yaratılan hayali doğu tanımlarının müessir bir neticesi olarak Knut Hamsun, vapurla İstanbul’a hareketi sırasında; “Türkün bize ne yapacağını heyecan ile bekliyoruz. Merhamet eder mi acep?”, “Türkler adam yemiyor artık. Lakin hepten de dişsiz olduklarını kim iddia edebilir?”[11] demektedir. Fakat Knut Hamsun, vapur İstanbul Boğazı’na girdikten sonra şunları söylemekten kendini alamaz; “Sahile o kadar yakınız ki, karada olup biten her şeyi görebiliyoruz. Gördüklerimiz düşündüklerimizden çok farklı. Yoksa biz Türkiye’de değil miyiz? Ben otuz senedir, beceriksiz sultanlar tarafından iflasın eşiğine getirilmiş bir memlekete dair yazılmış yazıları okumaktayım. Hâlbuki vapur, …, bir masal diyarına yol alıyor.”[12] Knut Hamsun bunlardan sonra; “Hakikati bilmek güç. Bunun nedeni belki de bize hakikati anlatacak olan Avrupa basınının tek sesliliğidir. İnsan biraz şüpheleniyor doğrusu. Sesini duyurması lazım gelen taraf tamamıyla dilsiz.”[13] diyerek de Oryantalist tesiri açıkça ifade eder.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İstanbul’un tabii güzelliklerinden de bahseden Knut Hamsun; şehrin sessizliğinden, sakinliğinden oldukça tesir altında kalmış görünmektedir.[14] Şehre dair ilk intibalarından sonra İstanbul’un benzersiz[15] bir yer olduğuna kanaat getiren yazar, bu bölüme böylelikle nihayet vermektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">II) KAHVEHANE VE CAMİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Bu bölümde İstanbul halkının huzuru ve kanaatkârlığından bahseden Knut Hamsun, Türklerin kahve adetlerine şaşırmış görünmektedir. İş evveli ve sonrası camilerde ve kahvehanelerde dinlenen Türklerin ne ile geçindiğini de merak etmiş bir hâldedir. Çiftçilerin kâfi miktarda çalıştığını ifade eden Knut Hamsun; “Türk içki içmediğinden, hırsızlık da yapmaz”[16] tespitini yapmaktadır. <br />
<br />
Yazdıklarıyla, muhatap olduğu insanların aşırı meraklı olmamaları ve kendilerini pek ciddiye almamalarına ise hak verdiği intibaı uyandırmaktadır. Türklerin yabancılara hizmet etmediğini[17] de ekleyen Knut Hamsun, müşahedelerine devam etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">III) KABRİSTAN VE DERVİŞ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İstanbul içinde vapurla geziye çıkmadan evvel o sırada olanları anlatan Knut Hamsun; “Arkamızda halk sıkış tepiş bekliyorsa da gözlerinde bize karşı hiçbir memnuniyetsizlik ifadesi görünmüyor” demektedir. Bundan sonra araba ile Eyüp Kabristanı’na giden Knut Hamsun; “… Servilerin, çınarların ve çiçeklerin dünyası. Etrafta camiler, ölüm mabedleri, türbeler, mezar taşları ve her yerde huzur.”[18] ifadeleri ile tespitlerine devam etmektedir. Ardından bir tekkeye giden yazar, buradaki gördüklerini uzun uzun yazmaktadır. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">IV) SULTAN’IN CAMİ ZİYARETİ</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Padişahın Cuma Selâmlığı merasimini anlatan Knut Hamsun; “Sultan’a dürbünle bakmanın yasak olduğunu bildiğimizden”[19] ifadesi ile bu yasağın ne derecede yaygın olarak bilindiğini bizlere nakletmektedir. Zira daha evvel sarayı dürbün ile gözetleyen bir elçinin idam edildiği bilinmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Cuma Selâmlığı merasimini uzun uzun tasvir eden Knut Hamsun, Sultan II. Abdülhamid’i gördüğünde “Bu adamın korkunçluğu neredeydi? Neredeydi kurnaz, zalim katil?” diyerek[20] Avrupa basınında yapılan tasvirlerin[21] asılsızlığına işaret ettikten sonra Avrupa basını hakkında bilgiler vermeye devam eder ve sadece 4 ismin Osmanlı Devleti ve Sultan II. Abdülhamid hakkında müspet şeyler yazdıklarını söyler. Bu kimseler; “eski Amerikan sefiri Terell”, “Ben-Hur’un yazarı General Wallace”, “Sultan’ı şahsen tanıyan Pier Loti”, “yazar Sidney Whitman”dır.[22] Knut Hamsun bu isimleri, “Neşriyat denizinde sadece birer damla” olarak tavsif etmektedir[23] ki gerçekten de yerinde bir tespittir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">V) KAPALIÇARŞI</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Knut Hamsun eserinin bu bölümünde, Kapalıçarşı’yı ve burada gördüklerini teferruatlıca anlatmaktadır. Yazar, buraya olan hayranlığını tebarüz ettirmek için şu cümleyi kurmaktan kendisini alamaz; “Kapalıçarşı’nın bir masal diyarı olmadığını söylemişsem hata etmişim demektir.”