<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu Resmi Web Sitesi - Muhtelif Yazarların Yazıları]]></title>
		<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/</link>
		<description><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu Resmi Web Sitesi - https://www.beytullahimzaoglu.com]]></description>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 09:59:54 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Vuhuş ve Tuyur'a Adanan İstanbul Vakıfları - Mehmed Fatih Can]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-vuhus-ve-tuyur-a-adanan-istanbul-vakiflari-mehmed-fatih-can.html</link>
			<pubDate>Sat, 29 May 2021 22:17:07 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-vuhus-ve-tuyur-a-adanan-istanbul-vakiflari-mehmed-fatih-can.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“VUHUŞ VE TUYUR”A ADANAN İSTANBUL VAKIFLARI</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Türkiye’de her şey insanileşmiş, her katı yumuşamıştır, hayvanlar bile…”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">G. de Busbecg</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Medeniyetimizin şefkat ve merhamet boyutunun müşahhas ve mücessem abideleri olarak vakıf-hayrat müesseselerimiz, nev’i şahsına münhasır ve hâlâ aşılamamış; hem İslam hukukunun hem tarih hem sanat tarihimizin ilgi alanına giren yönleri ve derinlikli süreç ve katmanları ile son derece zevkli ve mühim bir mevzudur. Ecdadın hayvan sevgisi ve bu muhabbetin neşet ettiği ilahi kaynağın onu sevk ettiği pratiğin serencamını bu yazıda vakıf müessesesi çerçevesinde ele alıyoruz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyiliğin Tadı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Yunus Emre’nin; “Yaradılmışları severiz/Yaradandan ötürü” dizesiyle dört kelimede noktasını koyduğu “Allah rızası mefhumu mucibince cemadat, nebatat, hayvanat ve insanata karşı derin mesuliyet duygusu ve saf fıtrarın merkezi olan vicdanın tahriki neticesi oluşan “infak” duygusu her türlü su-i zandan beridir. Fi’l hakika; Ademoğlu, egosunun hapishanesinde hayvani tarafıyla bir varlıkken; daimi olarak nefsini şart koştuğu “menfaat vakfiyesi”ne, tamamen Yaradan hürmetine ve hür iradesiyle ötekini de kaydettiği an insanlık dairesine dâhil olabilir. Bu meyanda sarf edilen “Annelik hayvani bir duygudur (içgüdüyle ilgili). İnsani olan ötekine yapılan anneliktir” aforizmasına katılmamak mümkün değildir. Öteki dediğimiz ki içine tüm varlık âleminin sakinleri olan mahlûkatı alır; işte bunların maddi manevi kurtuluşunu, huzurunu, afiyetini hedefleyen merhamet, şefkat ve diğergâmlık hassalarının ete kemiğe bürünmüş, kurumsallaşmış tezahüründen ibaret bir müessese ve onun etrafında teşekkül eden derin bir kültürden bahsediyoruz. Öyle bir kültür ki; asırlarca sosyal dokumuzu yara almadan devam ettirmiş, bütün canlılar için güvenli bir atmosfer oluşturmuştur. Böylelikle iyiliğin tadı herkese, her şey tattırılmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vakıf Cenneti</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlılar elinde bu medeniyet, maddesiyle manasıyla zirveye çıkmıştır. O kadar ki; padişahlardan tutun; onların anneleri, eşleri, kızları, erkek çocukları, gelinleri; sadrazamlardan tutun; vezirler, paşalar, şeyhülislamlar, müderrisler ve diğer devlet memurları; zenginlerden tutun, mütevazı gelire sahip sıradan insanlara kadar, kadını erkeği bu hayırda yarışmışlar; akla hayale gelmedik hizmet çeşitliliğine sahip birbirinden ilginç vakıflar kurmuşlardır. Ali Himmet Berki’nin ifadesiyle; “Bu müessesenin İslam toplumlarında ve özellikle tarihimizde kazandığı şahsiyeti, yaygınlığı ayniyle başka hiçbir toplumda görmek bulmak mümkün değildir.”1 Ve yine; “Osmanlı döneminde vakıfların çok daha büyük gelişme gösterdiği; toplumun eğitim, sağlık, bayındırlık, şehircilik ve beledi, askeri, dini; hayvanların korunması, sosyal güvenlik gibi temel ihtiyaçların ötesinde son derece ayrıntılara dönük olanlara bile yönelinmiş; 16. asır Osmanlı toplumunu Batılılar ‘Vakıf cenneti’ tabirini kullanarak tavsif etmişlerdir.”2</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her Yaş Ciğeri Olana</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Türklerin ferdi ve içtimai hayatlarında hiçbir düşünce ve davranış kalıbı yoktur ki müessir olarak arkasında bir ayet, bir hadis ya da “kelam-ı kibar” denilen veli, alim sözü bulunmasın. Tabiatımızı, şahsiyetimizi büyük ölçüde bu ana kaynaklar mayalamıştır. Türk İslam tarihi, arka plan okumaları yapılarak yeniden değerlendirildiğinde tarihi ve medeni kimliğimizin alameti farikaları olan kurumlar, refleksler, tarzlar, yönelişler, düşünce mekaniği; hasılı Türkün kendiyle; eşya ile ve tabiatla kurduğu ilişkiler bütünü farkında ya da bilincinde olunsun olunmasın yukarıda zikrettiğim üç temel kaynakla doğrudan ilişkilidir. Bu ana paradigmanın kendine has bir alt başlığı da “hayvanat” ile “hayrat” ruhu üzerinden kurduğumuz sıkı ve sıcak bağlarla ilgilidir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Alman seyyah Hans Dernschwam’ın 1542’de (Kanuni devri) İstanbul’da şahit olduğu şu hadise hassasiyetin boyutlarını göstermesi açısından calib-i dikkattir. “Sadâret Kaymakamı Koca Mehmed Paşa, aşhanenin önünden geçerken odun yüklü güzel bir atın beklediğini görmüş ve atın sahibinin de aynı aşhanede karnını doyurmakla meşgul olduğunu öğrenmişti. Paşa bu vaziyete oldukça sinirlenerek, odunları atın sırtından indirmekle kalmayıp sahibini de cezalandırarak odunları onun üzerine yükletmişti. Odunları, at için aldırdığı bir akçelik kuru otu at yiyene kadar sahibinin üzerinde bekletmişti.”3</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Konstantinopolis’de Köpeklere Yer Yoktu…</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Alman seyyahın aktardığı anekdot, elbette masum hayvanların haklarını tespit, taknin ve tatbik etmede ulaşılan seviye ve anlayışa iyi bir örnektir. Filhakika bu hassasiyet nass ve nebevi buyruklardan neşet etmekle birlikte sadece müeyyide korkusundan kaynaklanmamaktadır. Asıl olan ecdadın hayvanlara karşı olan sevgisi; şefkat ve merhametidir. Bu görüşümüzün sayısız delilleri arasından birkaçını; bize ait kaynaklardan ziyade şu fart-ı muhabbete bir türlü anlam veremeyen, kendi dünyalarında yabancısı oldukları bir duygu ve durumu hayretle müşahede edip hararetle kaydeden ecnebi kalemlerden nakledelim.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Mesela, 1835-1839 yılları arasında Osmanlı’da askeri muallim olarak vazife yapan Prusyalı Feldmareşal Kont Moltke’nin gözlemleri hayli ilginçtir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “Türkler hayırseverliklerini hayvanlara karşı bile gösterirler. Üsküdar’da bir kedi hastanesi, Bayezid camiinin avlusunda da güvercinler için bir bakım yeri vardır. Bunlar herhangi bir vakada bilmem hangi haberi Peygamber’in kulağına fısıldamış olan belli bir güvercinin torunlarıdır… Kanatlarını çırpmaları, keyifli keyifli gurultuları ve alacalı kargaşalıkları dille anlatılamaz. Şahsi emniyetlerine güvenleri yüzünden, bu beleşçiler insanın yolundan bile çekilmiyorlar. Bunlar gibi limandaki martılar da insanın kürekle vurup öldürebileceği kadar tasasız ve yüzsüz… Evlerde asla köpek bulunmuyor; fakat sokaklarda bu sahipsiz hayvanlardan binlercesi fırıncıların, kasapların sadakalarıyla ve aynı zamanda kendi emekleriyle yaşıyorlar… Benim çok dikkatimi çeken bir şey de İstanbul sokaklarından atla geçtiğimde, köpekleri daima sokağın ortasında uyur görmem olmuştur. Burada bir köpek bir insanın ya da atın önünden asla çekilmiyor, bunu bilen insanlar ve atlar mümkün olabildiğince köpeğin önünden çekiliyorlar… En sık kalabalıklar içinde bile onların taş kaldırımlar üzerinde kıpırdamadan uyudukları görülüyor…”4</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tanzimat sonrası “amiran” takımında oluşan Batı hayranlığı ve aşağılık kompleksi, sokaklardaki başıboş köpek manzaralarının Batılılar karşısında Türkiye’yi sakil duruma düşüreceği zehabına kapılmalarına yol açmış; neticesi de yukarıda özetlenen felaketleri tevlid etmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sultan III. Mustafa zamanında İstanbul’da bulunan Fransız Baron de Tott’un anıları da renkli satırlarla doludur: “Başkentte tüketilen buğday üzerine korkunç bir tekel uygulayan, fırıncılara buğdayı halktan daha ucuza veren hükümet, buğdayların belirli bir miktarını kumruların beslenmesi için ayırır. Kumru sürüleri Boğaz’ın iki yakasında üstü açık teknelerde taşınan buğdaya hücum ederler. Gemicilerin hiçbiri onların açgözlülüğünü önlemeye kalkışmaz. Hayvanlara sağlanan bu kolaylık, onların çok sayıda, korkusuzca, hatta gemicilerle haşır neşir olacak tarzda kursaklarını doldurmalarını sağlar… Türklerin kedileri koyun ciğeriyle beslemelerini de gezginler benim gibi hayranlıkla kutlamışlardır. Kendilerini bu işe adamış dindar kimseler temin ettikleri ciğeri kedilere dağıtırlar…”5</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Geçtiğimiz Şubat ayında sadece İstanbul’u değil tüm ülkeyi on gün boyunca ekranlara kilitleyen “kuyu” adlı yavru köpeğin, düştüğü derin ve dar kuyudan kurtarılma macerası ve insanımızın bu necatı; “son zamanların en mutluluk verici olayı” olarak tanımlaması, efsaneleşmiş hayvan sevgimizin galiba genetik olduğunu doğruluyor gibidir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İtalyan seyyah Edmondo de Amicis’in anlattıkları, özellikle, İstanbul’un sokak köpekleriyle tanışmasının fetihten sonra Sultan Fatih sayesinde gerçekleştiğini vurgulaması bu tezimizin en sağlam teyidlerinden olsa gerektir: “İstanbul, köpeği pek bol olan bir yerdir. Herkes gelir gelmez farkına varır bunun. Köpekler şehrin daha az kalabalık ama birincisinden daha az garip olmayan ikinci halkını meydana getirir. Türklerin köpekleri ne kadar sevip koruduğunu bütün dünya bilir. Bunu; Kuran’ın hayvanlara karşı olmasını da emrettiği merhamet hissiyle mi, yoksa köpeklerin de bazı kuşlar gibi uğurlu olduğunu sandıkları için mi yaptıklarını anlayamadım; belki Peygamber köpekleri sevdiği, belki de Fatih Sultan Mehmed’in Topkapı’da açılan gedikten arkasında bir sürü erkan-ı harp köpekle beraber, şehre muzaffer girmesi yüzündendir. Şu bir vakıadır ki bu hayvanları içten severler. Birçok Türk beslenmeleri için kabarık meblağlar vasiyet eder. Sultan Abdülmecid bunların hepsini Marmara’da bir adaya sürdüğü vakit halk sızlanıp mırıldanmış, köpekler geri dönünce de bayram etmiştir. hükümet hoşnutsuzluk oluşturmamak için bu hayvanları hep rahat bırakmıştır… İstanbul’daki bir sürü köpeğin hiçbirinin sahibi yoktur. Köpeklerin hepsi birden tasması, vazifesi, ismi, meskeni, kanunu olamayan büyük bir serseriler cumhuriyeti teşkil ederler…”6</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köpeklerin Âhı…</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Amicis’in sözünü ettiği Abdülmecid7 devrindeki köpek sürgünü başlı başına bir fenomen hadisedir. İstanbul tarihinde emsali görülmemiş bir vak’a olarak bahse konu sürgün ve akabindeki gelişmelerle ilgili Osmanlı arşivlerinde müstakil eser olacak çapta vesika mevcuttur. Bu sürgünün doğurduğu infial İstanbulluları nümayiş (miting) dahil her türlü sivil tepkiyi göstermeye sevk etmiş ve netice de alınmıştır. Köpeklerin sürgünden dönüşü bir şehrayine dönüştürülmüş, İstanbullular bu vuslatı günlerce kutlamışlardır. Bu olayın akabinde cereyan eden büyük Kırım harbi masum köpeklere reva görülen kötü muameleye bağlanmış, harp boyunca “zavallı köpeklerin ahı tuttu” sözü dillerden düşmemiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Buna benzer lakin hem daha acımasız hem geri dönüşsüz bir sürgün de İttihat ve Terakki döneminde gerçekleşmiştir. 1910 yılında yaşanan “Hayırsız Ada” vakası tam bir felaket ve İttihatçılar için yüz karası olmuştur. Yaklaşık 80 binden8 fazla sokak köpeği, üç ay boyunca sağdan soldan toplanarak vapurlarla Hayırsız Ada’ya taşınmış; mezkur idarenin estirdiği tedhiş havası sebebiyle halk, Abdülmecid devrindeki gibi ciddi bir tepki de gösterememiş; köpekler açlığa, susuzluğa ve sıcağa yani ölüme terk edilmiştir. Ulumalarının, iniltilerinin, şehrin sahil mahallerinden duyulduğu ve bir müddet sonra sıcaktan, açlıktan ve birbirlerini parçalayarak yemekten telef olan hayvanların acı ulumalarının kesildiği anlatılanlar arasındadır… Bu feci hadiseden iki yıl sonra patlayan meşum Balkan harbi ve felaketi de, ahali tarafından bu katliamın uğursuzluğu ve bedeli olarak kabul edilmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Tanzimat sonrası “amiran” takımında oluşan Batı hayranlığı ve aşağılık kompleksi, sokaklardaki başıboş köpek manzaralarının Batılılar karşısında Türkiye’yi sakil duruma düşüreceği zehabına kapılmalarına yol açmış; neticesi de yukarıda özetlenen felaketleri tevlid etmiştir. Fakat ahali henüz bu bozulmanın tesirlerinden beridir. Aslında her alanda kendini gösteren bürokrasi-halk çatışmasına şu köpek sürgünü hadisesi içinden çarpıcı bir örnek, bir anekdot daha nakletmek istiyorum.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “İttihad ve Terakki devrinde Aksaray Valide camii imamı Kamil efendi bir sabah namazından sonra mihrabda ‘mihrabiye’ okumaktadır. Tam da İttihad Terakki’nin belediye marifetiyle köpekleri itlaf ettiği günlerdir. Camiden içeriye bir köpek girer. İtlaftan kaçmaktadır. Doğruca imamın arkasına saklanır. Kamil efendi köpeği korur, zira ‘camiye giren emniyettedir.’ Ayetine riayet eder. Sonraları köpek hocadan ayrılmaz. Hocanın ömrünün sonlarına doğru gözleri görmez olur. Köpek onun gözü kulağı olur…” (Bu olayı; “bunu da şahidinden na bu kulaklarımla duydum” diyerek tevsik edip nakleden Ekrem Işın beye teşekkür borçluyuz).</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Avusturya İmparatoru II. Rudolf’un elçilik heyeti içinde İstanbul’a gelen Baron Wenceslaw Wratislaw da hayvanlara merhamet ve şefkat bahşetmede ecdadımızın cins, tür ayırmadığına dikkat çekmektedir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “…Türkler bu ayak satıcılarından aldıkları yiyecekleri köpekler arasında elden geldiğince eşitlikle dağıtırlar ve bu arada duvarlar üstünde bekleşen kedilerin de paylarını vermeyi unutmazlar. Çünkü dinsel buyrukların dışında kalan bazı boş şeylere tanrı buyruğu gibi değer veren bu insanlar böyle yapmakla; yani kedi köpek, balık, kuş ve tanrının başka canlı ve konuşamayan yarattıklarına yiyecek sadakası vermekle yüce tanrının gözüne gireceklerine inanırlar. Bu inançlarının sonucu olsa gerek yakalanmış kuşları öldürmeyi büyük günah sayarlar ve bunları çeşitli kurtuluş akçesi verir gibi satın alıp azad etmekle yüce tanrının hoşnutluğunu kazanmış olurlar. Balıklar için de sulara ekmek parçası atarlar…” “…Kent sokaklarında şişlere takılı et parçalarının da satıldığı ve bunların bazıları tarafından satım alınarak kümeler halinde uçuşan çaylaklara atıldığı da görülür. Biz de bu et parçalarını kapışmak üzere birbirlerinin üstlerinden uçup yuvarlanmalarını seyredip eğlenirdik.”9 Polonyalı seyyah Simon ise Türkiye seyahatine dair seyahat notlarında; kurtlar vs. gibi vahşi hayvanların kışın açlıktan telef olmamaları için dağlara yiyecek bırakma şartını havi vakıflar bulunduğunu belirtir.10</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuş Sarayları</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Umum mahlukatı evcil, vahşi ayırt etmeden merhamet dairesine alan bu devr-i kadim beyefendi ve hanımefendileri; sokak hayvanlarını sokaklarda, vahşi hayvanları kendi tabii ortamlarında, ev hayvanlarını da evlerinde koruma ve kollama altına almışlardır. Tab’an özgür fıtrata sahip hayvanları ev, barınak ya da kafes hapishanesine mahkum etmek akıllarına bile gelmemiştir. Kuşlar için özgürce ve emniyet içerisinde yavrulayıp barınabilmeleri için “kuş sarayı” denilen nadide, zarif yuvalar yapmışlardır. Genellikle cami ve külliye duvarlarının yüksek yerlerine kondurulan bu vakıf kuş evleri, mimari üsluplarıyla da birer şaheserdir. Ruh asaletinin de pratiğe akseden veçhesini de son derece ciddiye alan ve “kuş köşkü” tabirini hak edecek sanat formunu yakalayan estetik incelik bu babda son noktadır ve medeniyetimizin yüz akıdır (Esefle kaydedelim ki modern İstanbul’un nesebi gayrı sahih mimari aparatları; ‘site, avm, rezidans, tower(!), otel’ vs. gibi külliyelerinde (!) ise “kuş tuzakları” diyebileceğimiz çivili düzenekler sırıtmaktadır!). Minareleri, yüksek kenarlı kubbeleri, hilal biçimindeki alemleriyle birer selatin camiini andıran ve olağanüstü işçilikleriyle dikkat çeken bu yapıları büyük bir hayranlıkla gözlemleyen, Kanuni devrinde İstanbul’da bir müddet bulunmuş Avusturya Sefiri Busbecq’in, mektuplarında yer alan şu tespit her şeyi özetlemektedir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> “Türkiye’de her şey insanileşmiş, her katı yumuşamıştır; hayvanlar bile…”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ecdad mezarlarında da bu haslet mücessemdir; çünkü Müslüman kabri, vuhuş ve tuyurun rahatça su içebilmeleri için taşında minik havuzu bulunan mezardır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlılar Doğu’dan göç edip gelmeleri hasebiyle, leyleklere “hacı baba, hacı leylek” gibi isimler vermişlerdir. Göç yolları üzerindeki vilayetlerde bu hayvanların ihtiyaçlarını görmek üzere vakıflar kurmuşlardır. Bu sevimli göçmenlerin yuvaları, nasılsa yine gelip aynı yere konacaklar denilerek muhafaza edilmiş adeta dokunulmazlık kazanmıştır. Eyüb Sultan Camii külliyesinde, hastalık ya da sakatlık sebebiyle katarına katılamayan sakat leyleklere tedavi ve bakım hizmeti veren vakıf asırlarca bu hizmeti yürütmüştür. “…Kışın karda aç kalan kuşlara yem, yollarına devam edemeyen leyleklere ciğer ikram eden hayır sahipleri vardır.”11</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ahmet Haşim’in, Gurebahane-i Laklakan’ında bahsettiği, Bursa’daki Haffaflar (ayakkabıcılar) çarşısı meydanı da sayısız emsallerinden bir diğeridir: “Bursa’dai Haffafkar Çarşısı’nın ortasında bir meydan var. Bu meydan, malül bazı hayvanların darülacezesidir. Kanadı veya bacağı kırık leylekler, bunamış kargalar, kör veya sağır baykuşlar burada halkın sadakasıyla geçindirilirler. Haffaf esnafının aylıkla tuttuğu belki yüz yaşında; baktığı sakat leylekler kadar amelimanda (aciz) bir ihtiyar, toplanan sadaka parasıyla her gün işkembeler alır, temizler, parçalar ve insan merhametine sığınan bu zavallı kuşlara dağıtır.”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayrat’tan Hayvanata Bir Hayat</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İslam tarihinde sırf hayvanlar için vakıf tahsis eden ilk zatın Musul Atabeyi Nureddin Zengi olduğ bilinmektedir. Zengi; yaşlanmış, güçten düşmüş hayvanların zahmetsizce yayılmaları için; daimi olarak otlak kalmak üzere Şam’da geniş bir arazi vakfetmiştir.12</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ömer Nasuhi Bilmen; muhalled eseri Kamus’unda; “…Ehl-i İslam’ın kalplerindeki lütuf ve keremin, dikkat ve merhametin birer güzide timsali olmak üzere kervansaraylar, hastahaneler, Müslümanların defnedilmesi için hazireler, makbereler; zayıf hayvanların otlayıp beslenmeleri için meralar, çayırlar vakfettikleri”nden mufassal olarak bahsedir.13</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İ. Hakkı Konyalı merhum Üsküdar Tarihi isimli eserinin birinci cildinde; Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultan’ın Üsküdar Meydanı’nda Mimar Sinan’a yaptırdığı imaretindeki konaklayanların atları için de “her at başına bir yem sadakası” şart ettiğini bildirmektedir. Mihrimah Sultan Külliyesi’ni inşa eden büyük usta Sinan da, memleketi Ağırnas’da kurduğu vakfiyesine; “…Ve dahi Kayseriyye sancağında Ağırnas nam karyede rızaen-lillahi teala bina eylediği çeşmeyi vakfetti ve mezbur çeşmenin kurbünde tulen 260 zira ve arzan 160 zira arz-ı memlukesini vafketti. Ta ki çeşme-i mezbureye gelen hayvanat orada istirahat ideler…”14 şartını koymuştur.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ödemiş’in Nurselli köyünde bir hayırsever olan İbrahim A’nın leylekler için kurduğu vakıf da kurduğu hayrat teşebbüsünün sadece zengin şehir aristokrasisine mahsus bir ayrıcalık olmadığının bir delilidir. 1889 yılında Ödemiş’te kurulmuş olan “Mürselli Hacı İbrahim Ağa Vakfı” çevredeki leyleklerin beslenmesi için vakıf bütçesinden senede 100 kuruş tahsis edilmesini şart koşmuştur: “…ve yine Yeni Câmi-i Şerif-i mezkurda mücavir kalan leyleklerin eklleri (yemeleri) içün senevi 100 guruş virile…”15</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hirreye Fart-ı Mahabbet</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Prof. İsmet Sungur bey “Yedikule surlarında kimsesiz hayvanlara yiyecek verdiğimiz sırada yoldan geçen bir ihtiyar, çocukluğunda Hacı Evhad’ın Yedikule’de vakfettiği Mimar Sinan eseri camide, vakfiyesi uyarınca kedilere her gün kırk takım ciğer dağıtıldığını bize anlatmıştı. Muhammet Vamık Şükrü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi kütüphanesinde mahfuz bulunan yazıyla sekiz ciltlik el yazması ‘Evkaf-ı Ümem Tarihi’ adlı eserinde şu bilgiyi vermektedir: ‘Hayrat-ı vakfiyenin enva-ı garibesi de vardır. Mesela İstanbul’da Koca Mustafa Paşa’da Şeyh Evhad Tekkesi’ne; şuradan buradan atılmış, bırakılmış kediler için Hureyre-perver (kedi sever) bir sahib-i merhamet günde iki sırık ciğer vakfetmiştir.’…”16 bilgisini vermektedir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İstanbul’un çocuk ve hayvan dostu büyük hayırsever hanımlarından Mısırlı Prenses Zeyneb Hanımefendi (Sadrazam Yusuf Kamil Paşa’nın eş, Üsküdar’da adıyla anılan büyük çocuk hastanesinin baniyesi Zeynep Kamil); “…Bir gün Aksaray civarında sokaktan geçerken bir evin önünde bir sürü kedi görür, bunun ne olduğunu sorar; mahalleli:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “Efendim, bu evde Emine hanım diye fakir bir kadın oturur, kedi sevdiği için ‘kedici Emine hanım’ derler. Bu hayvanlara bakar. Onlar da evinden etrafından ayrılmazlar.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  ‘Bari kadıncağızın kedileri doyuracak parası var mı?’