[24]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Çarşının muhtelif esnafları hakkında da tasvirlerde bulunan Knut Hamsun; “Bırakın Ermeni çığırtkanlık yapsın, Yahudi ezilip büzülsün, yabancı gâvurların gönlünü hoş tutmaya çalışsın. Türklerdeki huzur onlardan hiçbirinde bulunmaz”[25] değerlendirmesi ile bunu ifade etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osmanlı esnafının ahlâkî hâlleri hakkında da beyanlarda bulunan yazar; “Bir Türk esnaf bulmazsanız hâliniz harap! … Bir Türkle konuşmak istiyorum, diye gürlüyorum. … Türk tam bizim arzu ettiğimiz gibi biri, … Karşımızda ezilip büzülmüyor.”[26] diyerek alış-veriş esnasında yaşadıklarını uzun uzun anlatmaktadır. Burada şunu da ifade etmeliyiz ki her yazının hissî olduğu gerçeğini es geçmemeliyiz. Fakat bu ve benzer ifadelere pek çok seyahatname, sefaretname gibi eserlerde rastladığımız için emniyet içerisinde buraya derç edebilmekteyiz.[27]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Knut Hamsun; kendi Dünya görüşü ile paralel olarak birtakım şeyler de beklemektedir. Yazdıklarından, kadınların kendisine bakmamasından mustarip olduğu anlaşılmaktadır.[28] Aynı yerde hadımağalarının bulunmasından duyduğu rahatsızlığı da dile getirmekte ve bu âdeti doğru bulmamaktadır. Hadımağalarının ellerinde kırbaçlar ile dolaştığını söylemesi ise dikkate değer bir ifadedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VI) TÜRK</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazar son bölüme “Türk üç yüz yıldır devamlı geriye gitmekte…”[29] diye başlamaktadır. Hâlbuki yazarın İstanbul’a geldiği tarihten 300 yıl geriye gidecek olursak 1600’lü yıllara tekâbül eder ki bu senelerde Osmanlı Devleti’nin siyasî-askerî gücünün zirvesinde olduğu asırlar devam etmektedir. Buna o asırdan bir şahid olan Pascal’ı delil olarak gösterebiliriz. 1623-1662 milâdî yılları arasında yaşayan Pascal, Osmanlı Devleti hakkında; “Değişkenlik ve tuhaflık… Dünya’nın en güçlü devletine hükmetmek… Bunlar Büyük Türk’ün şahsında meczolunmuştur”[30] demektedir. Knut Hamsun da yaptığı yanlışın farkında olmalı ki çok değil bir sonraki sahifede şunları söylemektedir; “On sekizinci asırdan itibaren gerileme başladı… Ancak Türkiye hâlâ dünyadaki en kuvvetli imparatorluklardan biriydi”[31] bu bizim de katıldığımız bir düşüncedir çünkü Osmanlı Devleti için bir askeri gerileme mevzuubahs ise bu ancak 1774 Küçük Kaynarca Andlaşması’ndan sonradır. Çünkü çok değil çeyrek asır evvelinde 1736-39’da Osmanlı Devleti; iki büyük devleti yâni Avusturya İmparatorluğu ile Rusya İmparatorluğu’nu tek başına mağlup edebilmiştir.[32] Osmanlı Devleti’nin gerilemesi paradigmasına Avrupa-merkeziyetçi yorumların tenkidi ve tahlili[33] burada mevzuu dışı gibi dursa da makalemizin başlığında yer alan Oryantalizm ve yukarıda bahsettiğimiz self-Oryantalizm mefhumlarının idrâki için mühimdir. Devamlı gerilediği zehabını kendi ders müfredatlarında gören insanların acaba nasıl bir psikolojiye sahip olacağını düşünmek gerekmez mi? Hâlbuki son yapılan araştırmalar[34] Osmanlı Devleti’nin dünyadan geri kalmadığını bizlere göstermektedir. Tekrar Knut Hamsun’a dönecek olursak; yazar “Tebaasındaki kırk milyon insanı, sahip olduğu na-mütenahi zenginlikleri ve Muhammed’in sarsılmaz doktriniyle dünyadaki en kuvvetli imparatorluklardan biridir Türkiye.”[35] ifadeleri ile Sultan II. Abdülhamid devrindeki Osmanlı Devleti’nin hariçten nasıl görüldüğüne bir misal olmaktadır. Kendi müşahedeleri neticesi yorumlarına devam eden Knut Hamsun; Türk halkının, son asırda padişahlarının neden Avrupa’yı taklid ettiklerini anlamadıklarını da söylemektedir. Maarif sistemine de atıf yapan Knut Hamsun okumuş Türklere sualler soran birinin alacağı cevaplar ile Türk Maarif sisteminin seviyesinin anlaşılacağını söylemekte ve “…duymaya alışmış olduğumuz kadar rezilane olmadığı…” [36] cümlesi ile de bir kez daha üzerindeki Oryantalist tesire işaret etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">1897 Osmanlı-Yunanistan Savaşı’na da değinen Knut Hamsun; “Türklerin kendilerine güveni harpten sonra geri gelmiş, çökmüş halkın içine bir sevinç dalgası yayılmıştı.”