</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  ‘Yoktur. Kendisi kıt kanaat geçinir. Fakat kasaplara, salhaneye gider, öteberi toplar, hayvanlara bakar…’</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Zeyneb Hanım kahyasına emreder. Kadına ayda 15 altın tahsis ettirir ve vakıfnamesine de koydurur. Bugün ‘Kedici Emine hanım’ verasesi hala Mısır’ın Zeyneb Hanım vakfından bu parayı alırlar.”17</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sokullu Mehmed Paşa’nın 1574 yılında kurduğu vakfı, özellikle gaziler için at yetiştirilmesini şart koşmasıyla ünlüdür. İstanbul, Anadolu ve Rumeli’de, vakfına ait akar mahiyetindeki çiftliklerde iyi cins savaş atları yetiştirilmesi ve Paşa’nın bu konuyu vakıf hizmeti şeklinde ebedileştirmesi hayranlık uyandırıcıdır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İstanbul merhamet, zarafet şehridir. Eskiler “Şerefü’l mekan bi’l mekin” (Mekanın şerefi orada oturandan kaynaklanır) demişler… Elbette İstanbul’a bu vasıfları kazandıran sakinleridir, İstanbullularıdır. İstanbul efendisi denilen ve artık nesli neredeyse tükenmiş bulunan bu insanların hayvanlarla kurdukları bağ görülmeye, bilinmeye değer şeylerdendir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Bayezid Kütüphane-i Umumisi’nin Osmanlı bakiyyesi son müdür İsmail Saib Sencer merhum da bu neslin numune-i imtisallerindendir. Büyük ve şahsiyetli bir alim kişi olmanın yanı sıra tek başına bir “kedi vakfı” olmakla da maruftur. Şapka inkılabı üzerine vefatı üzerine vefatına kadar hayatını kütüphaneye hapseden ve kendini kitaplara ve kedilere adayan bu son Osmanlı efendisinin vefatı üzerine İbnü’l Emin merhumun kaleme aldığı yazı bir şaheserdir: “…Kedilere gösterdiği merhamet ve şefkat şayan-ı hayret idi. Hukuk-ı kadime münasebetiyle yemeğe davet ettiğim zamanlar müşkil mevkide kalırdı. Benim davetimi reddetmekten sakınırdı. Davetime icabet ederse, kedilere bakmazlar, yemeklerini zamanında vermezler de rahatlarını bozarlar diye endişeye düşerdi. Birkaç defa ramazanda iftar vakti evin kapısına kadar geldiği halde o endişeyle geri döndüğünü muahhıran kendi söylerdi… ‘Sizin meslekiniz kedilere mahsus darü’l acezedir’ derdim… Hizmetinde bulunanlar, maaşının yarısını bu kedilerin boğazına sarfettiğini söylerlerdi…</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Aşıka ta’n etmek olmaz, müpteladır neylesün</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ademe mihr ü mahabbet bir beladır neylesün” beytini</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Saib’e söylenmek olmaz müpteladır neylesün</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hirreye fart-ı mahabbet bir beladır neylesün”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">şekline koyarak okurdum, gülerdi; bir yandan da kemal-i mahabbetle kedileri okşardı. Kedilere bu kadar merhametli olan bir ademin, insanlara ne kadar rahim olacağını düşünmeli…”18</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vuhuş ve Tuyur</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sultan Ahmed Camii’nin banii; Peygamber aşığıİ şair Sultan I. Ahmed’in, birçok vasfına ilaveten sahipsiz hayvanlara karşı merhameti de meşhurdur. Zavallı “vuhuş ve tuyurun” karda kışta aç kalma ihtimalinin huzurunu kaçırdığı bilinen bu gönlü geniş lakin ömrü dar padişah; 1603 yılında, on dört yaşında tahta çıkar çıkmaz, hizmet alanı çok geniş bir vakıf kurmuştur. Vakfiyesindeki hizmet şartlarından biri de çöpe atılan sofra artıklarının, bu iş için istihdam edilecek elemanlar tarafından toplanıp, evcil olmayan hayvanlara ve kuşlara mahallerinde ikram edilmesidir. Böylece, ziyan olup gidecek nimet hayırda değerlendirilmiş olacaktır. Genç Padişah hem israfı önlemeyi hem müsrifleri vebalden kurtarmayı hem de masum hayvanların açlıktan telef olmamalarını yani üç hayrı bir arada düşünmüş olmalıdır. Vakfiyesindeki ilgili kısmın orijinali şöyledir: “…Taamdan baki kalanı yabana atmaya. Vuhuşa (her türlü sokak ve yaban hayvanı) ve tuyura (kuşlara) vermek için kimseler tayin oluna, anlara yevmi… akçe verile…”19</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köpeklere Her Gün Taze Ekmek</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “El Hac” lakabıyla da anılan Mustafa oğlu Hacı Mustafa Peygamber Efendimizin soyundan gelen bir Seyyid’dir. 1778 yılında kurduğu vakıf, özellikle sokak köpeklerine her gün ekmek dağıtılmasını şart koşmaktadır. Ayrıca Rumeli hisarında Kur’an-ı Kerim talim edilen Taş Mektep adıyla maruf medresenin senelik kömür ihtiyacı da vakfın hizmetleri arasındadır: “…ve yine hisar-ı mezkurda külle yevmin otuzar akçalık nan-i aziz (ekmek) iştira olunup (satın alınıp) kullaba (köpeklere) eklettirile ve Rumeli hisarında deryaya karşı vaki Taş Mektep’de teallüm-ü Kur’an eden sıbyanan (çocuklar) için beher sene üç bin akçe kömür bahası verile…”20</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bahadır Gaziler İçin Savaş Atı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlı İmparatorluğu’nun zirve döneminin büyük sadrazamı Boşnak asıllı Sokullu Mehmed Paşa, üç padişaha vezir-i azamlık yapmış ve uzun hizmet yıllarında Osmanlı memalikine birçok abide eser kazandırmıştır. Bugünkü sınırlarımız dahilinden bir misal vermek gerekirse Edirne’den Hatay’a kadar uzanan bir hat boyunca beş büyük külliyesi mevcuttur. İstanbul’un Kadırga semtinde bulunan külliyesi Mimar Sinan’ın en ünlü eserleri arasında sayılmaktadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sokullu Mehmed Paşa’nın 1574 yılında kurduğu vakfı, özellikle gaziler için at yetiştirilmesini şart koşmasıyla ünlüdür. İstanbul, Anadolu ve Rumeli’de, vakfına ait akar mahiyetindeki çiftliklerde iyi cins savaş atları yetiştirilmesi ve Paşa’nın bu konuyu vakıf hizmeti şeklinde ebedileştirmesi hayranlık uyandırıcıdır: “…ve vâkıf-ı müşarünileyh hazretleri şart ettiler ki sabıkan zikrolub fi-sebilillah vakf olunan yundlardan (at sürüleri) hasıl olan atları gurat-ı merih-i guzat-ı müslimin ve kühat-ı ala simat-ı mücahidinden her hangi gazinin atı olmayub küffar-ı bed-tebara gaza etmek için at isteye; re’y-i hakim ve mütevelli ile ol gaziye bir yarar at verile…”21</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güvercinhane</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Hayvan dostu vakıflarımızdan biri de 1707’de kurulmuş olan “Mehmed Bey Vakfı”dır. Mehmed bey; vakfının hizmet şartlarından olarak, vakıf akarı çiftlikte bir güvercinhane yapılmasını ve burada güvercinlerin tüm ihtiyaçlarının karşılanmasını şart koşmuştur: “…Mülkü mevrusum olan çiftliğin dahilinde vaki fevkani iki bab odayı ve sair buyut-i müteferrikayı ve iki yan sofalarını ve bir çardağı ve bir kayyım kıt’a anbarları ve iki fürun ve bir güğercinhane (güvercinhane) ve bi’r-i ma’ ve eşcar-ı müsmire ve gayr-ı müsmireyi şart koştum…”22</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öküzler İçin Tahıl, İpek Böcekleri İçin Dut Yaprağı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Hüseyin oğlu Ali Paşa tarafından 1565 yılında kurulan “Ali Paşa Vakfı” özellikle tarımda kullanılan hayvanlar için “yulaf ve burçak” gibi tahıl tahsisi ve ipek böceği üretimi ve bunlar için dut yaprağı teminine matuf şartıyla hayli ilginç görünmektedir. Vakfın, Çatalca’ya bağlı bazı köylerde akarat mahiyetindeki çiftliklerinden elde edilen gelirin üçte ikisi vakfa kalacak, üçte biri de çiftliğin işletilmesi mukabilinde 1/3 oranında hissedar kılınan ortaklar arasında paylaştırılacaktır. Bu yönüyle de enteresan olan vakfın vakfiyesinde mündemiç şartlardan anladığımız kadarıyla Ali Paşa Vakfı’nın asıl amacı, üretim ve istihdama yani ekonomiye fi-sebilillah destek olmaktır. Başat istihsal kalemi olarak ipek böcekçiliği seçilmiştir ve vakıf bu alanda uzmanlaşmıştır. İlgili şart vakfiyede şöyle geçer: “Mumaileyh vâkıf; Çatalca kazasının Semen, Tatarlar ve Dündarlar ve Makrihor karyelerindeki mezralarda ekilmek üzre vakfın anbarından ortakların kifayet miktarı mütenevvi hububat almalarını şart eyledi. Şol şart ile ki mezbur mezralarda kain sığırlarla hububatı ekecekler… Hasad zemani geldiği vakit orakcılar tutulacak ve ücretlerinin üçte ikisi vakıf canibinden üçte biri de ortaklar tarafından verilecek; ortaklar biçilen ekinleri harman yerine getirüb temizledikten sonra ve mutad olan resim (vergi) çıkarıldıktan sonra üçte ikisi vakfa ve üçte biri ortaklara aid olmak üzre ortaklarla vakıf arasında taksim olunacak. Alefden ve burçak namile maruf şeyden şeriklere bir habbe verilmeyecek; belki sığırlar içün vakıf canibinde hıfz olunacaktır… ve ipek böceği zemanı geldiği vakit vakfın parası ile böcek tohumu alınarak ipek olasıya kadar böcekler içün gılmanın her gün dut yaprağı getirmelerini… şart kıldı.”23</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyiliğin Rol Modelleri</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlı Devleti’nde klasik devirde kadıların, Tanzimat sonrası ise Şer’iyye ve Evkaf Nezareti’nin kontrolünde olan vakıf müesseseleri Cumhuriyet’in ilanından sonra, 5 Haziran 1935’te çıkan bir kanunla kurulan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğuna bağlanmıştır ve bu kurum el’an tarihten devraldığı 26.798 vakfiyenin muazzam maddi manevi zenginliği ve mesuliyetini bünyesinde barındırmaktadır. Hayranlıkla ve zevkle okuyup künhüne vakıf olmaya çalıştığımız vakıflarımızın her birinin, bizim burada çok cüzi örneklemelerle başlıklandırdığımız “hayvanlara dair hizmetleri”, onların hizmet çeşitliliğinin sadece bir tarafını hikâye etmektedir. Yoksa sadece bir vakfın muhtevası ve hizmet çeşitliliği müstakil bir kitap hacmindedir. Bu itibarla İstanbul’da kurulmuş, İstanbul Şer’iyye mahkemelerinde tescil edilmiş 9748 vakfiyenin büyük kısmı “vuhuş-tuyur; böcü-börtü” tabit olunan hayvanatı, ilgi alanının haricinde tutmamıştır. Ecdadtan mevrus takribi otuz bin vakfa dair hem fiziki hem ilmi çalışmalar şükür ki hızla devam etmektedir. Yani bizleri hayrette bırakacak yeni eserler yeni bilgiler yolda demektedir…</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ez cümle; atalarımız, sevgi ve şefkat halesi içinde; kendinden başkasını yok saymayışın, yüce bir amaca adanmışlığın olgunlaştırdığı bir dünya kurarak “var olmuşlar; el’hak varlık âlemine de bir anlam ve değer katmışlardır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Mutluluğun, kırık bir kalbi tamir etmek, kırık bir kanadı sarmak olduğunu bize öğreten “üsve-i hasene” varisi bu insanlar bizim için tek kelimeyle “iyiliğin rol modelleri”dirler.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">________________________________________</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Fatih Can, "VUHUŞ VE TUYUR"A ADANAN İSTANBUL VAKIFLARI, (2017), 1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi, S. 27, s.62-72</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[1] Ali Himmet Berki; “Vakıfların Hukuk ve Tarih Bakımından Kıymeti”; Vakıflar Dergisi; s.VI; 1965</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[2] Turan Yazgan; Görüşler; İstanbul 1977</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[3] Hans Dernschwam; İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü, ç.; Yaşar Önen; 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[4] Helmuth von Moltke; Türkiye’deki Durum ve Olaylar Üzerine Mektuplar; ç. Hayrullah Örs; İş Bankası Kültür y.; İstanbul 1960</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[5] Baron de Tott; Memoires sur les Turcs et LesTartares; ç. Mehmet R. Uzmen; Türkler ve Tatarlara Ait Hatıralar; Tercüman 1001 Temel Eser; İstanbul.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[6] Edmondo de Amicis; Constantinopoli; İstanbul; ç. Beynun Akyavaş; Ankara</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[7] Amicis 1874’te İstanbul’a geldi. Bahsettiği sürgünün bizatihi şahidi değil. Muhtemelen halk arasında dolaşan rivayete göre yazmış. Daha güçlü rivayet, II. Mahmud devrine ait fakat basında yer alan haber ve bilgilerin halkı galeyana getirmesi üzerine sürgün gerçekleşmedi diyen sağlam kaynaklar var. 1870’de Sultan Abdülaziz devrinde de buna benzer gelişmeler var lakin yine itlaf ve sürgün tam yapılamamış.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[8] 1910 sürgünü için 80 bin köpek rakamı kaynaklarda var ki bu güçlü ihtimal. Fakat itlaf ve sürgünü yapan devrin belediye başkanı Cemil Topuzlu, hatıratında 30 bin rakamını zikrediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[9] Baron Wratislaw’ın Anıları; XVI. Yüzyıl Osmanlı İmparatorluğundan Çizgiler; AD y. 1996</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[10] Veysel Akpınar; Batı ve Biz; İstanbul 1977</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[11] İ. Hakkı Konyalı; Üsküdar Tarihi; c.1</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[12] Abdurrahman Azzam; Ebed, Risalet; ç. H.H. Erdem; İstanbul 1962</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[13] Ömer Nasuhi Bilmen; Hukuk-ı İslamiyye ve Istalahat-ı Fıkhiyye Kamusu; c.4</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[14] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[15] Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[16] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[17] Hilmi Yücebaş; Ulunay, Hayatı-Hatıraları-Eserleri; İstanbul 1970</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[18] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[19] Sultan I. Ahmed Vakfı Vakfiyesi’nden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[20] El hac, es Seyyid Hacı Mustafa Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[21] Mehmed Paşa bin Sinan Bey, Sadrazam, Sokullu, Şehid, Tavil, İbrahim Hanzade Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[22] Mehmed Bey bin İbrahim Bey Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[23] Ali Paşa bin Hüseyin, Cedid, Semiz, Gedik Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“VUHUŞ VE TUYUR”A ADANAN İSTANBUL VAKIFLARI</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Türkiye’de her şey insanileşmiş, her katı yumuşamıştır, hayvanlar bile…”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">G. de Busbecg</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Medeniyetimizin şefkat ve merhamet boyutunun müşahhas ve mücessem abideleri olarak vakıf-hayrat müesseselerimiz, nev’i şahsına münhasır ve hâlâ aşılamamış; hem İslam hukukunun hem tarih hem sanat tarihimizin ilgi alanına giren yönleri ve derinlikli süreç ve katmanları ile son derece zevkli ve mühim bir mevzudur. Ecdadın hayvan sevgisi ve bu muhabbetin neşet ettiği ilahi kaynağın onu sevk ettiği pratiğin serencamını bu yazıda vakıf müessesesi çerçevesinde ele alıyoruz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyiliğin Tadı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Yunus Emre’nin; “Yaradılmışları severiz/Yaradandan ötürü” dizesiyle dört kelimede noktasını koyduğu “Allah rızası mefhumu mucibince cemadat, nebatat, hayvanat ve insanata karşı derin mesuliyet duygusu ve saf fıtrarın merkezi olan vicdanın tahriki neticesi oluşan “infak” duygusu her türlü su-i zandan beridir. Fi’l hakika; Ademoğlu, egosunun hapishanesinde hayvani tarafıyla bir varlıkken; daimi olarak nefsini şart koştuğu “menfaat vakfiyesi”ne, tamamen Yaradan hürmetine ve hür iradesiyle ötekini de kaydettiği an insanlık dairesine dâhil olabilir. Bu meyanda sarf edilen “Annelik hayvani bir duygudur (içgüdüyle ilgili). İnsani olan ötekine yapılan anneliktir” aforizmasına katılmamak mümkün değildir. Öteki dediğimiz ki içine tüm varlık âleminin sakinleri olan mahlûkatı alır; işte bunların maddi manevi kurtuluşunu, huzurunu, afiyetini hedefleyen merhamet, şefkat ve diğergâmlık hassalarının ete kemiğe bürünmüş, kurumsallaşmış tezahüründen ibaret bir müessese ve onun etrafında teşekkül eden derin bir kültürden bahsediyoruz. Öyle bir kültür ki; asırlarca sosyal dokumuzu yara almadan devam ettirmiş, bütün canlılar için güvenli bir atmosfer oluşturmuştur. Böylelikle iyiliğin tadı herkese, her şey tattırılmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vakıf Cenneti</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlılar elinde bu medeniyet, maddesiyle manasıyla zirveye çıkmıştır. O kadar ki; padişahlardan tutun; onların anneleri, eşleri, kızları, erkek çocukları, gelinleri; sadrazamlardan tutun; vezirler, paşalar, şeyhülislamlar, müderrisler ve diğer devlet memurları; zenginlerden tutun, mütevazı gelire sahip sıradan insanlara kadar, kadını erkeği bu hayırda yarışmışlar; akla hayale gelmedik hizmet çeşitliliğine sahip birbirinden ilginç vakıflar kurmuşlardır. Ali Himmet Berki’nin ifadesiyle; “Bu müessesenin İslam toplumlarında ve özellikle tarihimizde kazandığı şahsiyeti, yaygınlığı ayniyle başka hiçbir toplumda görmek bulmak mümkün değildir.”1 Ve yine; “Osmanlı döneminde vakıfların çok daha büyük gelişme gösterdiği; toplumun eğitim, sağlık, bayındırlık, şehircilik ve beledi, askeri, dini; hayvanların korunması, sosyal güvenlik gibi temel ihtiyaçların ötesinde son derece ayrıntılara dönük olanlara bile yönelinmiş; 16. asır Osmanlı toplumunu Batılılar ‘Vakıf cenneti’ tabirini kullanarak tavsif etmişlerdir.”2</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her Yaş Ciğeri Olana</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Türklerin ferdi ve içtimai hayatlarında hiçbir düşünce ve davranış kalıbı yoktur ki müessir olarak arkasında bir ayet, bir hadis ya da “kelam-ı kibar” denilen veli, alim sözü bulunmasın. Tabiatımızı, şahsiyetimizi büyük ölçüde bu ana kaynaklar mayalamıştır. Türk İslam tarihi, arka plan okumaları yapılarak yeniden değerlendirildiğinde tarihi ve medeni kimliğimizin alameti farikaları olan kurumlar, refleksler, tarzlar, yönelişler, düşünce mekaniği; hasılı Türkün kendiyle; eşya ile ve tabiatla kurduğu ilişkiler bütünü farkında ya da bilincinde olunsun olunmasın yukarıda zikrettiğim üç temel kaynakla doğrudan ilişkilidir. Bu ana paradigmanın kendine has bir alt başlığı da “hayvanat” ile “hayrat” ruhu üzerinden kurduğumuz sıkı ve sıcak bağlarla ilgilidir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Alman seyyah Hans Dernschwam’ın 1542’de (Kanuni devri) İstanbul’da şahit olduğu şu hadise hassasiyetin boyutlarını göstermesi açısından calib-i dikkattir. “Sadâret Kaymakamı Koca Mehmed Paşa, aşhanenin önünden geçerken odun yüklü güzel bir atın beklediğini görmüş ve atın sahibinin de aynı aşhanede karnını doyurmakla meşgul olduğunu öğrenmişti. Paşa bu vaziyete oldukça sinirlenerek, odunları atın sırtından indirmekle kalmayıp sahibini de cezalandırarak odunları onun üzerine yükletmişti. Odunları, at için aldırdığı bir akçelik kuru otu at yiyene kadar sahibinin üzerinde bekletmişti.”3</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Konstantinopolis’de Köpeklere Yer Yoktu…</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Alman seyyahın aktardığı anekdot, elbette masum hayvanların haklarını tespit, taknin ve tatbik etmede ulaşılan seviye ve anlayışa iyi bir örnektir. Filhakika bu hassasiyet nass ve nebevi buyruklardan neşet etmekle birlikte sadece müeyyide korkusundan kaynaklanmamaktadır. Asıl olan ecdadın hayvanlara karşı olan sevgisi; şefkat ve merhametidir. Bu görüşümüzün sayısız delilleri arasından birkaçını; bize ait kaynaklardan ziyade şu fart-ı muhabbete bir türlü anlam veremeyen, kendi dünyalarında yabancısı oldukları bir duygu ve durumu hayretle müşahede edip hararetle kaydeden ecnebi kalemlerden nakledelim.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Mesela, 1835-1839 yılları arasında Osmanlı’da askeri muallim olarak vazife yapan Prusyalı Feldmareşal Kont Moltke’nin gözlemleri hayli ilginçtir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “Türkler hayırseverliklerini hayvanlara karşı bile gösterirler. Üsküdar’da bir kedi hastanesi, Bayezid camiinin avlusunda da güvercinler için bir bakım yeri vardır. Bunlar herhangi bir vakada bilmem hangi haberi Peygamber’in kulağına fısıldamış olan belli bir güvercinin torunlarıdır… Kanatlarını çırpmaları, keyifli keyifli gurultuları ve alacalı kargaşalıkları dille anlatılamaz. Şahsi emniyetlerine güvenleri yüzünden, bu beleşçiler insanın yolundan bile çekilmiyorlar. Bunlar gibi limandaki martılar da insanın kürekle vurup öldürebileceği kadar tasasız ve yüzsüz… Evlerde asla köpek bulunmuyor; fakat sokaklarda bu sahipsiz hayvanlardan binlercesi fırıncıların, kasapların sadakalarıyla ve aynı zamanda kendi emekleriyle yaşıyorlar… Benim çok dikkatimi çeken bir şey de İstanbul sokaklarından atla geçtiğimde, köpekleri daima sokağın ortasında uyur görmem olmuştur. Burada bir köpek bir insanın ya da atın önünden asla çekilmiyor, bunu bilen insanlar ve atlar mümkün olabildiğince köpeğin önünden çekiliyorlar… En sık kalabalıklar içinde bile onların taş kaldırımlar üzerinde kıpırdamadan uyudukları görülüyor…”4</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tanzimat sonrası “amiran” takımında oluşan Batı hayranlığı ve aşağılık kompleksi, sokaklardaki başıboş köpek manzaralarının Batılılar karşısında Türkiye’yi sakil duruma düşüreceği zehabına kapılmalarına yol açmış; neticesi de yukarıda özetlenen felaketleri tevlid etmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sultan III. Mustafa zamanında İstanbul’da bulunan Fransız Baron de Tott’un anıları da renkli satırlarla doludur: “Başkentte tüketilen buğday üzerine korkunç bir tekel uygulayan, fırıncılara buğdayı halktan daha ucuza veren hükümet, buğdayların belirli bir miktarını kumruların beslenmesi için ayırır. Kumru sürüleri Boğaz’ın iki yakasında üstü açık teknelerde taşınan buğdaya hücum ederler. Gemicilerin hiçbiri onların açgözlülüğünü önlemeye kalkışmaz. Hayvanlara sağlanan bu kolaylık, onların çok sayıda, korkusuzca, hatta gemicilerle haşır neşir olacak tarzda kursaklarını doldurmalarını sağlar… Türklerin kedileri koyun ciğeriyle beslemelerini de gezginler benim gibi hayranlıkla kutlamışlardır. Kendilerini bu işe adamış dindar kimseler temin ettikleri ciğeri kedilere dağıtırlar…”5</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Geçtiğimiz Şubat ayında sadece İstanbul’u değil tüm ülkeyi on gün boyunca ekranlara kilitleyen “kuyu” adlı yavru köpeğin, düştüğü derin ve dar kuyudan kurtarılma macerası ve insanımızın bu necatı; “son zamanların en mutluluk verici olayı” olarak tanımlaması, efsaneleşmiş hayvan sevgimizin galiba genetik olduğunu doğruluyor gibidir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İtalyan seyyah Edmondo de Amicis’in anlattıkları, özellikle, İstanbul’un sokak köpekleriyle tanışmasının fetihten sonra Sultan Fatih sayesinde gerçekleştiğini vurgulaması bu tezimizin en sağlam teyidlerinden olsa gerektir: “İstanbul, köpeği pek bol olan bir yerdir. Herkes gelir gelmez farkına varır bunun. Köpekler şehrin daha az kalabalık ama birincisinden daha az garip olmayan ikinci halkını meydana getirir. Türklerin köpekleri ne kadar sevip koruduğunu bütün dünya bilir. Bunu; Kuran’ın hayvanlara karşı olmasını da emrettiği merhamet hissiyle mi, yoksa köpeklerin de bazı kuşlar gibi uğurlu olduğunu sandıkları için mi yaptıklarını anlayamadım; belki Peygamber köpekleri sevdiği, belki de Fatih Sultan Mehmed’in Topkapı’da açılan gedikten arkasında bir sürü erkan-ı harp köpekle beraber, şehre muzaffer girmesi yüzündendir. Şu bir vakıadır ki bu hayvanları içten severler. Birçok Türk beslenmeleri için kabarık meblağlar vasiyet eder. Sultan Abdülmecid bunların hepsini Marmara’da bir adaya sürdüğü vakit halk sızlanıp mırıldanmış, köpekler geri dönünce de bayram etmiştir. hükümet hoşnutsuzluk oluşturmamak için bu hayvanları hep rahat bırakmıştır… İstanbul’daki bir sürü köpeğin hiçbirinin sahibi yoktur. Köpeklerin hepsi birden tasması, vazifesi, ismi, meskeni, kanunu olamayan büyük bir serseriler cumhuriyeti teşkil ederler…”6</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köpeklerin Âhı…</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Amicis’in sözünü ettiği Abdülmecid7 devrindeki köpek sürgünü başlı başına bir fenomen hadisedir. İstanbul tarihinde emsali görülmemiş bir vak’a olarak bahse konu sürgün ve akabindeki gelişmelerle ilgili Osmanlı arşivlerinde müstakil eser olacak çapta vesika mevcuttur. Bu sürgünün doğurduğu infial İstanbulluları nümayiş (miting) dahil her türlü sivil tepkiyi göstermeye sevk etmiş ve netice de alınmıştır. Köpeklerin sürgünden dönüşü bir şehrayine dönüştürülmüş, İstanbullular bu vuslatı günlerce kutlamışlardır. Bu olayın akabinde cereyan eden büyük Kırım harbi masum köpeklere reva görülen kötü muameleye bağlanmış, harp boyunca “zavallı köpeklerin ahı tuttu” sözü dillerden düşmemiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Buna benzer lakin hem daha acımasız hem geri dönüşsüz bir sürgün de İttihat ve Terakki döneminde gerçekleşmiştir. 