[37] sözlerini bize naklederek İstanbul halkının aksülamelini, devamındaki ifadeleri ile de Dünya Müslümanlarının mutluluk hallerini anlatmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hz. Muhammed (sav) ile alâkalı yorumlara da başlayan Knut Hamsun; “Hiçbir fani, ona inanıldığı kadar samimiyetle inanılmamıştır.” [38] ifadesi ile başladığı paragrafında klasik Kilise ve Oryantalist tezlere atıflar yapmaktadır. Bu da Knut Hamsun’un her ne kadar İstanbul’a kadar gelse de müşahedeleri dışında İslâm hakkında yazılı araştırma yapmadığını göstermektedir.[39]</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Doğu’da Batı’ya karşı nefretin arttığından da bahseden Knut Hamsun; Hıristiyan devletlerin 1897 Harbi ile alâkalı tutumunun günün birinde bir yangına sebep olabileceğinden bahsetmektedir. “Şarktaki yangın tüm beşeriyetin ve asrın korktuğunu başına getirebilir: Bir dünya yangınına sebep olabilir. Ateşle oyun olmaz”[40] tespitini yapan yazar, o gün bir Dünya Savaşı korkusunun olduğunu da dile getirmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Padişah zekidir ve öğrenmeye başlamıştır. “Hasta adam” sapasağlamdır, oturduğu yerde daha da büyümekte ve kuvvetlenmektedir.”[41] “Boğaziçi’ndeki “hasta adam, eski sultanlarının sarayına doğru uzanıp… Dünyayı ateşe verebilecek adamdır”[42] diyen Knut Hamsun, Sultan II. Abdülhamid devri Osmanlı’sının hâline bir kez daha işaret etmektedir. </span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İstanbul ve İslam medeniyeti hakkında da “İslâm bir zamanlar yüksek bir kültürü temsil ediyordu. Konstantinopolis’i payitaht bir Müslümanlar federasyonunda, Garp ve Şark medeniyetlerinin membaları birbirine kavuşacak ve muhtemelen yepyeni bir kültür nehri fışkıracaktır”[43] diyen Knut Hamsun’un gelecek tahminleri tutmamış Sultan II. Abdülhamid’in 1909 senesinde darbeyle tahttan indirilmesi ve ardından gelen savaşlar ve inkılaplar ile bu kültür tamamı ile inkâr edilip başka bir yol tutulmaya çalışılmışsa da bunda da başarılı olunduğu söylenemez.[44]</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NETİCE</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Norveçli yazar Knut Hamsun İstanbul’a gelmeden evvel oryantalist fikirlere sahipti. İstanbul’a geldikten sonra ise bu fikirlerinde değişmeler olsa da yine oryantalist tesirde kaldığı mevzuular olmuştur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Seyahatname türünde bir eser kaleme alan Knut Hamsun; İstanbul’un tabii güzelliklerine, Müslim – Gayr-i Müslim ahalinin hallerine, devrin hükümdarı Sultan II. Abdülhamid’e ve Osmanlı Devleti’nin hariçten görüntüsüne işaret etmiştir. Gelecek hakkında da tahminler yapan Knut Hamsun’un öngöremediği şey ise Sultan II. Abdülhamid’in darbe ile devrilebileceği olmuştur.</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA</span></span></span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Alkan Necmettin, Karikatürle Oryantalizm Avrupa’nın Türk ve Türkiye Algısı, İstanbul, 2016</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Danişmend, İsmail Hami, Garp Menba’larına Göre Eski Türk Seciyye ve Ahlâkı, İstanbul, 1982</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Djevad, Ahmed, Yabancılara Göre Eski Türkler, (tercüme: Mehmet Genç), İstanbul, 2013</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Fazlıoğlu, İhsan, Kayıp Halka, İslâm-Türk-Felsefe-Bilim Tarihinin Anlam Küresi, İstanbul, 2015</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hentsch, Thierry, Hayali Doğu, (tercüme: Aysel Bora), İstanbul, 2008</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hamsun, Knut – Andersen, Hans Christian, İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, (tercüme: Banu Gürsaler-Syvertsen), İstanbul, 2013</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kanar, Yüksel, Batı’nın Doğusu, İstanbul, 2006</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Meriç, Cemil, Kültürden İrfana, İstanbul, 1986</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Said, Edward, Oryantalizm, (tercüme: Nezih Uzel), İstanbul, 1998</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Parla, Jale, Efendilik, Şarkiyatçılık, Kölelik, İstanbul, 2012</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Pascal, Blaise, Düşünceler, (tercüme: Metin Karabaşoğlu), İstanbul, tarihsiz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Turhan, Mümtaz, Garplılaşmanın Neresindeyiz, Ankara, 2015</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Parker, Geoffrey, Askeri Devrim, (tercüme: Tuncay Zorlu), İstanbul, 2006</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Büyük Osmanlı Tarihi, Cild 5, Ankara, tarihsiz.</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİPNOTLAR</span></span></span></div>