1910 yılında yaşanan “Hayırsız Ada” vakası tam bir felaket ve İttihatçılar için yüz karası olmuştur. Yaklaşık 80 binden8 fazla sokak köpeği, üç ay boyunca sağdan soldan toplanarak vapurlarla Hayırsız Ada’ya taşınmış; mezkur idarenin estirdiği tedhiş havası sebebiyle halk, Abdülmecid devrindeki gibi ciddi bir tepki de gösterememiş; köpekler açlığa, susuzluğa ve sıcağa yani ölüme terk edilmiştir. Ulumalarının, iniltilerinin, şehrin sahil mahallerinden duyulduğu ve bir müddet sonra sıcaktan, açlıktan ve birbirlerini parçalayarak yemekten telef olan hayvanların acı ulumalarının kesildiği anlatılanlar arasındadır… Bu feci hadiseden iki yıl sonra patlayan meşum Balkan harbi ve felaketi de, ahali tarafından bu katliamın uğursuzluğu ve bedeli olarak kabul edilmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Tanzimat sonrası “amiran” takımında oluşan Batı hayranlığı ve aşağılık kompleksi, sokaklardaki başıboş köpek manzaralarının Batılılar karşısında Türkiye’yi sakil duruma düşüreceği zehabına kapılmalarına yol açmış; neticesi de yukarıda özetlenen felaketleri tevlid etmiştir. Fakat ahali henüz bu bozulmanın tesirlerinden beridir. Aslında her alanda kendini gösteren bürokrasi-halk çatışmasına şu köpek sürgünü hadisesi içinden çarpıcı bir örnek, bir anekdot daha nakletmek istiyorum.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “İttihad ve Terakki devrinde Aksaray Valide camii imamı Kamil efendi bir sabah namazından sonra mihrabda ‘mihrabiye’ okumaktadır. Tam da İttihad Terakki’nin belediye marifetiyle köpekleri itlaf ettiği günlerdir. Camiden içeriye bir köpek girer. İtlaftan kaçmaktadır. Doğruca imamın arkasına saklanır. Kamil efendi köpeği korur, zira ‘camiye giren emniyettedir.’ Ayetine riayet eder. Sonraları köpek hocadan ayrılmaz. Hocanın ömrünün sonlarına doğru gözleri görmez olur. Köpek onun gözü kulağı olur…” (Bu olayı; “bunu da şahidinden na bu kulaklarımla duydum” diyerek tevsik edip nakleden Ekrem Işın beye teşekkür borçluyuz).</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Avusturya İmparatoru II. Rudolf’un elçilik heyeti içinde İstanbul’a gelen Baron Wenceslaw Wratislaw da hayvanlara merhamet ve şefkat bahşetmede ecdadımızın cins, tür ayırmadığına dikkat çekmektedir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “…Türkler bu ayak satıcılarından aldıkları yiyecekleri köpekler arasında elden geldiğince eşitlikle dağıtırlar ve bu arada duvarlar üstünde bekleşen kedilerin de paylarını vermeyi unutmazlar. Çünkü dinsel buyrukların dışında kalan bazı boş şeylere tanrı buyruğu gibi değer veren bu insanlar böyle yapmakla; yani kedi köpek, balık, kuş ve tanrının başka canlı ve konuşamayan yarattıklarına yiyecek sadakası vermekle yüce tanrının gözüne gireceklerine inanırlar. Bu inançlarının sonucu olsa gerek yakalanmış kuşları öldürmeyi büyük günah sayarlar ve bunları çeşitli kurtuluş akçesi verir gibi satın alıp azad etmekle yüce tanrının hoşnutluğunu kazanmış olurlar. Balıklar için de sulara ekmek parçası atarlar…” “…Kent sokaklarında şişlere takılı et parçalarının da satıldığı ve bunların bazıları tarafından satım alınarak kümeler halinde uçuşan çaylaklara atıldığı da görülür. Biz de bu et parçalarını kapışmak üzere birbirlerinin üstlerinden uçup yuvarlanmalarını seyredip eğlenirdik.”9 Polonyalı seyyah Simon ise Türkiye seyahatine dair seyahat notlarında; kurtlar vs. gibi vahşi hayvanların kışın açlıktan telef olmamaları için dağlara yiyecek bırakma şartını havi vakıflar bulunduğunu belirtir.10</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuş Sarayları</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Umum mahlukatı evcil, vahşi ayırt etmeden merhamet dairesine alan bu devr-i kadim beyefendi ve hanımefendileri; sokak hayvanlarını sokaklarda, vahşi hayvanları kendi tabii ortamlarında, ev hayvanlarını da evlerinde koruma ve kollama altına almışlardır. Tab’an özgür fıtrata sahip hayvanları ev, barınak ya da kafes hapishanesine mahkum etmek akıllarına bile gelmemiştir. Kuşlar için özgürce ve emniyet içerisinde yavrulayıp barınabilmeleri için “kuş sarayı” denilen nadide, zarif yuvalar yapmışlardır. Genellikle cami ve külliye duvarlarının yüksek yerlerine kondurulan bu vakıf kuş evleri, mimari üsluplarıyla da birer şaheserdir. Ruh asaletinin de pratiğe akseden veçhesini de son derece ciddiye alan ve “kuş köşkü” tabirini hak edecek sanat formunu yakalayan estetik incelik bu babda son noktadır ve medeniyetimizin yüz akıdır (Esefle kaydedelim ki modern İstanbul’un nesebi gayrı sahih mimari aparatları; ‘site, avm, rezidans, tower(!), otel’ vs. gibi külliyelerinde (!) ise “kuş tuzakları” diyebileceğimiz çivili düzenekler sırıtmaktadır!). Minareleri, yüksek kenarlı kubbeleri, hilal biçimindeki alemleriyle birer selatin camiini andıran ve olağanüstü işçilikleriyle dikkat çeken bu yapıları büyük bir hayranlıkla gözlemleyen, Kanuni devrinde İstanbul’da bir müddet bulunmuş Avusturya Sefiri Busbecq’in, mektuplarında yer alan şu tespit her şeyi özetlemektedir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> “Türkiye’de her şey insanileşmiş, her katı yumuşamıştır; hayvanlar bile…”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ecdad mezarlarında da bu haslet mücessemdir; çünkü Müslüman kabri, vuhuş ve tuyurun rahatça su içebilmeleri için taşında minik havuzu bulunan mezardır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlılar Doğu’dan göç edip gelmeleri hasebiyle, leyleklere “hacı baba, hacı leylek” gibi isimler vermişlerdir. Göç yolları üzerindeki vilayetlerde bu hayvanların ihtiyaçlarını görmek üzere vakıflar kurmuşlardır. Bu sevimli göçmenlerin yuvaları, nasılsa yine gelip aynı yere konacaklar denilerek muhafaza edilmiş adeta dokunulmazlık kazanmıştır. Eyüb Sultan Camii külliyesinde, hastalık ya da sakatlık sebebiyle katarına katılamayan sakat leyleklere tedavi ve bakım hizmeti veren vakıf asırlarca bu hizmeti yürütmüştür. “…Kışın karda aç kalan kuşlara yem, yollarına devam edemeyen leyleklere ciğer ikram eden hayır sahipleri vardır.”11</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ahmet Haşim’in, Gurebahane-i Laklakan’ında bahsettiği, Bursa’daki Haffaflar (ayakkabıcılar) çarşısı meydanı da sayısız emsallerinden bir diğeridir: “Bursa’dai Haffafkar Çarşısı’nın ortasında bir meydan var. Bu meydan, malül bazı hayvanların darülacezesidir. Kanadı veya bacağı kırık leylekler, bunamış kargalar, kör veya sağır baykuşlar burada halkın sadakasıyla geçindirilirler. Haffaf esnafının aylıkla tuttuğu belki yüz yaşında; baktığı sakat leylekler kadar amelimanda (aciz) bir ihtiyar, toplanan sadaka parasıyla her gün işkembeler alır, temizler, parçalar ve insan merhametine sığınan bu zavallı kuşlara dağıtır.”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayrat’tan Hayvanata Bir Hayat</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İslam tarihinde sırf hayvanlar için vakıf tahsis eden ilk zatın Musul Atabeyi Nureddin Zengi olduğ bilinmektedir. Zengi; yaşlanmış, güçten düşmüş hayvanların zahmetsizce yayılmaları için; daimi olarak otlak kalmak üzere Şam’da geniş bir arazi vakfetmiştir.12</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ömer Nasuhi Bilmen; muhalled eseri Kamus’unda; “…Ehl-i İslam’ın kalplerindeki lütuf ve keremin, dikkat ve merhametin birer güzide timsali olmak üzere kervansaraylar, hastahaneler, Müslümanların defnedilmesi için hazireler, makbereler; zayıf hayvanların otlayıp beslenmeleri için meralar, çayırlar vakfettikleri”nden mufassal olarak bahsedir.13</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İ. Hakkı Konyalı merhum Üsküdar Tarihi isimli eserinin birinci cildinde; Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultan’ın Üsküdar Meydanı’nda Mimar Sinan’a yaptırdığı imaretindeki konaklayanların atları için de “her at başına bir yem sadakası” şart ettiğini bildirmektedir. Mihrimah Sultan Külliyesi’ni inşa eden büyük usta Sinan da, memleketi Ağırnas’da kurduğu vakfiyesine; “…Ve dahi Kayseriyye sancağında Ağırnas nam karyede rızaen-lillahi teala bina eylediği çeşmeyi vakfetti ve mezbur çeşmenin kurbünde tulen 260 zira ve arzan 160 zira arz-ı memlukesini vafketti. Ta ki çeşme-i mezbureye gelen hayvanat orada istirahat ideler…”14 şartını koymuştur.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ödemiş’in Nurselli köyünde bir hayırsever olan İbrahim A’nın leylekler için kurduğu vakıf da kurduğu hayrat teşebbüsünün sadece zengin şehir aristokrasisine mahsus bir ayrıcalık olmadığının bir delilidir. 1889 yılında Ödemiş’te kurulmuş olan “Mürselli Hacı İbrahim Ağa Vakfı” çevredeki leyleklerin beslenmesi için vakıf bütçesinden senede 100 kuruş tahsis edilmesini şart koşmuştur: “…ve yine Yeni Câmi-i Şerif-i mezkurda mücavir kalan leyleklerin eklleri (yemeleri) içün senevi 100 guruş virile…”15</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hirreye Fart-ı Mahabbet</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Prof. İsmet Sungur bey “Yedikule surlarında kimsesiz hayvanlara yiyecek verdiğimiz sırada yoldan geçen bir ihtiyar, çocukluğunda Hacı Evhad’ın Yedikule’de vakfettiği Mimar Sinan eseri camide, vakfiyesi uyarınca kedilere her gün kırk takım ciğer dağıtıldığını bize anlatmıştı. Muhammet Vamık Şükrü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi kütüphanesinde mahfuz bulunan yazıyla sekiz ciltlik el yazması ‘Evkaf-ı Ümem Tarihi’ adlı eserinde şu bilgiyi vermektedir: ‘Hayrat-ı vakfiyenin enva-ı garibesi de vardır. Mesela İstanbul’da Koca Mustafa Paşa’da Şeyh Evhad Tekkesi’ne; şuradan buradan atılmış, bırakılmış kediler için Hureyre-perver (kedi sever) bir sahib-i merhamet günde iki sırık ciğer vakfetmiştir.’…”16 bilgisini vermektedir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İstanbul’un çocuk ve hayvan dostu büyük hayırsever hanımlarından Mısırlı Prenses Zeyneb Hanımefendi (Sadrazam Yusuf Kamil Paşa’nın eş, Üsküdar’da adıyla anılan büyük çocuk hastanesinin baniyesi Zeynep Kamil); “…Bir gün Aksaray civarında sokaktan geçerken bir evin önünde bir sürü kedi görür, bunun ne olduğunu sorar; mahalleli:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “Efendim, bu evde Emine hanım diye fakir bir kadın oturur, kedi sevdiği için ‘kedici Emine hanım’ derler. Bu hayvanlara bakar. Onlar da evinden etrafından ayrılmazlar.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  ‘Bari kadıncağızın kedileri doyuracak parası var mı?’</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  ‘Yoktur. Kendisi kıt kanaat geçinir. Fakat kasaplara, salhaneye gider, öteberi toplar, hayvanlara bakar…’</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Zeyneb Hanım kahyasına emreder. Kadına ayda 15 altın tahsis ettirir ve vakıfnamesine de koydurur. Bugün ‘Kedici Emine hanım’ verasesi hala Mısır’ın Zeyneb Hanım vakfından bu parayı alırlar.”17</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sokullu Mehmed Paşa’nın 1574 yılında kurduğu vakfı, özellikle gaziler için at yetiştirilmesini şart koşmasıyla ünlüdür. İstanbul, Anadolu ve Rumeli’de, vakfına ait akar mahiyetindeki çiftliklerde iyi cins savaş atları yetiştirilmesi ve Paşa’nın bu konuyu vakıf hizmeti şeklinde ebedileştirmesi hayranlık uyandırıcıdır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  İstanbul merhamet, zarafet şehridir. Eskiler “Şerefü’l mekan bi’l mekin” (Mekanın şerefi orada oturandan kaynaklanır) demişler… Elbette İstanbul’a bu vasıfları kazandıran sakinleridir, İstanbullularıdır. İstanbul efendisi denilen ve artık nesli neredeyse tükenmiş bulunan bu insanların hayvanlarla kurdukları bağ görülmeye, bilinmeye değer şeylerdendir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Bayezid Kütüphane-i Umumisi’nin Osmanlı bakiyyesi son müdür İsmail Saib Sencer merhum da bu neslin numune-i imtisallerindendir. Büyük ve şahsiyetli bir alim kişi olmanın yanı sıra tek başına bir “kedi vakfı” olmakla da maruftur. Şapka inkılabı üzerine vefatı üzerine vefatına kadar hayatını kütüphaneye hapseden ve kendini kitaplara ve kedilere adayan bu son Osmanlı efendisinin vefatı üzerine İbnü’l Emin merhumun kaleme aldığı yazı bir şaheserdir: “…Kedilere gösterdiği merhamet ve şefkat şayan-ı hayret idi. Hukuk-ı kadime münasebetiyle yemeğe davet ettiğim zamanlar müşkil mevkide kalırdı. Benim davetimi reddetmekten sakınırdı. Davetime icabet ederse, kedilere bakmazlar, yemeklerini zamanında vermezler de rahatlarını bozarlar diye endişeye düşerdi. Birkaç defa ramazanda iftar vakti evin kapısına kadar geldiği halde o endişeyle geri döndüğünü muahhıran kendi söylerdi… ‘Sizin meslekiniz kedilere mahsus darü’l acezedir’ derdim… Hizmetinde bulunanlar, maaşının yarısını bu kedilerin boğazına sarfettiğini söylerlerdi…</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Aşıka ta’n etmek olmaz, müpteladır neylesün</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Ademe mihr ü mahabbet bir beladır neylesün” beytini</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">“Saib’e söylenmek olmaz müpteladır neylesün</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hirreye fart-ı mahabbet bir beladır neylesün”</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">şekline koyarak okurdum, gülerdi; bir yandan da kemal-i mahabbetle kedileri okşardı. Kedilere bu kadar merhametli olan bir ademin, insanlara ne kadar rahim olacağını düşünmeli…”18</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vuhuş ve Tuyur</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sultan Ahmed Camii’nin banii; Peygamber aşığıİ şair Sultan I. Ahmed’in, birçok vasfına ilaveten sahipsiz hayvanlara karşı merhameti de meşhurdur. Zavallı “vuhuş ve tuyurun” karda kışta aç kalma ihtimalinin huzurunu kaçırdığı bilinen bu gönlü geniş lakin ömrü dar padişah; 1603 yılında, on dört yaşında tahta çıkar çıkmaz, hizmet alanı çok geniş bir vakıf kurmuştur. Vakfiyesindeki hizmet şartlarından biri de çöpe atılan sofra artıklarının, bu iş için istihdam edilecek elemanlar tarafından toplanıp, evcil olmayan hayvanlara ve kuşlara mahallerinde ikram edilmesidir. Böylece, ziyan olup gidecek nimet hayırda değerlendirilmiş olacaktır. Genç Padişah hem israfı önlemeyi hem müsrifleri vebalden kurtarmayı hem de masum hayvanların açlıktan telef olmamalarını yani üç hayrı bir arada düşünmüş olmalıdır. Vakfiyesindeki ilgili kısmın orijinali şöyledir: “…Taamdan baki kalanı yabana atmaya. Vuhuşa (her türlü sokak ve yaban hayvanı) ve tuyura (kuşlara) vermek için kimseler tayin oluna, anlara yevmi… akçe verile…”19</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köpeklere Her Gün Taze Ekmek</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  “El Hac” lakabıyla da anılan Mustafa oğlu Hacı Mustafa Peygamber Efendimizin soyundan gelen bir Seyyid’dir. 1778 yılında kurduğu vakıf, özellikle sokak köpeklerine her gün ekmek dağıtılmasını şart koşmaktadır. Ayrıca Rumeli hisarında Kur’an-ı Kerim talim edilen Taş Mektep adıyla maruf medresenin senelik kömür ihtiyacı da vakfın hizmetleri arasındadır: “…ve yine hisar-ı mezkurda külle yevmin otuzar akçalık nan-i aziz (ekmek) iştira olunup (satın alınıp) kullaba (köpeklere) eklettirile ve Rumeli hisarında deryaya karşı vaki Taş Mektep’de teallüm-ü Kur’an eden sıbyanan (çocuklar) için beher sene üç bin akçe kömür bahası verile…”20</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bahadır Gaziler İçin Savaş Atı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlı İmparatorluğu’nun zirve döneminin büyük sadrazamı Boşnak asıllı Sokullu Mehmed Paşa, üç padişaha vezir-i azamlık yapmış ve uzun hizmet yıllarında Osmanlı memalikine birçok abide eser kazandırmıştır. Bugünkü sınırlarımız dahilinden bir misal vermek gerekirse Edirne’den Hatay’a kadar uzanan bir hat boyunca beş büyük külliyesi mevcuttur. İstanbul’un Kadırga semtinde bulunan külliyesi Mimar Sinan’ın en ünlü eserleri arasında sayılmaktadır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Sokullu Mehmed Paşa’nın 1574 yılında kurduğu vakfı, özellikle gaziler için at yetiştirilmesini şart koşmasıyla ünlüdür. İstanbul, Anadolu ve Rumeli’de, vakfına ait akar mahiyetindeki çiftliklerde iyi cins savaş atları yetiştirilmesi ve Paşa’nın bu konuyu vakıf hizmeti şeklinde ebedileştirmesi hayranlık uyandırıcıdır: “…ve vâkıf-ı müşarünileyh hazretleri şart ettiler ki sabıkan zikrolub fi-sebilillah vakf olunan yundlardan (at sürüleri) hasıl olan atları gurat-ı merih-i guzat-ı müslimin ve kühat-ı ala simat-ı mücahidinden her hangi gazinin atı olmayub küffar-ı bed-tebara gaza etmek için at isteye; re’y-i hakim ve mütevelli ile ol gaziye bir yarar at verile…”21</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güvercinhane</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Hayvan dostu vakıflarımızdan biri de 1707’de kurulmuş olan “Mehmed Bey Vakfı”dır. Mehmed bey; vakfının hizmet şartlarından olarak, vakıf akarı çiftlikte bir güvercinhane yapılmasını ve burada güvercinlerin tüm ihtiyaçlarının karşılanmasını şart koşmuştur: “…Mülkü mevrusum olan çiftliğin dahilinde vaki fevkani iki bab odayı ve sair buyut-i müteferrikayı ve iki yan sofalarını ve bir çardağı ve bir kayyım kıt’a anbarları ve iki fürun ve bir güğercinhane (güvercinhane) ve bi’r-i ma’ ve eşcar-ı müsmire ve gayr-ı müsmireyi şart koştum…”22</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öküzler İçin Tahıl, İpek Böcekleri İçin Dut Yaprağı</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Hüseyin oğlu Ali Paşa tarafından 1565 yılında kurulan “Ali Paşa Vakfı” özellikle tarımda kullanılan hayvanlar için “yulaf ve burçak” gibi tahıl tahsisi ve ipek böceği üretimi ve bunlar için dut yaprağı teminine matuf şartıyla hayli ilginç görünmektedir. Vakfın, Çatalca’ya bağlı bazı köylerde akarat mahiyetindeki çiftliklerinden elde edilen gelirin üçte ikisi vakfa kalacak, üçte biri de çiftliğin işletilmesi mukabilinde 1/3 oranında hissedar kılınan ortaklar arasında paylaştırılacaktır. Bu yönüyle de enteresan olan vakfın vakfiyesinde mündemiç şartlardan anladığımız kadarıyla Ali Paşa Vakfı’nın asıl amacı, üretim ve istihdama yani ekonomiye fi-sebilillah destek olmaktır. Başat istihsal kalemi olarak ipek böcekçiliği seçilmiştir ve vakıf bu alanda uzmanlaşmıştır. İlgili şart vakfiyede şöyle geçer: “Mumaileyh vâkıf; Çatalca kazasının Semen, Tatarlar ve Dündarlar ve Makrihor karyelerindeki mezralarda ekilmek üzre vakfın anbarından ortakların kifayet miktarı mütenevvi hububat almalarını şart eyledi. Şol şart ile ki mezbur mezralarda kain sığırlarla hububatı ekecekler… Hasad zemani geldiği vakit orakcılar tutulacak ve ücretlerinin üçte ikisi vakıf canibinden üçte biri de ortaklar tarafından verilecek; ortaklar biçilen ekinleri harman yerine getirüb temizledikten sonra ve mutad olan resim (vergi) çıkarıldıktan sonra üçte ikisi vakfa ve üçte biri ortaklara aid olmak üzre ortaklarla vakıf arasında taksim olunacak. Alefden ve burçak namile maruf şeyden şeriklere bir habbe verilmeyecek; belki sığırlar içün vakıf canibinde hıfz olunacaktır… ve ipek böceği zemanı geldiği vakit vakfın parası ile böcek tohumu alınarak ipek olasıya kadar böcekler içün gılmanın her gün dut yaprağı getirmelerini… şart kıldı.”23</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İyiliğin Rol Modelleri</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Osmanlı Devleti’nde klasik devirde kadıların, Tanzimat sonrası ise Şer’iyye ve Evkaf Nezareti’nin kontrolünde olan vakıf müesseseleri Cumhuriyet’in ilanından sonra, 5 Haziran 1935’te çıkan bir kanunla kurulan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğuna bağlanmıştır ve bu kurum el’an tarihten devraldığı 26.798 vakfiyenin muazzam maddi manevi zenginliği ve mesuliyetini bünyesinde barındırmaktadır. Hayranlıkla ve zevkle okuyup künhüne vakıf olmaya çalıştığımız vakıflarımızın her birinin, bizim burada çok cüzi örneklemelerle başlıklandırdığımız “hayvanlara dair hizmetleri”, onların hizmet çeşitliliğinin sadece bir tarafını hikâye etmektedir. Yoksa sadece bir vakfın muhtevası ve hizmet çeşitliliği müstakil bir kitap hacmindedir. Bu itibarla İstanbul’da kurulmuş, İstanbul Şer’iyye mahkemelerinde tescil edilmiş 9748 vakfiyenin büyük kısmı “vuhuş-tuyur; böcü-börtü” tabit olunan hayvanatı, ilgi alanının haricinde tutmamıştır. Ecdadtan mevrus takribi otuz bin vakfa dair hem fiziki hem ilmi çalışmalar şükür ki hızla devam etmektedir. Yani bizleri hayrette bırakacak yeni eserler yeni bilgiler yolda demektedir…</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Ez cümle; atalarımız, sevgi ve şefkat halesi içinde; kendinden başkasını yok saymayışın, yüce bir amaca adanmışlığın olgunlaştırdığı bir dünya kurarak “var olmuşlar; el’hak varlık âlemine de bir anlam ve değer katmışlardır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">  Mutluluğun, kırık bir kalbi tamir etmek, kırık bir kanadı sarmak olduğunu bize öğreten “üsve-i hasene” varisi bu insanlar bizim için tek kelimeyle “iyiliğin rol modelleri”dirler.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">________________________________________</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Fatih Can, "VUHUŞ VE TUYUR"A ADANAN İSTANBUL VAKIFLARI, (2017), 1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi, S. 27, s.62-72</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[1] Ali Himmet Berki; “Vakıfların Hukuk ve Tarih Bakımından Kıymeti”; Vakıflar Dergisi; s.VI; 1965</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[2] Turan Yazgan; Görüşler; İstanbul 1977</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[3] Hans Dernschwam; İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü, ç.; Yaşar Önen; 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[4] Helmuth von Moltke; Türkiye’deki Durum ve Olaylar Üzerine Mektuplar; ç. Hayrullah Örs; İş Bankası Kültür y.; İstanbul 1960</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[5] Baron de Tott; Memoires sur les Turcs et LesTartares; ç. Mehmet R. Uzmen; Türkler ve Tatarlara Ait Hatıralar; Tercüman 1001 Temel Eser; İstanbul.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[6] Edmondo de Amicis; Constantinopoli; İstanbul; ç. Beynun Akyavaş; Ankara</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[7] Amicis 1874’te İstanbul’a geldi. Bahsettiği sürgünün bizatihi şahidi değil. Muhtemelen halk arasında dolaşan rivayete göre yazmış. Daha güçlü rivayet, II. Mahmud devrine ait fakat basında yer alan haber ve bilgilerin halkı galeyana getirmesi üzerine sürgün gerçekleşmedi diyen sağlam kaynaklar var. 1870’de Sultan Abdülaziz devrinde de buna benzer gelişmeler var lakin yine itlaf ve sürgün tam yapılamamış.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[8] 1910 sürgünü için 80 bin köpek rakamı kaynaklarda var ki bu güçlü ihtimal. Fakat itlaf ve sürgünü yapan devrin belediye başkanı Cemil Topuzlu, hatıratında 30 bin rakamını zikrediyor.</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[9] Baron Wratislaw’ın Anıları; XVI. Yüzyıl Osmanlı İmparatorluğundan Çizgiler; AD y. 1996</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[10] Veysel Akpınar; Batı ve Biz; İstanbul 1977</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[11] İ. Hakkı Konyalı; Üsküdar Tarihi; c.1</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[12] Abdurrahman Azzam; Ebed, Risalet; ç. H.H. Erdem; İstanbul 1962</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[13] Ömer Nasuhi Bilmen; Hukuk-ı İslamiyye ve Istalahat-ı Fıkhiyye Kamusu; c.4</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[14] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[15] Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[16] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[17] Hilmi Yücebaş; Ulunay, Hayatı-Hatıraları-Eserleri; İstanbul 1970</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[18] İsmet Sungurbey; Hayvan Hakları; İ.Ü. y.; İstanbul 1992</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[19] Sultan I. Ahmed Vakfı Vakfiyesi’nden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[20] El hac, es Seyyid Hacı Mustafa Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[21] Mehmed Paşa bin Sinan Bey, Sadrazam, Sokullu, Şehid, Tavil, İbrahim Hanzade Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[22] Mehmed Bey bin İbrahim Bey Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">[23] Ali Paşa bin Hüseyin, Cedid, Semiz, Gedik Vakfı Vakfiyesinden/Tarihte İlginç Vakıflar; VGM y. İstanbul 2012</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Matbuat, Basın Hürriyeti ve Gazetecilik Hakkında - Mehmed Şevket Eygi]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-matbuat-basin-hurriyeti-ve-gazetecilik-hakkinda-mehmed-sevket-eygi.html</link>
			<pubDate>Sun, 14 Jun 2020 00:26:19 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-matbuat-basin-hurriyeti-ve-gazetecilik-hakkinda-mehmed-sevket-eygi.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Matbuat Hürriyeti Hakkında" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resimlerin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hilal Dergisi</span>, sayı: 16, Ocak 1961</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazının İlk Bölümü:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=299" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-3-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 402.64 KB / İndirme Sayısı: 361)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazının İkinci Bölümü:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=300" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-4-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 449.2 KB / İndirme Sayısı: 335)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Matbuat Hürriyeti Hakkında" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resimlerin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hilal Dergisi</span>, sayı: 16, Ocak 1961</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazının İlk Bölümü:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=299" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-3-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 402.64 KB / İndirme Sayısı: 361)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazının İkinci Bölümü:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=300" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-4-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 449.2 KB / İndirme Sayısı: 335)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Endonezya'da İslamiyet - Mehmed Şevket Eygi]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-endonezya-da-islamiyet-mehmed-sevket-eygi.html</link>
			<pubDate>Sat, 13 Jun 2020 10:38:11 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-endonezya-da-islamiyet-mehmed-sevket-eygi.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Endonezya'da İslamiyet" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sebilürreşad Dergisi</span>, sayı: 100, Nisan 1951</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=298" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-2-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 382.2 KB / İndirme Sayısı: 353)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Endonezya'da İslamiyet" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sebilürreşad Dergisi</span>, sayı: 100, Nisan 1951</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=298" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-2-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 382.2 KB / İndirme Sayısı: 353)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Uyanan Afrika'da İslamiyet - Mehmed Şevket Eygi]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-uyanan-afrika-da-islamiyet-mehmed-sevket-eygi.html</link>
			<pubDate>Fri, 12 Jun 2020 19:14:08 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-uyanan-afrika-da-islamiyet-mehmed-sevket-eygi.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Uyanan Afrika'da İslamiyet" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sebilürreşad Dergisi</span>, sayı: 317, Şubat 1961</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=297" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-1-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 514.27 KB / İndirme Sayısı: 345)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mehmed Şevket Eygi'nin "Uyanan Afrika'da İslamiyet" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Sebilürreşad Dergisi</span>, sayı: 317, Şubat 1961</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=297" target="_blank" title="">mehmed-sevket-eygi-1-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 514.27 KB / İndirme Sayısı: 345)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek'e Bir Şiir - Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-necip-fazil-kisakurek-e-bir-siir-niyazi-yildirim-gencosmanoglu.html</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2020 16:39:34 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-necip-fazil-kisakurek-e-bir-siir-niyazi-yildirim-gencosmanoglu.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun kaleminden "Naçiane Bir Şiir - Necip Fazıl'a Dair" şiirini buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Şiir, Necip Fazıl'ın vefatından sonra kaleme alınmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Necip Fazıl'a Dair Şiir:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=268" target="_blank" title="">niyaz-yildirim-necip-fazil-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 233.16 KB / İndirme Sayısı: 394)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun kaleminden "Naçiane Bir Şiir - Necip Fazıl'a Dair" şiirini buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Şiir, Necip Fazıl'ın vefatından sonra kaleme alınmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Necip Fazıl'a Dair Şiir:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=268" target="_blank" title="">niyaz-yildirim-necip-fazil-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 233.16 KB / İndirme Sayısı: 394)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek'in 11 Maddelik Vasiyeti]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-necip-fazil-kisakurek-in-11-maddelik-vasiyeti.html</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2020 16:34:17 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-necip-fazil-kisakurek-in-11-maddelik-vasiyeti.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Necip Fazıl Kısakürek'in 11 maddelik vasiyetini buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Vasiyet:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=267" target="_blank" title="">vasiyet-necip-fazil-kisakurek-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 935.03 KB / İndirme Sayısı: 562)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Necip Fazıl Kısakürek'in 11 maddelik vasiyetini buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Vasiyet:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=267" target="_blank" title="">vasiyet-necip-fazil-kisakurek-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 935.03 KB / İndirme Sayısı: 562)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek'in Ruh Portresi - Prof. Dr. Ayhan Songar]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-necip-fazil-kisakurek-in-ruh-portresi-prof-dr-ayhan-songar.html</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2020 16:30:09 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-necip-fazil-kisakurek-in-ruh-portresi-prof-dr-ayhan-songar.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Prof. Dr. Ayhan Songar'ın kaleminden "Necip Fazıl'ın Ruh Portresi " yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazı, Necip Fazıl'ın vefatından sonra kaleme alınmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=266" target="_blank" title="">ayhan-songar-necip-fazil-kisakurek-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 746.2 KB / İndirme Sayısı: 468)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Prof. Dr. Ayhan Songar'ın kaleminden "Necip Fazıl'ın Ruh Portresi " yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazı, Necip Fazıl'ın vefatından sonra kaleme alınmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=266" target="_blank" title="">ayhan-songar-necip-fazil-kisakurek-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 746.2 KB / İndirme Sayısı: 468)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek'e Dair - Prof. Dr. Mehmet Kaya Bilgegil]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-necip-fazil-kisakurek-e-dair-prof-dr-mehmet-kaya-bilgegil.html</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2020 16:25:14 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-necip-fazil-kisakurek-e-dair-prof-dr-mehmet-kaya-bilgegil.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Prof. Dr. Mehmet Kaya Bilgegil'in kaleminden "<span style="color: #333333;" class="mycode_color">N</span><span style="color: #333333;" class="mycode_color">ecip Fazıl Kısakürek'e Dair" yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazı, Necip Fazıl'ın vefatından sonra kaleme alınmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=265" target="_blank" title="">kaya-bilgegil-necip-fazil-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 613.92 KB / İndirme Sayısı: 332)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Prof. Dr. Mehmet Kaya Bilgegil'in kaleminden "<span style="color: #333333;" class="mycode_color">N</span><span style="color: #333333;" class="mycode_color">ecip Fazıl Kısakürek'e Dair" yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazı, Necip Fazıl'ın vefatından sonra kaleme alınmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=265" target="_blank" title="">kaya-bilgegil-necip-fazil-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 613.92 KB / İndirme Sayısı: 332)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dava Arkadaşım Necip Fazıl Kısakürek - Osman Yüksel Serdengeçti]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-dava-arkadasim-necip-fazil-kisakurek-osman-yuksel-serdengecti.html</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2020 16:21:12 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-dava-arkadasim-necip-fazil-kisakurek-osman-yuksel-serdengecti.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osman Yüksel Serdengeçti'nin kaleminden "Dava Arkadaşım Necip Fazıl Kısakürek" yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazı, Necip Fazıl'ın vefatından sonra kaleme alınmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=264" target="_blank" title="">dava-arkadasim-osman-yuksel-serdengecti-necip-fazil-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 888.52 KB / İndirme Sayısı: 452)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Osman Yüksel Serdengeçti'nin kaleminden "Dava Arkadaşım Necip Fazıl Kısakürek" yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Yazı, Necip Fazıl'ın vefatından sonra kaleme alınmıştır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">*Okumak için veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=264" target="_blank" title="">dava-arkadasim-osman-yuksel-serdengecti-necip-fazil-min.jpg</a> (Dosya Boyutu: 888.52 KB / İndirme Sayısı: 452)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Asr-ı Saadet'te Türkler - Ahmet Sarbay - Tarih ve Düşünce Dergisi]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-asr-i-saadet-te-turkler-ahmet-sarbay-tarih-ve-dusunce-dergisi.html</link>
			<pubDate>Sat, 23 May 2020 16:53:43 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-asr-i-saadet-te-turkler-ahmet-sarbay-tarih-ve-dusunce-dergisi.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">İKTİBAS MAKALE</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://3.bp.blogspot.com/-8w6PvGwKTfE/UACNhMxt1RI/AAAAAAAAAPc/h61O0S6fANM/s1600/asr-i_saadet.jpg" alt="[Resim: asr-i_saadet.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ashab-ı Kiram arasında Türkler var mıydı?" </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Böyle bir soru, bir Türk'ü belki de en çok heyecanlandıracak sorulardan birisidir. Zira genlerine kadar işlemiş olan Peygamber sevgisi, bu sorunun cevabını merakla bekletecektir.</span></span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">H</span></span>adis-i Şerif kaynakları tarandığı zaman, Sevgili Peygamberimiz'in (S.A.V), ashabına bazı milletlerin yanısıra Türkler hakkında da tavsiyelerde bulunduğunu görürüz. Bunlar, Asr-ı Saadet'te Türklerin varlığının yakından bilindiğini gösterir. Hadis-i Şerif'ler detaylı incelendikleri zaman bu bilginin </span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">yüzeysel olmadığı, Türkler'in çok yakından tanındığını göstermektedir. Ancak bu tanıma; ticaretle uğraşan Mekkeliler'in, Türkistan'a gitmeleri sonucu elde edilen bir tanıma değildir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Göktürkler</span> hakkında bizi bu kanaate götüren en büyük sebeplerden birisi; Asr-ı Saadet döneminde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Göktürk Devleti</span>'nin varlığıdır. Eski ihtişamında olmasa da İran'ın kuzeyinde organize bir devlettir. "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İpek Yolu</span>" adı verilen eski dünyanın en önemli ticaret yolunun büyük bir kesimi bunların kontrolü altındadır. Dahası, İran Sasani Kisrası <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nuşirevan</span>, Göktürk Hakanı'nın kızı ile evlidir. Bütün bunlar o dönemde Türklerin yakından bilindiğini göstermektedir. Ayrıca Asr-ı Saadet'te bulduğumuz öyle ipuçları vardır ki; Ashab-ı Kiram içerisinde Efendimiz'in mübarek dizleri dibinde yetişmiş Türklerin bulunabileceği kanaatini kuvvetlendirmektedir. Ancak bugüne kadar Türk tarihçileri ve Hadis-i Şerif uzmanları bu konuda müşahhas çalışmalar yapmamışlardır. Bizim yaşadığımız şanlı bir tarihi maalesef başkaları kaleme almıştır. Bugün, özellikle İslam öncesi Türk tarihi hakkındaki bilgilerimiz, Rus ve İsveçli bilim adamlarının yaptığı çalışmalara dayanmaktadır. Göktürk Devleti gibi pek çok muazzam devletler kurulmuştur; ancak, sorulduğu zaman bir iki balbal taşıyla birkaç kitabeden başka bir şey gösterilememektedir. Zira yabancı bilim adamları ancak bu kadarını ortaya koyabilmişlerdir. Ayrıca onların kaleminden çıkan tarihi bilgilerin gerçeği ne kadar yansıttığı, zaman geçtikçe daha iyi anlaşılacaktır.</span><br />
 </div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><img src="https://1.bp.blogspot.com/-mPtwu35NNVo/UACWidjCrjI/AAAAAAAAAPw/qc3eyJwCsJs/s400/asr-i_saadet2.jpg" width="400" height="261" alt="[Resim: asr-i_saadet2.jpg]" class="mycode_img" /></span></div>
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><br />
 <span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Asla Şamanist Değillerdi </span></span></span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">B</span></span>unlardan en belirgini; Türkleri</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">n İslam öncesi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şamanist</span> oldukları iddiasıdır. Oysa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkler, tarihi boyunca asla Şamanist olmamıştır</span>. Şamanlık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Moğollar</span>'ın dinidir. Orta Asya'da yaşayan üç büyük milletin üçü de kültür bakımından birbirlerine taban tabana zıttır. Bunlar; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkler</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Moğollar</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çinliler</span>'dir. Hem ırk, hem de din bakımından birbirleriyle yakınlıkları yoktur. Çin'de, Türklerin "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">mızmız dinler</span>" olarak vasıflandırdığı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Konfüçyanizm</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Budizm</span> gibi inanışlar yaygın iken, Moğollar <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şamanist</span> idiler. Din adamlarına da Şaman adı verilirdi. Türkler, Şamanist olmadığı gibi aralarında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şaman</span> adı verilen din adamları da yoktu. Çin ve Moğolistan'daki inançların çok daha saf olanına sahiptiler. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir olan yaratıcı</span>, "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ulu Tanrı</span>" anlamında "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gök Tanrı"</span> adı kullanılıyordu.<span style="font-size: x-small;" class="mycode_size">[1]</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
 <span style="font-size: small;" class="mycode_size">İslamiyet'ten önceki Türk dini inancına bakıldığında şaşılacak derecede İslam akaidine benzeyen noktalar görülür. Bunları Çin ve Moğol dinlerinde görmek mümkün değildir. En başta geleni, vahdaniyet yani "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yaradanın bir olması</span>" inancıdır. Doğulu ve Batılı bütün tarihçiler bunda birleşmişlerdir. Bunun yanısıra ahirete, öldükten sonra hesabın varlığına, cennet ve cehenneme inançları vardır. Din adamları bulunmuyordu; ancak "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kam</span>" adı verilen büyücü-kahin karışımı bir mesleği icra edenler vardır. Fakat bunların din adamlığı ile ilgisi yoktur. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Moğollardaki Şaman </span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ile Türkler'deki Kam arasındaki fark ise; bugün cinci hoca adı verilen insanlarla diyanet görevlileri arasındaki fark gibiydi.</span> Bu inançlarını, müslüman oldukları 10. yüzyıla kadar devam ettirmişlerdir. Budizm, Mecusilik, Şamanizm, Taoizm, Maniheizm gibi bin türlü dinin kaynaştığı bir bölgede İslama bu kadar yakın olan inançlarının kaynağı ne idi? Maalesef bugüne kadar araştırılması yapılmamıştır. Ancak kaynaklar tarandığı zaman bir takım ipuçlarına rastlamak mümkündür.</span><br />
 <br />
 </div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz Han</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">T</span>ürklerin Soy Kütüğü</span> kitabında, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nuh Aleyhisselam</span>'dan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kara Han</span>'a kadar Türklerin İslam itikadında oldukları, bu hükümdardan itibaren bozuldukları kaydı vardır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kara Han</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz Han</span>'ın babasıdır. Oğuz Han'ın hayat hikayesi de ilginçtir: </span><br />
 <br />
 <span style="font-size: small;" class="mycode_size">Doğumundan itibaren üç gün boyunca annesini emmez. A</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">nnesi bu duruma çok üzülür. Rüyasında, oğlunun "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir olan yaratıcıya inan, aksi halde seni emmeyeceğim</span>" dediğini görür. Şefkatinden dolayı annesi bir olan yaratıcıya iman eder. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz</span> da böylece annesini emmeye başlar. Büyüyüp serpildiğinde ise etrafındaki nice güzel kızları, putperest oldukları için kabul etmez. Fazla güzel olmayan amcasının en küçük kızı ile putperest olmadığı için evlenir. Bundan erkek evlatları olur. Aradan uzun yıllar geçer. Türk töresini çiğneyen babasıyla çatışır ve obayı terkeder. Bir süre sonra aralarında bir savaş çıkar. Bu savaşta babası hayatını kaybeder.[2] Devletin başına <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz</span> geçer. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz Kağan</span>'ın bu haliyle bir peygamberin rahle-i tedrisinde bulunmuş olduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle bir çok İslamî kaynakta ismi anıldığında Rahmetullahi aleyh (Allah'ın rahmeti üzerine olsun) diye dua edilir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz Han</span>'ın bir başka özelliği de Büyük Okyanus'tan Akdeniz'e kadar muazzam bir bölgeye hakim olması; o zaman dünyasının neredeyse dörtte üçünü kontrol altına almış olmasıdır. Bu özelliğinden dolayı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz</span>'un, Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zülkarneyn Aleyhisselam</span>" olduğu dahi ileri sürülmüştür.</span><br />
 <br />
 </div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zülkarneyn Seddi</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">K</span></span>ur'ân-ı Kerîm'de ismi geçen Zülkarneyn Aleyhisselam, dünyaya hakim olmuş birkaç kişiden birisidir. Yaptığı seferlerden birinde güneşin doğduğu en uzak yere kadar gider. Burada mayası temiz, mazlum bir toplulukla karşılaşır. Bunlar komşuları olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ye'cuc</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Me'cuc</span> isimli toplulukların zulümlerinden şikayet ederler. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti Zülkarneyn</span>, bu zalim topluluk ile bunların arasına büyükçe bir se</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">t kurarak şerlerinden korunmalarını sağlar. Kaynaklarda mayası temiz bu topluluğun Türk milleti olduğu yazılıdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti Zülkarneyn</span>, İbrahim Aleyhisselam'la aynı yıllarda yaşamışlardır. Çıktığı seferlerden birinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'le görüşmüş ve bu sırada yaşı hayli ilerlemiş olan bu kutlu peygamberin hayır dualarını almıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kanturaoğulları</span></span></span></div>