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[1] Bu makale, Marmara Üniversitesi, Tarih Bölümü’nde 2016 senesinde Dr. Öğretim Üyesi Güler YARCI Hoca Hanım’a “Yakınçağ Tarihi Kaynakları” adlı son sınıf dersi için Lisans final vazifesi olarak takdim kılınmıştır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[2] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, İstanbul, 2013. Knut Hamsun’un eserinin Türkiye ile alâkalı kısmı, bu kitabın ilk bölümünü oluşturmaktadır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[3] Yazarın daha geniş biyografisi için bir evvelki dipnotta verdiğimiz eserin 9. sahifesi ve devamına bakabilirsiniz.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[4] Cemil Meriç, Kültürden İrfana, İstanbul, 1986, sh. 71</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[5] Edward Said, Oryantalizm, İstanbul, 1998, sh. 9</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[6] Thierry Hentsch, Hayali Doğu, İstanbul, 2008, sh. 13 vd.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[7] Aslında Avrupa’nın bir de “Avrupa fikri” vardır ki; bu da hayalîdir. Avrupa-merkeziyetçilik bu hayalî fikirden doğmuştur, diyebiliriz.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[8] Yüksel Kanar, Batı’nın Doğusu, İstanbul, 2006, sh. 21</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[9] Jale Parla, Efendilik, Şarkiyatçılık, Kölelik, İstanbul, 2012, sh. 13 vd.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[10] İç (Oto-Öz)-Oryantalizm de denilen self-Oryantalizm için biz “Serf-Oryantalizm” de diyoruz. Serf-Oryantalistler; Oryantalistlerin tabiî, fikrî köleleri ve tatbikatçılarıdır.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[11] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 16. Aynı yerde kendisini Goethe ile de kıyaslayan Knut Hamsun; “Goethe bir zamanlar Weimar’dan İtalya’ya gitmişti, Türkiye’yi ziyaret etti mi acep? Hâsılı iftihar edilecek bir şey bu benim yaptığım.” demektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[12] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 20</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[13] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 21. Yazar aynı yerde “Avrupa’nın henüz bilmediği, İmparatorluğun Müslüman tebaalarının da –Kürtler, Arnavutlar vs.- istiklal talepleri içinde olduklarıdır” demektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[14] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 22’de gayr-i Müslimlerin durumlarına da değinen Knut Hamsun; “Türk devletinde en kuvvetli kimseler Hıristiyan Ermeniler ve Rumlardır.”, “Ermeniler, şarkın tacir Yahudileridir. Balkanlar’dan Çin’e kadar büyük şehirlere nüfuz etmişlerdir”, “Türkiye’nin öz evlatları işlerini bir bir bunlara kaptırmakta. Ticaret, tefecilik, sermayeyi ellerine geçirmişler. Ve Sömürüyorlar” demek suretiyle mübalağalı olsa da mühim bir tespit yapmış bulunmaktadır. </span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[15] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 23</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[16] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 29</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[17] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 30</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[18] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 38</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[19] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 52</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[20] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 56</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[21] Bu