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Efendimiz Aleyhisselam, bazı Hadis-i Şerifleri'nde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kanturaoğulları</span>'nın bu ümmetin idaresini uzun süre ellerinde tutacaklarından bahsetmektedirler. Hadis-i Şerif otoriteleri, bundan kastın Türkler olduğuna hemfikirdirler. Kaynaklar tarandığında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kantura</span>'nın, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in hanımlarından birinin adı olduğu görülür. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbrahim Aleyhisselam</span>'ın bilinen üç hanımı vardır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sare</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacer</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kantura</span>... Bunlardan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sare</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İshak</span>'ın, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacer Hazreti</span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsmail</span>'in, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kantura</span> da ismi henüz tesbit edilemeyen birkaç erkek evladın annesidir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacer</span>'den doğan oğlu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsmail Aleyhisselam</span>'dır. Allahü Teâlâ'nın verdiği emir üzerine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span> tarafından bugünkü Kabe'nin hemen yanıbaşına bırakılan İsmail Aleyhisselam, yerli toplumlardan olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cürhümi</span>'lerden bir kızla evlenmiş ve bunun soyundan gelenler giderek büyük bir güç olmuşlardır ki, zamanla <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nabtiler</span> (M.Ö IV-M.S II. y.y.), <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Palmirana/Tedmur</span> (M.Ö 3.000-M.S 275) gibi dönemlerinin güçlü devletlerini kurmuşlardır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in ikinci oğlu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İshak Aleyhisselam</span>'dan olan torunu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti Yakub</span>'un 12 oğlunun soyundan gelenlere <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrailoğulları</span> adı verilir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yakub Aleyhisselam</span>'ın diğer ismi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrail</span> olduğu için bu isimle anılmışlardır. Bunlar, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Musa Aleyhisselam</span>'ın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mısır</span>'dan çıkarılmasından sonra Filistin'de İsrail ve Yahuda devletini kurmuşlar, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti Süleyman</span> döneminde de Yemen'deki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sebe</span> devletini yeniden organize etmişlerdir (M.Ö 900). Bundan sonra bir daha toparlanamamışlardır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in Kantura isimli üçüncü hanımından da birkaç erkek evladı olmuştur. Bunları Vahdaniyeti tebliğ etmek için Horasan'a göndermek istediğinde çocukları ağlaşırlar ve "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kardeşimiz İshak'ı kendi yanında bırakıyorsun, İsmail'i de kutlu bölge Mekke'de bıraktın. Bizi neden çok uzaklara gönderiyorsun?</span>" derler. Hazreti İbrahim de onlara gitmeleri gerektiğini izah ederek; "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuraklığı çok olan bir beldeye gideceksiniz. Size öğreteceğim şu duayı sıkışınca okursanız inşaallah yağmur yağacaktır</span>" diyerek bir dua öğretir. Çocuklar Horasan'a yerleştikten uzun bir süre sonra büyük bir kuraklık yaşanır. Çaresiz kalan halk, bunlara başvurunca öğrendikleri dua sebebiyle yağmurun yağmasına vesile olurlar. Bunun üzerine insanlar, bu iş ancak "han"ların işidir diyerek bu çocukları ve soyundan gelenleri <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">han</span> kabul ederler. Öyle ki, kanlarının yere düşmesini bile bir felaket olarak gördüklerinden hiç ilişmezler. Bu adet daha sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">han sülalesinden idam edilmesi gerekenlerin kılıçla değil yay kirişi ile boğmak usulü</span>nün doğmasına neden olur (Bu adet Göktürk devlet geleneğini takip eden Selçuklu ve Osmanlı'da da aynen devam etmiştir). </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Kaynaklarda buna benzer bir başka olaya daha rastlıyoruz: Eski Türklerin elinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yada Taşı</span> denilen bir taş vardır. Bunun aracılığı ile yağmurun yağdırıldığından bahsedilir. Yerli ve yabancı gezginler, bunu bizzat gördüklerini naklederler. Bu taş yüzünden sık sık boylar arasında çatışmalar çıkmıştır.[4] </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Orkun kitabelerinde güç zamanlarda Yaratıcı'nın, semavi kaynaklı bir kahraman göndererek Türklerin imdadına yetiştiği kayıtlıdır. Kitabelerde; "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ben Tanrı'dan olma...</span>" gibi ifadeler geçmektedir. Bu, Hakan'ın ancak Allah'ın tasvib ve desteği ile hakan olabileceğini gösterir. Yine eski kaynaklarda, ancak Tanrı tarafından kut verilmiş kişilerin hakan olabileceği de kayıtlıdır. Nitekim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hun Hakan'ı Mete</span>'nin Tanrı'dan kut alarak Hakan olduğu kayıtlıdır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in bu çocukları Horasan'a göndermesinin sebebini, annelerinin Orta Asya kökenli olmasında aramak lazımdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in ve Sevgili Peygamberimiz'in hayatları incelendiğinde, birisini bir bölge veya topluluğa gönderdiklerinde o kişinin o bölgeden veya topluluktan olmasına dikkat ettikleri görülür. Zira gidilen yerde hazır bir ortam bulmuş olacaklardır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in yaşadığı tarih olarak M.Ö 2000'li yıllar gösterilmektedir. Eğer bu doğru ise bunun hemen akabinde Türklerin millet olarak belirgin bir şekilde ortaya çıktıkları ve devlet kurdukları görülür ki; bu da M.Ö 1500-2000 yılları arasıdır. Bu tarihler dünya tarihinin kavşak noktalarından birisidir. Bu yıllardan itibaren eski milletler sahneden çekilip birer birer erirken üç ana koldan gelişen üç ayrı millet dünya siyasetine yön verir olurlar. Birincisi İsrailoğulları'dır. Üçüncü kol bunlardan çok uzakta Türkistan'da ağırlıklarını koymaya başlamıştır. Bunlardan İsmailoğulları ve Türklerin hayat şartları birbirlerine benziyordu. Kuraklıkların şiddetli geçmesi, birinde çöl, diğerinde bozkırların, halkların milli karakterlerini dış tehlikelerden koruması hep birbirine benzemektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türk Peygamberler</span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">K</span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">aşgarlı Mahmud'un <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Divân-ı Lügâti't Türk</span>'ünde; "yalavaç", "yalvaç" gibi resul, peygamber anlamında türkçe kelimeler bulunması, Türklerin en eski devirlerinde bile peygamber kavramının bilindiğinin canlı şahitleridir. Eski Türk inancında görülen Yaratıcı inancının İslama çok yakın olmasının sebebi de peygamberlerdir. Bu inanca göre Tanrı'nın sıfatları şöyledir ki; Kuranı Kerim'deki İhlas suresini hatırlatır: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir/Tek olan, Mengü/Sonsuz, Bayat/Başsız, Mungsuz/Kendi kendine var olan (Doğmamış, doğurulmamış) ve sıkıntılardan uzak olan, Diri/Hayat sahibi, Erki/İrade sahibi, Ogan/Kudret sahibi, Törütgen/Yaratıcı</span>...[5] </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">İşte bu noktayı araştırmış olan tarihçilerden Hüseyin Hüsamettin Efendi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şerh-u Esmai'l Mürselin</span> isimli kaynağa dayanarak tam 24 adet türk asıllı peygamberin ismini nakletmektedir.[6] Bu peygamberlerin ne zaman yaşadıkları, tevhid mücadeleleri, gösterdikleri mucizeler ve hangi boylarda görev yaptıkları şimdilik bilinmemektedir. Bilinen tek şey; İslam dinini tebliğ ederek Türk milletinin üzerinde kalıcı etkiler yapmaları ve bu cengâver milleti Sevgili Peygamberimiz'in yoluna hazırlamış olmalarıdır. Gerçekten de Türkler, İslamiyet'le tanıştıktan kısa bir süre sonra toplu olarak müslüman olmuşlar ve dünya tarihinde Asr-ı Saadet'ten sonra en kaliteli çağ olan Osmanlı dönemini kurmuşlardır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Türkler arasında görev yapmış şanlı peygamberlerin isimleri türkçe olmakla birlikte kaynaklara arap imlası ve telaffuzuyla şu şekilde geçmiştir; "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amun</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anuh</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Barah</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cosan</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Düvil</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ğadat</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hamun</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hemudin</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hıcah</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hicil</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Katın</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kedük</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kharkıl</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Laycu</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Narın</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sakun</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salah</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Savıs</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Takhım</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tamur</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Umıd</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yahur</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yasan</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yevik</span>..." </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Tarihi kaynaklardan derleyerek özetlediğimiz bu bilgiler, Türklerdeki vahdaniyet fikrinin kökeni konusunda bize büyük ipuçları vermektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Asr-ı Saadet'te Türkler</span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">C</span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">ahiliye döneminde Türkler, gerek Türkistan'a giden Mekke kervanları, gerekse Arabistan'a çeşitli vesilelerle gelen Türkler vasıtasıyla çok yakından tanınmaktadır. Ayrıca, Göktürk İmparatorluğu Asr-ı Saadet'te Orta Asya'da son virajı almak üzeredir. Bu devlet kapalı bir kutu değil, cihan devletliğine oynayan bir güçtür. O zaman dünyasınca yakından bilinmemesi imkansızdır. Efendimiz'in amcası <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebu Talib</span>, hicretten önce Efendimiz'e zulmeden müşrikler hakkında söylediği bir şiirde Türklerden bahsetmektedir. Bu şiirinde müşriklerin, Efendimiz ve ashabının Mekke'den ta Kabil veya Türk kapılarına kadar çekilip gitmelerini istediklerini söyler.</span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Cahiliye dönemine ait şiirlerde sık sık Türklerin askeri yönleri ve kahramanlıkları işlenmiştir. Bu şairlerden bazıları; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nabiğa ez Zübyani, Hassan b. Hanzala, Evs b. Hacer, Şemmah b. Zirar vd.</span>'dir.[7]</span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Arabistan'da, kölelerden oluşan değişik milletlere mensup oldukça kalabalık bir topluluk vardır. Bunlar arasında özellikle İran aracılığı ile gelen kölelerin kökeni araştırıldığında ashabın arasında da Türklerin bulunduğu anlaşılır. Ancak isimler Arapçalaştığı için bu durum tespit yapmayı zorlaştırmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hadis-i Şerifler</span></span> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">S</span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">evgili Peygamberimiz'in, Türklerle ilgili pek çok Hadis-i Şerif buyurdukları bilinse de bunların pek azı günümüze kadar gelmiştir. Efendimiz, gelecekle ilgili bazen genel, bazen de kişisel ipuçlarını ashabına vermişlerdir. Bunlardan birisi de istikbalde Türklerle karşılaşılacağı ve onlara nasıl davranılması gerektiği konusudur. Bunlardan en bilineni, ashabın geneline buyurdukları; "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın</span>" Hadis-i Şerif'idir. Bunun yanısıra Türklerin fiziki özelliklerinden, yaşantılarından da haber vererek, ashabını istikbalde yaşanacak bir dizi hadiseye hazırlamışlardır. Bu hadis-i şeriflerin tümü, Alemlerin Efendisi'nin Türkleri çok yakından tanıdıklarını gösterir. Ashabı kiramın da Türklerin kim olduklarına dair bir soruları olmamıştır. Bu, ashabın da Türkleri yakından tanıdıklarını gösterir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kabileler</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">A</span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">rabistan Yarımadası son derece kozmopolit bir yapıya sahiptir. Hiçbir büyük devletin bu bölgeye girememesi, hür yaşamak isteyen pek çok toplumun bu bölgeye yerleşmesine neden olmuştur. Bu kabilelerden bazılarının Türk veya Türk kökenli olduğu tahmin edilse de henüz sağlam bir araştırma yapılmamıştır. Asr-ı Saadet'te yaşayan kabilelerden Tayy, Muharib (veya Harboğulları) ve Eslem gibi kabileler, bölgedeki diğer kabilelerden farklı özellikler taşıyorlardı. Arabistan'ın en ilginç kabilesi belki de Harboğulları kabilesidir. Kaynaklarda bu kabile dilleri anlaşılmaz,[8] son derece korkusuz ve savaşçı bir topluluk olarak anılırlardı. Yağmacılıkları ile meşhurdular. Yaşadıkları bölgenin tamamen hakimiydiler. Kuzeydoğu Arabistan'da yaşamaktadırlar. Asrı Saadet'te müslüman oldukları andan itibaren pamuk gibi olmuşlardır. Hayır ve hasenatta yarışan, bölgelerinden geçen ticaret kervanlarını gözleri gibi koruyan bir topluluk olup çıkmışlardır. Bunların soyundan gelen günümüz Mısırlı araştırmacı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Muhammed Harb</span>, Harboğullarına mensup olanların isimlerinde Türkçe kökenli kelimeler bulunduğuna işaret etmiştir. Biraz sonra bahsedeceğimiz gibi Dicle bölgesinde yaşayan Türk boyları, Bedr Hazırlıkları sırasında Efendimiz'e elçi göndermişlerdi. Bunlar büyük ihtimalle Harboğullarıyla bağlantılı boylardı.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kişiler</span></span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Asrı Saadet'teki şahıs isimleri Arapça veya başka dilden geçse de arapçalaşmıştır. Şahıs isimlerinin kökeni hakkında henüz bir teknik çalışma da yapılmamıştır. Bu nedenle isimlerin hangisinin Türkçe'den geçtiğini bilemiyoruz. Ancak Ashab-ı Kiram'ın hayat hikayelerini incelediğimizde ilginç sonuçlar elde edebiliyoruz. Mesela <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salim, Büreyde b. Husayb, Ebu Bekre</span> (radıyallahu anhum) gibi pek çok sahabenin hayatı önemli ipuçları vermektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRK ATI / KUTAF</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Şahıs ve kabilelerin dışında Asrı Saadete ait bazı hatıralarda da türk izlerine rastlamak mümkündür. Mekke veya Medine'de bir gece çok şiddetli bir gürültü duyulur. Şehir halkı ne olup bittiğini anlamak için evlerinden fırladıklarında, Sevgili Peygamberimizi sesin geldiği istikametten gelirken görürler. Efendimiz, sesi duyduğu anda en yakındaki ata binerek hızla olay yerine gitmişler, önemli bir şey olmadığını görünce geri dönmüşlerdir. Kullandıkları at, eshabı kiramdan Ebu Talha'nın Kutaf cinsi atıdır. Bütün özellikleriyle (kısa bacaklı, çevik dönüşler yapabilen olması vb.) bir türk atıdır. Efendimiz bu ata dua buyurarak; "Deniz gibi..." buyurmuşlardır. Kutaf cinsi atlara bu nedenle, Bahr / Deniz adı verilmiştir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KUBBETU'T TÜRKİ / TÜRK ÇADIRI</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Şimdi gelelim Türk tarihinin en önemli noktalarından birine... Abdullah b. Mes'ud ve Abdullah b. Abbas, Efendimizin Bedr Savaşı'nda girdikleri yuvarlak bir çadırdan bahsetmektedir.(9) Yine 627'de Hendek Savaşı hazırlıkları yapılırken Efendimiz, kendisi için kurulan bir çadıra yerleşmişlerdi ki bu çadır Kubbetu't Türki / Türk Çadırı olarak isimlendirilmektedir. Sevgili Peygamberimiz çadırın kurulmasında yardımcı olmuşlar ve kuşatma süresince bu çadırda bulunmuşlardır. Başka bir ifadeyle Kubbetu't Türki Efendimizin otağı, karargahı olmuştur. Yine bu çadırın en büyük özelliklerinden birisi de Efendimizin ünlü İstanbul'un fethedileceğini müjdeledikleri hadisi şeriflerini kuşatma günlerinde bu çadırın gölgesinde buyurmuş olmasıdır. (10)Yine Efendimizin mescidde itikafa çekildikleri çadır, Kubbetu't Türki ismiyle anılmaktadır.(11) Ünlü Hudeybiye anlaşması, bu çadırda imzalanmıştır. Dahası, Mekke'nin fethine gidilirken de bu çadır Efendimizle birliktedir. İslam ordusu Mekke yakınlarındaki Merru'z Zahran mevkiine gelince çadırını kurdurmuşlar, eshabıyla burada istişare etmişlerdir. Mekke'nin yöneticisi olan Ebu Süfyan b. Harb'i bu çadırda kabul etmişlerdir. İslam ordusu birkaç koldan Mekke'ye girerlerken Sevgili Peygamberimiz bugün Cennetu'l Mualla kabristanının bulunduğu Hacun'da çadırlarını kurdurmuşlar, harekatı buradan idare etmişlerdi. Bu çadır, Efendimizin vefatlarından sonra şüphesiz muhafaza edilmiştir. Ancak akibetinin ne olduğu hakkında henüz bir kayda rastlanmamaktadır. Ancak Efendimizin her davranışını uygulamaya çalışan eshabı kiram, Onun bir Türk çadırında itikafa çekilmesini sünneti seniye olarak tatbik etmişlerdir. Mesela Eshabı Kiramdan Ebu'd Derda'nın hanımı Ümmü Derdâ, Şam'daki Emeviye Camiinde kurulan bir türk çadırında itikafa çekilmişti. Bu çadırın Efendimiz tarafından kullanılan çadır olup olmadığı bilinmemektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ELÇİLER YILI</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Meşhur elçiler yılında Sevgili Peygamberimizi ziyarete gelen kabileler arasında türklerin olup olmadığı tam araştırılmamıştır ancak bundan çok daha önceki yıllarda Dicle yöresinde yaşayan Büğdüz-Aman Hanedanı temsilcisi,(12) çeşitli Türk boylarının ilbeği olarak, 622-623'de Medine'ye elçi olarak bir heyetle gelmiş ve Efendimizin huzuruna çıkarak müslüman olmuşlardır. Bu çok önemlidir. Zira Türklerin, Dicle yöresinde kuvvetli bir topluluk olarak bulunduklarını gösterir. Bunlar, İran Kisrası Nuşirevan tarafından Doğu Roma sınır boylarına yerleştirilmiş olan Türk boylarındandır. Bu sınır kuşağı İran'ın en nazik bölgesidir. Buraya, kendilerine bağlı savaşçı toplulukları yerleştirerek başkentleri Medayin / Ktesiphon'u emniyete almak istemişlerdi. İşte bu boylar Medine'ye elçi göndermişlerdir. Gelenlerin bir kısmının Medine'ye yerleşmesi kuvvetle muhtemeldir. O zaman Uhud ve diğer savaşlarda da Efendimizin eshabı arasında türklerin bulunduğu akla gelebilir. Dahası, Sevgili Peygamberimizin kullandıkları Kubbetu't Türki'nin kaynağı hakkında bir ip ucu verebilir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÜZÜNTÜNÜN SEBEBİ</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Efendimiz 630 yılında bir gün Medine'de, hanımlarından Ümmü Seleme veya Zeyneb bnt. Cahş annemizin odasında iken, sıkıntı duyarak bunalırlar. Durumu farkeden annemiz sebebini sorar. Efendimiz, doğuyu işaret ederek; "Şu anda Zülkarneyn'in seddinden yüzük genişliğinde bir delik açıldı" diye üzüntüyle haber verirler. Efendimizin üzülmelerine sebeb olan hadise ne idi? Henüz bir açıklama getirilememiştir. Bu tarihte doğudaki en büyük olay Doğu Göktürk ordusunun devasa Çin ordusu tarafından imha edilmesidir. Bu savaşta Türk Hakanı esir düşmüş ve Doğu Göktürk Devleti yıkılmıştır. Bu yıkılma ile Orta Asya'daki dengeler altüst olur ve Türklerin dar bir alana hapsettiği Çin, tamamen serbest kalarak sınırlarını genişletmeye başlar. Batı Göktürk Devleti de kısa sürede yıkılır.(13) </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">...ve KÜRŞAD İHTİLALİ</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Esir edilen Göktürk ileri gelenleri Çin'e esir olarak götürülür. Tarihe Kürşad İhtilali olarak geçen ayaklanma, bu yıkılmadan hemen sonra Çin'de esir edilen Türk prensleri tarafından organize edilmiştir. Çinliler her zaman yaptıkları asimilasyonu esir türklerin üzerinde uygulamak ister. Ancak bir süre sonra buna karşı çıkan Kürşad ve 39 arkadaşı ihtilal planı yaparlar. Çin İmparatoru'nun geçeceği güzergahı tespit ederler. Ancak ihtilal günü müthiş bir yağmur yağar. Çin İmparatoru sarayından çıkmaz. Planı ertelemek isterler. Ancak Kürşad, Çinlilerin durumu haber almalarından korkarak planı ertelemez. Belirlenen saatte sarayı basarlar. Yüzlerce Çinli, bir avuç türkün eğri kılıçları altında can verirler. İmparator kıl payı hayatını kurtarabilir. Başarılı olamadıklarını anlayan Kürşad, arkadaşlarıyla birlikte kaçarsa da bir süre sonra etrafları çevrilir. Teslim olmayı kabul etmeyince de oklanarak öldürülürler. </span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Göktürk Devleti'nin yıkılmasını, Oğuz Türklerinin Asya steplerinden tasfiye edilmesi takip etmiştir. Belki de Sevgili Peygamberimiz, gelecekte İslama hizmet edecek koca bir milletin atalarının zor durumda kalmalarına mübarek gönülleri elvermemiş, incinmişlerdi. Nitekim ilk müslüman türkler Göktürk boyları içinden çıkmıştır. Dahası ilk müslüman Türk devleti Karahanlılar, Göktürk Devletinin bir uzantısıdırlar. İslamiyetin etrafında çelik bir duvar örerek özünün dejenere olmasını önleyen İmam-ı Azam, İmam-ı Maturidi, İmam-ı Buhari, Bahaeddin-i Buhari vb. alimlerin ve talebelerinin kökeni araştırıldığında yine Türk oldukları görülür. Yine kurulan hemen tüm Müslüman Türk devletlerinin köklerinde Göktürklerin izleri görülür. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRK ELİ'NE DOĞRU</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Sevgili Peygamberimiz'in vefatlarından sonra yeryüzüne dağılan eshabı kiramın önemli bir kısmı, genellikle kökenleri nere ise o bölgelere gidip yerleşirler. Bu dağılma, Efendimizin emri üzerine gerçekleşir. Efendimiz eshabına, yeryüzüne dağılmalarını, yerleştikleri yerlerde evlenmelerini ve özellikle gençlere sahip çıkmalarını emretmişlerdir. Bu sebeple eshabı kiram, gençlerle karşılaşınca; "Merhaba ey Sevgili Peygamberimizin bize emanet ettikleri" diye latife ederlerdi. Horasan'a düzenlenen seferlerin sadece birinde, ordu içerisinde 300 eshabın bulunduğu nakledilmektedir ki bunların büyük çoğunluğu Türkistan'a yerleşmişlerdir. Bunlardan en ilginci Türklerin Arslan Baba adını verdikleri bir sahabedir ki, asıl ismi unutulmuştur. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Hazret-i Hüseyin, Kerbela'da ablukaya alındığında Kufeli Şiilerin ihanetini görünce Emevi komutanı Ubeydullah b. Ziyad'dan, kendisini bırakmasını ister ve Horasan'a gidip orada İslamiyete hizmet etmeyi istediğini bildirir. Hazreti Hüseyin tekrar Medine veya Mekke değil de Horasan'a gitmek istemesinin sebebi de Efendimizin bu bölge halkıyla ilgili eshabına çok önemli işaretler verdiklerini göstermektedir. Eshabdan bu bölgeye giden en ünlü isim, Büreyde b. Husayb'dır. Kabri, Merv şehrindedir. Kırgızistan'a yaptığımız bir gezide Kırgızlar, Oş bölgesinde bir mevkiyi göstererek, "Sevgili Peygamberimizin arkadaşlarına ait bazı kabirler burada idi, ancak zamanla kaybolmuş" dediklerine şahit olmuştuk. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Horasan'a yerleşen eshabı kiramın rahle-i tedrisinden geçen türkler müthiş bir ivme kazanırlar. Birkaç kuşak sonra bütün İslam dünyasına kan kusturan Şii devletçiklerini teker teker düşürerek vefa borçlarını ödemeye başlarlar. Asya kendilerine dar gelir. Birbiri ardınca cihan devletleri kurarak Batının en batısındaki Kızıl Elma'ya doğru koşarlar. Osmanlılar döneminde ise her bakımdan zirveye erişirler. </span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Eshabı Kiram Türkistana giderken, Türkistan'dan da Medine'ye gelenler olmuştur. Mesela Ozanların Piri diye tanınan Korkut Ata, Medine'ye gelerek Hazreti Ebubekr ile görüşerek müslüman olmuştur.(14) </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRKLERE İLİŞMEYİN</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Sevgili Peygamberimizin, Türklerle sıcak temasa geçilmemesini emrettiklerini bizzat eshabı kiramın uygulamasında da görebilmekteyiz. Hazreti Ömer döneminde yıkılan Sasanilerin de kışkırtmasıyla bazı Türk boyları İslam topraklarına hücum ederler. Bunlar, Göktürk Devletinin yıkılmasından sonra desteksiz kalan Batı Göktürk Devleti bünyesinde yaşayan küçük devletçiklerdir. Bunlara karşılık vermek için Türkistan içlerine akın yapan İslam orduları komutanı Ahnef b. Kays, zafer kazandıklarını ve harekata devam etmek istediklerini bildirir. Hazreti Ömer, bu isteği kesin bir dille reddeder ve "Keşke onlarla aramızda ateşten bir deniz olsaydı" diyerek ileri harekata izin vermez. Yerine eshabdan Büreyde b. Husayb'i komutan olarak tayin eder. İslamın, organize olarak en güçlü olduğu ve peşpeşe dünyanın iki süper gücüne bir arslan gibi atıldıkları bir dönemde, dağınık türklerden korktukları için böyle bir harekata izin verilmediğini düşünmek mümkün değildir. Hazreti Ömer gibi birisini ancak Efendimizin emri durdurabilirdi. Benzeri bir başka olay Hazret-i Muaviye döneminde yaşanmıştır. Horasan valisi Abdurrahman b. Semüre'ye bağlı İslam ordusunun bir kısmı, Türklerin hücumuna karşılık vermek için Ubeydullah b. Ziyad komutasında Türkistan içlerine akınlar yaparlar. Buhara ve çevresini ele geçirirler. Abdurrahman bunu hoş karşılamaz.(15) Ubeydullah da direkt Halife'ye yazarak kazandığı zaferi bildirir. Övgü ve taltif beklerken, Hazret-i Muaviye'nin sert bir cevabıyla karşılaşır; "Anan sana matem tutsun. Harekatı derhal durdur. Onlara neden ilişiyorsun. Vallahi Rasulullah'tan işittim ki, Türkler yavsan otu biten yerlere kadar hakim olacaklardır."</span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRK HAKANI'NIN KIZI</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Efendimiz, peygamberlikle şereflendiklerinde İran Sasani İmparatorluğunun başında kisra olarak Nuşirevan vardır. Bu zat adaletiyle ün yapmıştır. Sadece İranlılar değil komşu ülke insanları dahi onun adaletine hayran kalmışlardı. Nuşirevan, o yıllarda hayli güçlü olan Göktürk Hakanı'nın kızıyla evlenmiştir. Bu evlilikten peşpeşe üç kız dünyaya gelir ki, İslam tarihinin en önemli şahıslarından olurlar. Hazreti Ömer döneminde yıkılan Sasani İmparatorluğu'na mensup önemli kişiler esir olarak Medine'ye getirilir. Aralarında Nuşirevan'ın kızları da vardır. Anneleri Türk Hakanı'nın kızı, Babaları da İran kisrası olan bu nazenin kızlara Hazreti Ömer kıyamaz. Eshabı kiramdan üç ünlü zatın çocuklarıyla evlendirir.[16] Bunlardan Şehr Bânû Ğazele, Hazreti Ali'nin oğlu Hazreti Hüseyn ile evlendirilir. Bundan Zeynel Abidin hazretleri dünyaya gelir.[17] Birisi Hazreti Ömer'in oğlu Salim (veya Asım) ile evlendirilir. Bunun kızından da Emevi halifelerinden Ömer b. Abdülaziz dünyaya gelir ki; adaleti ile ün yaptığı için ikinci Ömer diye anılır. Üçüncü kız Hazreti Ebubekr'in oğlu Muhammed ile evlendirilir. Bu evlilikten Kasım b. Muhammed hazretleri doğar.[18] </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SONSÖZ</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">B</span>iz, kaynaklardan ulaşabildiklerimizi sizlere aktarabiliyoruz. Ancak, bunların çok sınırlı olduğunu da hemen ifade etmek durumundayız. Bu konuda asıl hizmet verecekler, konuya profesyonel olarak eğilebilecek türk tarihçileri ve hadisi şerif uzmanları olacaktır şüphesiz. Bizim yaptığımız bir kibrit yakmaktan öte değildir. Ehil eller harekete geçerlerse tarihimizde karanlık kalmış noktalar aydınlanmış olacaktır.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://tarihvedusunce.blogspot.com/2011/01/masonlarin-dilinden-masonluk.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://tarihvedusunce.blogspot.com/2011/...onluk.html</a></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tarih ve Düşünce Dergisi, Ekim 1999, Yıl:1 - Sayı:1</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">İKTİBAS MAKALE</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://3.bp.blogspot.com/-8w6PvGwKTfE/UACNhMxt1RI/AAAAAAAAAPc/h61O0S6fANM/s1600/asr-i_saadet.jpg" alt="[Resim: asr-i_saadet.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ashab-ı Kiram arasında Türkler var mıydı?" </span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Böyle bir soru, bir Türk'ü belki de en çok heyecanlandıracak sorulardan birisidir. Zira genlerine kadar işlemiş olan Peygamber sevgisi, bu sorunun cevabını merakla bekletecektir.</span></span></span></div>
<br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">H</span></span>adis-i Şerif kaynakları tarandığı zaman, Sevgili Peygamberimiz'in (S.A.V), ashabına bazı milletlerin yanısıra Türkler hakkında da tavsiyelerde bulunduğunu görürüz. Bunlar, Asr-ı Saadet'te Türklerin varlığının yakından bilindiğini gösterir. Hadis-i Şerif'ler detaylı incelendikleri zaman bu bilginin </span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">yüzeysel olmadığı, Türkler'in çok yakından tanındığını göstermektedir. Ancak bu tanıma; ticaretle uğraşan Mekkeliler'in, Türkistan'a gitmeleri sonucu elde edilen bir tanıma değildir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Göktürkler</span> hakkında bizi bu kanaate götüren en büyük sebeplerden birisi; Asr-ı Saadet döneminde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Göktürk Devleti</span>'nin varlığıdır. Eski ihtişamında olmasa da İran'ın kuzeyinde organize bir devlettir. "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İpek Yolu</span>" adı verilen eski dünyanın en önemli ticaret yolunun büyük bir kesimi bunların kontrolü altındadır. Dahası, İran Sasani Kisrası <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nuşirevan</span>, Göktürk Hakanı'nın kızı ile evlidir. Bütün bunlar o dönemde Türklerin yakından bilindiğini göstermektedir. Ayrıca Asr-ı Saadet'te bulduğumuz öyle ipuçları vardır ki; Ashab-ı Kiram içerisinde Efendimiz'in mübarek dizleri dibinde yetişmiş Türklerin bulunabileceği kanaatini kuvvetlendirmektedir. Ancak bugüne kadar Türk tarihçileri ve Hadis-i Şerif uzmanları bu konuda müşahhas çalışmalar yapmamışlardır. Bizim yaşadığımız şanlı bir tarihi maalesef başkaları kaleme almıştır. Bugün, özellikle İslam öncesi Türk tarihi hakkındaki bilgilerimiz, Rus ve İsveçli bilim adamlarının yaptığı çalışmalara dayanmaktadır. Göktürk Devleti gibi pek çok muazzam devletler kurulmuştur; ancak, sorulduğu zaman bir iki balbal taşıyla birkaç kitabeden başka bir şey gösterilememektedir. Zira yabancı bilim adamları ancak bu kadarını ortaya koyabilmişlerdir. Ayrıca onların kaleminden çıkan tarihi bilgilerin gerçeği ne kadar yansıttığı, zaman geçtikçe daha iyi anlaşılacaktır.</span><br />
 </div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><img src="https://1.bp.blogspot.com/-mPtwu35NNVo/UACWidjCrjI/AAAAAAAAAPw/qc3eyJwCsJs/s400/asr-i_saadet2.jpg" width="400" height="261" alt="[Resim: asr-i_saadet2.jpg]" class="mycode_img" /></span></div>
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><br />
 <span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Asla Şamanist Değillerdi </span></span></span><br />
<br />
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">B</span></span>unlardan en belirgini; Türkleri</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">n İslam öncesi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şamanist</span> oldukları iddiasıdır. Oysa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkler, tarihi boyunca asla Şamanist olmamıştır</span>. Şamanlık <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Moğollar</span>'ın dinidir. Orta Asya'da yaşayan üç büyük milletin üçü de kültür bakımından birbirlerine taban tabana zıttır. Bunlar; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkler</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Moğollar</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çinliler</span>'dir. Hem ırk, hem de din bakımından birbirleriyle yakınlıkları yoktur. Çin'de, Türklerin "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">mızmız dinler</span>" olarak vasıflandırdığı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Konfüçyanizm</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Budizm</span> gibi inanışlar yaygın iken, Moğollar <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şamanist</span> idiler. Din adamlarına da Şaman adı verilirdi. Türkler, Şamanist olmadığı gibi aralarında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şaman</span> adı verilen din adamları da yoktu. Çin ve Moğolistan'daki inançların çok daha saf olanına sahiptiler. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir olan yaratıcı</span>, "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ulu Tanrı</span>" anlamında "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gök Tanrı"</span> adı kullanılıyordu.<span style="font-size: x-small;" class="mycode_size">[1]</span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">
 <span style="font-size: small;" class="mycode_size">İslamiyet'ten önceki Türk dini inancına bakıldığında şaşılacak derecede İslam akaidine benzeyen noktalar görülür. Bunları Çin ve Moğol dinlerinde görmek mümkün değildir. En başta geleni, vahdaniyet yani "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yaradanın bir olması</span>" inancıdır. Doğulu ve Batılı bütün tarihçiler bunda birleşmişlerdir. Bunun yanısıra ahirete, öldükten sonra hesabın varlığına, cennet ve cehenneme inançları vardır. Din adamları bulunmuyordu; ancak "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kam</span>" adı verilen büyücü-kahin karışımı bir mesleği icra edenler vardır. Fakat bunların din adamlığı ile ilgisi yoktur. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Moğollardaki Şaman </span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ile Türkler'deki Kam arasındaki fark ise; bugün cinci hoca adı verilen insanlarla diyanet görevlileri arasındaki fark gibiydi.</span> Bu inançlarını, müslüman oldukları 10. yüzyıla kadar devam ettirmişlerdir. Budizm, Mecusilik, Şamanizm, Taoizm, Maniheizm gibi bin türlü dinin kaynaştığı bir bölgede İslama bu kadar yakın olan inançlarının kaynağı ne idi? Maalesef bugüne kadar araştırılması yapılmamıştır. Ancak kaynaklar tarandığı zaman bir takım ipuçlarına rastlamak mümkündür.</span><br />
 <br />
 </div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz Han</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">T</span>ürklerin Soy Kütüğü</span> kitabında, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nuh Aleyhisselam</span>'dan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kara Han</span>'a kadar Türklerin İslam itikadında oldukları, bu hükümdardan itibaren bozuldukları kaydı vardır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kara Han</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz Han</span>'ın babasıdır. Oğuz Han'ın hayat hikayesi de ilginçtir: </span><br />
 <br />
 <span style="font-size: small;" class="mycode_size">Doğumundan itibaren üç gün boyunca annesini emmez. A</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">nnesi bu duruma çok üzülür. Rüyasında, oğlunun "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">bir olan yaratıcıya inan, aksi halde seni emmeyeceğim</span>" dediğini görür. Şefkatinden dolayı annesi bir olan yaratıcıya iman eder. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz</span> da böylece annesini emmeye başlar. Büyüyüp serpildiğinde ise etrafındaki nice güzel kızları, putperest oldukları için kabul etmez. Fazla güzel olmayan amcasının en küçük kızı ile putperest olmadığı için evlenir. Bundan erkek evlatları olur. Aradan uzun yıllar geçer. Türk töresini çiğneyen babasıyla çatışır ve obayı terkeder. Bir süre sonra aralarında bir savaş çıkar. Bu savaşta babası hayatını kaybeder.[2] Devletin başına <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz</span> geçer. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz Kağan</span>'ın bu haliyle bir peygamberin rahle-i tedrisinde bulunmuş olduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle bir çok İslamî kaynakta ismi anıldığında Rahmetullahi aleyh (Allah'ın rahmeti üzerine olsun) diye dua edilir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz Han</span>'ın bir başka özelliği de Büyük Okyanus'tan Akdeniz'e kadar muazzam bir bölgeye hakim olması; o zaman dünyasının neredeyse dörtte üçünü kontrol altına almış olmasıdır. Bu özelliğinden dolayı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oğuz</span>'un, Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zülkarneyn Aleyhisselam</span>" olduğu dahi ileri sürülmüştür.</span><br />
 <br />
 </div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zülkarneyn Seddi</span></span></span></div>
<div style="text-align: justify;" class="mycode_align"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">K</span></span>ur'ân-ı Kerîm'de ismi geçen Zülkarneyn Aleyhisselam, dünyaya hakim olmuş birkaç kişiden birisidir. Yaptığı seferlerden birinde güneşin doğduğu en uzak yere kadar gider. Burada mayası temiz, mazlum bir toplulukla karşılaşır. Bunlar komşuları olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ye'cuc</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Me'cuc</span> isimli toplulukların zulümlerinden şikayet ederler. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti Zülkarneyn</span>, bu zalim topluluk ile bunların arasına büyükçe bir se</span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">t kurarak şerlerinden korunmalarını sağlar. Kaynaklarda mayası temiz bu topluluğun Türk milleti olduğu yazılıdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti Zülkarneyn</span>, İbrahim Aleyhisselam'la aynı yıllarda yaşamışlardır. Çıktığı seferlerden birinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'le görüşmüş ve bu sırada yaşı hayli ilerlemiş olan bu kutlu peygamberin hayır dualarını almıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kanturaoğulları</span></span></span></div>
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Efendimiz Aleyhisselam, bazı Hadis-i Şerifleri'nde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kanturaoğulları</span>'nın bu ümmetin idaresini uzun süre ellerinde tutacaklarından bahsetmektedirler. Hadis-i Şerif otoriteleri, bundan kastın Türkler olduğuna hemfikirdirler. Kaynaklar tarandığında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kantura</span>'nın, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in hanımlarından birinin adı olduğu görülür. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbrahim Aleyhisselam</span>'ın bilinen üç hanımı vardır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sare</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacer</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kantura</span>... Bunlardan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sare</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İshak</span>'ın, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacer Hazreti</span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsmail</span>'in, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kantura</span> da ismi henüz tesbit edilemeyen birkaç erkek evladın annesidir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacer</span>'den doğan oğlu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsmail Aleyhisselam</span>'dır. Allahü Teâlâ'nın verdiği emir üzerine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span> tarafından bugünkü Kabe'nin hemen yanıbaşına bırakılan İsmail Aleyhisselam, yerli toplumlardan olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cürhümi</span>'lerden bir kızla evlenmiş ve bunun soyundan gelenler giderek büyük bir güç olmuşlardır ki, zamanla <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nabtiler</span> (M.Ö IV-M.S II. y.y.), <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Palmirana/Tedmur</span> (M.Ö 3.000-M.S 275) gibi dönemlerinin güçlü devletlerini kurmuşlardır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in ikinci oğlu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İshak Aleyhisselam</span>'dan olan torunu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti Yakub</span>'un 12 oğlunun soyundan gelenlere <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrailoğulları</span> adı verilir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yakub Aleyhisselam</span>'ın diğer ismi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrail</span> olduğu için bu isimle anılmışlardır. Bunlar, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Musa Aleyhisselam</span>'ın <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mısır</span>'dan çıkarılmasından sonra Filistin'de İsrail ve Yahuda devletini kurmuşlar, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti Süleyman</span> döneminde de Yemen'deki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sebe</span> devletini yeniden organize etmişlerdir (M.Ö 900). Bundan sonra bir daha toparlanamamışlardır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in Kantura isimli üçüncü hanımından da birkaç erkek evladı olmuştur. Bunları Vahdaniyeti tebliğ etmek için Horasan'a göndermek istediğinde çocukları ağlaşırlar ve "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kardeşimiz İshak'ı kendi yanında bırakıyorsun, İsmail'i de kutlu bölge Mekke'de bıraktın. Bizi neden çok uzaklara gönderiyorsun?</span>" derler. Hazreti İbrahim de onlara gitmeleri gerektiğini izah ederek; "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuraklığı çok olan bir beldeye gideceksiniz. Size öğreteceğim şu duayı sıkışınca okursanız inşaallah yağmur yağacaktır</span>" diyerek bir dua öğretir. Çocuklar Horasan'a yerleştikten uzun bir süre sonra büyük bir kuraklık yaşanır. Çaresiz kalan halk, bunlara başvurunca öğrendikleri dua sebebiyle yağmurun yağmasına vesile olurlar. Bunun üzerine insanlar, bu iş ancak "han"ların işidir diyerek bu çocukları ve soyundan gelenleri <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">han</span> kabul ederler. Öyle ki, kanlarının yere düşmesini bile bir felaket olarak gördüklerinden hiç ilişmezler. Bu adet daha sonra <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">han sülalesinden idam edilmesi gerekenlerin kılıçla değil yay kirişi ile boğmak usulü</span>nün doğmasına neden olur (Bu adet Göktürk devlet geleneğini takip eden Selçuklu ve Osmanlı'da da aynen devam etmiştir). </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Kaynaklarda buna benzer bir başka olaya daha rastlıyoruz: Eski Türklerin elinde <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yada Taşı</span> denilen bir taş vardır. Bunun aracılığı ile yağmurun yağdırıldığından bahsedilir. Yerli ve yabancı gezginler, bunu bizzat gördüklerini naklederler. Bu taş yüzünden sık sık boylar arasında çatışmalar çıkmıştır.[4] </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Orkun kitabelerinde güç zamanlarda Yaratıcı'nın, semavi kaynaklı bir kahraman göndererek Türklerin imdadına yetiştiği kayıtlıdır. Kitabelerde; "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ben Tanrı'dan olma...</span>" gibi ifadeler geçmektedir. Bu, Hakan'ın ancak Allah'ın tasvib ve desteği ile hakan olabileceğini gösterir. Yine eski kaynaklarda, ancak Tanrı tarafından kut verilmiş kişilerin hakan olabileceği de kayıtlıdır. Nitekim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hun Hakan'ı Mete</span>'nin Tanrı'dan kut alarak Hakan olduğu kayıtlıdır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in bu çocukları Horasan'a göndermesinin sebebini, annelerinin Orta Asya kökenli olmasında aramak lazımdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in ve Sevgili Peygamberimiz'in hayatları incelendiğinde, birisini bir bölge veya topluluğa gönderdiklerinde o kişinin o bölgeden veya topluluktan olmasına dikkat ettikleri görülür. Zira gidilen yerde hazır bir ortam bulmuş olacaklardır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti İbrahim</span>'in yaşadığı tarih olarak M.Ö 2000'li yıllar gösterilmektedir. Eğer bu doğru ise bunun hemen akabinde Türklerin millet olarak belirgin bir şekilde ortaya çıktıkları ve devlet kurdukları görülür ki; bu da M.Ö 1500-2000 yılları arasıdır. Bu tarihler dünya tarihinin kavşak noktalarından birisidir. Bu yıllardan itibaren eski milletler sahneden çekilip birer birer erirken üç ana koldan gelişen üç ayrı millet dünya siyasetine yön verir olurlar. Birincisi İsrailoğulları'dır. Üçüncü kol bunlardan çok uzakta Türkistan'da ağırlıklarını koymaya başlamıştır. Bunlardan İsmailoğulları ve Türklerin hayat şartları birbirlerine benziyordu. Kuraklıkların şiddetli geçmesi, birinde çöl, diğerinde bozkırların, halkların milli karakterlerini dış tehlikelerden koruması hep birbirine benzemektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türk Peygamberler</span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">K</span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">aşgarlı Mahmud'un <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Divân-ı Lügâti't Türk</span>'ünde; "yalavaç", "yalvaç" gibi resul, peygamber anlamında türkçe kelimeler bulunması, Türklerin en eski devirlerinde bile peygamber kavramının bilindiğinin canlı şahitleridir. Eski Türk inancında görülen Yaratıcı inancının İslama çok yakın olmasının sebebi de peygamberlerdir. Bu inanca göre Tanrı'nın sıfatları şöyledir ki; Kuranı Kerim'deki İhlas suresini hatırlatır: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir/Tek olan, Mengü/Sonsuz, Bayat/Başsız, Mungsuz/Kendi kendine var olan (Doğmamış, doğurulmamış) ve sıkıntılardan uzak olan, Diri/Hayat sahibi, Erki/İrade sahibi, Ogan/Kudret sahibi, Törütgen/Yaratıcı</span>...