mesele hakkında bkz: Necmettin Alkan, Karikatürle Oryantalizm Avrupa’nın Türk ve Türkiye Algısı, İstanbul, 2016</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[22] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 56-57</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[23] Aynı yerde adı geçen 4 ismin yazdıklarından da bahseden Hamsun “Dile getirdikleri fikirler neler? Sultan Abdülhamid “çok nadir tesadüf edilebilecek entelektüel meziyetleri olan”, “…bilerek ve isteyerek zalimce davranmak kabiliyeti olmayan” bir adamdı. “Hiçbir Avrupalı hükümdar misafirlerini daha hürmetkâr, daha kibar bir şekilde karşılayamazdı.”, “Ermeni katliamı” bizzat Ermeniler tarafından ve bu “kan banyosu”nu ileride tahrik maksadıyla yaptırılmıştı” demektedir ki mühim ve değerli bilgilerdir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[24] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 62</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[25] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 64</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[26] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 66</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[27] Osmanlı Devleti coğrafyasına seyahat etmiş olan veya resmi vazife ile gelmiş olan kimselerin intibalarından bir bölüm için şu eserlere bakılabilir. I) İsmail Hami Danişmend, Garp Menbalarına Göre Eski Türk Seciyye ve Ahlâkı, İstanbul, 1982. Bu eserin bölüm başlıklarından bir kısmı şöyledir; “Zabıta Vukuatı Olmayan Memleket sh. 13”, “Eşsiz Doğruluk ve Namus sh. 25”, “Edeb, Hayâ ve Tevazu sh. 38.”, “Dünya’nın En Kibar, En Nazik ve En Terbiyeli Milleti sh. 42.”, “Eski Türklerin Bilmedikleri Fenalıklar sh. 55” vs. II) Ahmed Djevad, Yabancılara Göre Eski Türkler, İstanbul, 2013. Bu kitabın bölüm başlıklarından bir kısmı da; “Türklerin Müsamahakârlığı sh. 4”, “Türklerin Reaya Âdetlerine Saygısı sh. 8”, “Umumi Emniyet sh. 21”, “Halkın Temizliği sh. 55”, “Türklerdeki Tabiat Sevgisi sh. 125”, “Liyakate Dayanan Terfi sh. 143” ve sairedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[28] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 68</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[29] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 70</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[30] Blaise Pascal, Düşünceler, İstanbul, tarihsiz, sh. 20</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[31] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 71</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[32] Bkz: İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Büyük Osmanlı Tarihi, Cild 5, Ankara, tarihsiz, sh. 250 vd.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[33] Bkz: Geoffrey Parker, Askeri Devrim, İstanbul, 2006, sh. 315 vd.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[34] Bkz: İhsan Fazlıoğlu, Kayıp Halka, İslâm-Türk-Felsefe-Bilim Tarihinin Anlam Küresi, İstanbul, 2015.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[35] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 71</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[36] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 73</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[37] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 75</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[38] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 76 </span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[39] Yazar; eserinin muhtelif yerlerinde ilahilere, dualara şarkılar demekte, tekkedeki zikir halkalarına ise dans diyerek bizi te’yid etmektedir.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[40] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 79</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[41] Aynı yerden</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[42] İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, sh. 80</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[43] Aynı yerden</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[44] Mümtaz Turhan, Garplılaşmanın Neresindeyiz, Ankara, 2015, sh. 10</span></span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>