[5] </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">İşte bu noktayı araştırmış olan tarihçilerden Hüseyin Hüsamettin Efendi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şerh-u Esmai'l Mürselin</span> isimli kaynağa dayanarak tam 24 adet türk asıllı peygamberin ismini nakletmektedir.[6] Bu peygamberlerin ne zaman yaşadıkları, tevhid mücadeleleri, gösterdikleri mucizeler ve hangi boylarda görev yaptıkları şimdilik bilinmemektedir. Bilinen tek şey; İslam dinini tebliğ ederek Türk milletinin üzerinde kalıcı etkiler yapmaları ve bu cengâver milleti Sevgili Peygamberimiz'in yoluna hazırlamış olmalarıdır. Gerçekten de Türkler, İslamiyet'le tanıştıktan kısa bir süre sonra toplu olarak müslüman olmuşlar ve dünya tarihinde Asr-ı Saadet'ten sonra en kaliteli çağ olan Osmanlı dönemini kurmuşlardır. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Türkler arasında görev yapmış şanlı peygamberlerin isimleri türkçe olmakla birlikte kaynaklara arap imlası ve telaffuzuyla şu şekilde geçmiştir; "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amun</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anuh</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Barah</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cosan</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Düvil</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ğadat</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hamun</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hemudin</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hıcah</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hicil</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Katın</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kedük</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kharkıl</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Laycu</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Narın</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sakun</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salah</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Savıs</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Takhım</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tamur</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Umıd</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yahur</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yasan</span>, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yevik</span>..." </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Tarihi kaynaklardan derleyerek özetlediğimiz bu bilgiler, Türklerdeki vahdaniyet fikrinin kökeni konusunda bize büyük ipuçları vermektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Asr-ı Saadet'te Türkler</span></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">C</span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">ahiliye döneminde Türkler, gerek Türkistan'a giden Mekke kervanları, gerekse Arabistan'a çeşitli vesilelerle gelen Türkler vasıtasıyla çok yakından tanınmaktadır. Ayrıca, Göktürk İmparatorluğu Asr-ı Saadet'te Orta Asya'da son virajı almak üzeredir. Bu devlet kapalı bir kutu değil, cihan devletliğine oynayan bir güçtür. O zaman dünyasınca yakından bilinmemesi imkansızdır. Efendimiz'in amcası <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ebu Talib</span>, hicretten önce Efendimiz'e zulmeden müşrikler hakkında söylediği bir şiirde Türklerden bahsetmektedir. Bu şiirinde müşriklerin, Efendimiz ve ashabının Mekke'den ta Kabil veya Türk kapılarına kadar çekilip gitmelerini istediklerini söyler.</span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Cahiliye dönemine ait şiirlerde sık sık Türklerin askeri yönleri ve kahramanlıkları işlenmiştir. Bu şairlerden bazıları; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nabiğa ez Zübyani, Hassan b. Hanzala, Evs b. Hacer, Şemmah b. Zirar vd.</span>'dir.[7]</span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Arabistan'da, kölelerden oluşan değişik milletlere mensup oldukça kalabalık bir topluluk vardır. Bunlar arasında özellikle İran aracılığı ile gelen kölelerin kökeni araştırıldığında ashabın arasında da Türklerin bulunduğu anlaşılır. Ancak isimler Arapçalaştığı için bu durum tespit yapmayı zorlaştırmaktadır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hadis-i Şerifler</span></span> <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">S</span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">evgili Peygamberimiz'in, Türklerle ilgili pek çok Hadis-i Şerif buyurdukları bilinse de bunların pek azı günümüze kadar gelmiştir. Efendimiz, gelecekle ilgili bazen genel, bazen de kişisel ipuçlarını ashabına vermişlerdir. Bunlardan birisi de istikbalde Türklerle karşılaşılacağı ve onlara nasıl davranılması gerektiği konusudur. Bunlardan en bilineni, ashabın geneline buyurdukları; "<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın</span>" Hadis-i Şerif'idir. Bunun yanısıra Türklerin fiziki özelliklerinden, yaşantılarından da haber vererek, ashabını istikbalde yaşanacak bir dizi hadiseye hazırlamışlardır. Bu hadis-i şeriflerin tümü, Alemlerin Efendisi'nin Türkleri çok yakından tanıdıklarını gösterir. Ashabı kiramın da Türklerin kim olduklarına dair bir soruları olmamıştır. Bu, ashabın da Türkleri yakından tanıdıklarını gösterir.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kabileler</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">A</span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size">rabistan Yarımadası son derece kozmopolit bir yapıya sahiptir. Hiçbir büyük devletin bu bölgeye girememesi, hür yaşamak isteyen pek çok toplumun bu bölgeye yerleşmesine neden olmuştur. Bu kabilelerden bazılarının Türk veya Türk kökenli olduğu tahmin edilse de henüz sağlam bir araştırma yapılmamıştır. Asr-ı Saadet'te yaşayan kabilelerden Tayy, Muharib (veya Harboğulları) ve Eslem gibi kabileler, bölgedeki diğer kabilelerden farklı özellikler taşıyorlardı. Arabistan'ın en ilginç kabilesi belki de Harboğulları kabilesidir. Kaynaklarda bu kabile dilleri anlaşılmaz,[8] son derece korkusuz ve savaşçı bir topluluk olarak anılırlardı. Yağmacılıkları ile meşhurdular. Yaşadıkları bölgenin tamamen hakimiydiler. Kuzeydoğu Arabistan'da yaşamaktadırlar. Asrı Saadet'te müslüman oldukları andan itibaren pamuk gibi olmuşlardır. Hayır ve hasenatta yarışan, bölgelerinden geçen ticaret kervanlarını gözleri gibi koruyan bir topluluk olup çıkmışlardır. Bunların soyundan gelen günümüz Mısırlı araştırmacı <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Muhammed Harb</span>, Harboğullarına mensup olanların isimlerinde Türkçe kökenli kelimeler bulunduğuna işaret etmiştir. Biraz sonra bahsedeceğimiz gibi Dicle bölgesinde yaşayan Türk boyları, Bedr Hazırlıkları sırasında Efendimiz'e elçi göndermişlerdi. Bunlar büyük ihtimalle Harboğullarıyla bağlantılı boylardı.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Georgia,;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kişiler</span></span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Asrı Saadet'teki şahıs isimleri Arapça veya başka dilden geçse de arapçalaşmıştır. Şahıs isimlerinin kökeni hakkında henüz bir teknik çalışma da yapılmamıştır. Bu nedenle isimlerin hangisinin Türkçe'den geçtiğini bilemiyoruz. Ancak Ashab-ı Kiram'ın hayat hikayelerini incelediğimizde ilginç sonuçlar elde edebiliyoruz. Mesela <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salim, Büreyde b. Husayb, Ebu Bekre</span> (radıyallahu anhum) gibi pek çok sahabenin hayatı önemli ipuçları vermektedir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRK ATI / KUTAF</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Şahıs ve kabilelerin dışında Asrı Saadete ait bazı hatıralarda da türk izlerine rastlamak mümkündür. Mekke veya Medine'de bir gece çok şiddetli bir gürültü duyulur. Şehir halkı ne olup bittiğini anlamak için evlerinden fırladıklarında, Sevgili Peygamberimizi sesin geldiği istikametten gelirken görürler. Efendimiz, sesi duyduğu anda en yakındaki ata binerek hızla olay yerine gitmişler, önemli bir şey olmadığını görünce geri dönmüşlerdir. Kullandıkları at, eshabı kiramdan Ebu Talha'nın Kutaf cinsi atıdır. Bütün özellikleriyle (kısa bacaklı, çevik dönüşler yapabilen olması vb.) bir türk atıdır. Efendimiz bu ata dua buyurarak; "Deniz gibi..." buyurmuşlardır. Kutaf cinsi atlara bu nedenle, Bahr / Deniz adı verilmiştir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KUBBETU'T TÜRKİ / TÜRK ÇADIRI</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Şimdi gelelim Türk tarihinin en önemli noktalarından birine... Abdullah b. Mes'ud ve Abdullah b. Abbas, Efendimizin Bedr Savaşı'nda girdikleri yuvarlak bir çadırdan bahsetmektedir.(9) Yine 627'de Hendek Savaşı hazırlıkları yapılırken Efendimiz, kendisi için kurulan bir çadıra yerleşmişlerdi ki bu çadır Kubbetu't Türki / Türk Çadırı olarak isimlendirilmektedir. Sevgili Peygamberimiz çadırın kurulmasında yardımcı olmuşlar ve kuşatma süresince bu çadırda bulunmuşlardır. Başka bir ifadeyle Kubbetu't Türki Efendimizin otağı, karargahı olmuştur. Yine bu çadırın en büyük özelliklerinden birisi de Efendimizin ünlü İstanbul'un fethedileceğini müjdeledikleri hadisi şeriflerini kuşatma günlerinde bu çadırın gölgesinde buyurmuş olmasıdır. (10)Yine Efendimizin mescidde itikafa çekildikleri çadır, Kubbetu't Türki ismiyle anılmaktadır.(11) Ünlü Hudeybiye anlaşması, bu çadırda imzalanmıştır. Dahası, Mekke'nin fethine gidilirken de bu çadır Efendimizle birliktedir. İslam ordusu Mekke yakınlarındaki Merru'z Zahran mevkiine gelince çadırını kurdurmuşlar, eshabıyla burada istişare etmişlerdir. Mekke'nin yöneticisi olan Ebu Süfyan b. Harb'i bu çadırda kabul etmişlerdir. İslam ordusu birkaç koldan Mekke'ye girerlerken Sevgili Peygamberimiz bugün Cennetu'l Mualla kabristanının bulunduğu Hacun'da çadırlarını kurdurmuşlar, harekatı buradan idare etmişlerdi. Bu çadır, Efendimizin vefatlarından sonra şüphesiz muhafaza edilmiştir. Ancak akibetinin ne olduğu hakkında henüz bir kayda rastlanmamaktadır. Ancak Efendimizin her davranışını uygulamaya çalışan eshabı kiram, Onun bir Türk çadırında itikafa çekilmesini sünneti seniye olarak tatbik etmişlerdir. Mesela Eshabı Kiramdan Ebu'd Derda'nın hanımı Ümmü Derdâ, Şam'daki Emeviye Camiinde kurulan bir türk çadırında itikafa çekilmişti. Bu çadırın Efendimiz tarafından kullanılan çadır olup olmadığı bilinmemektedir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ELÇİLER YILI</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Meşhur elçiler yılında Sevgili Peygamberimizi ziyarete gelen kabileler arasında türklerin olup olmadığı tam araştırılmamıştır ancak bundan çok daha önceki yıllarda Dicle yöresinde yaşayan Büğdüz-Aman Hanedanı temsilcisi,(12) çeşitli Türk boylarının ilbeği olarak, 622-623'de Medine'ye elçi olarak bir heyetle gelmiş ve Efendimizin huzuruna çıkarak müslüman olmuşlardır. Bu çok önemlidir. Zira Türklerin, Dicle yöresinde kuvvetli bir topluluk olarak bulunduklarını gösterir. Bunlar, İran Kisrası Nuşirevan tarafından Doğu Roma sınır boylarına yerleştirilmiş olan Türk boylarındandır. Bu sınır kuşağı İran'ın en nazik bölgesidir. Buraya, kendilerine bağlı savaşçı toplulukları yerleştirerek başkentleri Medayin / Ktesiphon'u emniyete almak istemişlerdi. İşte bu boylar Medine'ye elçi göndermişlerdir. Gelenlerin bir kısmının Medine'ye yerleşmesi kuvvetle muhtemeldir. O zaman Uhud ve diğer savaşlarda da Efendimizin eshabı arasında türklerin bulunduğu akla gelebilir. Dahası, Sevgili Peygamberimizin kullandıkları Kubbetu't Türki'nin kaynağı hakkında bir ip ucu verebilir. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÜZÜNTÜNÜN SEBEBİ</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Efendimiz 630 yılında bir gün Medine'de, hanımlarından Ümmü Seleme veya Zeyneb bnt. Cahş annemizin odasında iken, sıkıntı duyarak bunalırlar. Durumu farkeden annemiz sebebini sorar. Efendimiz, doğuyu işaret ederek; "Şu anda Zülkarneyn'in seddinden yüzük genişliğinde bir delik açıldı" diye üzüntüyle haber verirler. Efendimizin üzülmelerine sebeb olan hadise ne idi? Henüz bir açıklama getirilememiştir. Bu tarihte doğudaki en büyük olay Doğu Göktürk ordusunun devasa Çin ordusu tarafından imha edilmesidir. Bu savaşta Türk Hakanı esir düşmüş ve Doğu Göktürk Devleti yıkılmıştır. Bu yıkılma ile Orta Asya'daki dengeler altüst olur ve Türklerin dar bir alana hapsettiği Çin, tamamen serbest kalarak sınırlarını genişletmeye başlar. Batı Göktürk Devleti de kısa sürede yıkılır.(13) </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">...ve KÜRŞAD İHTİLALİ</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Esir edilen Göktürk ileri gelenleri Çin'e esir olarak götürülür. Tarihe Kürşad İhtilali olarak geçen ayaklanma, bu yıkılmadan hemen sonra Çin'de esir edilen Türk prensleri tarafından organize edilmiştir. Çinliler her zaman yaptıkları asimilasyonu esir türklerin üzerinde uygulamak ister. Ancak bir süre sonra buna karşı çıkan Kürşad ve 39 arkadaşı ihtilal planı yaparlar. Çin İmparatoru'nun geçeceği güzergahı tespit ederler. Ancak ihtilal günü müthiş bir yağmur yağar. Çin İmparatoru sarayından çıkmaz. Planı ertelemek isterler. Ancak Kürşad, Çinlilerin durumu haber almalarından korkarak planı ertelemez. Belirlenen saatte sarayı basarlar. Yüzlerce Çinli, bir avuç türkün eğri kılıçları altında can verirler. İmparator kıl payı hayatını kurtarabilir. Başarılı olamadıklarını anlayan Kürşad, arkadaşlarıyla birlikte kaçarsa da bir süre sonra etrafları çevrilir. Teslim olmayı kabul etmeyince de oklanarak öldürülürler. </span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Göktürk Devleti'nin yıkılmasını, Oğuz Türklerinin Asya steplerinden tasfiye edilmesi takip etmiştir. Belki de Sevgili Peygamberimiz, gelecekte İslama hizmet edecek koca bir milletin atalarının zor durumda kalmalarına mübarek gönülleri elvermemiş, incinmişlerdi. Nitekim ilk müslüman türkler Göktürk boyları içinden çıkmıştır. Dahası ilk müslüman Türk devleti Karahanlılar, Göktürk Devletinin bir uzantısıdırlar. İslamiyetin etrafında çelik bir duvar örerek özünün dejenere olmasını önleyen İmam-ı Azam, İmam-ı Maturidi, İmam-ı Buhari, Bahaeddin-i Buhari vb. alimlerin ve talebelerinin kökeni araştırıldığında yine Türk oldukları görülür. Yine kurulan hemen tüm Müslüman Türk devletlerinin köklerinde Göktürklerin izleri görülür. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRK ELİ'NE DOĞRU</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Sevgili Peygamberimiz'in vefatlarından sonra yeryüzüne dağılan eshabı kiramın önemli bir kısmı, genellikle kökenleri nere ise o bölgelere gidip yerleşirler. Bu dağılma, Efendimizin emri üzerine gerçekleşir. Efendimiz eshabına, yeryüzüne dağılmalarını, yerleştikleri yerlerde evlenmelerini ve özellikle gençlere sahip çıkmalarını emretmişlerdir. Bu sebeple eshabı kiram, gençlerle karşılaşınca; "Merhaba ey Sevgili Peygamberimizin bize emanet ettikleri" diye latife ederlerdi. Horasan'a düzenlenen seferlerin sadece birinde, ordu içerisinde 300 eshabın bulunduğu nakledilmektedir ki bunların büyük çoğunluğu Türkistan'a yerleşmişlerdir. Bunlardan en ilginci Türklerin Arslan Baba adını verdikleri bir sahabedir ki, asıl ismi unutulmuştur. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Hazret-i Hüseyin, Kerbela'da ablukaya alındığında Kufeli Şiilerin ihanetini görünce Emevi komutanı Ubeydullah b. Ziyad'dan, kendisini bırakmasını ister ve Horasan'a gidip orada İslamiyete hizmet etmeyi istediğini bildirir. Hazreti Hüseyin tekrar Medine veya Mekke değil de Horasan'a gitmek istemesinin sebebi de Efendimizin bu bölge halkıyla ilgili eshabına çok önemli işaretler verdiklerini göstermektedir. Eshabdan bu bölgeye giden en ünlü isim, Büreyde b. Husayb'dır. Kabri, Merv şehrindedir. Kırgızistan'a yaptığımız bir gezide Kırgızlar, Oş bölgesinde bir mevkiyi göstererek, "Sevgili Peygamberimizin arkadaşlarına ait bazı kabirler burada idi, ancak zamanla kaybolmuş" dediklerine şahit olmuştuk. </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Horasan'a yerleşen eshabı kiramın rahle-i tedrisinden geçen türkler müthiş bir ivme kazanırlar. Birkaç kuşak sonra bütün İslam dünyasına kan kusturan Şii devletçiklerini teker teker düşürerek vefa borçlarını ödemeye başlarlar. Asya kendilerine dar gelir. Birbiri ardınca cihan devletleri kurarak Batının en batısındaki Kızıl Elma'ya doğru koşarlar. Osmanlılar döneminde ise her bakımdan zirveye erişirler. </span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Eshabı Kiram Türkistana giderken, Türkistan'dan da Medine'ye gelenler olmuştur. Mesela Ozanların Piri diye tanınan Korkut Ata, Medine'ye gelerek Hazreti Ebubekr ile görüşerek müslüman olmuştur.(14) </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRKLERE İLİŞMEYİN</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Sevgili Peygamberimizin, Türklerle sıcak temasa geçilmemesini emrettiklerini bizzat eshabı kiramın uygulamasında da görebilmekteyiz. Hazreti Ömer döneminde yıkılan Sasanilerin de kışkırtmasıyla bazı Türk boyları İslam topraklarına hücum ederler. Bunlar, Göktürk Devletinin yıkılmasından sonra desteksiz kalan Batı Göktürk Devleti bünyesinde yaşayan küçük devletçiklerdir. Bunlara karşılık vermek için Türkistan içlerine akın yapan İslam orduları komutanı Ahnef b. Kays, zafer kazandıklarını ve harekata devam etmek istediklerini bildirir. Hazreti Ömer, bu isteği kesin bir dille reddeder ve "Keşke onlarla aramızda ateşten bir deniz olsaydı" diyerek ileri harekata izin vermez. Yerine eshabdan Büreyde b. Husayb'i komutan olarak tayin eder. İslamın, organize olarak en güçlü olduğu ve peşpeşe dünyanın iki süper gücüne bir arslan gibi atıldıkları bir dönemde, dağınık türklerden korktukları için böyle bir harekata izin verilmediğini düşünmek mümkün değildir. Hazreti Ömer gibi birisini ancak Efendimizin emri durdurabilirdi. Benzeri bir başka olay Hazret-i Muaviye döneminde yaşanmıştır. Horasan valisi Abdurrahman b. Semüre'ye bağlı İslam ordusunun bir kısmı, Türklerin hücumuna karşılık vermek için Ubeydullah b. Ziyad komutasında Türkistan içlerine akınlar yaparlar. Buhara ve çevresini ele geçirirler. Abdurrahman bunu hoş karşılamaz.(15) Ubeydullah da direkt Halife'ye yazarak kazandığı zaferi bildirir. Övgü ve taltif beklerken, Hazret-i Muaviye'nin sert bir cevabıyla karşılaşır; "Anan sana matem tutsun. Harekatı derhal durdur. Onlara neden ilişiyorsun. Vallahi Rasulullah'tan işittim ki, Türkler yavsan otu biten yerlere kadar hakim olacaklardır."</span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜRK HAKANI'NIN KIZI</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size">Efendimiz, peygamberlikle şereflendiklerinde İran Sasani İmparatorluğunun başında kisra olarak Nuşirevan vardır. Bu zat adaletiyle ün yapmıştır. Sadece İranlılar değil komşu ülke insanları dahi onun adaletine hayran kalmışlardı. Nuşirevan, o yıllarda hayli güçlü olan Göktürk Hakanı'nın kızıyla evlenmiştir. Bu evlilikten peşpeşe üç kız dünyaya gelir ki, İslam tarihinin en önemli şahıslarından olurlar. Hazreti Ömer döneminde yıkılan Sasani İmparatorluğu'na mensup önemli kişiler esir olarak Medine'ye getirilir. Aralarında Nuşirevan'ın kızları da vardır. Anneleri Türk Hakanı'nın kızı, Babaları da İran kisrası olan bu nazenin kızlara Hazreti Ömer kıyamaz. Eshabı kiramdan üç ünlü zatın çocuklarıyla evlendirir.[16] Bunlardan Şehr Bânû Ğazele, Hazreti Ali'nin oğlu Hazreti Hüseyn ile evlendirilir. Bundan Zeynel Abidin hazretleri dünyaya gelir.[17] Birisi Hazreti Ömer'in oğlu Salim (veya Asım) ile evlendirilir. Bunun kızından da Emevi halifelerinden Ömer b. Abdülaziz dünyaya gelir ki; adaleti ile ün yaptığı için ikinci Ömer diye anılır. Üçüncü kız Hazreti Ebubekr'in oğlu Muhammed ile evlendirilir. Bu evlilikten Kasım b. Muhammed hazretleri doğar.[18] </span><br />
<br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SONSÖZ</span></span><br />
<span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">B</span>iz, kaynaklardan ulaşabildiklerimizi sizlere aktarabiliyoruz. Ancak, bunların çok sınırlı olduğunu da hemen ifade etmek durumundayız. Bu konuda asıl hizmet verecekler, konuya profesyonel olarak eğilebilecek türk tarihçileri ve hadisi şerif uzmanları olacaktır şüphesiz. Bizim yaptığımız bir kibrit yakmaktan öte değildir. Ehil eller harekete geçerlerse tarihimizde karanlık kalmış noktalar aydınlanmış olacaktır.</span><br />
<br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://tarihvedusunce.blogspot.com/2011/01/masonlarin-dilinden-masonluk.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://tarihvedusunce.blogspot.com/2011/...onluk.html</a></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Tarih ve Düşünce Dergisi, Ekim 1999, Yıl:1 - Sayı:1</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[M. Kemal Paşa'nın Masonluğuna Dair Yeni Bir Vesika - Yesevizade Ş. Alparslan Yasa]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-m-kemal-pasa-nin-masonluguna-dair-yeni-bir-vesika-yesevizade-s-alparslan-yasa.html</link>
			<pubDate>Mon, 11 May 2020 03:50:31 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-m-kemal-pasa-nin-masonluguna-dair-yeni-bir-vesika-yesevizade-s-alparslan-yasa.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kanuni İkaz:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mason olmak suç değildir.</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mason olan birine Mason demek de suç değildir.</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Öyle olsaydı Mason locaları açık olmaz, masonlar faaliyetlerine devam edemezdi.</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sonrasında bu, zaten defaatle neşredilmiş bir meseledir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">O halde Türkiye Cumhuriyet kanunlarına göre bu mevzu hukuka aykırı değildir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yesevizade Ş. Alparslan Yasa'nın kaleminden "M. Kemal Paşa'nın Masonluğuna Dair Yeni Bir Vesika" makalesini buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makaleyi okumak için ve kaydetmek için resimlere tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Makalenin ilk kısmı: </span>(1 Aralık 1978)</span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=149" target="_blank" title="">yevesizade-s-alparslan-yasa-1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 915.68 KB / İndirme Sayısı: 449)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalenin ilk kısmında şunlar yazmaktadır:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İSTİSMAR ALETİ</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Umumen malum olduğu veçhiyle, M. Kemal Paşa memleketimizde -hâşâ- mâbud mertebesine çıkarılmış bir şahsiyettir. Bunu yapanlar da ekseriya ona samimi olarak bağlanmış olanlar değil onu habis emellerinin, menfaat ve hırslarının paravanı yapan istismarcılardır. Suiniyet sahibi bu adamların estirdikleri tedhiş havası yüzünden günahıyla sevabıyla Türkiye tarihinde muayyen bir mevkii olan müşarünileyhin, her çeşit istismardan uzak bir şekilde ilmî-âfâki ölçüler içinde mütalaa edilmesi mümkün olmamaktadır. Bunun tabii bir neticesi olarak da onun hakkında hep müraice bir tavır takınılmakta komünistinden kapitalistine, sosyal demokratından milliyetçisine, hemen herkes için kendi fikirlerini empoze etme uğrunda, bir kalkan vazifesi görmektedir. Öyle ki; hatta Masonluk ve Yahudilik aleyhdarları dahi fikirlerini tutturabilmek için onu kullanmak yolunu seçmişlerdir. Hatta hatta bazı dindar kimselerin dindarlıklarını meşrulaştırabilmek için onun çeşitli sözlerinden medet umdukları, onu mütedeyyin bir kimse olarak takdim gayretine giriştikleri, müşahede edilen bir vakıadır.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Biz bu müraice tavırlardan istikrah ediyoruz. Bu şartlarda -onu sevsek bile- bunu söylemenin ne derece abes olduğunu görüyoruz. Yani riya dolu mevcud şartlarda onu sevmek veya ondan nefret etmek gibi bir tavır, ancak onu günahıyla sevabıyla serbest bir şekilde, hiçbir riyaya sapmaya lüzum kalmadan tenkid etmek mümkün olursa bir kıymeti haiz olacaktır.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">O halde bizim burada Mustafa Kemal ve Kemalizmi tenkide girişmemiz mevzuubahs olmaz. Bütün arzumuz tarihe ışık tutmak, fevkalade ehemmiyeti haiz bir vesikayı karanlıktan çıkarıp istikbalin hür münevverlerine emanet etmektedir.</span>"</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazar bundan sonra 1977'de Yeni Devir Gazetesi'nde yazdığı makalesine atıfla şunları ifade etmektedir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">MASONLUĞUNUN İSBATI</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Bizim için Mustafa Kemal'in Masonluğu meselesi uzun bir zamandır artık hâllolmuş bulunmaktadır. Zira bu husustaki hükmümüz kat'iyetle verilmiştir. "Mustafa Kemal Masondu." Hükmümüz kuru bir iddia değil, kat'i, itirazı gayr-i kabil ilmi-akli delillerin mahsulüdür.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">...</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">I) Mason aleyhdarlarının iddialarının aksine, Mason locaları Mustafa Kemal tarafından kapatılmamıştır. Sadece faaliyetleri (Üstelik hepsinin de değil) bizzat Masonların, Mason teşkilatının, kendileri tarafından bazı sebeplerle muayyen bir müddetle tatil edilmiştir.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">II) Mustafa Kemal, Mason aleyhdarı olmak şöyle dursun, bilakis -en azından- bir Mason muhibbi idi.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">III) Mustafa Kemal'in bütün fikirleri Mason fikirleridir, Masonlukla Kemalizm tamamen çakışmaktadır -ki Mustafa Kemal'in Masonluğuna en kuvvetli delil aslında budur- … Kemalizmle Masonluğun bilaistisna bütün umdelerinin tamamen çakışması, bütün fikirlerinin planlarının, programlarının, hareketlerinin tam bir beraberlik arz etmesi, hasılı her sahada, her şeyiyle evveliyet sırasına nazaran birinin diğerinden mülhem olması!</span></span></span></div>
...<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">CHP'nin fikriyatıyla Masonluk aynileşmiş ve CHP teşkilatıyla Masonluk teşkilatı bütünleşmiştir. Masonluk CHP'nin kendinde ve fikriyatında mündemiç bulunmaktadır.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">IV) Masonların ne büyük bir Mustafa Kemal sevgisiyle meşbu olduklarını meydana koyduk ki; bu derece sevgiyi ancak kendilerinden birine karşı duyabilecekleri bedihidir.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">V) Ve nihayet doğrudan doğruyla Mustafa Kemal ile Masonluğunun tevsikine geçtik. Böyle zikrettiğimiz vesikalardan anlaşıldı ki Mustafa Kemal, 1908 Yahudi Meşrutiyet İnkılabından evvel Selanik'te Vedata Locası'na intisap etmiştir.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Evet mesele bütün bedahetiyle meydandadır. Mustafa Kemal bir Mason aleyhdarı olmak şöyle dursun, bizzat Mason olduğu gibi fikriyatı da Masonlukla çakışmakta, Kemalizm ve Masonluk hem fikri, hem de ameli planda birbirleriyle iç içe bulunmaktadırlar.</span>"</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazar eski yazısına da atıfla bunları ifade ettikten sonra vesikayı nasıl temin ettiği bahsine geçmektedir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">VESİKAYI NASIL TEMİN ETTİK</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">1972 senesinde Fransa'da mukim bulunduğumuz sırada Fransa'nın bir numaralı Mason teşkilatı olan ve Fransa Cumhuriyeti'nin müessisi olup ... iki asırdır Fransa siyasi-içtimai hayatında pek azim bir rol oynayan Fransa Maşrık-i Azami(Grand Orient de France)'nin üç-aylık naşir-i efkarı olan Hümanisme mecmuasından masonluğa dair fevkalade bir kitabın neşredileceğini öğrendik.</span>"</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazar bu bilgiyi öğrendikten sonra Türkiye'ye döndüğünü ve kitabı da Fransa'da doktora yapan bir arkadaşı vasıtasıyla getirttiğini ifade etmekte ve ardından kitabın mündericatına dair bilgiler vermektedir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">MAHİYETİ</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İki cild ve 1500 sahife olan dikkatle tedkik edince gördük ki Mason mecmuasında yazılanlar hiç mübalağa edilmemiş. Hakikaten emsalsiz bir eser.</span>"</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">VESİKA</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İşte tam künyesi: (Dictionnaire universel de la franc maçonneria sous la directionde Daniel Ligou, canception at re-alisation de D. Beresniak, M. Berlewi e M. Psachin. Ed. de Navarre et. Ed. Du Prisme. Paris. 1974. 2 vol. ş. 1500 pp ) şeklinde olan bu dev eserin 91. sahifesinde Mustafa Kemal'in Mason olduğu kaydedilmiştir. (Hem de hiçbir kayd-i ihtirazi olmadan)</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tek cümledeki madde aynen şöyledir: "Asri Türkiye'nin babası, 1938'de vefatında İtalyan Locası Macodenia Risorta et Veritas'ın azası bulunmaktaydı. (Rivista Masonic, Ocak 1973)"</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bu vesika, böylece Mustafa Kemal'in sonradan uykuya yattığı iddiasına son vermiş olmaktadır. Zira Mustafa Kemal, vefatına kadar </span><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Macodenia Risorta et Veritas'ın sadık bir azası olmaya devam etmiştir.</span>"</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalenin son kısmı:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=150" target="_blank" title="">yevesizade-s-alparslan-yasa-2.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.07 MB / İndirme Sayısı: 325)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Kanuni İkaz:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mason olmak suç değildir.</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mason olan birine Mason demek de suç değildir.</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Öyle olsaydı Mason locaları açık olmaz, masonlar faaliyetlerine devam edemezdi.</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Sonrasında bu, zaten defaatle neşredilmiş bir meseledir.</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">O halde Türkiye Cumhuriyet kanunlarına göre bu mevzu hukuka aykırı değildir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yesevizade Ş. Alparslan Yasa'nın kaleminden "M. Kemal Paşa'nın Masonluğuna Dair Yeni Bir Vesika" makalesini buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makaleyi okumak için ve kaydetmek için resimlere tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Makalenin ilk kısmı: </span>(1 Aralık 1978)</span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=149" target="_blank" title="">yevesizade-s-alparslan-yasa-1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 915.68 KB / İndirme Sayısı: 449)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalenin ilk kısmında şunlar yazmaktadır:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İSTİSMAR ALETİ</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Umumen malum olduğu veçhiyle, M. Kemal Paşa memleketimizde -hâşâ- mâbud mertebesine çıkarılmış bir şahsiyettir. Bunu yapanlar da ekseriya ona samimi olarak bağlanmış olanlar değil onu habis emellerinin, menfaat ve hırslarının paravanı yapan istismarcılardır. Suiniyet sahibi bu adamların estirdikleri tedhiş havası yüzünden günahıyla sevabıyla Türkiye tarihinde muayyen bir mevkii olan müşarünileyhin, her çeşit istismardan uzak bir şekilde ilmî-âfâki ölçüler içinde mütalaa edilmesi mümkün olmamaktadır. Bunun tabii bir neticesi olarak da onun hakkında hep müraice bir tavır takınılmakta komünistinden kapitalistine, sosyal demokratından milliyetçisine, hemen herkes için kendi fikirlerini empoze etme uğrunda, bir kalkan vazifesi görmektedir. Öyle ki; hatta Masonluk ve Yahudilik aleyhdarları dahi fikirlerini tutturabilmek için onu kullanmak yolunu seçmişlerdir. Hatta hatta bazı dindar kimselerin dindarlıklarını meşrulaştırabilmek için onun çeşitli sözlerinden medet umdukları, onu mütedeyyin bir kimse olarak takdim gayretine giriştikleri, müşahede edilen bir vakıadır.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Biz bu müraice tavırlardan istikrah ediyoruz. Bu şartlarda -onu sevsek bile- bunu söylemenin ne derece abes olduğunu görüyoruz. Yani riya dolu mevcud şartlarda onu sevmek veya ondan nefret etmek gibi bir tavır, ancak onu günahıyla sevabıyla serbest bir şekilde, hiçbir riyaya sapmaya lüzum kalmadan tenkid etmek mümkün olursa bir kıymeti haiz olacaktır.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">O halde bizim burada Mustafa Kemal ve Kemalizmi tenkide girişmemiz mevzuubahs olmaz. Bütün arzumuz tarihe ışık tutmak, fevkalade ehemmiyeti haiz bir vesikayı karanlıktan çıkarıp istikbalin hür münevverlerine emanet etmektedir.</span>"</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazar bundan sonra 1977'de Yeni Devir Gazetesi'nde yazdığı makalesine atıfla şunları ifade etmektedir:</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">MASONLUĞUNUN İSBATI</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Bizim için Mustafa Kemal'in Masonluğu meselesi uzun bir zamandır artık hâllolmuş bulunmaktadır. Zira bu husustaki hükmümüz kat'iyetle verilmiştir. "Mustafa Kemal Masondu." Hükmümüz kuru bir iddia değil, kat'i, itirazı gayr-i kabil ilmi-akli delillerin mahsulüdür.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">...</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">I) Mason aleyhdarlarının iddialarının aksine, Mason locaları Mustafa Kemal tarafından kapatılmamıştır. Sadece faaliyetleri (Üstelik hepsinin de değil) bizzat Masonların, Mason teşkilatının, kendileri tarafından bazı sebeplerle muayyen bir müddetle tatil edilmiştir.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">II) Mustafa Kemal, Mason aleyhdarı olmak şöyle dursun, bilakis -en azından- bir Mason muhibbi idi.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">III) Mustafa Kemal'in bütün fikirleri Mason fikirleridir, Masonlukla Kemalizm tamamen çakışmaktadır -ki Mustafa Kemal'in Masonluğuna en kuvvetli delil aslında budur- … Kemalizmle Masonluğun bilaistisna bütün umdelerinin tamamen çakışması, bütün fikirlerinin planlarının, programlarının, hareketlerinin tam bir beraberlik arz etmesi, hasılı her sahada, her şeyiyle evveliyet sırasına nazaran birinin diğerinden mülhem olması!</span></span></span></div>
...<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">CHP'nin fikriyatıyla Masonluk aynileşmiş ve CHP teşkilatıyla Masonluk teşkilatı bütünleşmiştir. Masonluk CHP'nin kendinde ve fikriyatında mündemiç bulunmaktadır.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">IV) Masonların ne büyük bir Mustafa Kemal sevgisiyle meşbu olduklarını meydana koyduk ki; bu derece sevgiyi ancak kendilerinden birine karşı duyabilecekleri bedihidir.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">V) Ve nihayet doğrudan doğruyla Mustafa Kemal ile Masonluğunun tevsikine geçtik. Böyle zikrettiğimiz vesikalardan anlaşıldı ki Mustafa Kemal, 1908 Yahudi Meşrutiyet İnkılabından evvel Selanik'te Vedata Locası'na intisap etmiştir.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Evet mesele bütün bedahetiyle meydandadır. Mustafa Kemal bir Mason aleyhdarı olmak şöyle dursun, bizzat Mason olduğu gibi fikriyatı da Masonlukla çakışmakta, Kemalizm ve Masonluk hem fikri, hem de ameli planda birbirleriyle iç içe bulunmaktadırlar.</span>"</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazar eski yazısına da atıfla bunları ifade ettikten sonra vesikayı nasıl temin ettiği bahsine geçmektedir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">VESİKAYI NASIL TEMİN ETTİK</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">1972 senesinde Fransa'da mukim bulunduğumuz sırada Fransa'nın bir numaralı Mason teşkilatı olan ve Fransa Cumhuriyeti'nin müessisi olup ... iki asırdır Fransa siyasi-içtimai hayatında pek azim bir rol oynayan Fransa Maşrık-i Azami(Grand Orient de France)'nin üç-aylık naşir-i efkarı olan Hümanisme mecmuasından masonluğa dair fevkalade bir kitabın neşredileceğini öğrendik.</span>"</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazar bu bilgiyi öğrendikten sonra Türkiye'ye döndüğünü ve kitabı da Fransa'da doktora yapan bir arkadaşı vasıtasıyla getirttiğini ifade etmekte ve ardından kitabın mündericatına dair bilgiler vermektedir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">MAHİYETİ</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İki cild ve 1500 sahife olan dikkatle tedkik edince gördük ki Mason mecmuasında yazılanlar hiç mübalağa edilmemiş. Hakikaten emsalsiz bir eser.</span>"</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">VESİKA</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İşte tam künyesi: (Dictionnaire universel de la franc maçonneria sous la directionde Daniel Ligou, canception at re-alisation de D. Beresniak, M. Berlewi e M. Psachin. Ed. de Navarre et. Ed. Du Prisme. Paris. 1974. 2 vol. ş. 1500 pp ) şeklinde olan bu dev eserin 91. sahifesinde Mustafa Kemal'in Mason olduğu kaydedilmiştir. (Hem de hiçbir kayd-i ihtirazi olmadan)</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tek cümledeki madde aynen şöyledir: "Asri Türkiye'nin babası, 1938'de vefatında İtalyan Locası Macodenia Risorta et Veritas'ın azası bulunmaktaydı. (Rivista Masonic, Ocak 1973)"</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bu vesika, böylece Mustafa Kemal'in sonradan uykuya yattığı iddiasına son vermiş olmaktadır. Zira Mustafa Kemal, vefatına kadar </span><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Macodenia Risorta et Veritas'ın sadık bir azası olmaya devam etmiştir.</span>"</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makalenin son kısmı:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=150" target="_blank" title="">yevesizade-s-alparslan-yasa-2.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.07 MB / İndirme Sayısı: 325)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayasofya'da Bir Cuma Namazı - Sadık Albayrak]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-ayasofya-da-bir-cuma-namazi-sadik-albayrak.html</link>
			<pubDate>Sun, 10 May 2020 13:11:34 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-ayasofya-da-bir-cuma-namazi-sadik-albayrak.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sadık Albayrak'ın "<span style="color: #333333;" class="mycode_color">Ayasofya'da Bir Cuma Namazı" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazıyı okumak veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=148" target="_blank" title="">sadik-albayrak-ayasofya.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1,011.55 KB / İndirme Sayısı: 278)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sadık Albayrak'ın "<span style="color: #333333;" class="mycode_color">Ayasofya'da Bir Cuma Namazı" isimli yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazıyı okumak veya kaydetmek için resmin üzerine tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazı:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=148" target="_blank" title="">sadik-albayrak-ayasofya.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1,011.55 KB / İndirme Sayısı: 278)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şapka Kanununu Tenkid Eden Suudul Mevlevi'nin Sürgünü - Hattat Hamid Aytaç]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-sapka-kanununu-tenkid-eden-suudul-mevlevi-nin-surgunu-hattat-hamid-aytac.html</link>
			<pubDate>Sat, 09 May 2020 17:04:47 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-sapka-kanununu-tenkid-eden-suudul-mevlevi-nin-surgunu-hattat-hamid-aytac.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Büyük Hattat Hamid Aytaç'ın</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"İnkılâb Mezalimi - Türk Milleti'nden Geleceğin Tarihçisine Raporlar" serlevhası altında kaleme aldığı</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"Şapka Kanununu Tenkid Ettiği İçin Sürgüne Gönderilen Hattat" başlıklı hatırasını  buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hattat Hamid Aytaç'ın anlattığına göre İstanbul'un meşhur hattatlarından Suud-ul Mevlevi, Şapka Kanununu tenkid etmiştir. Buna dair yazıları emniyete intikal etmiş ve Ankara'dan gelen talimatla el altından idamı istenmiştir. Tabii hattat bu yazıların kendisine aid olmadığını söylemiştir. Bunun üzerine bilirkişi heyeti oluşturulmuştur. Bu heyette yer alan iki hattattan birisi de Hamid Aytaç'tır. Hamid Aytaç'a Müslüman bir polis bu el altından gelen talimatı söylemiş ve onu kurtarmasını istemiştir. Hamid Aytaç da yazıların Suud-ul Mevlevi'ye aid olmadığına dair bir rapor vermiştir. Hattat bu rapor neticesi idam edilemese de derhal Sinop'a sürgün edilmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak ve kaydetmek için resimlere tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hatıra:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=110" target="_blank" title="">suudul-mevlevi-hatta-hamid-aytac.jpg</a> (Dosya Boyutu: 599.13 KB / İndirme Sayısı: 295)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Büyük Hattat Hamid Aytaç'ın</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"İnkılâb Mezalimi - Türk Milleti'nden Geleceğin Tarihçisine Raporlar" serlevhası altında kaleme aldığı</span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">"Şapka Kanununu Tenkid Ettiği İçin Sürgüne Gönderilen Hattat" başlıklı hatırasını  buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Hattat Hamid Aytaç'ın anlattığına göre İstanbul'un meşhur hattatlarından Suud-ul Mevlevi, Şapka Kanununu tenkid etmiştir. Buna dair yazıları emniyete intikal etmiş ve Ankara'dan gelen talimatla el altından idamı istenmiştir. Tabii hattat bu yazıların kendisine aid olmadığını söylemiştir. Bunun üzerine bilirkişi heyeti oluşturulmuştur. Bu heyette yer alan iki hattattan birisi de Hamid Aytaç'tır. Hamid Aytaç'a Müslüman bir polis bu el altından gelen talimatı söylemiş ve onu kurtarmasını istemiştir. Hamid Aytaç da yazıların Suud-ul Mevlevi'ye aid olmadığına dair bir rapor vermiştir. Hattat bu rapor neticesi idam edilemese de derhal Sinop'a sürgün edilmiştir.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Okumak ve kaydetmek için resimlere tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hatıra:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=110" target="_blank" title="">suudul-mevlevi-hatta-hamid-aytac.jpg</a> (Dosya Boyutu: 599.13 KB / İndirme Sayısı: 295)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.Beytullahimzaoglu.com</a></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alafranga Türkçe - İsmail Hami Danişmend]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-alafranga-turkce-ismail-hami-danismend.html</link>
			<pubDate>Sat, 09 May 2020 03:08:18 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-alafranga-turkce-ismail-hami-danismend.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İsmail Hami Danişmend'in "Alafranga Türkçe" yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makale:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=107" target="_blank" title="">alafranga-turkce.jpg</a> (Dosya Boyutu: 934.38 KB / İndirme Sayısı: 278)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Kaynak: </span><a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="color: #0072bc;" class="mycode_color">www.Beytullahimzaoglu.com</span></a></span></span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İsmail Hami Danişmend'in "Alafranga Türkçe" yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makale:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=107" target="_blank" title="">alafranga-turkce.jpg</a> (Dosya Boyutu: 934.38 KB / İndirme Sayısı: 278)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Kaynak: </span><a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="color: #0072bc;" class="mycode_color">www.Beytullahimzaoglu.com</span></a></span></span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zavallı II. Abdülhamid - İsmail Hami Danişmend]]></title>
			<link>https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-zavalli-ii-abdulhamid-ismail-hami-danismend.html</link>
			<pubDate>Sat, 09 May 2020 03:04:13 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.beytullahimzaoglu.com/member.php?action=profile&uid=1">Beytullahimzaoglu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.beytullahimzaoglu.com/konu-zavalli-ii-abdulhamid-ismail-hami-danismend.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İsmail Hami Danişmend'in "Zavallı &lt;Kızıl Sultan&gt;" yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makale:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=106" target="_blank" title="">abdulhamid-1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.05 MB / İndirme Sayısı: 301)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Kaynak: </span><a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="color: #0072bc;" class="mycode_color">www.Beytullahimzaoglu.com</span></a></span></span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İsmail Hami Danişmend'in "Zavallı &lt;Kızıl Sultan&gt;" yazısını buradan okuyabilirsiniz.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Yazıyı okumak için veya kaydetmek için resme tıklamanız kâfi olacaktır.</span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Makale:</span></span></span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://www.beytullahimzaoglu.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=106" target="_blank" title="">abdulhamid-1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.05 MB / İndirme Sayısı: 301)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span></span></div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"> İktibaslarınızda bu sayfayı şu şekilde <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kaynak gösteriniz:</span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #333333;" class="mycode_color">Kaynak: </span><a href="http://www.beytullahimzaoglu.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="color: #0072bc;" class="mycode_color">www.Beytullahimzaoglu.com</span></a></span></span><br />
<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">...</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>